zaman gençlik ekinin hieeyt park kısmında çıkan yazı'm, buraya da aktarmak istedim.
kırmızı bisiklet hakkında
Kardeş'ime Mektup
İnsanlar arasında yalnızlık, bayramlar, seyranlar içinde hüzün, sevgililer içinde aşksızlık benimki. Çekip gitmek niyetim, varsın bir garip seyyah desinler, nereye göçeceğime gelince kendime dönmek niyetim...
Yanmak niyetim, bana ateş lazım kardeşim Yasin. Beyaz tenimle örtmeye çalıştığım kırmızı yüreğim tik tak tik tak atmakta; ama ölümün tadı var damağımda, sonsuzluk özlemindeyim. (Sahi Yasin, sonsuzluk nedir?)
Biliyorum oralarda bir yerlerde, sesimi duyuyorsun. Gözyaşlarımı hissediyorsun, sessiz hıçkırıklarımı duyuyor ve benim yerime yaşıyorsun. Kilitlensin sessiz hıçkırıklarım, aksın doyasıya gözyaşlarım ve yaşasın yerime yaşayan.
Biliyorsun kardeşim, benim bisikletim yoktu... Şehrin boş sokaklarında uçmayı, kanatlanmayı beceremedim hiç. Şehrin boş duvarlarına bakarak büyüdüm ben. Gökyüzü yalnızca evimizin tavanıyla sınırlı kaldı. Kanatlarım ıslak kaldı, açamadım, uçamadım da... Benim en iyi köpeğim, kedim, kuşum da olmadı.
En iyi arkadaşım, kırmızı tahta atım... Nerede acaba şimdi? Hâlâ parlıyor mu gözlerindeki kara elmaslar; hâlâ kırmızı mı rengi?.. Kırmızı atım. Bir anda çıkıp geleceksin, biliyorum, bekliyorum.
Bir de, Ferhan abim vardı benim, Fatih’in Akşemseddin’i misali. Yaşamayı, insana değer vermeyi, kuşları, dünyayı, kelebek ve çiçekleri ondan öğrendim. Ferhan abiyi de sevdim, önceleri severdim; büyüdükçe daha çok sevdim. Büyüdükçe yalnızca bedenim büyümedi. Dünyam da, düşlerim de büyüdü. ‘Ah’larımı yaşanmışlıklarıma batıracağım ve öylesine geçip gideceğim bu köprüden.
İstanbul beni aldı, kaybettim kendimi, hükümlüdür.
Ve İstanbul beni ayırdı benden, ayrıldım benden, ayrıkım, aykırıyım.
Ve şimdi; İstanbul bunaltıyor beni.
Şu yaşıma kadar tek bir şey öğrendim.
Bir patroniçe ile bir çocuğun gülümsemesi aynı değilmiş ve bir çocuğun bir ikonaya âşık olması günahmış.
Çocukluk anılarım toplanın saklambaç oynuyoruz... Yumdum... Saklanın... Önüm, arkam, sağım, solum sobe. Saklanmayan ebe. Kaybolun-kayboldum ben.
Ve kardeşim, seni kaybettiğimden beridir uluorta dağıttım kendimi, omuzlarım iyice daraldı, yüzüm yere döndü, kafamı kaldırmadım bir daha da.
Buradan yetkililere sesleniyorum: 12 yaşına gelebilen her çocuğa 12. yaş gününde doğum günü hediyesi olarak bir bisiklet alına! Mümkünse kırmızı renkli olanlarından (21 yaşında pek işe yaramıyor.) Sana söz veriyorum bir gün kanatlarımı açacağım.
|