|
||
![]() |
|
|
| Deneme, Hikaye & Öykü Birbirinden güzel denemeler, hikayeler ve öykülerin arasında buluvereceksiniz kendinizi... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
...KOMİSER VEDAT...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Dec 2006
Konum: İzmir
Mesaj: 2,551
Tecrübe Puanı: 40
Rep Puanı: 3516
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Yıl M.Ö. 3000 yılları civarıydı galiba. Babam ve dedemle Nil nehrinin kenarına oturmuş bugün kazandığımız parayı hesap ediyor, yine aç kalacağımızdan dert yanıyorduk. Firavun Keops başa geçmiş ilk iş olarak da mezarcı ustalarını yanına çağırmıştı. Gitmezsek kendi mezarımızı kazmamız gerektiğini bildiğimiz için hemen yola koyulmaya karar verdik. Bu sıralar işler kesattı zaten Abydos'da gunde 10 kişi anca ölüyor 5 mezarcı olduğu için kişi başı 2 cenaze düşüyordu. Bu da geçinmemizi bayağı bir zorlaştırıyordu. Hemen hazırlıklarımızı yaptık Teb' e doğru yola koyulduk Firavun’un sarayına geldiğimizde bizden başka 25 mezarcı ustasının çağırıldığını gördüm Keops bize kendisini obur dünyaya taşımak için çok büyük görkemli bir yapı yapmamızı yoksa bizi kedilere mama yapacağını söyledi. Herkesin bir proje yapmasını emretti, "En iyisini seçeceğim ve onu yapanı altınlara boğacağım" diyerek bizi gaza getirmeye uğraştı Neyse bir iki hafta sonra herkesi geri çağırdı. Projelere falan baktı. Ben hasta olduğum için fazla uğraşamamış aklımda kalan piramit tarzı bir şey getirebilmiştim sadece. Herkes koca koca saray benzeri şeyler yapmış, benimki yanlarında baya bir sönük kalmıştı. Firavun hepsine dikkatlice baktı. Benim projeme sıra geldiğinde ben kelleyi kurtaramayacağımı böyle bir şey yaptığım için asılacağımı tahmin ediyordum. Neyse bir şey demedi sıradan devam etti bakmaya, ben derin bir ohh çektim. Sonra sıra değerlendirmeye geldi. Firavunun o saray tarzı yapılardan birini seçeceğine kesin gözüyle bakılıyordu. İlk benim adım söylendiğinde ben "Bırakın beni yaşamak istiyorum, hastaydım fazla uğraşamadım lütfen beni affedin" diyerek firavunun ayaklarına kapandım. Askerler beni kaldırırdılar ve firavun benim projemi beğendiğini söyledi. Sonra ben bir iki gün öyle baygın yatmışım. Ayıldığımda babam ve dedemi gördüm. "Siz de mi öldünüz vah vah firavun hepimizi öldürdü demek" diye hayıflanmaya başladım. Ama dedem para kesesini büyük bir zevkle sallayarak "Ne ölmesi zengin olduk zengin" diyerek bana sarılıp öpmeye başladı bende olayın şokunu atlattıktan bir ay sonra projeyi uygulamaya başladık Bina benim tahminlerimin 3 katı büyüklükte çıktı. Nedenini ise proje bitmeye yakınken anladım. Ölçek hatası yapmış bütün ölçüleri 3 kat büyük yaptırmıştım. Ama firavun Keops bundan çok hoşnut gözüküyordu ve bende bir şey belli etmedim. Neyse 22 yıl sonra piramit bitti. Bir yıl sonrada firavun öldü. Bana firavunu lahit odasına taşıma görevi verildi. Ben odaya girer girmez de kapı arkamdan kapatıldı. Planları ve labirentleri çizen bir insan olarak yaşamama izin verilmeyeceğini tahmin etmeliydim ama iş işten geçmişti artık. Allahtan orda bir kazma unutulmuş ve firavunun öbür dünyada aç kalmaması içinde bir ton yiyecek istiflenmişti. Ben kazmayı alarak duvarı delmeye giriştim Tecrübeli bir kazıcı olarak da işimi mezarı fazla tahrip etmeden ve kaçtığım anlaşılmasın diye iyi bir işçilikle kazıyordum. Zamanım ve yiyecek de boldu. Ben 1 ay boyunca kazdım mezarın taş bloklarını. Sonunda dışarıya temiz havaya ulaştım. Allahtan hava karanlıktı hemen ordan sıvışmaya karar verdim. Bu uzun sure içerisinde sakallarımda uzamış olduğu için tanınmadan şehirden rahatça çıktım Geçenlerde TV de bir haber gördüm. Keops’un mezarından Alpha Centauri’yi hedef alan bir delik bulunmuş. Allah Allah benim kaçmak için kazdığım deliğe de ne çok benziyordu!!! ![]() |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
...KOMİSER VEDAT...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Dec 2006
Konum: İzmir
Mesaj: 2,551
Tecrübe Puanı: 40
Rep Puanı: 3516
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
M.S. 750 yılları civarıydı Karakurum şehri yakınlarına taşınmış, mesleğimizi icra etmeye devam ediyorduk. Dedem babam ve ben her zamanki gibi mezar işiyle uğraşıyor, boş zamanlarımızda da bu meslekte yeni olarak neler yapabiliriz de daha fazla müşteri toplarız diye tartışıyorduk. Ben göçebe Türk kabilelerine yönelik seyyar mezar fikri ortaya atmıştım bunu tartışa dururken Hakanımız Bilge Han’ın öldüğü haberi yayıldı ortalığa. Herkes ağlamaya başladı Neyse uzatmayayım lafı, biz de cenazeye katılmak üzere yola koyulduk. Şehre geldiğimizde Vezir Kültigin’le diğer vezirlerin Bilge Han’a nasıl bir mezar yapılması üzerinde tartıştıklarını öğrendik. Biz de yeni fikirler verebilir(öğrenebilir)iz umuduyla tartışmalara katıldık. Ben seyyar mezar projemi açıkladım. Böylece biz nereye gidersek gidelim Şanlı Hakanımız da bizle olacaktı. Ama Kültigin’in işaretiyle 2 muhafız beni tekmeleyerek dışarı attılar. Babam ve dedem içerde oldukları için onları beklemeye başladım. Aradan yarım saat geçti, içerdekiler dışarı çıkmaya başladılar. Her çıkan kişi babamı tebrik ediyordu. Benim gibi bir oğula sahip olduğu için tebrik ediyorlar sandım önce. Meğer içerde "Hakan'ımızın mezarının üstüne yaptıklarının yazılı olduğu bir taş koyalım bu taş ebediyete kadar ayakta kalsın ve yaşayan herkes onu tanısın" diye bir şey söylemiş. Herkes de niye bizim aklımıza böyle bir şey gelmedi diyerek babamı tebrik etmeye başlamış. Kültigin de bu fikri çok beğenmiş ve babamın mesleğini de öğrendikten sonra bu işi yapması için ona yetki vermiş. Babam bunun üstüne kocaman bir taş alıp üstüne garip şekiller yapmaya başladı. ben "Baba hayırdır bunamaya mı başladın taşa niye öyle garip şekiller çizmeye çalışıyorsun" dediğimde babamın elinden zor kurtuldum. "Babanla dalga geçmeye utanmıyor musun velet kesecem seni" diyerek yaklaşık 3 km falan peşimden koştu sanırım. Allahtan dedem araya girdi de babam yumuşadı, yoksa bir daha eve giremeyecektim. Meğer o şekiller Bilge Han’ın hayatını anlatan yazılarmış. Neyse ben dedemle mezarı kazdım. Hakanımızın cenazesi içine kondu. Babam da mezar taşı denen o şeyi getirdi. Mezarın başına dikti. Vezir Kültigin orada hepimizi hüngür hüngür ağlatan bir konuşma yaptı. Bu arada babam da meşhur olmuş, herkes mezarıma o taşlardan koy diyerek bizim işyerine akmaya başlamıştı. Babam ve dedem bu kadar ilgiden ve işten sıkıldılar ve başka yere taşınmaya karar verdik de kurtuldum yoksa günde 30 mezar kazmaktan 1 haftada 14 kilo vermiştim. Bir gün içinde toplanıp Kaşgar a doğru yola koyulduk Geçenlerde bir kitap okurken gördüm, Orhun anıtlarında yazanları bir yabancı çözmüş. Onları babam (bir Türk) yazmıştı. Ama neden bir yabancı ya kalmıştı bu iş? ![]() Bu mesaj en son " 06-27-2007 " tarihinde saat 12:44 itibariyle Atrax tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
#3 (permalink) |
|
...KOMİSER VEDAT...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Dec 2006
Konum: İzmir
Mesaj: 2,551
Tecrübe Puanı: 40
Rep Puanı: 3516
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Çoook uzun zaman önceydi. Mısır en iyi günlerini yaşıyordu. Nil en yüksek kabarma zamanını yaşamış verimli ve güzel bir yıl geçiyordu. Herkes bu bereketten payını almış yaşam seviyesi hızla yükselmeye başlamıştı. Ama mezar kazıcılar en kotu devrini yaşamaya başlamıştı. Tıp ilerlemeye başlamış hastalıktan ölenler azalmaya bizler de işsiz kalmaya başlamıştık. Bu arada tanrı yardımımıza yetişti ve Mısır da önceden hiç görülmemiş bir şekilde nedeni bilinmeyen devası olmayan bir salgın hastalık çıktı ortaya. İnsanlar kitleler halinde ölmeye başladılar. Bu kadar ölüyü ömmek bizi zengin edecekti ama mezar kazmaktan da anamız ağlamıştı. Naapalım naapalım diye dedem ve babamla kafa kafaya verip düşünmeye başladık. Babam hepsini nehre atalım dedi. Ben büyük bir mezar kazıp herkesi içine atalım dedim. Dedem de herkesi çaputlara dolayıp şu büyük piramitlerin içine atalım dedi. Dedemin dediğini daha mantıklı ve insanca bulduk. Ölü diye gelen herkesi çaputlara dolayıp piramitlerde boş bulduğumuz bir odaya koyuyor, oda belli olmasın diye de labirent tarzı bir şey yapıp odayı saklıyorduk. Tam bir odayı doldurmuş kapatıyorduk ki çaputlara doladığımız bir ölü kalkıp bize doğru yürümeye başladı. Tabii çaputlara doladığımız için iyi hareket edemiyor, topal gibi yürüyordu. Babam “amanın adam hortladı” deyip kaçmaya başladı. Fazla uzatmayayım, meğer arada kokudan bayılan annemi de çaputlara dolamış ve oraya yatırmışız. Tabii kadıncağız ayılıp nooluyor diye kalkınca herkes panik halinde kaçışmaya başlamıştı bile. Neyse annemi hemen çözdük de kendine geldi. Ama ondan sonra bu çaputlu adamların adı MUMYA kaldı. Annemi görüp ilk anda kaçışan birkaç işçi de bunların hortladığını sanıp ortalığı karıştırdılar ve mumya olayının doğmasına sebep oldular. ![]() |
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Sahip :p
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 11,026
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 17499
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Bu bölümde 3'ten fazla olmuş konular. Bu üçü biirleştirildi. Konular için teşekkür ederim.
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|