|
||
![]() |
|
|
| Deneme, Hikaye & Öykü Birbirinden güzel denemeler, hikayeler ve öykülerin arasında buluvereceksiniz kendinizi... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Doktor
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Jan 2008
Mesaj: 841
Tecrübe Puanı: 290
Rep Puanı: 28984
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
hepimiz yalancısıydık ömürlerimizin…kendimizin yalancısı… külrengine bulanmışken ve başımızda göğerecek bir yüzümüz yokken, toprağa sımsıkı ayak basmışken heyy heyyy kimin umrunda kaç volta attığımız, insanlık öldü be abi! "iyi bilirdik" safsatası! ruhumuzun fatihası, tek sığınamız kaldı… /aslında senin karşında güzel kelimeler edemeyecek kadar eksik cümleliyim, affet! Ve nolur bu yazımı meclisinden dışarı kabul et!/ Biraz da toparlanıp yazıyorum, s0eneleri biriktirdiğim heybemden ellerimi çekerek… Dost yüzüne mi yazmalıydım, aşk yüzüne mi, merhamet yüzüne mi, suskun yüzüne mi? ne yazsam, biriktirdiğim hiçbirşeyi sana yakınlaştıramayacağım, tövbekârım… biraz da masumiyetimi kanıtlama endişesi gütmeden, cüretkâr… saman altında kuru toprak… Dilime dolanan hiçbir kelimenin aslını göremeyecek, hiç kimse… kocaman çınarların asırlar boyunca neler yaşadığına, hiç kimsenin şahitlik edemediği gibi… kocaman çınarlara yıldırım düştü, kimsenin canı yandı mı? bir beni bilirim ben, bir de içime düşen yıldırımların benden neler çektiğini… /iyice saçmalamak isteyerek yazıyorum, tüm niyetim tünelin sonundaki aydınlıkta, sadece, aydınlık bulabilmek. gerisi topyekün acı… karartılar üzerime fazlasıyla süründü… yok mu bu karartıların ruhu, vicdanı, merhameti. Anlamadım… bitti…/ Bomboş mu hayat, ayaklarım beni yüreğimin itelediği yere mi ürmekte? “Bilincine bıçak saplanılan çaresizliğim…” bilindik kelimelerden kaçma isteği duyuyorum… bilincim öyle nasırlı ki. boşuna uğraşmamak en iyisi, anlayana davul zurna misali… zurna delikdeşik, davulunki patlama mücadelesi… az gelir gürültü, duymayanlara müjdeler olsun… çekilin! yok yok,durun; ben de yabancısıyım amma, no man’s land klasiği sunacağım size şimdi: “sizin tarafsız birlikleriniz vardır , eninde sonunda bize kıskancında bir çelme atan ve kördüğümden kurtulamayız. Ellerimizi mahkum ederdiniz, zevkleriniz uğruna. Evet bizi kimse mecbur etmemişti sizin tutsaklığınıza. Korkmuyorduk sevdamızdan ve korkunçtu gece sizsizken. Kabustu gözlerimizi yerinden fırlatan. Ve kalk ayağı yalancı düzen, başımızı eğeceğiz önünde. Yalvarmamızı isteyin, idam mangasında buluşalım. Ve cinayetin ilk sahnesinde bizi görmezseniz, sizler, adam bildiklerimiz; dokunun zamanımızı aldığınız vakitlere. Gördünüz mü hem kendinizi yediniz, hem bize yazık ettiniz… tu sizin bilincinize!” Öyle bir dalga geçesim var ki, hayat mı benle dalga geçiyor ben mi körebecilik oynuyorum. Ellerimi kedi kaptı, miyavvv miyavvv nerdesin, elma dersem çık, gözlerim düğümden kurtulsun. Pist! Elmaaa! Dokunaklı bir şeyler yazabilseydim de yine güleceklerdi, özel bir zevktir bu diğerlerine. Sahi, senelerdir direniyorum ve diyorum da: kim bu diğerleri? Benim içim zerre kadar önem arzetmemeli.Bunu belledim, tırnaklarım kazındı…gıcır gıcır bir acı! Gel gel tanesi beş para! Kuduruyorsun dimi meraktan, yoksa gayet sakin misin? Hiç merak etmiyorum. Bugün olabildiğince ölümü kokladım, iyi geldi. Geride durma, al al, nolur… Sen de kokla, yoksa nefesin toprağımda boğulur… Hepimiz yalancısıyız ömürlerimizin… kendimizin yabancısı… Hakkımızdır sükût… Rabia Bulut
__________________
Sustum!Nice oldu bilemem susalı.Hatırladığım epeydir gönül evimde asayişin berkemal olmadığı... |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|