|
||
![]() |
|
|
| Fıkıh & İçtihatlar Fıkhi ve içtihadlarla ilgili bilgilerimizi buradan tazeleyebiliriz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Mesaj: n/a
|
'Lâ ilâhe illallah' demek kurtuluşa yeter mi? Tefsir, hadis ve kelam kitaplarında ulemâ tarafından, Efendimiz'in devrini ve sonrasını idrak ettikten sonra O'nu (aleyhisselatü vesselam) tanımadan ahirette kurtuluşun söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir. Kadimden beri bazı kimseler Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) karşı anlamsız bir inat içindedirler. Kaldı ki, Efendimiz onlara kapalı da değildi. Bu sebeple bilinip kabul edilmemesi çok garip düşmektedir. Ancak şunu da ifade etmeliyim ki, O'nu kabul etmeyenlerin hepsi aynı ölçüde mülhit değildir. O'na açıktan karşı çıkanlar ve getirdiklerine savaş ilan edenler akibetlerini bütün bütün karartmış ve azab-ı ilahiyi hak etmiş sayılırlar. Çünkü bunlar tam mülhittirler ve her türlü mesaviye de açıktırlar. Allah, eski devirlerde bu türlü mülhidlerden, Lut kavmi gibi bazılarını yerin dibine batırmış, Ad kavmi gibilerini fırtınayla cezalandırmış, Semud kavmi gibi inatçıları da bir sayha ile hâk ile yeksân etmiştir. Günümüzde Müslümanlar, Hz. Muhammed gibi bir kaptana dayandıkları, O'nun mesajını neşrettikleri için geçmiş kavimlerde olduğu gibi toptan helak olmayacaklardır. Mevzuyla alakalı ikinci bir husus da, biz Müslümanlar olarak, dünyaya İslam mesajını olması gerektiği şekilde duyuramadık. İslâmî hak ve hakikati bütün güzelliğiyle onlara ulaştıramadık. Bu sebeple hakikat onlara karşı kapalı kaldı. Allah, onları hesaba çekerken, bizi de İslam'ı onlara götüremedik diye hesaba çekecektir. Üçüncüsü, insanlık içinde, Efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla -büyük bir müceddidin beyanına dayanarak ifade ediyorum- inşallah onlar, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olurlar. Çünkü onlar ötede diyebilirler ki: "Bize İslam hakikatini getirmediler; ya Rabbi, getirseler inanırdık." ihtimal, Cenab-ı Hak da onlara farklı muamelede bulunur. "Lâ ilahe illallah" diyen cennetlik mi? Gönülden "Lâ ilâhe illallah" diyen, bunu iz'an eden, muktezasını kabullenen ve tasdik eden kimse mümin demektir ve böyle bir kimse Allah'ı mabudu mutlak, maksudu bi'l-istihkak olarak kabullenmiş demektir. Efendimiz böyle bir kimsenin cennete gireceğini pek çok sahih hadisinde ifade buyurmuşlardır. Bunun manası şudur: Bir insan "Lâ ilâhe illallah" der, Allah'a karşı ahd ü peymanda bulunur ve mazmuna sadakat içinde ruhunu O'na teslim ederse, Allah böyle bir kişiye dilerse azap eder, dilerse cennete koyar. Başka bir hadiste bu husus şöyle dile getirilmektedir: "Lâ ilâhe illallah" diyen ve bununla ışığında imandan, irfandan nasipdar olan kimseyi Allah, sonsuz rahmeti gereği ebedi cehennemde bırakmaz. Bazı mezheplerden, bu türlü kimselerin ebediyen cehennemde kalacağına kâil olanlar da az değildir. Bu arada "Lâ ilâhe illallah" ile kurtulan bir zümre de olacaktır. Bu zümreye ait insanlar hayatlarında ibadet ü taat yapacak kadar değil, sadece "Lâ ilâhe illallah" diyecek kadar bir fırsat bulmuşlardır. Ben biraz da bu yoruma temayül ederek bu hadisin bu zümreye mahsus olabileceğini düşünüyorum. Yoksa bu, uzun süre sadece "Lâ ilâhe illallah" diyerek yaşadılar manasına gelmez. Ancak bunlar, ikrar ve tasdiklerinde sadakat içinde olurlarsa Allah da dilerse onları affeder. Öyle olmuştur ki bir şahıs Müslüman olmuş, ardından hemen bir harbe iştirak ederek şehit düşmüş ve bir namaz kılma bile kendisine nasip olmamıştır. İşte böyle bir insanın "Lâ ilâhe illallah" demesi onu kurtarır. Diğerlerine gelince Allah dilerse affeder, dilerse azap eder. Evet, "Lâ ilâhe illallah"ı küçük görmemek gerekir. Burada bahsedilmesi gereken son bir husus da şudur: Kelime-i şehadetin iki kelamı birbirinden ayrılmaz, birbirini isbat eder, biri birisiz olmaz. Madem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Hâtemül Enbiya'dır, O'nun cadde-i kübrasından hariç hakikat ve necat yolu olamaz. Günde beş defa minarelerimizden olduğu gibi, gönüllerimizden de yükselen ezanımızı düşünün.. Her namaza yürüyüşümüzde, "Gök nûra gark olur nice yüz bin minareden, Şehbâl açınca rûh-ı revân-ı Muhammedî; Ervah cümleten görür "Allahu Ekber"i, Aks eyleyince arşa lisân-ı Muhammedî" (Yahya Kemâl) sözlerinin hakikatini seslendiriyor ve O'na (sallallâhu aleyhi ve sellem) vefamızı önce ezanla ilan ediyoruz. Zât-ı Uluhiyet'in yanında Efendimiz'in nâm-ı celîlini de anıyoruz. "Lâ ilahe illallah"ın, "Muhammedün Resûlullah"dan ayrılamayacağını, şehadetin ancak ikisini beraber söylemekle gerçekleşmiş olacağını gösteriyoruz. ÖZETLE 1- Kaynaklarımızda, Efendimiz'in devrini ve sonrasını idrak ettikten sonra O'nu tanımadan necat söz konusu olmadığı hususu açıkça ifade edilmektedir. 2- Efendimiz'i hiç duymayan, çok ücra yerlerde bulunan kimseler, bir nevi fetret hayatı yaşamaları itibarıyla, fetret devri insanının tabi olduğu muameleye tabi olabilirler. 3- Bir insan "Lâ ilâhe illallah" der ve bu inanca sadakat içinde ruhunu Cenab-ı Hakk'a teslim ederse, Allah böyle bir kişiye dilerse azap eder, dilerse cennete koyar. zaman. |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
bir varmış..bir yokmuş...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: şimdilik dünya'da...
Mesaj: 1,591
Tecrübe Puanı: 37
Rep Puanı: 3361
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Allah(c.c.) razı olsun çok güzel bir konu...
__________________
Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar; Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr, Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, Gölgemin peşinden yürür giderim... N.F.K. |
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Öğrenci Temsilcisi
![]() ![]() Giriş: Sep 2007
Konum: körfezin serin sularından
Mesaj: 191
Tecrübe Puanı: 10
Rep Puanı: 823
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Peygamber Efendimiz(asm) geldikten sonra ona inanmadan imanın şartlarını yerine getirmiş olmak mümkün değildir.Çünki biz tüm esasları onunla öğrendik.Tüm iman essasları onunla bir bütün oluyor.Onu kabul etmeden sadece Allah inancı necat için yeterli değildir diye düşünüyorum.Ama sonuçta bu Allah'ın bileceği bir iş |
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Acemi Öğrenci
Giriş: Jun 2008
Mesaj: 19
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi:
![]() |
Üzerinde titizlikle durulması gereken bir konu Zaten Rasulümüzde tevhid kelimesinin tesisi hususunda 13 sene çalışmış bu da gösteriyor ki bu konunun ehemmiyeti büyük. Şöyle de diyebiliriz bir toplumda Tevhid tesis edilmeden diğer yapılan ameller beyhudedir.. Bu bağlamda La İlahe İllallah'ın fayda verebilmesi için söyleyen kimsenin bu kelimenin manasını bilip,bu mana gereğince amel etmesi gerekir.Fakat bazı kimseler birtakım nasslar getirerek La İlahe İllallah'ın sadece telaffuz edilen bir sözden ibaret olduğunu iddia ediyorlar. Şeyh Süleyman b. Abdullah bu iddiaya şu şekilde bir cevab veriyor: Itban'dan(r.a)Rasulullah S.a.v Şöyle dedi: "ALLAH kendi rızasını kaznamak için La ilahe illallah diyen kimseye cehennemi haram kıldı."(buhari,rikaak:6...)Rasulün La ilahe illallah diyen kimse ateşe(cehenneme)girmez.(buhari)hadisi ve benzeri hadisler,birçokları tarafından yanlış yorumlanmıştır. Çünkü tevhid(La ilahe illallah)kelimesi;ALLAHtan başka tapınılan ve saygı gösterilenleri reddetmeyi,Onun sevgisini,Onun bilumum hükümlerine boyun eğmeyi ve teslimiyeti, ALLAHA kamil manada itaati,samimi ve ihlaslı olarak şirkten uzak bir şekilde ibadet etmeyi, yasakladığını yasaklamayı ver dediğini vermeyi,onun için sevmeyi,onun için buğzetmeyi gerektirir.Tevhid kelimesini dille söyleyen bir kimsenin bütün amellerini şirkten temizlemesi gerekir.Rasul s.a.v şöyle buyuruyor."Kim La ilahe illallah der ve ALLAhtan başka ibadet edilenleri inkar ederse,malı,kanı haram kılınmış olur.hesabı ise ALLAHa bırakılmıştır.(müslim) (Kitabu't-Tevhid) selam ile.
__________________
Bir "Vaha" getir gönlümdeki "Çöle"... |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|