|
||
![]() |
|
|
| Fıkıh & İçtihatlar Fıkhi ve içtihadlarla ilgili bilgilerimizi buradan tazeleyebiliriz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Öğrenci Temsilcisi
![]() ![]() Giriş: Dec 2006
Mesaj: 245
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı: 293
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() |
Haluk Nurbaki Hayatı Eserleri Sevdası -------------------------------------------------------------------------------- « Hz. Hatice (r.a) KonferansıMümtaz Şahsiyet Nurbaki »Efendimizin Levh-İ Mahfuzdaki Rahmet Sırrı ONK. DR. HALUK NURBAKİHaluk Nurbaki Hayatı Eserleri Sevdası -------------------------------------------------------------------------------- « Hz. Hatice (r.a) KonferansıMümtaz Şahsiyet Nurbaki »Efendimizin Levh-İ Mahfuzdaki Rahmet Sırrı ONK. DR. HALUK NURBAKİ Allah, Fahr-i Kâinat Efendimizi Elest'de öyle sevmişti ki; hilkatın yeni fazında bütün varlıkları Efendimizin gönlündeki sevgi sırrı ile yarattı. Hilkatın, yani yaratılışın temel yasalarının kader programlarını kanunlaştıran dev kompüter merkezi; Levh-i Mahfûz olarak bilinmektedir. İşte bu sistemde Allah, sevgili Habibinin hamdini değişmez, bir raks hâline getirdi. Evrendeki maddesel varlıklar da, madde ötesi varlıklar da daima bu sırrın değişmez tasarrufu içindedir. Buradan çıkan sonuçlar, evrendeki çok önemli yasaların ana maddeleridir. Şüphesiz ki, Levh-i Mahfuz'daki bu rahmet sırrının; atomlara, galaksilere yansıyan câzibe hikmetinden çok ötelerde tecellileri de vardır. Mü'minlerin kaderlerine yansıyan sonu gelmez lütuflar, güzellikler tümü ile Efendimizin Levhi Mahfuz'a yansıyan rahmet sırrından doğar. Levh-i Mahfuz'a Efendimizin yansıyan rahmet sırrının bir güzel örneği, bütün eşyanın ve varlıkların insana hizmet etme yarışını sergiler. Bu yüzden, bir yandan melekler gönüllerimizdeki sıkıntıları alır, bir yandan çiçekler kuru dünyamızın ruhumuza yansıyan hüznünü giderir. Bütün canlılar, insanın etrafında onu tavaf eder gibi zikreder durur. Efendimizin Levh-i Mahfuz'a yansıyan bir rahmet sırrı da bizzat biyolojimize nakşolmuştur. Hipotalamus dediğimiz beyin bölgesi, tüm hormonlarımıza hâkimdir. Hayattaki sağlık ve biyolojik mutluluğun anahtarı hipotalamus'un çalışma biçimine bağlıdır. Allah bu merkeze öyle bir şifre koymuştur ki; bu şifre sevgi ve güvenle hipotlamus'u, dolayısıyla hormon sistemlerini en güzel şekilde çalıştırır. Nefret ve korku ise bu sistemi bozup, hormon sisteminde akıl almaz felâketler meydana getirir. İşte Efendimizin Levh-i Mahfuz'a yansıyan rahmet sırrı, biyolojiye öyle bir imza atmıştır ki; ancak inanan ve Efendimiz gibi sevmesini bilenleri biyolojik sağlığını yürütebilir. Aksi ise hüsrana ve perişanlığa mahkûmdur. Fahr-i Kâinat Efendimiz, kulluk sırrını, ilâhi çizgiden en net şekilde ayıran, evrenin en usta varlığıdır. Bu yüzden imzasını atarken, hep «Allah'ın Kulu ve Resûlü» olarak kullanmıştır. Kim ki Efendimizi bu nazik hilkat güzelliğinden ayırarak ilâhlaştırmak isterse; Efendimizi hiç anlamıyor demektir. Dikkat ederseniz, mânâ penceresinden gönüllerdeki sevgi bahçelerinde Efendimizi seyrederken, hep ilâhi san'atın şaheseri olarak hissettik. Zaten Efendimizin en büyük sırrı buradadır. Hıristiyanların gerek Hz. İsa'yı gerek tüm insanları ilâhlaştırmak yanılgısı İslâm penceresinden giremez. Allah, kendi bilinmezliğinin akıl almaz gergefinde, sonsuz tecellilerle yarattığı âlemlerin fonunda öyle bir aşk şarkısı bestelemiştir ki; onu duymadan ne Allah'ı ne muhteşem âlemleri fark etmek mümkün değildir. İşte Efendimiz, âlemlerin; Allah'ın yarattığı güzelliklerin ufkunda ilâhi bir aşk bestesidir. Bu yüzden o nağmeleri gereği gibi yalnız Allah hisseder. Bizlerin onu nakil ve tanımlarımız bir niyazdan ibarettir: Bütün kardeşlerimiz adına, okuyucularımızla birlikte yaptığımız bir niyaz. Mânâ bilimlerinde, özellikle Ledün âleminde Efendimizden söz açılınca bitirmek yasaktır. Çünkü O'nun anlatımı, tanımı, ilâhi bestenin sonsuzluklarında sürer durur. Gerçekten satırları bitirmekten hayatım boyunca hicap duyacağım. Ne çare ki, bendenizin gönül penceresinden sizlere yansıma mecâlim sınırlı. Yoksa Fahr-i Kâinat Efendimizi tüm evren anlatıyor ve ebediyete kadar anlatmaya devam edecek. Maddesel olan veya olmayan her varlık Allah'ın zikrindeki kulluk hazzını aldıkça, her an elest meclisini hatırlatıyor. Orada, gönüllerimizin sultanı Fahr-i Kâinat Efendimizin müthiş ilâhi bilmeceyi çözerek, hepimize yeniden nasıl var olma zevki verdiğini tekrar yaşıyor. Allah, hepimize evrenlerdeki bu sonsuz övgüyü duymak nasip etsin. Hepimizin niyazını, ilâhi rahmeti içinde hoş görerek, hepimizi Fahr-i Kâinat Efendimizin şefkat ve şefaatiyle arındırsın. Allah, Fahr-i Kâinat Efendimizin âlemlere rahmet sırrı içinde, gönlünde sevgi rüzgarı eserek «Muhammed rüzgarına» kapılan dünyanın yeni ve genç insanlarını, O'nun âlemlere rahmet sırrı içinde, îmanda muvaffak kılsın. Allah, hepimizin gönüllerinde Fahr-i Kâinat Efendimizin hikmetini canlandırarak, bizzat O'ndan rahmet sırları almak nasip etsin. Kitabımıza başlarken de arz ettim. Fahr-i Kâinat Efendimizi anlatmak, hele O'nu gönül penceresinden tanıtmak ne haddimize! Ancak, bu kitabımızın bir niyaz sırrı vardır. Bu niyazı Fahr-i Kâinat Efendimizin âlemlere rahmet sırrına sığınarak arz ediyorum: Allah, kitabımızı okuyan kardeşlerimizin ve bendenizin gönlünde ortak bir aşk-ı Muhammedî'yi lütfetsin. Ve inşaallah, bu sevda ile hepimize, Kâinatın Fahr-i Ebedîsi, yaratılanların en şereflisi, güzeller güzeli Fahr-i Kâinat Efendimizi hem madde hem mânâ gözü ile görmek nasip etsin. Bir yanıt to “Efendimizin Levh-İ Mahfuzdaki Rahmet Sırrı” Ayşe Çelebi Der ki: 3 Ocak 2007 2:31 pm Ya Nebi Hiç senin sevgin olmasa Tanıyabilir miyiz Yüce rabbimizi Hiç senin sevgin olmasa Hayatın güzellikleri Alıp götürür mü bizi Hiç senin sevgin olmasa Isıtabilir mi Güneş bu denli içimizi Hiç senin sevgin olmasa Işıldatabilir mi Ay gözbebeklerimizi Hiç senin sevgin olmasa Yaşama tutunup Unutabilir miyiz dertlerimizi Hiç senin sevgin olmasa Hoşgörebilir miyiz Bencilliklerimizi Hiç senin sevgin olmasa Sevip sayabilir miyiz Gereği gibi birbirimizi Hiç senin sevgin olmasa Yaşayabilir miyiz bu dünyada Gerçekten insan gibi Hiç senin sevgin olmasa Umut edip cenneti Emin olabilir miyiz c ehennemden bu denli… Yanıt yazın Ad Soyad (required) E-posta adresiniz (yayınlanmayacaktır) (required) Website -------------------------------------------------------------------------------- Haluk Nurbaki © 2006 Yazılarımızı sitenizden takip edebilirsiniz (RSS) Allah, Fahr-i Kâinat Efendimizi Elest'de öyle sevmişti ki; hilkatın yeni fazında bütün varlıkları Efendimizin gönlündeki sevgi sırrı ile yarattı. Hilkatın, yani yaratılışın temel yasalarının kader programlarını kanunlaştıran dev kompüter merkezi; Levh-i Mahfûz olarak bilinmektedir. İşte bu sistemde Allah, sevgili Habibinin hamdini değişmez, bir raks hâline getirdi. Evrendeki maddesel varlıklar da, madde ötesi varlıklar da daima bu sırrın değişmez tasarrufu içindedir. Buradan çıkan sonuçlar, evrendeki çok önemli yasaların ana maddeleridir. Şüphesiz ki, Levh-i Mahfuz'daki bu rahmet sırrının; atomlara, galaksilere yansıyan câzibe hikmetinden çok ötelerde tecellileri de vardır. Mü'minlerin kaderlerine yansıyan sonu gelmez lütuflar, güzellikler tümü ile Efendimizin Levhi Mahfuz'a yansıyan rahmet sırrından doğar. Levh-i Mahfuz'a Efendimizin yansıyan rahmet sırrının bir güzel örneği, bütün eşyanın ve varlıkların insana hizmet etme yarışını sergiler. Bu yüzden, bir yandan melekler gönüllerimizdeki sıkıntıları alır, bir yandan çiçekler kuru dünyamızın ruhumuza yansıyan hüznünü giderir. Bütün canlılar, insanın etrafında onu tavaf eder gibi zikreder durur. Efendimizin Levh-i Mahfuz'a yansıyan bir rahmet sırrı da bizzat biyolojimize nakşolmuştur. Hipotalamus dediğimiz beyin bölgesi, tüm hormonlarımıza hâkimdir. Hayattaki sağlık ve biyolojik mutluluğun anahtarı hipotalamus'un çalışma biçimine bağlıdır. Allah bu merkeze öyle bir şifre koymuştur ki; bu şifre sevgi ve güvenle hipotlamus'u, dolayısıyla hormon sistemlerini en güzel şekilde çalıştırır. Nefret ve korku ise bu sistemi bozup, hormon sisteminde akıl almaz felâketler meydana getirir. İşte Efendimizin Levh-i Mahfuz'a yansıyan rahmet sırrı, biyolojiye öyle bir imza atmıştır ki; ancak inanan ve Efendimiz gibi sevmesini bilenleri biyolojik sağlığını yürütebilir. Aksi ise hüsrana ve perişanlığa mahkûmdur. Fahr-i Kâinat Efendimiz, kulluk sırrını, ilâhi çizgiden en net şekilde ayıran, evrenin en usta varlığıdır. Bu yüzden imzasını atarken, hep «Allah'ın Kulu ve Resûlü» olarak kullanmıştır. Kim ki Efendimizi bu nazik hilkat güzelliğinden ayırarak ilâhlaştırmak isterse; Efendimizi hiç anlamıyor demektir. Dikkat ederseniz, mânâ penceresinden gönüllerdeki sevgi bahçelerinde Efendimizi seyrederken, hep ilâhi san'atın şaheseri olarak hissettik. Zaten Efendimizin en büyük sırrı buradadır. Hıristiyanların gerek Hz. İsa'yı gerek tüm insanları ilâhlaştırmak yanılgısı İslâm penceresinden giremez. Allah, kendi bilinmezliğinin akıl almaz gergefinde, sonsuz tecellilerle yarattığı âlemlerin fonunda öyle bir aşk şarkısı bestelemiştir ki; onu duymadan ne Allah'ı ne muhteşem âlemleri fark etmek mümkün değildir. İşte Efendimiz, âlemlerin; Allah'ın yarattığı güzelliklerin ufkunda ilâhi bir aşk bestesidir. Bu yüzden o nağmeleri gereği gibi yalnız Allah hisseder. Bizlerin onu nakil ve tanımlarımız bir niyazdan ibarettir: Bütün kardeşlerimiz adına, okuyucularımızla birlikte yaptığımız bir niyaz. Mânâ bilimlerinde, özellikle Ledün âleminde Efendimizden söz açılınca bitirmek yasaktır. Çünkü O'nun anlatımı, tanımı, ilâhi bestenin sonsuzluklarında sürer durur. Gerçekten satırları bitirmekten hayatım boyunca hicap duyacağım. Ne çare ki, bendenizin gönül penceresinden sizlere yansıma mecâlim sınırlı. Yoksa Fahr-i Kâinat Efendimizi tüm evren anlatıyor ve ebediyete kadar anlatmaya devam edecek. Maddesel olan veya olmayan her varlık Allah'ın zikrindeki kulluk hazzını aldıkça, her an elest meclisini hatırlatıyor. Orada, gönüllerimizin sultanı Fahr-i Kâinat Efendimizin müthiş ilâhi bilmeceyi çözerek, hepimize yeniden nasıl var olma zevki verdiğini tekrar yaşıyor. Allah, hepimize evrenlerdeki bu sonsuz övgüyü duymak nasip etsin. Hepimizin niyazını, ilâhi rahmeti içinde hoş görerek, hepimizi Fahr-i Kâinat Efendimizin şefkat ve şefaatiyle arındırsın. Allah, Fahr-i Kâinat Efendimizin âlemlere rahmet sırrı içinde, gönlünde sevgi rüzgarı eserek «Muhammed rüzgarına» kapılan dünyanın yeni ve genç insanlarını, O'nun âlemlere rahmet sırrı içinde, îmanda muvaffak kılsın. Allah, hepimizin gönüllerinde Fahr-i Kâinat Efendimizin hikmetini canlandırarak, bizzat O'ndan rahmet sırları almak nasip etsin. Kitabımıza başlarken de arz ettim. Fahr-i Kâinat Efendimizi anlatmak, hele O'nu gönül penceresinden tanıtmak ne haddimize! Ancak, bu kitabımızın bir niyaz sırrı vardır. Bu niyazı Fahr-i Kâinat Efendimizin âlemlere rahmet sırrına sığınarak arz ediyorum: Allah, kitabımızı okuyan kardeşlerimizin ve bendenizin gönlünde ortak bir aşk-ı Muhammedî'yi lütfetsin. Ve inşaallah, bu sevda ile hepimize, Kâinatın Fahr-i Ebedîsi, yaratılanların en şereflisi, güzeller güzeli Fahr-i Kâinat Efendimizi hem madde hem mânâ gözü ile görmek nasip etsin. Bir yanıt to “Efendimizin Levh-İ Mahfuzdaki Rahmet Sırrı” Ayşe Çelebi Der ki: 3 Ocak 2007 2:31 pm Ya Nebi Hiç senin sevgin olmasa Tanıyabilir miyiz Yüce rabbimizi Hiç senin sevgin olmasa Hayatın güzellikleri Alıp götürür mü bizi Hiç senin sevgin olmasa Isıtabilir mi Güneş bu denli içimizi Hiç senin sevgin olmasa Işıldatabilir mi Ay gözbebeklerimizi Hiç senin sevgin olmasa Yaşama tutunup Unutabilir miyiz dertlerimizi Hiç senin sevgin olmasa Hoşgörebilir miyiz Bencilliklerimizi Hiç senin sevgin olmasa Sevip sayabilir miyiz Gereği gibi birbirimizi Hiç senin sevgin olmasa Yaşayabilir miyiz bu dünyada Gerçekten insan gibi Hiç senin sevgin olmasa Umut edip cenneti Emin olabilir miyiz c ehennemden bu denli… Yanıt yazın Ad Soyad (required) E-posta adresiniz (yayınlanmayacaktır) (required) Website -------------------------------------------------------------------------------- Haluk Nurbaki © 2006 Yazılarımızı sitenizden takip edebilirsiniz (RSS) |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|