Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kişisel Gelişim » Başarı Öyküleri & Başarı Taktikleri » Şuuraltinin Şİmdİ Zamani

Başarı Öyküleri & Başarı Taktikleri Kimler nasıl başarılı oldu? Başarılı hayatlardan alınacak dersler, taktikler...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 12-13-2006, 15:47   #1 (permalink)
Sahip :p
 
Tunaltay kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 10,998
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 13548
Rep Derecesi: Tunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond repute
Tunaltay is offline  
Varsayılan Şuuraltinin Şİmdİ Zamani


İnsan beyninin(beynin ruhsal mekanizmasının) insanların çoğunun bilmediği bir özelliği vardır. İnsanların verdiği emirleri uygulamaya koyar ve daha sonra verilen emir-kabul edilmesi şartıyla- insanlar unutsa da yerine getirilir. Psikologlar bu durumu “şuuraltı mekanizmasının” bir özelliği olarak tanımlıyorlar.

Verilen emir ne olursa olsun mutlaka yerine getirilir. Emir zamanla veya konuyla ilgili olabilir. Saat 4.25’te Yaşar Beyle randevusu olduğunu düşünen ve bu saatte randevusunun kendisine haber verilmesini emreden kişi-çelişkili ve disiplinsiz yaşamıyorsa- emrettiği dakikada randevusu kendisine bu mekanizma tarafından hatırlatılır. Kendi hayatımdaki disiplinsizlik sebebiyle ben bu kabiliyeti yeterince geliştiremedim; ancak yıllar önce çok sevdiğim değerli büyüğüm İrfan Özçelik’te bu kabiliyetin keskin bir örneğini gözlemledim. Keçiören’de oturduğumuz sıralarda İrfan Bey sabah namazlarında evimize gelir ve namazımızı birlikte kılardık. Sabah namazı için istediği zamanda uyanabileceğini öğrendim. Bir gün misafirimiz olduğunda sözleştiğimiz gibi- yanlış hatırlamıyorsam- saat 5.27 de uyandığına ve beni uyandırdığına şahit oldum. Şüphesiz şuuraltı her insanda emre böylesine dakik itaat etmeyebilir. Ama geliştirilebilir bir kabiliyettir bu.

Konuyu biraz daha genişletelim. Bahsini ettiğimiz olay şuuraltına hedef göstermekle ilgilidir. Eğer hedefi gösterir, sonra açıkça tanımlar, sonra da şuuraltımızı ikna eder ve kendimizi hedefe kilitlersek hedefi sık sık unutmamızın hiç önemi yoktur. Beynimiz biz uyurken bile emrettiğimiz hedef üzerinde ilerlemektedir. Şuuraltı bütün mesaj algı girişlerini ve düşünce mekanizmasını hedef konusunda açık tutar. Bu açıklık son derece önemlidir.

Yazar olmaya karar verdiğimizi ve yukarıdaki şekilde hedefimizi tanımlayarak şuuraltımızı ikna ettiğimizi varsayalım. Olanlara bakınız. Beynimiz bizim kontrolümüze ihtiyaç duymadan her fırsatta yazarlık kabiliyeti üzerinde “yorumlar” üretecektir. Bu kendi içsel hayal mekanizmamızla ilgilidir. Birileri kendi aralarında konuşurken beynimiz, (beyin şuursuz bir et parçasından farklı değildir, biz beynimiz derken beyni bilinç dahilinde veya bizim bilincimiz haricinde kontrol eden şuuru kastediyoruz) konuşulanlar arasında konumuzla ilgili unsurları otomatik olarak yakalayacaktır. Ve otomatik sistem bizi yeni bilgileri bilinçli olarak yoğurmaya zorlayacaktır. Zaten bu zorlamaya karşı direnirsek şuuraltına verdiğimiz emirle çelişmiş oluruz ve şuuraltı emri değiştirmeye başlar.

Bir başka çok önemli durum daha var. Bunun bazı eserlerde savunulduğunu görerek kendi hayatımda tatbik etmek istedim. Aldığım sonuç çok ilginçtir. Yukarıdaki örnek çerçevesinde konuşursak, bizim ihtiyarımız olmadan bir “el” bizi yazarlıkla ilgili merkezlere sürükler. Ya da yazarlıkla ilgili merkezler bize doğru sürüklenir. Bu ruhsal çekiş mekanizmasının nasıl olduğunu doğrusu ben de henüz öğrenemedim. Ancak Anthony Robins’in “Şans fırsatlara hazırlıklı olmaktır” şeklindeki sözünün bu durumu tanımladığını vurgulayalım. Yani yapılması gereken şey kişinin hedef noktaya kendini çok iyi hazırlamasıdır. Sonra bir el ya insanı götürüp o hedefe oturtuyor ya da o hedef insanın ayakları altına getirilip bırakılıyor. Önemli olan hedefin gerçekleşmesidir yoksa gerçekleşme biçimi ayrı bir konudur. Kayyum-u Bakinin koyduğu ve koruduğu ilginç bir işleyiş...

Beynin hem bilgi bakımından hedefle ilgili konularda teçhiz edilmesi , hem de hedefle kişinin birleştirilmesinin beynin “hedefe açık tutulmasından” geçtiğini tekrar edelim. Ümit ederim söylemeye çalıştığım hususu yeterince açıklayabildim.
Şimdi bize hedefi nasıl tanımlayacağımız, hedefe nasıl kilitleneceğimiz, zihnin hedefe nasıl açık tutulacağı ve verilen emre şuuraltının nasıl ikna edileceği sorulacaktır tahmin ederim. Ümit ederim bunların cevaplarını önümüzdeki aylarda tartışmaya fırsatımız olur.

Yalnız burada küçük bir noktaya değinelim. Şuuraltının insanda otomatik davranışa dönüştürdüğü emirler insanın aynı şekilde yapa geldiği emirlerdir. Örneğin tenkit edildiğinde kendini gülmeye alıştıran kişi artık her tenkit edildiğinde bilincine başvurulmaksızın otomatik olarak güler. Oysa-bir başka örnek- gül çiçeğini “bir gün seviyorum, bir gün sevmiyorum” diyerek verdiği emirleri birbiriyle çeliştiren insanın şuuraltı o kişinin gül çiçeğini sevip sevmediğine karar veremez. Dolaysıyla kişi gerektiğinde her defasında gül çiçeğini sevip sevmediğini düşünmek zorundadır.
Ayrıca şuuraltı olumsuz emirleri de tersinden anlar. Olumsuzluğa itaat etmez. Aklına “tavuk yemek” düşen kişi bu düşünce baskınken “ben tavuk yemeyi düşünmeyeceğim” derse her defasında bu düşünce daha güçlü olarak ona hücum eder. Düşünceye, onun ürünü olan davranışa, onun ürünü olan alışkanlığa ve onun ürünü olan karaktere doğrudan hücum eden kişi bütün bunların daha güçlü olarak kendisini kuşattığını görür. Oysa çare bütün bunların yönlerinin değiştirilmesidir. Bu son örnekte, birkaç defa “ tavuk yerine balık yiyeceğim” diyen kişi farklı sonuç alır.

Bir üçüncü nokta, şuuraltı gelecekle ilgili emirleri sürekli geleceğe atar. Çünkü-insan ruhunun özelliği olan şuuraltı insan ruhu gibi- “sonsuz şimdi” zaman düzlemindedir. Dünü ve yarını ayrı yaşamaz. “Ben namaza başlayacağım” diyen kişi elli yıl geçer ve hala başlayamaz. Çünkü elli yıl sonrası geldiğinde şuuraltı hala “ilerde bir gün namaza başlayacaksın” emrinden haberdardır. Bunun yerine kişi -gerçekte yapmasa da- “ben yaptım veya yapıyorum” demelidir. Bunlar şuuraltının ikna mekanizması için sadece birkaç husus. İnsan ne acayip bir bilinmez değil mi?

Muhammed Bozdağ
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?





Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 02:38.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382