|
||
![]() |
|
|
| Fıkıh & İçtihatlar Fıkhi ve içtihadlarla ilgili bilgilerimizi buradan tazeleyebiliriz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Edeb_ya_hu
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: SevdaLısı oLduğum Şehirde....
Mesaj: 2,456
Tecrübe Puanı: 78
Rep Puanı: 7311
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Namaz kılmayana kız verilmez ve kestiği yenilmez deniliyor. Bu doğru mudur? Namaz kılmayan insanın inancına bakılır, kılmayış sebebine nazar edilir. Namazı kılmayışı farz olduğuna inanmayışından mı, yoksa tembellik ve ihmalden midir? Şayet (Allah korusun) namazın farz olduğuna inanmadığı için namaz kılmıyorsa imanı gider, küfre düşmüş olur. Ne kendisine kız verilir, ne de kestiği yenir? Ancak,namazını imansızlıktan değil de, ihmal ve tembellikten kılmıyorsa o adam iman sahibi ama günahkâr bir Müslümandır. Günahkâr Müslümana ise kız da verilebilir, kestiği de yenilir. Resûli Ekrem Efendimiz, kızını fâsık birine verene Allah`ın lânet edeceğini hadîsinde haber vermiş, kız ve oğlan ana-babalarını böylece ikazda bulunmuştur. Ahmed Şahin ___________________ Kullanılmış bir elbise satın alan kimse yıkamadan onunla namaz kılabilir mi? Eşyada asıl olan temizliktir. Her şey baştan temiz sayılır. Necislik ve pislik ancak görmeye bağlıdır. Bakılınca gözle kirliliği görülmüyor, necisliği anlaşılmıyorsa sadece şüphe ve vesveseden dolayı necasetin varlığına hükmedilmez. Bu hükmü değiştirecek bir delil ve işaret görülürse hüküm değiştirilir. Sadece vehim ve vesveseye hüküm bina edilmez. İsterse bu elbise gayrimüslim ülkelerden gelmiş olsun. Gayrımüslimlerin de içki içip, temizliğe dikkat etmeyeceklerini nazara alarak eşyanın necisliğine hükmedilmez. Belki eşya aslında temizdir, necislik görmeyle sabit olur, deyip incelenir. Bir necaset emaresi yoksa temiz olduğu inancında devam edilir. Bununla beraber hassas davranıp temizlik yapanlar elbette en isabetlisini yapmış, takvâca hareket etmiş sayılırlar. Takvâca hareket ise şüphesiz ki zahmetli olmasına rağmen sevaplıdır, en sağlamıdır. Ahmed Şahi _____________________ Kutuplarda namaz nasıl kılınır? Bu soruya çeşitli cevaplar verilmiştir. Bu cevapların özetini kısaca arz edelim: —Kutuplara doğru yaklaşıldıkça iyice uzayan gün ve gecelerde namaz vakitleri (takdir edilir). İşte bu (Takdir), meseleyi karışıklıktan çıkarır, sıhhate kavuşturur. — Takdir, hadîsten geliyor. Peygamberimizin ifadesidir bu. Resûlüllah Aleyhisselam günleri iyice uzun olmayan yerden çıkacak olan Deccalı haber verirken, Deccalın bir günü sizin bir seneniz kadar uzun olacaktır. Sonraki günleri de beri geldikçe kısalacaktır, buyurduğunda sormuşlar: — Ya Resûlâllah, bir günü bizim bir senemiz kadar uzun olacağını bildirdiğiniz o günde namazlar nasıl kılınacaktır? Şöyle cevap vermiştir: — Takdir olunarak! Yani uzun günün saatleri takdir edilerek, hesaplanarak. — Nasıl takdir edilip, nasıl hesaplanacak? — En yakın normal vakitli ülkenin takvimi ve saatiyle takdir olunup, hesap edilerek. Demek ki, Resûlüllah' ın haber verdiği (takdir olunarak) ifadesi meseleyi halletmektedir. Böylece beş vakit namazını en yakın normal vakitli ülkenin saatine ayarlayarak kılan kimse huzura kavuşur, yanılmaktan kurtulmuş olur. Burada cevabı gerekecek bir diğer sualde şudur: — Bazı mevsimlerde gecenin başlamasıyla hemen arkasından şafak söker, yatsının vakti hiç olmaz. Böylesine kısa gecelerde namazlarımızı nasıl kılacağız? Cevabı şöyledir: — Öyle kısa gecelerin başlangıcında, önce akşam namazına durulur, kılınınca vakit bulunursa hemen yatsıya başlanır, bitirilince de hemen sabah namazına girişilir. Böylece kısa gecenin namazları arka arkaya eklenerek kılınır. Bundan sonrası yine takdir olunarak edâ edilir. Bu mevzuda Prof. Dr. Hamidullah "İslâma Giriş" kitabında şöyle diyor: — İslâm din ve hukuk âlimleri umumiyetle (45) arz dâiresindeki saatlerin (vakitlerin) (90) derecede yâni kutuplarda muteber olduğunu açıklar. (45) derece ile (90) derece arasındaki bölgelerde güneşe değil, saate göre hareket edilir. Namaz için böyle olduğu gibi, oruç v.s. için de böyledir." Bu mevzuu etraflıca inceleyen "Kaynaklarıyla İslâm Hukuku"nda ise nihaî hüküm şöyle verilmektedir: — Altı ay gece, altı ay gündüzün devam ettiği ülkelerde normal vakitleri (yâni gece ile gündüzü) bulunan en yakın -45 enlemdeki- ülkelerin saatleri uygulanarak namaz ve oruç ibadeti yerine getirilir." Ahmed Şahin _______________________ İmamın cemaatın önünde olma şartıyla kâbe'deki namaz birbirine zıt değil midir? Her kâidenin istisnası olur da bunun istisnası olmaz mı? Harem-i Şerifte Beytullahın etrafını doldurmuş olan müminler Kâbeye yönelerek bulundukları cihetlerden namaza durur, imama uyabilirler. Ancak, imamın yerini aldığı cihette bulunan cemaat, Beytullaha imamdan fazla yaklaşamaz. Yâni imamı geçip de namaza duramaz. Demek ki, burada da kısmen imamı geçmeme şartı vardır. Lâkin bu şart, Kâbenin her tarafına şâmil olmaz. Bu sebepledir ki, Beytullaha tavâf edenler namaza dururken imama bakarlar, şayet imamın yanında iseler geçmeyip gerisine durmaya gayret ederler. Kâbeye imamdan fazla yaklaşmaktan çekinirler. Zira imamla Kâbe arasında cemaat bulunmaması lâzım gelir. Halebi ve diğer fıkıh kitaplarında bilgi vardır. Halebide Kâbenin içinde farz olsun nâfile olsun namaz kılmanın câiz olduğu kaydedilmektedir. Burada cihet şartı yoktur. Bilinen tarafa durularak kılınabilir. Ahmed Şahin _____________________ Güneş ve ay tutulmasında niçin namaz kılınır? Güneş ve ay tutulmasında ikişer rekât nafile namaz kılmak, tutulmaları önlemek, yahut gidermek için değildir. Belki bu hâdiseler, böyle ibadetlerin vakitleri olmasındandır. Nasıl güneş göğün tam ortasına gelince öğle namazının vakti geldi, diyor, namaz kılıyorsak; güneş tutulunca, yahut Ay kapanınca da, Resûlüllaha uyarak iki rekât namaz kılıyor dünyayı ve kâinatı vaz ettiği kanunlarıyla idare eden Rabbimize hamd ve şükürler ediyoruz. Kaldı ki, iki rekât namaz kılma sünneti, sadece bu iki hâdiseye münhasır değildir. Bütün felâketlerde, sel, yangın, zelzele ve düşman tehlikesi gibi hallerde Allah'a yönelmek, maruz kalınan bu gibi afetlerden ümmet-i Muhammedi korumasını niyaz etmek de sünnettendir. Her türlü beşerî tedbirlerin yok olup, tesirsiz kaldığı zamanlarda Rabbimizden medet umup, imdat istemek en güzel ve zaruri bir ilticadır. Başka ümit kapısı, imdat yeri de yoktur zaten. Alaaddin Başar (Prof.Dr.) _____________ Hz. Ali’nin, kendisine muhabbet edenlerin namazlarını kıldığı söyleniyor. Bunun gerçek bir yönü var mıdır? Böyle bir iddia ne dinen, ne de aklen geçerlidir. Hz. Ali Efendimiz (ra.) en çok Hasan ve Hüseyin Efendilerimizi (ra.) sevdiği halde, onlar ve onlardan sonra gelen evlâtları, “Bizim namazımız kılınmıştır.” diye bir iddiada bulunmamışlar, aksine sadece farzlarını edâ etmekle kalmamış, sünnet ve nafilelere de tam anlamıyla uymuşlardır. Hz. Ali’nin (ra.) namaz kılmasıyla, Onu seven bütün müminlerden namazın kalkacağını iddia etmek, aynen, bir adamın yemek yemesiyle bütün evlâtlarının ve torunlarının da karınlarının doyacağını veya onun ilim sahibi olmasıyla bütün neslinin de âlim olacaklarını iddia etmeye benzer. Hz. Ali Efendimiz (ra.) kendisini seven bütün Müslümanların namazlarını kıldığı zannı, bir an için doğru farz edilse, ortaya şöyle bir durum çıkar: Hariciler dışında her mümin, Hz. Ali Efendimizi candan sevdiğine göre, o zaman namaz hakkında nazil olan bütün ayet-i kerimeler ve Resulüllah Efendimizin (asm.) buyurdukları bütün hadis-i şerifler, sadece Hz. Ali’ye ve Hariciler’e hitap etmiş olur. Hâlbuki, bu gibi ayet ve hadislere muhatap olanlar, kıyamete kadar gelecek bütün müminlerdir. Diğer taraftan, böyle bir anlayışa göre, Hz. Ali Efendimizin (ra.) vefatından sonra namaz hakkında yazılan bütün eserler ve namaz için inşâ edilen bütün cami ve mescitler, hep manasız ve gereksiz olmuş olur. Hem Hz. Ali Efendimizin, kıyamete kadar gelecek milyarlarca Müslüman’ın namazlarını kılmaya ömrünün yeterli olmayacağı açıktır. Söz konusu iddianın aklen mümkün olmadığı hakkında bu kısa açıklamadan sonra, şunu ifade edelim ki: “Cenâbı Hak, namazı, peygamberler dahil, her müminin kendi şahsına farz kılmıştır. Hiç kimse bir başkasının yerine namaz kılamaz. Zaruret halinde de bu böyledir. Bir kimse namaz kılamayacak kadar hasta da olsa, onun namazını bir başkası kılamaz.” Cenâbı Hak, Bakara Sûresinde: “Herkesin kazandığı hayrın sevabı kendine ve yaptığı fenâlığın zararı da yine onadır.” (Bakara Sûresi, 286) buyurarak mükâfat ve cezada her Müslüman’ın bizzat kendisini sorumlu tutmuştur. Kur’ân-ı Kerim’de namaz hakkında yüzden fazla ayet-i kerime mevcuttur. Bunlardan Nisâ sûresinde: “Ey müminler, namazı kılın, muhakkak namaz müminler üzerine vakitleri belirlenmiş olarak farz kılındı.” (Nisâ Sûresi, 1-3) buyurulmaktadır. Peygamber Efendimiz (asm.) de: Namaz dinin direğidir.” buyurmuş ve birçok hadis-i şerifleriyle namazın önemini ümmetine ders vermiştir. Kendisi (asm.) harplerin en şiddetli anlarında bile, vakit namazını kazaya bırakmadığı gibi, cemaat sevabını dahi feda etmeyerek, sahabelerine iki grup halinde namaz kıldırmıştır. Resulüllah (asm.) Efendimiz nafile namazlara da son derece önem vermiş, bazen sabahlara kadar namaz kılmıştır. Bir defasında sahabe-i kirâma: “Bana söyleyin bakalım, sizin birinizin evinin önünde bir nehir bulunsa, o nehirde her gün beş defa yıkansa, onda kir diye bir şey kalır mı?” diye sormuş ve sahabelerin, “Hayır, ya Resulüllah, kalmaz.” demeleri üzerine, Peygamberimiz (asm.) devamla şöyle buyurmuşlardır: “İşte beş vakit namaz da böyledir. Cenâbı Hak o namazlarla müminlerin hatalarını yıkar.” Peygamber Efendimiz, Fatıma validemize, “Yâ Fâtıma, ben Muhammed Mustafa’nın kızıyım diyerek, sakın namazını terk etme. Zira beni hak peygamber olarak gönderen Cenâbı Allah’a yemin ederim ki, beş vakit namazını vaktinde kılmadıkça, aslâ Cennet’e giremezsin” buyurmuşlardı. (Abdüllâtif, Meclisü’l-Envâri’l-Muhammediye, s. 26). Hakikat böyle iken, bazılarının âl-i beyt’e olan muhabbetlerine güvenerek ibadeti terk etmelerinin ne kadar yanlış olduğu düşünülsün. Mehmet Kırkın
__________________
Aşktır ki, gerisi vesairedir... |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|