|
||
![]() |
|
|
| Deneme, Hikaye & Öykü Birbirinden güzel denemeler, hikayeler ve öykülerin arasında buluvereceksiniz kendinizi... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Profesör
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Apr 2007
Konum: Sükûtun dinginliğinde esen bir rüzgârım şimdi.
Mesaj: 2,176
Tecrübe Puanı: 416
Rep Puanı: 41261
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sustum... Öylesine...Bir nefeste... Aheste... Varsın güller açılmasın bundan sonra... Varsın olsun! Eksik olsun... Çoklar aza, anlar hiçliğe, canlar ecele devrile dursun... Koygar şahinler uçurmam bundan gayrı, turna kanadıyla yaralanmış göklerimde...Kıyılmış ne varsa beyhudedir bundan böyle... Sustum... Dertli kalem... Artık sen söyle!
Sustum... Bu vakte kadar, söz kalesinin burçlarında niçin mahpustum? Viran olmanın noksan kıldığı bir tutam acıyla, mürekkep renginde içimi kustum... Siyahın üstüne renk tanımakla yapılan hatayı, saçımda an be an artan aklardan öğrendim... Ve öğrendim susmayı, akıtmaya kıyamadığım sağanaklardan... Uyan ey zaman! Bedel iste bitirdiğim yarınlardan...
Sustum... Kelamın koridorlarında infilak eden sedamı, yunmuş yıkanmış kızıllıklara yar eyledim...Sustum ve nihayet kar eyledim... İncecikten bir sızıyla inlerken neyler, son sözümü, sona ermeden evvel suskunluk alfabesiyle söyledim... Evet! Belkide bir zamanlar meyustum... Ama korkmayın artık... Sustum...Sustum...
Sustum...Cana, canana, zamana, mekana, zekana, korkana, yürek burkana, gökten sarkana, yerle bir olan arkana... Tuş oluşunu gördüm, sustum... Yaratık mesabesine indirgenmişlerin haliyle sustum! Tersine açan bir çiçek gibi, topladım yapraklarımı gün ışığından, goncamın içine pustum... Sustum... Sustum...
Sustum... Olmayan saygının kaygısını çekerek...Bağrımdaki çorak toprağa Mecnunun efkarını ekerek... Bir ceylanın toynaklarıyla ezildim, geçip gitti sekerek... Ormanlar uğuldadı gözümdeki son billuru da dökerek... Hıçkırmak istedim olmadı, sendeledim olduğum yere çökerek... Harman vakti bir başak kesildim, biçmekten imtina etmeyen kader adlı orağın önünde boyun bükerek... Sustum...
Sustum...Konuş deseler de... Söz gümüşünü biriktiririm artık yamalı keselerde... Özüm her ne kadar kavrulsa da, Leyla menşeli vesveselerde... Veya... Kısıtlamış hülyalarım, açı ortayını yitirse de lüzumsuz hendeselerde... Söz dedim ya... Hani ağlamaklı baktığında kelam kesilen mevzu... İşte o artık bundan böyle, sözü geçmez köselerde... Sustum... Hakikatte susmak dil çeliğini örseler de... Neyse... Sustum...
Sustum... Gemiler kalkıyordu limandan... Fora yelkenlerin kirlettiği simandan, bir hüzün aksetti sonra... Küçük bir çocuk çehresiyle kanadı ufkun derinlikleri... İçimdeki ateşler terk ederken o ıtri serinlikleri... Yaseminler de bivefa, kokmayınca bu bahar! Hanımeli saltanatını devirince Akdenizin rutubet kokan nefesi... Ansızın yıkılınca zincirlere hükmeden aslanların kafesi... Sustum...
Sustum...Sebepsiz yere... Ruhum yara bere... Eyvahları yollamadan mutebere... Biliyor musun ah aziz dostum... Ben sustum!
__________________
...
Dua sardım kalbime, dilime dua ve sabrıma dua |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|