|
||
![]() |
|
|
| Biyografi Tarihe, bulundukları ülkede önemli işlere damga vurmuş kişilerin biyografilerini okuyacaksınız |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
dalgalandım da duruldum
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Mesaj: 3,938
Tecrübe Puanı: 52
Rep Puanı: 4653
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İ spanya’nın kültür merkezi Cordoba’da doğan Lucius Annaeus Seneca (İÖ 4-65), Roma’ya küçük yaşta teyzesi tarafından getirilmiş ve Mısır valisinin eşi olan bu kudretli kadının gözetiminde büyümüştür. Babası atlı sınıfına (equites) üyedir ve derlediği söylevlerle Latin edebiyatında “Rhetor Seneca” olarak tanınan önemli bir kişidir. Seneca, ailesinin varlıklı olması sayesinde ünlü felsefeciler ve söylev ustalarından (rhetor) eğitim almış ve bilgelik sevgisi yüzünden genç yaşta rhetorica’dan (söylev sanatı bilgisi) sıyrılmış ve felsefe eğitimine ağırlık vermiştir. Pythagorasçı Sotion’dan dersler alarak onun gibi etyemez olmuş ve ruhun ölümsüzlüğüne inanmıştır. Daha sonra Attalus’a bağlanıp güzel kokulardan, şaraptan, istiridye ve mantar yemekten ve yumuşak bir yatakta uyumaktan vazgeçmiştir. Kynik Demetrius’u ve Papirius Fabianus’u da hararetle dinleyen Seneca’nın felsefeye olan aşırı düşkünlüğü babasını telaşlandırmıştır; çünkü İmparator Tiberius gençliği saran bu felsefe akımlarına hiç sıcak bakmıyor, garip kılıklı ve tavırlı bu kişileri Roma’dan uzaklaştırıyordu. Ayrıca Seneca’nın, yaptığı perhizlerden dolayı zaten narin olan bünyesi daha da bozulmuştu, sağlığı iyice kötüye gidiyordu. Babası, oğlunun sağlığını düzeltmek ve felsefeden uzaklaştırmak için onu ilk önce Pompei’ye, sonra Mısır’a gönderdi. Roma’ya İS 31 yılında dönen Seneca, kendini siyasete verdi ve quaestorluk (idam cezası vermeye yetkili hakim) elde ederek mahkemede avukatlık yapmaya başladı. Fabianus’tan öğrendiği keskin çelişkiler içeren, imalarla dolu kısa cümleli ifadeler kullanmada oldukça başarılıydı. Kıskanç İmparator Caligula’nın deyimiyle “kum taneleri” gibi akıp giden üslubu ölüm nedeniydi. Böyle başarılı bir konuşmacının kendi Roma’sında yeri yoktu. Ancak saraydaki bazı kişiler Seneca’nın hasta bir insan olduğunu ve çok az bir ömrü kaldığını söyleyerek İmparatoru zor ikna etti ve ünlü bir düşünürün yaşamını bağışlattı. Seneca, Caligula’nın ölümünden sonra başa geçen Cladius zamanında saray yaşamına ve dolayısıyla birtakım dedikodulara karıştı. Cladius’un kardeşi Germanicus’un kızı Iulia Livilla ağabeyini öldürmek isteyenlerle birlikte olduğu için, Cladius’un imparatorluğundan önce İS 37 yılında Korsika’ya sürgüne yollanmıştı. Amcası başa geçtiğinde onu sürgünden geri çağırdı, ama İmparatoriçe Messalina, Livilla ile Seneca arasında bir ilişki olduğuna ilişkin dedikodular çıkarınca, Seneca İS 41’de Korsika’ya sürgüne yollandı. Livilla ise öldürüldü. Seneca sürgündeki yaşamını felsefe yapıtları yazarak, bilim ve şiirle uğraşarak geçirdi. İlk yıllar kolay geçti, ama sonraki yıllarda Roma’ya dönme arzusu yüreğini iyice kaplayınca, Cladius’un azatlısı Polybius’a kardeşinin ölümünden dolayı yazdığı Ad Polybium De Consolatione (Polybius’a Teselli Üzerine) başlıklı yazısında hem ona hem de imparatora adeta yalvarmıştır. Ayrıca yine aynı ruh durumuyla annesine yazdığı Ad Helviam Matrem De Consolatione (Annem Helvia’ya Teselli Üzerine) yazısında da annesinden çok kendini teselli eder gibidir. Bütün bu yakarılarına karşın Seneca Roma’ya ancak Livilla’nın kardeşi Agrippina zamanında dönebilmiştir. Genç Prens Nero’nun annesi Agrippina, tanınmış bir edebiyatçının, oğlunun eğitiminde önemli bir rol oynayacağını düşündüğü için Seneca’yı sürgünden çağırtmıştı. Nero’nun tüm eğitimini üstlenen Seneca, ona çağının önemli kültür konularıyla ilgili dersler vermiş, ancak Agrippina’nın felsefeye pek sıcak bakmaması nedeniyle bu konulardaki derslerine bazı kısıtlamalar getirmek zorunda kalmıştır. İS 54 yılında Claudius öldüğünde Nero onaltı yaşında İmparator ilan edilince, Seneca muhafız kıtası komutanı Afranius Burrus ile birlikte idarede söz sahibi olmuştur. Ama filozoflara yakışmayacak yaşam tarzı ile savunduğu düşünceler uyuşmadığı için hakkında dedikodular çıkmasına engel olamamıştır. Bu arada Nero tümüyle anormal davranışlar içine girmiş ve annesi Agrippina’yı öldürtmüştür. Bunun ardından Burrus’un zehirlenerek öldürülmesi Seneca’yı saray yönetiminde tek başına bırakmıştır. Bunun üzerine tüm servetini imparatora bırakarak özel yaşamına çekilmeye karar veren Seneca, bu düşüncesini Nero’ya açmış, ancak reddedilmiştir. İS 64’te meydana gelen büyük Roma yangınından sonra bu önerisini yinelediği halde imparator tarafından ikinci kez reddedilmiştir. Ancak Seneca bu kez kararlı davranmış, Nero’dan aldıklarının bir kısmını geri vererek siyasetten ayrılmıştır. İS 61-65 yılları Seneca’nın kendini tümüyle felsefeye verdiği en verimli dönemi oldu. Ancak İS 65’te Piso’nun başı çektiği Nero’ya karşı düzenlenen bir suikast girişimine adı karıştığı için, İmparator tarafından kendini öldürmesi emri verildi. Bütün yaşamı boyunca ölümün hiçe sayılması gerektiğini savunmuş olan Seneca, bu emri metanetle karşıladı ve İS 65’te damarlarını keserek intihar etti. Felsefe yapıtları dışında tarih, edebiyat, coğrafya, fizik gibi çok çeşitli alanlarda da yapıt veren ve bu yapıtlarıyla çağdaşlarını ve sonraki kuşakları derinden etkileyen Seneca’dan elimize geçen kitaplar çoğunlukla ahlak üzerinedir. Diğerleri kaybolmuş ya da bazı değişikliklere uğrayarak günümüze ulaşmıştır. Yazar, kitaplarında sözcük bakımından hayli zengin, kısa cümleli, açık ve canlı bir anlatım biçemi kullanmaktadır. Bunlar şiir ve düzyazı yapıtlar olarak ikiye ayrılıp incelenebilir: Şiir alanındaki yapıtlarının en önemlisi, ancak üç tanesinin kesin olarak Seneca’ya ait olduğu saptanan 70 kadar epigramdır. Bunları, oynanmaktan öte okunmak için yazılan Tragedia’lar izler. Bu yapıtlar Seneca’nın Nero’ya devleti nasıl yönetmesi gerektiğine dair öğütlerini içermektedir. Sekizi Yunan, biri Roma konulu olan dokuz Tragedia’nın adları şöyledir: Hercules Furens (Çıldıran Hercules), Medea, Troiades (Troyalı Kadınlar), Phaedra, Agamemnon, Oedipus, Hercules Oeta’da, Phoenissae (Fenikeli Kadınlar), Thyestes. Ayrıca Seneca’nın olup olmadığı tartışılan, ama yine de onun Tragedia’ları arasında geçen Roma konulu Octavia. Düzyazı alanındaki yapıtların konuları felsefi nitelikte olup diyalog tarzında yazılmıştır ve yazarın felsefe öğretisini açık bir biçimde yansıtır. Dialogi adı altında bilinenler şunlardır: Teselli niteliğindeki ilk üç yapıt: Ad Marciam de Consolatione (Marcia’ya Teselli), Ad Helviam Matrem de Consolatione (Annem Helvia’ya Teselli), Ad Polybium de Consolatione (Polybius’a Teselli). Ethik öğretisi içeren yedi yapıt : De Providentia (Tanrısal Öngörü), De Constantia Sapientis (Bilgenin Sarsılmazlığı), De Ira (Öfke), De Vita Beata (Mutlu Yaşam), De Otio (Boş Zaman), De Clementia (Hoşgörü), De Beneficiis (İyilikler), Naturales Quaestiones (Doğa Sorunları). Ahlak Üzerine Mektuplarını içeren ve Nero tarafından Sicilya’ya vali olarak atanan Lucius’a yazdığı Epistulae ad Lucilium (Lucius’a Mektuplar) ya da Epistulae Morales (Ahlak Mektupları). 124 mektuptan oluşan bu yapıtında, Roma stoacılığının anahatlarını görmek mümkündür. Bunlardan başka, yarı şiir yarı düzyazı olarak Claudius’un ölümünden sonra kaleme alınan ve İmparatorun onu sürgüne göndermesi yüzünden duyduğu nefreti dile getiren Divi Claudii Apocolyntosis
__________________
Yaşamak,gecenin tüm karanlığına rağmen, buğulu bir cama güneşin resmini çizebilmektir |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|