Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Eğitim Bölümü » Dersler, Ödevler & Tezler » Felsefe Bilgi Bankası » Tezatlarıyla Rousseau

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
Eski 08-15-2008, 21:04   #1 (permalink)
DursuN ZamaN
 
Alessa kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Aug 2008
Konum: Yaşamın Kıyısında
Mesaj: 210
Tecrübe Puanı: 2
Rep Puanı: 189
Rep Derecesi: Alessa has a spectacular aura aboutAlessa has a spectacular aura about
Alessa is offline  
Varsayılan Tezatlarıyla Rousseau


Medeniyet tarihçileri, Aydınlanma olarak isimlendirilen 18. yüzyıl hareketiyle başlayan sürecin Avrupa’da Fransız İhtilali’ni de içine alan bir yenilenme/yenileşme zinciri doğurduğunu kabul ederler. Bu süreçle birlikte, bilhassa Hristiyan Avrupa’da, genel olarak Avrupa etrafındaki ülkelerde ciddi mânâda çalkalanmalar olmuş, sosyal hâdiseler patlak vermiştir. Fakat Aydınlanma esasen skolâstik ve dogmatik Hristiyanlığa karşı ortaya çıkmışken, sanki bütün insanlığın aydınlanması imiş gibi takdim edilmiştir/edilmektedir. Hareketin bir ‘aydınlanma’ olarak isimlendirilmesinin altında, önceki asırlarda kilisenin fikrî, içtimaî ve ekonomik hayatı içinden çıkılmaz bir karanlığa sürüklemesi yatmaktadır.

Aydınlanma yüzyılının önemli şahsiyetlerinden kabul edilen Jean-Jacques Rousseau (1712-1778), Avrupa’da neşet etmiş pek çok fikir adamı gibi söyledikleriyle yaptıkları arasında uçurumlar olan bir isimdir. Savunduğu ve insanlığa çözüm diye takdim ettiği fikirlerine tam zıt bir hayat sürdüğü hemen herkesçe bilinmektedir. Küçük çocukların haklarından dem vururken, kendi çocuklarını o dönemde pek moda olduğu üzere, yetimhaneye terk etmekten çekinmemiştir. Döneminde ve günümüzde eğitimciliğinden söz edilirken, kendi eğitim hayatının ancak 12 yaşına kadar sürdüğü görülmektedir. Yine insanın özünde var olduğuna inandığı iyilik duygusunu yazılarının temeline yerleştirirken, kendi hayatında insanlarla sık sık kavga eden ve çekişen bir şahsiyet olduğu dikkatlerden kaçmamaktadır. Söz Rousseau’nun yazarlığına geldiğinde ise, şaşırtıcı bir gerçek karşımıza çıkmaktadır: Bu, 37 yaşına kadar onun müzik eserlerinden başka bir şey yazmamış olmasıdır.1 Çocukluğu, dönemin karışıklıklarına paralel olarak anne-baba sevgisi görmeden, gençliği de türlü çalkantılarla daha çok bir gezgin olarak geçmiştir. Bu durum bazı münekkitler tarafından bir zenginlik sayılsa da, kayda değer bir eğitim vetiresinden yoksun olarak geçen yıllar Rousseau’nun şuuraltı müktesebatında sağlam bir ahlâkî temelin teşkiline izin vermemiştir. Buna yoksulluk ve içtimaî açıdan kıymetsizlik hissi gibi unsurların eklenmesiyle, kendisinde ağır basan düşüncenin ‘topluma ve İlâhî iradeye isyan duygusu’ olduğu görülmektedir. Düşüncesi: “Madem, güçlü her zaman haklıdır, öyleyse yapılacak şey, her zaman güçlü olmaya bakmaktır.” 2 şeklindedir.

Rousseau ileriki yıllarda politika ve düşünce çevreleriyle tanışmıştır. Dijon Akademisi’nin düzenlediği, ‘Sanat ve bilimlerdeki gelişmeler ahlâkî değerlerin saflaşmasına mı yoksa bozulmasına mı yol açmıştır?’ konulu bir yarışma için yazdığı Sanatlar ve Bilimler Üzerine Konuşmalar (Discours sur les sciences et les arts) başlıklı denemesinin birinci olması ile adını fikir çevrelerinde duyurmuştur. Rousseau’nun medeniyet tarihçileri tarafından dikkate alınması, geliştirdiği ‘soylu-masum vahşi’ yaklaşımı sebebiyle olmuştur. Bu yaklaşıma göre hakiki fazilete sahip olan yegâne insan, medeniyet dairesi içine girmemiş olan iptidaî vahşi insandır. Aynı iddiaya göre toprağın işlenmesi ve metallerin hayata girmesiyle beraber insanlığın hayatına iş bölümü ve mülkiyet duygusu girmiş; buna paralel olarak, toplumlar gittikçe insanlığını yitirdiği bir vetireye mahkûm olmuştur; bu mahkûmiyetten kurtuluş da görünmemektedir. İnsanlar zengin-fakir diye ayrılmışlar, içtimaî hayatla gelen kanunlar da bu ayrılığı iyice sağlamlaştırmıştır. Bu gidişle varılacak nihai nokta, ancak ve ancak bir despotizmdir. 3 Bu iddialarla birlikte sosyolojide ‘kültür-tabiat tezadı’ şeklinde bir mefhum ortaya çıkmıştır. Buna göre insan tabiattan uzaklaşıp toplum hâlinde yaşamanın bir semeresi olan kültürün tesir sahasına girdikçe aslî/fıtrî vasıflarını yitirmiş ve yitirmektedir. Bu tezlerini seslendirdiği kitabını kendisine gönderdiği için Rousseau’ya teşekkür eden Voltaire’in 30 Ağustos 1755 tarihli ünlü mektubundaki ifadeler insana atfedilen değer açısından ne kadar mânidardır: “Bizi yeniden hayvan yapmayı istemek için bunca zekâ şimdiye kadar hiç kullanılmamıştı; eserinizi okuyup bitirince insanın içinden dört ayak üzerinde yürümek isteği geliyor.” 4

Ona atfedilen, Fransız İhtilâli’nin ve daha sonra Küba Komünist İhtilâli’nin fikrî alt yapısının temel sloganı olan ‘Liberté, Égalité, Fraternité’ (Hürriyet, Eşitlik, Kardeşlik) hayali de, tesiri günümüze kadar uzanan içi kof sloganlardan biri olarak tarihe geçmiştir. Zîrâ kendisi toplu hâlde yaşamanın merkezine çıkar ve menfaat duygusunu yerleştirmektedir: “Bütün çıkarların anlaştığı bazı noktalar olmasaydı, hiçbir toplum var olmazdı. İşte toplum bu ortak çıkar açısından yönetilmelidir.” 5

Rousseau sözünü ettiği ‘soylu vahşi’nin tabiatın elinden çıkmış olması gerektiğini düşünerek, insanı, kimi hayvanlardan daha zayıf, kimi hayvanlardan daha az çevik, ama bir bütün olarak alındığında, yapısı hepsinden daha uygun ve elverişli bir hayvan olarak6 görmektedir. Bu yaklaşıma paralel olarak, Rousseau insanın dünyaya gelmesinde İlâhî İrade’nin tasarrufunu hiçe sayarak neredeyse ateizme varan bir çizgiye ulaşmaktadır: “Her insan hür ve kendi kendisinin efendisi olarak dünyaya geldiği için, her ne bahane olursa olsun, hiç kimse onu isteği dışında buyruk altına alamaz.” 7

Öte yandan, insanın kültürle ve topluluk hâlinde yaşamayla birlikte faziletlerini yitirmesi meselesi de hayli su götürür bir yaklaşımdır. Zîrâ ‘bu âleme ilim ve dua vasıtasıyla tekemmül etmek için’8 ve ‘ancak ve ancak Yaratan’ına kulluk etsin’9 diye gönderilmiş olan insan, daha dünyaya geldiği ilk anlardan itibaren bir anne-babanın ilgi ve şefkatine muhtaç yaratılmıştır. Ki bu durum onun zaten bütün ömrünü şu veya bu şekilde diğer insanlarla birlikte geçireceğinin Öteler Ötesi’nde takdir edildiğinin en önemli işaretidir. Diğer bir ifadeyle, insan zaten tabiatı itibariyle topluluk hâlinde ömür sürmeye muhtaç ve memur olarak dünyaya gönderilmektedir. İnsanın bir topluluk içinde ömür sürmesini elzem kılan diğer önemli unsur ise, onun fıtratına dercedilmiş olan Rabbanî lâtifelerin ve Esma cilvesinin tecelli edeceği yegâne mevkiin içtimaî hayat olmasıdır. İnsanın fıtratına yerleştirilmiş cömertlik, merhamet, şefkat, yardımlaşma; kudsî bir dava etrafında bir araya gelerek işbirliğine gitme gibi vasıfların hayat bulması ancak topluluk hâlinde yaşamaya bağlıdır. Bu sebepledir ki, Efendiler Efendisi’nin (sas) mübarek varlığıyla bizlere ulaştırılan Vahy-i Kudsî, Rıza-i İlâhî’ye vasıl olabilme cehdinde ‘Halk içinde Hak’la’ olabilmeyi nazara vermektedir.

Öyle anlaşılıyor ki, Rousseau da, muasırları ve sonradan gelen benzerleri -Hume, Voltaire, Nietzche, Darwin, Marx, Freud, Camus- gibi, Hristiyanlığın iflâsının ilân edildiği ve hararetle yerine ne konulacağının araştırıldığı 18. ve 19.yüzyıllarda heyecan ve hislerin ön plânda olduğu görüşler serdetmiştir. Rousseau’nun İçtimaî Mukavele (Social Contract) isimli kitabında Hristiyanlığa getirdiği tarif ve atfettiği vasıflar dönemin din anlayışını özetler gibidir: “İsa bu şartlar altında gelip yeryüzünde din krallığını kurdu. Bu, din sistemini politik sistemden ayırarak devleti tek güç olmaktan çıkardı. Ve Hristiyan milletleri durmadan alt-üst eden iç bölünmelere yol açtı.” 10 “Hristiyanlık bütünüyle ruhanî bir dindir, öbür dünya işleriyle uğraşır; Hristiyan’ın yurdu bu dünyada değildir. Gerçi ödevini yapar, ama gösterdiği özenin başarısına veya başarısızlığına hiç mi hiç bakmadan yapar onu.” 11

Diğerleri gibi Rousseau’nun fikirlerine de, içinde neşet ettiği dönemin hercümerci içinde belli bir değer atfedilmiştir. Sonradan gelenler, başkalarına yaptıkları gibi Rousseau’nun fikirlerini de allayıp pullayarak kendilerince kullanacakları şekil ve terkiplerde her dönemde yeniden sunmuş ve sunmaktadır. Rousseau, içinde neşet ettiği zaman ve topluluğa bir isyan haykırışı olması itibariyle ibret alınacak tarihî bir figürden öte bir şey değildir. Gelmiş-geçmiş binlerce insandan biri olarak, insana ve birlikte yaşamaya dair bir şeyler söylerken, vahyin ‘insanı ve kâinatı anlatma’ adına beyan ettiklerini görememesi sebebiyle -insanları aydınlatmak şöyle dursun- isyana, ateizme ve nihilizme sürüklediği yüz milyonların vebaliyle bu dünya misafirhanesinden göçüp gitmiştir.

Dipnotlar
1. Jean-Jacques Rousseau
2. J.J.Rousseau, Toplum Sözleşmesi, çev. Vedat Günyol, Adam Yay., 1994, İst., s. 17.
3. Aynı yer.
4. Rousseau, J.J., İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı, çev. Rasih Nuri İleri, Say yay., İst., 1995, s. 39.
5. Toplum Sözleşmesi, s. 35
6. İnsanlar Arasındaki Eşitsizliğin Kaynağı s. 82.
7. Toplum Sözleşmesi s. 122
8. Risale-i Nur Külliyatı, 23. Söz, Dördüncü Nokta.
9. Zariyat Sûresi, 56.
10. Toplum Sözleşmesi s. 149
11. Toplum Sözleşmesi s. 154
Alıntı:
Dr. Numan SARIYAZI
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-15-2008, 23:17   #2 (permalink)
Sahip :p
 
Tunaltay kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 11,025
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 17499
Rep Derecesi: Tunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond repute
Tunaltay is offline  
Varsayılan


Bu yazıya baktım da şunu anladım. Üniversite yıllarında Rousseau'ya ait okuduğum çoğu şeyi unutmuşum.
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?





Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 10:06.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382