|
||
![]() |
|
|
|
|
#1 (permalink) |
|
dalgalandım da duruldum
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Mesaj: 3,938
Tecrübe Puanı: 52
Rep Puanı: 4653
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
LÜTFÜ Ö.AKAD (İstanbul, 1916) Sekiz yaşında okula başladı. Nişantaşı'nda Cami Mektebi'nden sonra Sainte d'Arc Fransız okuluna devam etti. 22 yaşında Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. 1942'de İstanbul Yüksek Ticaret Okulu'nun maliye bölümünden mezun oldu. Askerlik dönüşü muhasebecilik yaptı. Kısa bir süre Osmanlı Bankası'nda, daha sonra da Lale Film şirketinin muhasebesinde çalıştı. Amatör resim çalışmaları yaptı., edebiyat dergilerine gençlik şiirleri yazdı. Şişli Halkevi'nde dekor yaptı, Beyoğlu Halkevi'nde sahneye oyun koydu. Amatör oyuncu olarak sahneye çıktı. Tiyatro dergilerinde tiyatro üzerine yazdı. İçlerinde Baha Gelenbevi ve Şakir Sırmalı'nın da olduğu bir grupla Beş Sanat adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. 1946'da Şakir Sırmalı'nın yönettiği Domaniç Yolcusu adlı filmin yapım yönetmenliğini üstlenerek sinemaya ilk adımını attı. Daha sonra Erman Film'e muhasebe müdürü olarak girdi. 1948'de Seyfi Havaeri'nin yönettiği Damga adlı filmin yarım kalan nikah sahnelerini çekti. Aynı yıl Vurun *****ye adlı filmle yönetmenliğe başladı. Taksim Sineması'nda 4 hafta vizyonda kalan film tüm ülkede coşkuyla karşılandı, hasılat rekoru kırdı. 1952'de gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak çektiği, Ayhan Işık'ı üne kavuşturan Kanun Namına başyapıtlarından biri oldu. Muhsin Ertuğrul sonrası "sinemacılar dönemi" olarak adlandırılan yıllara ilk önemli yönetmen olarak damgasını bastı. Ayrıca 1952'den başlayarak 1955'e kadar Öldüren Şehir'le sürdürdüğü polisiye türdeki büyük kent filmleri modasını başlattığı gibi birçok yönetmeni de etkiledi. 1955'te Yaşar Kemal'le yaptığı işbirliği sonucu kamerasını kırsal kesime çevirdiği Beyaz Mendil'le ikinci önemli filmini yaptı. 1959'da Attila İlhan'ın senaryosundan bazı bölümleri değiştirerek aktardığı Yalnızlar Rıhtımı sinema yazarları arasında çeşitli tartışmalara yol açtı. Özellikle senaryo ve mizansen açısından acımasızca eleştirildi, ancak aynı zamanda kimi yazarlardan da övgüler aldı. 1960'lı yıllarda Ulusal Sinema, Halk Sineması, ATÜT Sineması gibi kavram kargaşaları sürüp giderken Yılmaz Güney'le yaptığı çalışma sonucu ortaya çıkan Hudutların Kanunu Akad sinemasının ikinci ve yeni döneminin başlangıcını oluşturdu. Hudutların Kanunu'yla başlayıp Ana ve Kızılırmak Karakoyun'la sürdürülen bu "Anadolu üçlemesi"nden sonra 1970'li yıllarda Türk sinema tarihinin en önemli ikinci "üçlemesi"ni gerçekleştirdi: Gelin'le, Düğün'le ve Diyet'le bir iç göç üçlemesi... Akad, sinema filmlerinin yanısıra 1964'le 73 arası sayıları ona varan (Tanrının Bağışı Orman, Bir Gazetenin Hikayesi, Ünilever, Ormancılığımızda Dün ve Bugün, Ormanları Koruma, Ormanların Ekonomik Değeri, Orman Yetiştirme-Ağaçlandırma, Orman-Köy İlişkileri, Orman Endüstürisi, Ormanın Ruhsal Sağlıkla İlgisi) belgesel yönetti. Topuz, Ferman, Pembe İncili Kaftan, Diyet, Emekli Başkan, Çekiç ve Titreşim, Kuma ve Isı ise yıl sırasına göre çektiği TV filmleri. Akad ayrıca, hiç istemeyerek de olsa, 1970'li yılların başında salgına dönüşen "fotoroman modası"na uyarak Saklambaç gibi günlük magazin gazetelerine Yalanın Ötesinde, Ellerin Günahı Ne gibi çalışmalar yaptı. 1974'ten beri sinema filmi çevirmeyen Akad, sadece Mimar Sinan Üniversitesi Sinema bölümünde öğretim üyeliğini sürdürüyor.
__________________
Yaşamak,gecenin tüm karanlığına rağmen, buğulu bir cama güneşin resmini çizebilmektir |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
| Görünüm Modları | |
|
|