|
||
![]() |
|
|
| Deneme, Hikaye & Öykü Birbirinden güzel denemeler, hikayeler ve öykülerin arasında buluvereceksiniz kendinizi... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
яüzgαя
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Apr 2007
Mesaj: 903
Tecrübe Puanı: 11
Rep Puanı: 999
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Ben o zamanlar çocuktum. Hangi zamanlar demeyin, bundan önceki zamanlar işte.
Böyle, yüreğime sancılar girerdi. Kuşlarım uçup giderlerdi kafeslerinden ortaklık sakinleşene dek.Bir ben kalırdım, bir de kahrolası sancılar. O zamanlar anlamazdım, iki lafı bile bir araya getirmezdim. Hep susardım?
Yerli yersiz tutan susuzluğum ve susmalarım çocukluğumdan benim.
Bazen sokaktan çocuk sesleri gelirdi. Gider cama yaslanır, ellerimi kafamın arasına sıkıştırır, çocukları izlerdim. Bir adam eliyle çevirdiği salıncak çarkında, on iki çocuğu sallardı. Kahkahaymış kulağıma gelen sesler. Çocukların yüzünü güle çeviren bir salıncak çarkının taburesine zincirlenip, dönmekmiş. Bense zincirlerimden hiç kurtulamadım... Hep anlamsız çiziklerle doldururdum telefon rehberini. Arayacaklarımın listesi uzardı da, uzardı. Ama o zamanlar, hangi tuşla kime ulaşacağımı bilmezdim ahizeyi kaldırınca. Beklerdim ki koca kız olayım. Telefon sehpasının yanına gelir, ellerimi kafasımın arasına sıkıştırır, susardım...
İçimden ona kadar sayardım...
Bana öğretilen en büyük sayıydı on, ötesine varamazdım. Böylece yalnızlığım ondan öte gitmezdi.
Bir gün, mutfağa girmiştim. Canım üzerinde inek resmi olan kutudakinden çekmişti. Boyum bir metre olmalı ki, parmaklarımın ucunda tezgaha uzanmıştım. Nasıl olduysa, zoraki tuttuğum bardağı, elimden kaydırmıştım. Annem gelmiş bakmaya. Ben hemen masanın yanındaki sandalyeye oturmuş, ellerimi kafamın arasına sıkıştırıp dalmışım. Annem ne varsa halimde, gözünden iki damla yaş akıtıp, bana sarılmıştı. Bir de gözlerimden öpmüştü. "Ömr-ü baharım" demişti de, susmuştum. Anlamamıştım "ömr-ü bahar" ne demek.
Sonra aradan yıllar geçmişti. Kafamı ellerimin arasına sıkıştırdığım kare ile tanır olmuşlardı beni. Nerden bulduysam bulup çıkarmıştım o kareyi dün yine.
Biri geldi dün ve şey dedi: "Hiç değişmemişsin küçük hanım"
Şaşırdım. Tamam, ağladım...
Hak vermem gerekti belki, lakin sustum!
Beni susturan çocuksu nedenlere ağladım, şimdiki suskunluklarıma anlam veremeksizin?
"Kafamı ellerimin arasına sıkıştırdım...
Daldım... Bu suskunluğu kabul etmek o kadar zor ki!" Düşsel gerçekliğim belki de bu benim... |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|