|
||
![]() |
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Bu Konuda Ara | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Sahip :p
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 10,989
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 13548
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Büyüme-İstikrar-Yabancı Sermaye İlişkisi BÜYÜME-İSTİKRAR-YABANCI SERMAYE İLİŞKİSİ Prof. Dr. Erdoğan ALKİN * Türkiye ekonomisi son elli yılda ortalama %5 büyüdü. Bazı yıllarda sert dalgalanmalar olmuş, ekonomi büyüyeceğine küçülmüş, hatta arada bir döviz darboğazı ve finansal krizlerle de karşılaşılmış. Döviz tarafı hariç, böyle bunalımlara zengin ülkelerde de rastlanıyor. Asıl sorun bu dalgalanmalar değil, yıllık ortalama %5 büyümenin yeterli olup olmadığı. Aslında bu rakamı küçümsememek, hatta başarı saymak lâzım. Ama ne var ki deparımız zayıf olduğundan, şimdi ulaşılan refah seviyesi, halkın özlemlerine cevap vermiyor. Bu sorunun çözümü tabiidir ki daha hızlı büyümek ve kalkınmaktır. Ama nasıl? Serinkanlılıkla tartışmak ve hızlı büyürken ekonomide istikrarı da devam ettirebilmek için nelerin yapılabileceğini, nelerin imkansız kadar güç olduğunu idrak etmek lâzım. Bir ulusal ekonominin daha hızlı büyümesi için öncelikle daha fazla yatırım yapmak gerektiğini herkes ezbere biliyor. Çünkü bireysel zenginleşmenin (kişi veya işletme) şartının da bu olduğu açık. Daha fazla yatırım yapmak için de daha çok imkana sahip olmak lâzım. Yani daha çok tasarruf etmek ve biraz da hesaplıca borçlanmak gerekiyor. Bunu başarmak kişi ve işletmeler için nisbeten kolay olsa bile, bir ulusu topyekün tasarruf seferberliğine sokmak zor. Burada hükümetlerin devreye girmesi ve tasarrufu teşvik edecek, tasarruf etmeyenin (hatta edenin) elinde zorla bir miktar para alacak (vergi gibi) önlemleri yürürlüğe koyması şart oluyor. Ayrıca bireyler ve işletmeler borçlanma kararlarını kendileri verebilirken, topyekün halkın böyle bir imkanı olmadığından ulusal borçlanmayı da hükümetlerin yürütmesi gerekiyor. Bireyler ve işletmeler bu konularda yanlış yaparlarsa cezasını kendileri çekiyorlar. Ulusal yatırım, tasarruf, vergi ve borçlanma konularında hükümetlerin hatalarının faturası ise doğal olarak halka çıkıyor. Kısa bir konuşmada bu hataların neler olabileceğini ayrıntılarıyla tartışmak mümkün değil, ama bazı ipuçları verilebilir. Meselâ tasarrufları, yatırımları, ihracatı teşvik için ikide bir faizlerle, döviz kurlarıyla, vergilerle oynanırsa hem bilmeden birbiriyle çelişen önlemler alınmış olabilir, hem de uygulanan topyekün iktisat politikasına güven azalabilir. Şimdi de gelelim konunun verimlilik cephesine. Daha fazla yatırım yaparken bu yatırımların ve makine-teçhizat kolkola çalışan emeğin verimliliği yükseltilebilirse, elde edilen sonuç daha iyi olur. Bu basit bir sayısal hesap meselesidir. Eğer Türkiye yılda %5 yerine %7 kalkınmak istiyorsa ve yatırımların (emek ile birlikte) verimliliği 4'e i ise (yani 4 yatırıp 1 üretim elde edilebiliyorsa), imkanları milli gelirin %20'sinden (5 çarpı 4) %28'ine (7 çarpı 4) çıkarılması gerek. Tabiidir ki bu imkanların büyük kısmı halkın tasarruflarından (gönüllü tasarruf, vergi, iç borçlanma), geri kalan da dış borçlanma ile sağlanacaktır. Bununla birlikte imkanları milli gelirin %20'sinden %28'ine çıkarmak kağıt üstünde kolay olsa da, pratikte pek güçtür. Bu yüzden kalkınma atağı yapmak isteyen birçok ülkede hükümetler aşırı para basarak ve aşırı borçlanarak imkanları kolay yoldan arttırmayı denemişler ve ülke ekonomilerini enflasyon girdabına ve döviz darboğazına sokmuşlardır. İşte bunun için istikrarlı büyüme şarttır. İmkanları bu kadar fazla zorlamadan büyüme hızını yükseltmek için, makul ve yararlı bir yol da verimliliği arttırmaktır. Mesela yatırımların (emek ile birlikte) verimliliği yükseltilip 1 birim ürün için 4 birim yatırım yerine 3.5 birim yatırım yeterli olabilirse, büyüme hızının % 5'den %7'ye çıkması için, imkânları milli gelirin %20'sinden %28'ine zorlama yerine, %24.5 düzeyine çıkarmak yeterli olabilecektir. Bu konuşmayı biraz ders anlatmaya çevirdiğim açık. Ama yıllardır imkanları ve/veya verimliliği arttırma için hiç çaba harcamadan kalkınma ataklarına heveslenen hükümetlerin ulusların başına ne dertler açtığı hatırlanırsa, bu kusurumu belki de hoş görebilirsiniz. Verimliliği kısa sürede arttırmanın da kolay olmadığı malum. Önce bütün eğitim sistemini değiştirmek, teknolojik değişimlere ayak uydurmak ve hükümetlerin ekonomiyi kontrol imkanlarını daraltmak lazım. Büyüme istikrarlı olduğunda yabancı sermaye cezbinin daha kolay olacağı açık. Ama ekonomik istikrar, kalıcı yabancı sermaye, (yani daha çok sabit sermaye biçiminde yabancı sermaye ) girişinin gerekli şartı olsa dahi, tek başına yeterli değil. Daha başka koşullara da dikkat etmek ve özen göstermek lazım. İsviçreli üç iktisatçı, birkaç yıl önce, uluslararası sabit sermaye yatırımlarında öncülük eden kuruluşlarla yüz yüze yaptıkları görüşmeler sonunda, yabancı sermaye cezbi için iki geçerli kural tespit etmişler : - Yabancı sermaye bekleyen ülkelerde, ekonomi ile ilgili yasalar ve kararlar beklenmedik zamanlarda ve sık sık değiştirilmemelidir. - Yasalar ve kararlar değiştirilmese bile, hükümetler bu yasa ve kararların etrafından dolanmamalıdır. Bu iki altın kural dikkate alındığında, Türkiye'ye neden yeteri kadar yabancı sermaye gelmediği kolayca anlaşılıyor. Demek ki ekonomik ve siyasal istikrar ülkeye özellikle sabit yatırım biçiminde yabancı sermaye çekmenin gerekli koşuludur ama, bu tek başına yeterli değildir. Hatta, daha açık söylemek gerekirse, ekonomik ve siyasal istikrar biraz bozuk olsa bile, bu iki altın kurala uyan ülkelere yine yabancı sermaye gidebilmektedir. Makro ekonomik dengeleri Türkiye'den çok daha kötü, siyasal istikrar açısından çok daha olumsuz birçok Latin Amerika ülkesine belki de bundan dolayı küçümsenmeyecek ölçüde yabancı sermaye girebilmektedir.
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
| Görünüm Modları | |
|
|