Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Eğitim Bölümü » Dersler, Ödevler & Tezler » Felsefe Bilgi Bankası » Felsefe Tarİhİnde TÜrkler

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
Eski 11-29-2006, 20:49   #1 (permalink)
anubis
 
Mesaj: n/a
 
Post Felsefe Tarİhİnde TÜrkler


FELSEFE TARİHİNDE TÜRKLER



Ünlü Felsefe Tarihçisi Ernst Von Aster anlatıyor:

Her birey ve her millet için, kendi milli tarihi ve eserleri hakkında kendi kendini sorgulamak ve geçmiş zaferlerin defne dalları üzerinde istirahata koyulmayıp, başarılarını yeni çalışmalara çıkış noktası yapmak ihtiyacı duyduğu bir zaman gelir. Her millet, çalışmalarında ilk önce kendisine karşı ve sonra tabiatın ve talihin kendisine faydalı olması gereken bir unsur olarak içine yerleştirdiği bütüne, yani devlete ve insanlığa karşı sorumludur. İşte Türk Milleti, tarihinin vâdlerle dolu bir dönemine girdiği önemli bir anda, kendisine düşen vazifeleri şimdiye kadar nasıl başardığını, benliğine has bir milli kültürün yaratılmasında ne gibi aşamalardan geçtiğini ve dünya kültürüne ne gibi yardımlarda bulunduğunu haklı olarak kendi kendisine sormalıdır. Burada, Türklerin, felsefe tarihindeki payından bahsetmekle bu sorunun ufak bir parçasını düşünmüş olacağım. Fakat şunu da unutmayalım ki, felsefe tarihi, yani kâinatın özü ile insan hayatının manâsına dair olan ebedi mesele etrafında insanların ileri sürdükleri fikirlerin tarihi, insan kültürü tarihinin bir kısmıdır.

Sözlerime, şu olguya işaretle başlıyorum. Batı felsefesinin başlangıçları gözümüzün önünde ilk defa olarak Küçük Asya sahillerindeki eski beldelerde, yani bugün Türk Devletinin nüvesine ait olan bir coğrafyada belirmektedir. Burada yaşamış olan ilk ve en eski tabiat feylesoflarının kökenleri hakkında pek az şey biliyoruz; mamafih, meselâ bir Thales’in kaynağının hiç olmazsa kısmen olsun Karya’da ve binaenaleyh Anadolu’nun içinde bulunduğu muhtemeldir. Fakat şu nokta bizim için daha önemlidir. İyonya düşünürlerinin toplu ve bütünlükçü bir dünya imajı kurmak hususundaki teşebbüslerinde gökteki cisimler aleminin büyük bir yol oynamış olduğunu biliyoruz. Daha evvel gelen Sümerlerin ve Babillilerin, asırlarca süren çalışmalar neticesinde elde etmiş oldukları gözlem ve bilgilerin teşkil ettiği o fevkalâde mühim kültür mirası İyonyalılara intikal etmemiş olsaydı, bunlar hiç bir zaman astronomik tasavvurlarını kuramayacaklardı. Sümerlerle Türk Milleti arasındaki -Preistuvarcılarınızın başlıca çalışma mevzularından birini teşkil eden.sıkı münasebeti doğru ve hakiki bir olgu olarak kabul edelim;o zaman burada preistorik atalarımızdan fışkıran bir bilgi kaynağının Batı felsefesi başlangıçlarına kadar akıp geldiğini görüyoruz.

Fikirler, düşünceler, düşünülür, bulunur, keşfolunurlar. belli milletlerde, belli zamanlarda baş gösterirler. Fakat bunlar münhasıran bir bireye, yahut bir tek millete ait şeyler değillerdir. Düşünme, biyo-psikolojik bir olaydır. Düşünülen şey, yani fikir ise zamanın dışında bulunan entellektüel bir varlıktır. Fikirler hakikatlerden ibarettir. Hakikat belli bir insan, yahut belli bir millet için muteber değil, genel olarak muteberdir. Bir ferdin, yahut bir milletin bulduğu bir fikir, bir hakikat, insaniyete bir armağandır. Bunun için başka taraftan alınmış olan hakikatlerden ibaret bir tefekkür hazinesini muhafaza etmek vazifesi, yenilerini bulmaktan daha önemsiz bir görev değildir.

Bu kanaatle; felsefe tarihinin Türk Milletine ait kuvvetli şahsiyetler yetiştiği bir dönemde en büyük açıklıkla ifade olunmuştur. Doğu Ortaçağ felsefesini kasdediyorum. Bu zamanlarda Türk Milletine mensup yüksek zekâlara rastgeliyoruz; hepsini kısa bir konferansta saymaya imkân olmadığından, en önemlileri olan Farabi ile İbni Sina’yı irdelemekle yetineceğim.

Ortaçağ Felsefesinin bütünü hakkında –Rönesans ve aydınlanma dönemlerinin etkisi altında- olumsuz hükümler vermek ve onu, düşünüşün tükenişi ve düşünüşte kısırlık olarak görmek adetinin hakim olduğu zaman henüz uzak bir maziye karışmış değildir. Orijinallikten yoksunluk, otoriteye iman, teoloji ve taassuba bağlılık, gözlem ve deneye dayanan bir tabiat ilminin mevcut olmaması... İşte bütün bunlar bu döneme karşı ileri sürülen suçlamalardı. Biz bugün artık Ortaçağ Felsefesini başka açıdan görmeyi ve hakkında daha adil bir hüküm vermeyi öğrendik. Eflâtun’la Aristo’nun eserlerinin felsefeye sokulmasının, felsefe bakımından büyük bir iş olduğunu artık biliyoruz. Ortaçağın mahiyet itibariyle büsbütün başka türden orup devletle toplumu tamamen değiştirmiş olan dini dünya görüşünü İlkçağ felsefesi ile birleştirmenin ne kadar bağımsız bir iş olduğunu görüyoruz. Ortaçağ düşünce âleminin yeni zamanların ta içlerine kadar tesirler yaptığını ve izler bıraktığını, ve bir Descartes’ın bir Spinoza’nın ve bir Leibniz’in evvelce zannedildiğinden çok fazla ölçüde Ortaçağ tesiri altında olduklarını, Roger Bacon’nun tabiat araştırmasına temel olarak deneyi gösterdiği vakit, Ortaçağa ait bir takım eskilere dayandığını biliyoruz ki dogmanın ve mukaddes kitapların metinleri ile çelişik olmamak mecburiyeti, Ortaçağ düşünürlerini, çok defa felsefi düşünmeyi daraltmaktan ziyade dini eserlerin gayet geniş ve sembolik bir şekilde tefsirine yöneltmiştir. Bu sözün, Ortaçağın bilhassa İslâm düşünce çevresi ve bu çevre içinde de bilhassa Doğu kısmı için, yani şimdi irdelemek istediğim zaman ve şahsiyetler için doğrudur. 8. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar geçen uzun zaman bu düşünürlerin, Batıdaki şahsiyetlere nazaran hem felsefe, hem tabiat ilimlerinde –ve tıp ile matematik- hakim mevkide bulundukları şüphe götürmeyen bir gerçektir.

alıntı.
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 09:32.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382