|
||
![]() |
|
|
| Dini Hikayeler & Kıssalar Dini Hikayeler & Kıssalar |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Doçent Doktor
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: May 2008
Konum: mutlu olduğum yerlerdee
Mesaj: 1,763
Tecrübe Puanı: 268
Rep Puanı: 26650
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Tamahkârlığın kaynağı, insanın kendi arzularıdır. Sahip oldukları ile başkalarına karşı gururlanması, kendisini güçlü hissetmesidir. Dünyaya karşı sonu gelmeyen hırsımızın sebebini sadece şeytana yükleyebilir miyiz? Hasan-ı Basrî Hazretleri’nin talebeleri şeytanın vesvesesinden şikâyet ederek: – Ya Şeyh! Şeytandan gayet incindik. Hep bizi yaramaz işlere teşvik ediyor; “Elinize geçen dünyayı sıkı tutun, size lazım olacak.” diyor ve bizi hayırdan alıkoyuyor, dediler. Hasan-ı Basrî Hazretleri gülümseyerek buyurdu ki: – Şimdi buradaydı. O da sizden şikâyet etti. Dedi ki: “Şu ademoğullarına nasihat eyle de benim hakkıma tamah etmesinler. Kendi haklarına razı olsunlar. Ne zaman ki Hak Tealâ beni huzurundan kovdu, dünyayı ve cehennemi bana mülk kıldı. Cenneti ve kanaati ise onlara verdi. Şimdi bunlar kendi haklarını bıraktılar, benim mülküme tamah ediyorlar. Ben de onların imanlarını almayınca dünyayı kendilerine vermiyorum.” dedi. Eğer şeytanın vesvesesinden emin olmak isterseniz, dünya endişesini gönüllerinizden çıkarın. Bu nasihatleri dinleyen talebeleri başlarını öne eğerek huzurundan ayrıldılar.
__________________
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|