Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Dinimizi Öğrenelim » Fıkıh & İçtihatlar » Levh-İ Mahfuzdakİ Rahmet Sirri

Fıkıh & İçtihatlar Fıkhi ve içtihadlarla ilgili bilgilerimizi buradan tazeleyebiliriz.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 02-01-2007, 20:04   #1 (permalink)
Öğrenci Temsilcisi
 
nurbonu1453 kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Dec 2006
Mesaj: 245
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı: 293
Rep Derecesi: nurbonu1453 is a jewel in the roughnurbonu1453 is a jewel in the roughnurbonu1453 is a jewel in the rough
nurbonu1453 is offline  
Varsayılan Levh-İ Mahfuzdakİ Rahmet Sirri


Haluk Nurbaki
Hayatı Eserleri Sevdası
--------------------------------------------------------------------------------
« Hz. Hatice (r.a) KonferansıMümtaz Şahsiyet Nurbaki »Efendimizin Levh-İ Mahfuzdaki Rahmet Sırrı
ONK. DR. HALUK NURBAKİHaluk Nurbaki
Hayatı Eserleri Sevdası
--------------------------------------------------------------------------------
« Hz. Hatice (r.a) KonferansıMümtaz Şahsiyet Nurbaki »Efendimizin Levh-İ Mahfuzdaki Rahmet Sırrı
ONK. DR. HALUK NURBAKİ
Allah, Fahr-i Kâinat Efendimizi Elest'de öyle sevmişti ki; hilkatın yeni fazında bütün varlıkları Efendimizin gönlündeki sevgi sırrı ile yarattı. Hilkatın, yani yaratılışın temel yasalarının kader programlarını kanunlaştıran dev kompüter merkezi; Levh-i Mahfûz olarak bilinmektedir. İşte bu sistemde Allah, sevgili Habibinin hamdini değişmez, bir raks hâline getirdi. Evrendeki maddesel varlıklar da, madde ötesi varlıklar da daima bu sırrın değişmez tasarrufu içindedir. Buradan çıkan sonuçlar, evrendeki çok önemli yasaların ana maddeleridir.
Şüphesiz ki, Levh-i Mahfuz'daki bu rahmet sırrının; atomlara, galaksilere yansıyan câzibe hikmetinden çok ötelerde tecellileri de vardır. Mü'minlerin kaderlerine yansıyan sonu gelmez lütuflar, güzellikler tümü ile Efendimizin Levhi Mahfuz'a yansıyan rahmet sırrından doğar.
Levh-i Mahfuz'a Efendimizin yansıyan rahmet sırrının bir güzel örneği, bütün eşyanın ve varlıkların insana hizmet etme yarışını sergiler. Bu yüzden, bir yandan melekler gönüllerimizdeki sıkıntıları alır, bir yandan çiçekler kuru dünyamızın ruhumuza yansıyan hüznünü giderir. Bütün canlılar, insanın etrafında onu tavaf eder gibi zikreder durur.
Efendimizin Levh-i Mahfuz'a yansıyan bir rahmet sırrı da bizzat biyolojimize nakşolmuştur. Hipotalamus dediğimiz beyin bölgesi, tüm hormonlarımıza hâkimdir. Hayattaki sağlık ve biyolojik mutluluğun anahtarı hipotalamus'un çalışma biçimine bağlıdır. Allah bu merkeze öyle bir şifre koymuştur ki; bu şifre sevgi ve güvenle hipotlamus'u, dolayısıyla hormon sistemlerini en güzel şekilde çalıştırır. Nefret ve korku ise bu sistemi bozup, hormon sisteminde akıl almaz felâketler meydana getirir. İşte Efendimizin Levh-i Mahfuz'a yansıyan rahmet sırrı, biyolojiye öyle bir imza atmıştır ki; ancak inanan ve Efendimiz gibi sevmesini bilenleri biyolojik sağlığını yürütebilir. Aksi ise hüsrana ve perişanlığa mahkûmdur.
Fahr-i Kâinat Efendimiz, kulluk sırrını, ilâhi çizgiden en net şekilde ayıran, evrenin en usta varlığıdır. Bu yüzden imzasını atarken, hep «Allah'ın Kulu ve Resûlü» olarak kullanmıştır. Kim ki Efendimizi bu nazik hilkat güzelliğinden ayırarak ilâhlaştırmak isterse; Efendimizi hiç anlamıyor demektir.
Dikkat ederseniz, mânâ penceresinden gönüllerdeki sevgi bahçelerinde Efendimizi seyrederken, hep ilâhi san'atın şaheseri olarak hissettik. Zaten Efendimizin en büyük sırrı buradadır. Hıristiyanların gerek Hz. İsa'yı gerek tüm insanları ilâhlaştırmak yanılgısı İslâm penceresinden giremez. Allah, kendi bilinmezliğinin akıl almaz gergefinde, sonsuz tecellilerle yarattığı âlemlerin fonunda öyle bir aşk şarkısı bestelemiştir ki; onu duymadan ne Allah'ı ne muhteşem âlemleri fark etmek mümkün değildir.
İşte Efendimiz, âlemlerin; Allah'ın yarattığı güzelliklerin ufkunda ilâhi bir aşk bestesidir. Bu yüzden o nağmeleri gereği gibi yalnız Allah hisseder. Bizlerin onu nakil ve tanımlarımız bir niyazdan ibarettir: Bütün kardeşlerimiz adına, okuyucularımızla birlikte yaptığımız bir niyaz.
Mânâ bilimlerinde, özellikle Ledün âleminde Efendimizden söz açılınca bitirmek yasaktır. Çünkü O'nun anlatımı, tanımı, ilâhi bestenin sonsuzluklarında sürer durur. Gerçekten satırları bitirmekten hayatım boyunca hicap duyacağım. Ne çare ki, bendenizin gönül penceresinden sizlere yansıma mecâlim sınırlı.
Yoksa Fahr-i Kâinat Efendimizi tüm evren anlatıyor ve ebediyete kadar anlatmaya devam edecek. Maddesel olan veya olmayan her varlık Allah'ın zikrindeki kulluk hazzını aldıkça, her an elest meclisini hatırlatıyor. Orada, gönüllerimizin sultanı Fahr-i Kâinat Efendimizin müthiş ilâhi bilmeceyi çözerek, hepimize yeniden nasıl var olma zevki verdiğini tekrar yaşıyor.
Allah, hepimize evrenlerdeki bu sonsuz övgüyü duymak nasip etsin. Hepimizin niyazını, ilâhi rahmeti içinde hoş görerek, hepimizi Fahr-i Kâinat Efendimizin şefkat ve şefaatiyle arındırsın.
Allah, Fahr-i Kâinat Efendimizin âlemlere rahmet sırrı içinde, gönlünde sevgi rüzgarı eserek «Muhammed rüzgarına» kapılan dünyanın yeni ve genç insanlarını, O'nun âlemlere rahmet sırrı içinde, îmanda muvaffak kılsın. Allah, hepimizin gönüllerinde Fahr-i Kâinat Efendimizin hikmetini canlandırarak, bizzat O'ndan rahmet sırları almak nasip etsin.
Kitabımıza başlarken de arz ettim. Fahr-i Kâinat Efendimizi anlatmak, hele O'nu gönül penceresinden tanıtmak ne haddimize! Ancak, bu kitabımızın bir niyaz sırrı vardır. Bu niyazı Fahr-i Kâinat Efendimizin âlemlere rahmet sırrına sığınarak arz ediyorum:
Allah, kitabımızı okuyan kardeşlerimizin ve bendenizin gönlünde ortak bir aşk-ı Muhammedî'yi lütfetsin. Ve inşaallah, bu sevda ile hepimize, Kâinatın Fahr-i Ebedîsi, yaratılanların en şereflisi, güzeller güzeli Fahr-i Kâinat Efendimizi hem madde hem mânâ gözü ile görmek nasip etsin.

Bir yanıt to “Efendimizin Levh-İ Mahfuzdaki Rahmet Sırrı”
Ayşe Çelebi Der ki:

3 Ocak 2007 2:31 pm
Ya Nebi

Hiç senin sevgin olmasa

Tanıyabilir miyiz Yüce rabbimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Hayatın güzellikleri

Alıp götürür mü bizi

Hiç senin sevgin olmasa

Isıtabilir mi

Güneş bu denli içimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Işıldatabilir mi

Ay gözbebeklerimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Yaşama tutunup

Unutabilir miyiz dertlerimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Hoşgörebilir miyiz

Bencilliklerimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Sevip sayabilir miyiz

Gereği gibi birbirimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Yaşayabilir miyiz bu dünyada

Gerçekten insan gibi

Hiç senin sevgin olmasa

Umut edip cenneti

Emin olabilir miyiz c

ehennemden bu denli…

Yanıt yazın
Ad Soyad (required)

E-posta adresiniz (yayınlanmayacaktır) (required)

Website





--------------------------------------------------------------------------------
Haluk Nurbaki © 2006
Yazılarımızı sitenizden takip edebilirsiniz (RSS)



Allah, Fahr-i Kâinat Efendimizi Elest'de öyle sevmişti ki; hilkatın yeni fazında bütün varlıkları Efendimizin gönlündeki sevgi sırrı ile yarattı. Hilkatın, yani yaratılışın temel yasalarının kader programlarını kanunlaştıran dev kompüter merkezi; Levh-i Mahfûz olarak bilinmektedir. İşte bu sistemde Allah, sevgili Habibinin hamdini değişmez, bir raks hâline getirdi. Evrendeki maddesel varlıklar da, madde ötesi varlıklar da daima bu sırrın değişmez tasarrufu içindedir. Buradan çıkan sonuçlar, evrendeki çok önemli yasaların ana maddeleridir.
Şüphesiz ki, Levh-i Mahfuz'daki bu rahmet sırrının; atomlara, galaksilere yansıyan câzibe hikmetinden çok ötelerde tecellileri de vardır. Mü'minlerin kaderlerine yansıyan sonu gelmez lütuflar, güzellikler tümü ile Efendimizin Levhi Mahfuz'a yansıyan rahmet sırrından doğar.
Levh-i Mahfuz'a Efendimizin yansıyan rahmet sırrının bir güzel örneği, bütün eşyanın ve varlıkların insana hizmet etme yarışını sergiler. Bu yüzden, bir yandan melekler gönüllerimizdeki sıkıntıları alır, bir yandan çiçekler kuru dünyamızın ruhumuza yansıyan hüznünü giderir. Bütün canlılar, insanın etrafında onu tavaf eder gibi zikreder durur.
Efendimizin Levh-i Mahfuz'a yansıyan bir rahmet sırrı da bizzat biyolojimize nakşolmuştur. Hipotalamus dediğimiz beyin bölgesi, tüm hormonlarımıza hâkimdir. Hayattaki sağlık ve biyolojik mutluluğun anahtarı hipotalamus'un çalışma biçimine bağlıdır. Allah bu merkeze öyle bir şifre koymuştur ki; bu şifre sevgi ve güvenle hipotlamus'u, dolayısıyla hormon sistemlerini en güzel şekilde çalıştırır. Nefret ve korku ise bu sistemi bozup, hormon sisteminde akıl almaz felâketler meydana getirir. İşte Efendimizin Levh-i Mahfuz'a yansıyan rahmet sırrı, biyolojiye öyle bir imza atmıştır ki; ancak inanan ve Efendimiz gibi sevmesini bilenleri biyolojik sağlığını yürütebilir. Aksi ise hüsrana ve perişanlığa mahkûmdur.
Fahr-i Kâinat Efendimiz, kulluk sırrını, ilâhi çizgiden en net şekilde ayıran, evrenin en usta varlığıdır. Bu yüzden imzasını atarken, hep «Allah'ın Kulu ve Resûlü» olarak kullanmıştır. Kim ki Efendimizi bu nazik hilkat güzelliğinden ayırarak ilâhlaştırmak isterse; Efendimizi hiç anlamıyor demektir.
Dikkat ederseniz, mânâ penceresinden gönüllerdeki sevgi bahçelerinde Efendimizi seyrederken, hep ilâhi san'atın şaheseri olarak hissettik. Zaten Efendimizin en büyük sırrı buradadır. Hıristiyanların gerek Hz. İsa'yı gerek tüm insanları ilâhlaştırmak yanılgısı İslâm penceresinden giremez. Allah, kendi bilinmezliğinin akıl almaz gergefinde, sonsuz tecellilerle yarattığı âlemlerin fonunda öyle bir aşk şarkısı bestelemiştir ki; onu duymadan ne Allah'ı ne muhteşem âlemleri fark etmek mümkün değildir.
İşte Efendimiz, âlemlerin; Allah'ın yarattığı güzelliklerin ufkunda ilâhi bir aşk bestesidir. Bu yüzden o nağmeleri gereği gibi yalnız Allah hisseder. Bizlerin onu nakil ve tanımlarımız bir niyazdan ibarettir: Bütün kardeşlerimiz adına, okuyucularımızla birlikte yaptığımız bir niyaz.
Mânâ bilimlerinde, özellikle Ledün âleminde Efendimizden söz açılınca bitirmek yasaktır. Çünkü O'nun anlatımı, tanımı, ilâhi bestenin sonsuzluklarında sürer durur. Gerçekten satırları bitirmekten hayatım boyunca hicap duyacağım. Ne çare ki, bendenizin gönül penceresinden sizlere yansıma mecâlim sınırlı.
Yoksa Fahr-i Kâinat Efendimizi tüm evren anlatıyor ve ebediyete kadar anlatmaya devam edecek. Maddesel olan veya olmayan her varlık Allah'ın zikrindeki kulluk hazzını aldıkça, her an elest meclisini hatırlatıyor. Orada, gönüllerimizin sultanı Fahr-i Kâinat Efendimizin müthiş ilâhi bilmeceyi çözerek, hepimize yeniden nasıl var olma zevki verdiğini tekrar yaşıyor.
Allah, hepimize evrenlerdeki bu sonsuz övgüyü duymak nasip etsin. Hepimizin niyazını, ilâhi rahmeti içinde hoş görerek, hepimizi Fahr-i Kâinat Efendimizin şefkat ve şefaatiyle arındırsın.
Allah, Fahr-i Kâinat Efendimizin âlemlere rahmet sırrı içinde, gönlünde sevgi rüzgarı eserek «Muhammed rüzgarına» kapılan dünyanın yeni ve genç insanlarını, O'nun âlemlere rahmet sırrı içinde, îmanda muvaffak kılsın. Allah, hepimizin gönüllerinde Fahr-i Kâinat Efendimizin hikmetini canlandırarak, bizzat O'ndan rahmet sırları almak nasip etsin.
Kitabımıza başlarken de arz ettim. Fahr-i Kâinat Efendimizi anlatmak, hele O'nu gönül penceresinden tanıtmak ne haddimize! Ancak, bu kitabımızın bir niyaz sırrı vardır. Bu niyazı Fahr-i Kâinat Efendimizin âlemlere rahmet sırrına sığınarak arz ediyorum:
Allah, kitabımızı okuyan kardeşlerimizin ve bendenizin gönlünde ortak bir aşk-ı Muhammedî'yi lütfetsin. Ve inşaallah, bu sevda ile hepimize, Kâinatın Fahr-i Ebedîsi, yaratılanların en şereflisi, güzeller güzeli Fahr-i Kâinat Efendimizi hem madde hem mânâ gözü ile görmek nasip etsin.

Bir yanıt to “Efendimizin Levh-İ Mahfuzdaki Rahmet Sırrı”
Ayşe Çelebi Der ki:

3 Ocak 2007 2:31 pm
Ya Nebi

Hiç senin sevgin olmasa

Tanıyabilir miyiz Yüce rabbimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Hayatın güzellikleri

Alıp götürür mü bizi

Hiç senin sevgin olmasa

Isıtabilir mi

Güneş bu denli içimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Işıldatabilir mi

Ay gözbebeklerimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Yaşama tutunup

Unutabilir miyiz dertlerimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Hoşgörebilir miyiz

Bencilliklerimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Sevip sayabilir miyiz

Gereği gibi birbirimizi

Hiç senin sevgin olmasa

Yaşayabilir miyiz bu dünyada

Gerçekten insan gibi

Hiç senin sevgin olmasa

Umut edip cenneti

Emin olabilir miyiz c

ehennemden bu denli…

Yanıt yazın
Ad Soyad (required)

E-posta adresiniz (yayınlanmayacaktır) (required)

Website





--------------------------------------------------------------------------------
Haluk Nurbaki © 2006
Yazılarımızı sitenizden takip edebilirsiniz (RSS)
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 10:19.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382