|
||
![]() |
|
|
| Fıkıh & İçtihatlar Fıkhi ve içtihadlarla ilgili bilgilerimizi buradan tazeleyebiliriz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
bir varmış..bir yokmuş...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: şimdilik dünya'da...
Mesaj: 1,591
Tecrübe Puanı: 37
Rep Puanı: 3361
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kuranı anlamak için Arapça bilmek yeterli olsaydı bütün Arap çocukları alim ve bütün Kuran tefsirleri de gereksiz olurdu. Üstad Bediüzzaman hazretleri, kâinatın ilahi irade ile muntazam bir hane gibi işleyişinde esas olan kanunlara “tekvin -i şeriat” tabir eder. Bütün tabiat kanunları bu şeriatın hükümleridir. Kâinat bu şeriatın kitabı, fenler ise bu kitabın şerh ve izahları hükmündedir. Mesela, göz bu kitaptan bir kelimedir, onun hakkında yazılan ciltlerle eser, bu kelimenin açıklayıcısı hükmündedir. Ve Üstad, kâinattaki kanunların Cenab-ı Hakkın “irade” sıfatından; ihtiyari fiillerimizi tanzim eden Kuranın ise “kelâm” sıfatından geldiğini kaydeder. Kısa bir özeti arz edilen bu harika tespit üzerinde biraz düşünelim. Kuran ve kâinat; ikisi de Allahın birer kitabı, ikisi de sonsuz hikmetlerle, ilimlerle adeta kaynaşmakta. İkisinin de, nice alimleri, kaşifleri, müçtehitleri var. Ve yine ikisinin de pek çok münkirleri, asileri, cahilleri mevcut. Şimdi, Arapça yazılmış bir biyoloji kitabı düşününüz. O kitaptan bir cümle şöyle olsun. “Bir ağaç, esas olarak kök, gövde, dal, yaprak, çiçek ve meyvelerden ibarettir”. Şimdi birisi kalkıyor; bu cümleyi tercüme ediyor ve “ben ağaç hakkında her şeyi biliyorum” diye iddiada bulunuyor. Böyle bir tercüme ile, bütün botanik ilmini bildiğini sanıyor. İşte sadece Arapça bilen ama tefsir ilminden nasipsiz birinin Kuran hakkındaki bilgisi de o adamınki gibi sathidir, kısırdır ve noksandır. Kâinat kitabı hakkında bu kadar ilmi araştırma yapılmış, bu kadar tezler sunulmuştur. Bunun bir benzeri de İlâhî kitabımız Kuran hakkında yapılmıştır. Bu eserlerden faydalanmak yerine, sadece Arapça bilgimizle yetinirsek, yahut piyasada neşredilen mealleri okumakla Kuranı anladığımızı sanırsak çok aldanır ve çok zarar ederiz. Şu önemli noktaya da kısaca değinmek isteriz: Kuranı bizlere en iyi şekilde açıklayan Allah Resulüdür(asm.). Onun hadis-i şeriflerinden, Onun sünnetinden yüz çevirerek Kuranı anlamak mümkün değildir. Kuran-ı Kerimde İslamın bütün temel prensipleri belirtilmiş olmakla birlikte, bunların işleyiş biçimi için, mutlak surette peygamberimizin (asm.) rehberliğine ihtiyaç vardır.Sadece bir örnek: Kuranda namaz emredilmiş olmakla birlikte namazın nasıl kılınacağı bütün incelikleriyle bize Allah Resulü(asm.) tarafından öğretilmiştir. Sadece Kuran meallerine bakarak namaz kılmamızın mümkün olmadığı açıktır. Bizler nasıl ayet ve hadislerden hüküm çıkarma yetkisine sahip değilsek ve bu noktada müçtehitlere, fıkıh alemlerine müracaat ediyorsak, Kuranı anlama hususunda da tefsir alimlerinin eserlerini okuma durumundayız. Aksi halde hem aldanır, hem de bilmeyerek başkalarına da zarar vermiş oluruz. Alaâddin Başar (Prof. Dr.)
__________________
Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar; Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr, Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, Gölgemin peşinden yürür giderim... N.F.K. |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Doçent Doktor
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Mesaj: 1,663
Tecrübe Puanı: 498
Rep Puanı: 49493
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
allah razı olsun kardeş. ciddi anlamda sıkıntı bu durum. eline kur'an mealini alan başımıza bişiler biliyorum diye çıkıyor. kimi g. zekalılar da sünneti reddedip kur'an yeterlidir diyor. bunlar bizim imtihanımızsa bize düşen bu tür insanlara pirim vermemek. konuşmalarını dinlememek, kitaplarını okumamak... eğer yakınımızsa bu tür meseleri o nun yanında hiç açmamak. açılınca hemen kapatmak. bazen konunun kapanması tartışılmasından daha iyi olabilir. en azından karşımızdaki kişinin daha fazla günaha girmesini engelleyebilir ve hatta kendi inancının temellerini sarsmamasını sağlayabiliriz.... |
|
|
|
#3 (permalink) |
|
bir varmış..bir yokmuş...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: şimdilik dünya'da...
Mesaj: 1,591
Tecrübe Puanı: 37
Rep Puanı: 3361
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
yorumun için teşekkürler.ve haklısın. ve malesef bunca iletişimin ve teknolojinin fazlaca olduğu günümüzde hala şaşıran insanları görmek üzüyor.hep başkalarının ağzına bakmaktan kaynaklanıyor tabi.halbuki yazıda da söylendiği üzere ilmi kendimizde okusak araştırsak başkalarının konuşmasına da gerek kalmayacak gibi...
__________________
Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar; Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr, Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr, Gölgemin peşinden yürür giderim... N.F.K. |
|
|
|
#4 (permalink) |
|
Acemi Öğrenci
Giriş: Jun 2008
Mesaj: 19
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi:
![]() |
Qur'an-ı Kerim'le muhatab olan ve farklı dilleri konuşan dünya insanlarına öncelikle iletilmesi gereken,ilahi Vahyin bizatihi kendisi veya arabça olan ifadesi değil,bu ilahi Vahyin beyan ettiği ilahi manalar ya da mesajlardır.vesselam güzel bilgiler selam ile.
__________________
Bir "Vaha" getir gönlümdeki "Çöle"... |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|