Gönül İnsanı
Kur’an’ın bir neferi olmuş, gönül ve zihin tarlalarını vahiy tohumları ile bereketlendirmiş, Rıza-yı İlahiye kilitlenmiş, kalb kafa izdivacıyla hayatını şekillendirmiş, Muhabbetullahı ve Muhabbeti kendine şiar edinmiş, İslam ailesinin dertleriyle dertlenmiş, Hikmetli sözlerini yürek tartışıyla tartıp dudaktan kalbe indirmiş, Kur’an bahçesinin o asûde iklimine girmiş ve de kokusunu tâ ciğerlerine kadar hissetmiş, yalnız hakikatin elçiliğini üstlenmiş, rotasını günah okyanusu içerisindeki sevap adasına yöneltmiş, Rabbinin gör dediği yerden görüp zirvelere yükselmiş, zaman olmuş cismi üşümüş ama yüreği hiç üşümemiş, gönlünde derlediği ihlas güllerinin kokusunu gönüllere sindirmiş, çoğu zaman yürek teri dökmüş gözleri buğulanmış, gözleri kapanmış ama ruhu asla yatağa girmemiş, ukba haritasından ümitsizlik şehri silinmiş, gönül merdiveninin zirvesine yalnız Allah sevgisi basmış, sürülmesini hicret, hapsedilmesini halvet, öldürülmesini de şehadet telakki etmiş, iman süpürgesiyle kalbindeki günah çöplerini temizlemiş, sevgiyi sevmiş, günahkarı değil yalnız günahı düşman edinmiş, dili kalbine ihanet etmemiş, akleden kalbiyle olayları irdelemiş, komşusu aç yatarken bedeni diken üstündeymiş, herkes alem ne der diye düşünürken, sorarken, O yalnız Rabbim ne der diye inlemiş, hayal dünyasını Efendiler Efendisi süslemiş, O’nun ahlakını hayat felsefesi edinmiş, güzel görüp, güzel düşünüp, güzelleri sevindirmiş, en safiyane hislerini yalnız Rabbi için bestelemiş, varlık korosu içerisinde Tevhid ilahisini söylemiş, böyle gönül insanı ve mesih soluklulara ne kadar ihtiyacımız var!..
Ömer Uğurel
__________________
|