Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Eğitim Bölümü » Dersler, Ödevler & Tezler » Ekonomi&İktisat Bilgi Bankası » Büyüme-İstikrar-Yabancı Sermaye İlişkisi

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
Eski 02-23-2007, 11:39   #1 (permalink)
Sahip :p
 
Tunaltay kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 10,989
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 13548
Rep Derecesi: Tunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond repute
Tunaltay is online now  
Varsayılan Büyüme-İstikrar-Yabancı Sermaye İlişkisi


Büyüme-İstikrar-Yabancı Sermaye İlişkisi
BÜYÜME-İSTİKRAR-YABANCI SERMAYE İLİŞKİSİ
Prof. Dr. Erdoğan ALKİN *

Türkiye ekonomisi son elli yılda ortalama %5 büyüdü. Bazı yıllarda sert dalgalanmalar olmuş, ekonomi büyüyeceğine küçülmüş, hatta arada bir döviz darboğazı ve finansal krizlerle de karşılaşılmış. Döviz tarafı hariç, böyle bunalımlara zengin ülkelerde de rastlanıyor.
Asıl sorun bu dalgalanmalar değil, yıllık ortalama %5 büyümenin yeterli olup olmadığı. Aslında bu rakamı küçümsememek, hatta başarı saymak lâzım. Ama ne var ki deparımız zayıf olduğundan, şimdi ulaşılan refah seviyesi, halkın özlemlerine cevap vermiyor.
Bu sorunun çözümü tabiidir ki daha hızlı büyümek ve kalkınmaktır. Ama nasıl? Serinkanlılıkla tartışmak ve hızlı büyürken ekonomide istikrarı da devam ettirebilmek için nelerin yapılabileceğini, nelerin imkansız kadar güç olduğunu idrak etmek lâzım.
Bir ulusal ekonominin daha hızlı büyümesi için öncelikle daha fazla yatırım yapmak gerektiğini herkes ezbere biliyor. Çünkü bireysel zenginleşmenin (kişi veya işletme) şartının da bu olduğu açık.
Daha fazla yatırım yapmak için de daha çok imkana sahip olmak lâzım. Yani daha çok tasarruf etmek ve biraz da hesaplıca borçlanmak gerekiyor.
Bunu başarmak kişi ve işletmeler için nisbeten kolay olsa bile, bir ulusu topyekün tasarruf seferberliğine sokmak zor. Burada hükümetlerin devreye girmesi ve tasarrufu teşvik edecek, tasarruf etmeyenin (hatta edenin) elinde zorla bir miktar para alacak (vergi gibi) önlemleri yürürlüğe koyması şart oluyor.
Ayrıca bireyler ve işletmeler borçlanma kararlarını kendileri verebilirken, topyekün halkın böyle bir imkanı olmadığından ulusal borçlanmayı da hükümetlerin yürütmesi gerekiyor.
Bireyler ve işletmeler bu konularda yanlış yaparlarsa cezasını kendileri çekiyorlar. Ulusal yatırım, tasarruf, vergi ve borçlanma konularında hükümetlerin hatalarının faturası ise doğal olarak halka çıkıyor.
Kısa bir konuşmada bu hataların neler olabileceğini ayrıntılarıyla tartışmak mümkün değil, ama bazı ipuçları verilebilir. Meselâ tasarrufları, yatırımları, ihracatı teşvik için ikide bir faizlerle, döviz kurlarıyla, vergilerle oynanırsa hem bilmeden birbiriyle çelişen önlemler alınmış olabilir, hem de uygulanan topyekün iktisat politikasına güven azalabilir.
Şimdi de gelelim konunun verimlilik cephesine. Daha fazla yatırım yaparken bu yatırımların ve makine-teçhizat kolkola çalışan emeğin verimliliği yükseltilebilirse, elde edilen sonuç daha iyi olur.
Bu basit bir sayısal hesap meselesidir. Eğer Türkiye yılda %5 yerine %7 kalkınmak istiyorsa ve yatırımların (emek ile birlikte) verimliliği 4'e i ise (yani 4 yatırıp 1 üretim elde edilebiliyorsa), imkanları milli gelirin %20'sinden (5 çarpı 4) %28'ine (7 çarpı 4) çıkarılması gerek.
Tabiidir ki bu imkanların büyük kısmı halkın tasarruflarından (gönüllü tasarruf, vergi, iç borçlanma), geri kalan da dış borçlanma ile sağlanacaktır. Bununla birlikte imkanları milli gelirin %20'sinden %28'ine çıkarmak kağıt üstünde kolay olsa da, pratikte pek güçtür.
Bu yüzden kalkınma atağı yapmak isteyen birçok ülkede hükümetler aşırı para basarak ve aşırı borçlanarak imkanları kolay yoldan arttırmayı denemişler ve ülke ekonomilerini enflasyon girdabına ve döviz darboğazına sokmuşlardır. İşte bunun için istikrarlı büyüme şarttır.
İmkanları bu kadar fazla zorlamadan büyüme hızını yükseltmek için, makul ve yararlı bir yol da verimliliği arttırmaktır.
Mesela yatırımların (emek ile birlikte) verimliliği yükseltilip 1 birim ürün için 4 birim yatırım yerine 3.5 birim yatırım yeterli olabilirse, büyüme hızının % 5'den %7'ye çıkması için, imkânları milli gelirin %20'sinden %28'ine zorlama yerine, %24.5 düzeyine çıkarmak yeterli olabilecektir.
Bu konuşmayı biraz ders anlatmaya çevirdiğim açık. Ama yıllardır imkanları ve/veya verimliliği arttırma için hiç çaba harcamadan kalkınma ataklarına heveslenen hükümetlerin ulusların başına ne dertler açtığı hatırlanırsa, bu kusurumu belki de hoş görebilirsiniz.
Verimliliği kısa sürede arttırmanın da kolay olmadığı malum. Önce bütün eğitim sistemini değiştirmek, teknolojik değişimlere ayak uydurmak ve hükümetlerin ekonomiyi kontrol imkanlarını daraltmak lazım.
Büyüme istikrarlı olduğunda yabancı sermaye cezbinin daha kolay olacağı açık. Ama ekonomik istikrar, kalıcı yabancı sermaye, (yani daha çok sabit sermaye biçiminde yabancı sermaye ) girişinin gerekli şartı olsa dahi, tek başına yeterli değil. Daha başka koşullara da dikkat etmek ve özen göstermek lazım.
İsviçreli üç iktisatçı, birkaç yıl önce, uluslararası sabit sermaye yatırımlarında öncülük eden kuruluşlarla yüz yüze yaptıkları görüşmeler sonunda, yabancı sermaye cezbi için iki geçerli kural tespit etmişler :
- Yabancı sermaye bekleyen ülkelerde, ekonomi ile ilgili yasalar ve
kararlar beklenmedik zamanlarda ve sık sık değiştirilmemelidir.
- Yasalar ve kararlar değiştirilmese bile, hükümetler bu yasa ve
kararların etrafından dolanmamalıdır.
Bu iki altın kural dikkate alındığında, Türkiye'ye neden yeteri kadar yabancı sermaye gelmediği kolayca anlaşılıyor.
Demek ki ekonomik ve siyasal istikrar ülkeye özellikle sabit yatırım biçiminde yabancı sermaye çekmenin gerekli koşuludur ama, bu tek başına yeterli değildir.
Hatta, daha açık söylemek gerekirse, ekonomik ve siyasal istikrar biraz bozuk olsa bile, bu iki altın kurala uyan ülkelere yine yabancı sermaye gidebilmektedir.
Makro ekonomik dengeleri Türkiye'den çok daha kötü, siyasal istikrar açısından çok daha olumsuz birçok Latin Amerika ülkesine belki de bundan dolayı küçümsenmeyecek ölçüde yabancı sermaye girebilmektedir.
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?





Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 20:16.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382