|
||
![]() |
|
|
| Fikri Mülahazalar Din, toplum ve kültürümüz ve önemli kişiliklere ait mülahazaları buradan takip edeceğiz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Siteden Atıldı!
Giriş: Oct 2007
Konum: urfa
Mesaj: 26
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi:
![]() |
Sultan Mehmet Vahidettin Babası : Sultan Abdülmecid Annesi : Gülistu Kadın Efendi Doğumu : 02 Şubat 1861 Ölümü : 15 Mayıs 1926 Saltanatı : 04 Temmuz 1918 - 01 Kasım 1922 HAYATI Sultan Mehmed Vahdeddin otuz altıncı ve son Osmanlı padişahıdır. Babası Sultan Abdülmecid, annesi Gülistu Kadın Efendi'dir. 2 Şubat 1861 tarihinde İstanbul'da doğdu. Babası Sultan Abdülmecid, Sultan Mehmed Vahdeddin doğduğu yıl, annesi Gülistu Kadın Efendi de, o henüz çok küçükken vefat etmişlerdi. Çocuk denecek yaşlarda hem öksüz, hem yetim kalan Sultan Mehmed Vahdeddin, babası Sultan Abdülmecid'in kadınlarından Şayeste Kadın tarafından büyütüldü. Sultan Abdülaziz'in saltanatı sırasında henüz bir çocuk olduğu için serbest yetişti. Eğitim ve öğrenimi ile ağabeyi Sultan İkinci Abdülhamid henüz padişah değilken bile yakından ilgilendi. Sultan İkinci Abdülhamid, saltanat yıllarında da bu tutumunu değiştirmedi, ona hep değer verdi ve onu korudu. Bu yüzden ağabeyinin saltanat yıllarında rahat bir hayat yaşadı. Sultan Mehmed Vahdeddin, çok okurdu, okuduğunu iyi anlardı. Özellikle fıkha ait eserler ilgisini çekmişti. Kitabeti ve imlâsı düzgündü. Zekî bir insandı, fikirlerini kâğıt üstüne aktarmakta zorluk çekmezdi. Çok nazik bir insan olan Sultan Mehmed Vahdeddin, Viyana seyahati sırasında hem yanındakileri hem de yabancıları nezaketine hayran bırakmıştı. Az konuşur, daha çok dinlemeyi sever ve birisini dinlerken pür dikkat kesilirdi. Sultan Mehmed Reşad, padişah olduğu zaman, yaş bakımından Sultan Mehmed Vahdeddin'den daha büyük olan Sultan Abdülaziz'in oğlu Yusuf İzzeddin veliaht idi. Yusuf İzzeddin'in ölümü üzerine veliahtlığa Sultan Mehmed Vahdeddin getirildi. Veliaht olarak bulunduğu yıllarda, Birinci Dünya Savaşı çıktı. Savaş sırasında Osmanlı Devleti'nin veliahtı olarak Almanya'ya resmî bir gezi yaptı. Bu seyahatinde yanında Mustafa Kemal de bulundu. Sultan Mehmed Reşad'ın ölümü üzerine, Sultan Altıncı Mehmed Vahdeddin sanı ile padişah oldu. MONDROS MÜTAREKESİ 30 Ekim 1918 tarihinde, Limni adasının Mondros Limanı'nda Bahriye Nazırı Hüseyin Rauf Orbay'ın Başkanlığı'nı yaptığı Osmanlı Heyeti ile İngiliz Amiral Calthorp'un Başkanı olduğu İtilâf Devletleri Heyeti arasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile silahlı çatışma sona ermiştir. I. Dünya Savaşını bitiren bu antlaşma aslında çok ağır şartlar taşıyordu. Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti'nin yıkılışını öngörmekte; İtilâf Devletleri'ne Osmanlı Devleti'nin herhangi bir bölgesine, güvenliklerini tehdit edecek bir durum nedeni ile işgal hakkını tanımakta idi. Mustafa Kemal bu mütareke ile ilgili olarak şunları söylüyordu; Osmanlı Hükümeti bu mütareke ile kendini kayıtsız şartsız düşmana teslim etmeğe muvafakat etmiştir. Yalnız muvafakat etmiş değil, düşmanların memleketi istilâsı için onlara muaveneti (yardımı) de vaad eylemiştir. Bu Mütareke olduğu gibi tatbik edildiği takdirde memleketin baştan sona kadar işgal ve istilâya maruz olacağı şüphesizdir. Mondros Ateşkes Antlaşması ile İtilâf Devletleri, barış antlaşmasının imzalanmasını beklemeden, Türk topraklarının taksimine giriştiler. Ateşkes Antlaşmasının 7. maddesi gereğince, bütün bir memleketin işgali için İtilâf Devletleri'ne imkân veriyordu. Mondros Ateşkes Antlaşması'nın başlıca hükümleri şunlardır: 1- Çanakkale ve İstanbul Boğazlarının açılması, Karadeniz'e serbestçe geçişin temini ve Çanakkale ve Karadeniz istihkâmlarının İtilâf Devletleri tarafından işgali sağlanacaktır. 2- Osmanlı sularındaki bütün torpil tarlaları ile torpido ve kovan mevzilerinin yerleri gösterilecek ve bunları taramak ve kaldırmak için yardım edilecektir. 3- Karadeniz'deki torpiller hakkında bilgi verilecektir. 4- İtilâf Devletlerinin bütün esirleri ile Ermeni esirleri kayıtsız şartsız İstanbul'da teslim olunacaktır. 5- Hudutların korunması ve iç asayişin temini dışında, Osmanlı ordusu derhal terhis edilecektir. 6- Osmanlı harp gemileri teslim olup, gösterilecek Osmanlı limanlarında gözaltında bulundurulacaktır. 7- İtilâf Devletleri, güvenliklerini tehdit edecek bir durumun ortaya çıkması halinde herhangi bir stratejik yeri işgal etme hakkına sahip olacaktır. 8- Osmanlı demiryollarından İtilâf Devletleri istifade edecekler ve Osmanlı ticaret gemileri onların hizmetinde bulundurulacaktır. 9- İtilâf Devletleri, Osmanlı tersane ve limanlarındaki vasıtalardan istifade sağlayacaktır. 10-Toros Tünelleri, İtilâf Devletleri tarafından işgal olunacaktır. 11- İran içlerinde ve Kafkasya'da bulunan Osmanlı kuvvetleri, işgal ettikleri yerlerden geri çekilecekler. 12- Hükümet haberleşmesi dışında, telsiz, telgraf ve kabloların denetimi, İtilâf Devletlerine geçecektir. 13- Askerî, ticarî ve denizle ilgili madde ve malzemelerin tahribi önlenecektir. 14- İtilâf Devletleri kömür, mazot ve yağ maddelerini Türkiye'den temin edeceklerdir (Bu maddelerden hiç biri ihraç olunmayacaktır). 15- Bütün demiryolları, İtilâf Devletlerin zabıtası tarafından kontrol altına alınacaktır. 16- Hicaz, Asir, Yemen, Suriye ve Irak'taki kuvvetler en yakın İtilâf Devletlerinin kumandanlarına teslim olunacaktır. 17- Trablus ve Bingazi'deki Osmanlı subayları en yakın İtalyan garnizonuna teslim olacaktır. 18- Trablus ve Bingazi'de Osmanlı işgali altında bulunan limanlar İtalyanlara teslim olunacaktır. 19- Asker ve sivil Alman ve Avusturya uyruğundan olanlar bir ay zarfında Osmanlı topraklarını terk edeceklerdir. 20- Gerek askerî teçhizatın teslimine, gerek Osmanlı Ordusunun terhisine ve gerekse nakil vasıtalarının İtilâf Devletlerine teslimine dair verilecek herhangi bir emir, derhal yerine getirilecektir. 21- İtilâf Devletleri adına bir üye, iaşe nezaretinde çalışacak bu devletlerin ihtiyaçlarını temin edecek ve isteyeceği her bilgi kendisine verilecektir. 22- Osmanlı harp esirleri, İtilâf Devletlerinin nezdinde kalacaktır. 23- Osmanlı Hükümeti, merkezî devletlerle bütün ilişkilerini kesecektir. 24- Altı vilâyet adı verilen yerlerde bir kargaşa olursa, vilâyetlerin herhangi bir kısmının işgali hakkını İtilâf Devletleri haiz bulunacaktır. Bu şartlar altındaki bir sultan...fikirlerinizi bekliyorum |
|
|
|
#2 (permalink) | |
|
***MASAL***
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Akvaryum
Mesaj: 4,234
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 23732
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Rahmetli Vahdettin'in hainliğini küçüklüğümüzden beri öyle bir kafamıza kazımışlardı ki, o çocuk hafızamda hep bir gemiye binmiş, arkasına bakmadan giden bir padişah canlanırdı. ama çok şükür ki artık tarihi gerçekler ortaya çıkıyor tek tek. Mustafa kemali Samsun'a onun gönderdiğini, üstelik kendi şahsi hazinesini de milli mücadele için mustafa kemale teslim ettiğini biliyoruz. arşivlerin zaman aşımına uğrayıp tamamiyle ortaya çıkmasından sonra da tarihte hakkı yenen diğer kişiliklerin de haklarının teslim edileceğine inanıyorum... Alıntı:
__________________
"Minik Japon Balığı'm"
Eğer bir gün dünya seni sıkarsa, Rabbine dönüp “benim büyük bir sıkıntım var” deme. Sıkıntına dönüp “benim ne büyük bir Rabbim var” de! |
|
|
|
|
#3 (permalink) | |
|
Öğrenci Temsilcisi
![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Kabuğumdayım
Mesaj: 213
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı: 25
Rep Derecesi:
![]() |
Alıntı:
kendi şahsi hazinesini açmış demişsiniz. bu konuda bir kaynak gösterirseniz sevinirim. samsun'a gönderilmiştir. ama milli mücadeleyi başlatması için mi? değil gözüküyor şu an. belge varsa onu da açıklayın. öğrenmekten mutluluk duyarım. vahdettin hain değildi. ama yaptığı bazı hareketler hainlik derecesindeydi. bu bir gerçek.(m.kemal ve arkadaşlarının tutuklanmasına dair karara imza atmıştır. ayrıca bu hareketi hainlik olarak görmüştür) öldükten sonra tabutuna haciz konduğu da gerçek. insanları gereğinden fazla büyütmemek gerek. insandır hatası olur.
__________________
.:Işık Gelip Karanlığı Boğacak ,Yeni Nesil Bizim Eserimiz Olacak:.
![]() AgReSiF |
|
|
|
|
#4 (permalink) | |
|
(S.İ.S.)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Yolda yolcu, halde garip; mekanı meçhul, konumu belirsiz...
Mesaj: 7,079
Tecrübe Puanı: 1070
Rep Puanı: 106055
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
İnsanları da; sadece bize gösterdikleri eksik belgelerden öğrendiğin kadarıyla da, yargılamamak gerek. Haciz konulmuş tabutuna, sizce devletin borcuna karşılık mıydı bu haciz? O günkü şartlarda Vahdettin'in hain ila edilmesi ve buna uygun olarak belgelerin yok edilmesi, yeni belgeler düzenlenilmesi küçük bir detay mıdır sadece?
__________________
حَسْبُنَا اللّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ |
|
|
|
|
#5 (permalink) | |
|
Öğrenci Temsilcisi
![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Kabuğumdayım
Mesaj: 213
Tecrübe Puanı: 3
Rep Puanı: 25
Rep Derecesi:
![]() |
Alıntı:
hangi kaynağa dayanarak konuşuyorsunuz ? bilmiyorum. burada benim demek istediğim vahdettin'in gereğinden fazla pohpohlandığıdır. o,m.kemal kadar ufku açık biri değildir bence. sadece mustafa armağan kitabı okuyarak olmuyor bu işler. tavsiye derim ; prof. dr. metin ayışığı cumhuriyet tarihi konusunda uzmandır. makalelerini okursanız bilgi edinebilirsiniz. vahdettin'in daha sonraki nesiller için bilgilerinin yakıldığı,yok edildiğine dair bilgiler ve kaynak gösterilmeden bu tartışma dayanaksız olur. damat ferit paşa'nın ne halt bir adam olduğu bellidir. resmen dış devletlerin uşaklığını yapmıştır. ve vahdettin buna karşı bile çıkmamıştır. ancak daha sonraki izzet paşa tarzındaki vatanseverler sayesinde bu devlet kurulmuştur.
__________________
.:Işık Gelip Karanlığı Boğacak ,Yeni Nesil Bizim Eserimiz Olacak:.
![]() AgReSiF |
|
|
|
|
#6 (permalink) | |
|
(S.İ.S.)
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Yolda yolcu, halde garip; mekanı meçhul, konumu belirsiz...
Mesaj: 7,079
Tecrübe Puanı: 1070
Rep Puanı: 106055
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Dikkat etmeyeceğini biliyordum. Ben sadece soru sordum ve sonunda da soru işareti vardı. Soruyu anlamak cevaplamanın yarısıdır, tavsiye ederim. ![]() Evet bu uzman kişilerde tarihi, tarihi belgelerden ve tarihe şahitlik edenlerden öğrendiler, tarihi kendileri yazmadılar. Dikkat buyurun lütfen. Alıntı:
__________________
حَسْبُنَا اللّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ |
|
|
|
|
#7 (permalink) | |
|
***MASAL***
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Akvaryum
Mesaj: 4,234
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 23732
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Körü körüne Osmanlıyı yüceltmek adına konuşanlardan değiliz, aşağıdakileri zahmet edip okuma fedakarlığında bulunursanız, kaynaklarıyla birlikte cevabınızı bulursunuz. Kabul edip etmemek veya inanıp inanmamak kendi tasarrufunuzda, ben sadece resmi tarihin papağanlaştırdığı kişilerden değilim.... "Öldükten sonra tabutuna haciz konduğu gerçek" demekle ne demek istediğinizi de anlamadım açıkçası. Kişisel hazinesinden de çok cüz'i bir kısmı yanına alan bir PADİŞAH'ın ne tarz bir yaşam ve ölümünün olmasını beklerdiniz? ------------------------------------- Mustafa Kemal, Küçük Mabeyn'de Sultan Vahdettin'le yaptigi son görüsmeyi (15 Mayis 1919), sonradan Cumhuriyet devrinde söyle anlatmistir: "Yildiz Sarayi'nin ufak bir salonunda Vahdettin'le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında, dirsegini dayamis oldugu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Bogaziçi'ne dogru açilan pencerelerinden gördügümüz manzara su: Birbirine muvazi hatlar üzerinde düsman zirhlilari, bordalarindaki toplar sanki Yildiz Sarayi'na dogrulmustu....Manzarayi görmek için, oturdugumuz yerlerden baslarimizi saga, sola çevirmek kafi idi. Vahdettin hiç unutmuyacagim su sözlerle konusmaya basladi: - Pasa, pasa, simdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunlarin hepsi tarihe geçmistir. Bunlari unut. Asli simdi yapacagin hizmet hepsinden mühim olabilir. Pasa, pasa devleti kurtarabilirsin ! dedi. - Hakkimdaki teveccüh ve itimadi arz-i tesekkür ederim, elimden gelen hizmette kusur etmiyecegime emniyet buyrunuz, dedim. Sonra: - Merak buyurmayiniz efendimiz, dedim, nokta-i nazar-i sahanenizi anladim. Irade-i seniyye olursa hemen hareket edecegim ve bana emir buyuruklarinizi bir an unutmuyacagim. - Muvaffak ol ! Hitab-i sahanesine mazhar olduktan sonra huzurundan çiktim. Seryaver Naci Pasa koridorda elinde ufak bir mahfaza içinde bir sey tutuyordu: - Zat-i Sahane'nin ufak bir hatirasi, dedi. Kapagin üstünde Vahdettin'in inisyalleri islenmis bir saatti. - Peki, tesekkür ederim, dedim. Saati yaverim aldi. Sonra Yildiz Sarayi'ndan çiktigimiz ve hareket etmek üzere oldugumuzu gizlemek, saklamak ister gibi bir ihtiyatle, ayaklarimzin patirtisini isizmekten korkarak, saraydan uzaklastik" Genis bilgi için bakiniz: Maresal Fevzi Pasa'nin sirri. -------------------------------------------------------------- Vatanını seven biriydi Bülent Ecevit'in son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin'in 'vatan haini' olmadığını söylemesi ile başlayan tartışmalar devam ediyor. Vahdettin konusunda ak-kara şeklinde ortaya çıkan görüşler dışında orta yolu takip eden tarihçiler ve aydınlar da var. Ancak ağırlıklı görüş Vahdettin'in kesinlikle vatan haini olmadığı yönünde... Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in son Osmanlı padişahı Sultan Vahdettin hakkında söyledikleri bir anda gündemi değiştirdi. CHP ve DSP eski lideri Ecevit'in görüşleri şaşkınlık meydana getirdi. Ecevit'in Vahdettin'in vatan haini olmadığını söylemesi, resmi tarih tartışmalarını da yeniden canlandırdı. Vahdettin konusunda ak-kara şeklinde ortaya çıkan görüşler dışında orta yolu takip eden tarihçiler ve aydınlar da var. Vahdettin hakkında resmi tarihi ve Nutuk'u dayanak alanlara göre durum tartışılmayacak kadar açıktır; "Vahdettin şahsi çıkarları için düşmanla işbirliği yaptı, Milli Mücadele'ye savaş açtı, haindir." Vahdettin Olayı'na çeşitli boyutlardan bakmayı tercih eden orta yolcu tarihçi ve aydınlara göre Vahdettin hatalı bir siyaset izlemekle birlikte vatan haini değildir. Prof. Dr. Murat Belge de fikirleri yüzünden Vahdettin'i vatan haini ilan etmenin yanlış olduğunu söyler. Hainlikle suçlamak haksızlık Prof. Mete Tuncay Vahdettin'in siyasi anlamda yanlış işler yapmış olabileceğini, ancak hainlikle suçlamanın da haksızlık olduğu görüşündedir. Tunçay, "Hain olması için en azından karşılığında bir şeyler alıp satması gerekir. Vahdettin'in bir şey alıp sattığını kimse söyleyemez herhalde. Bu, cumhuriyetin kuruluş dönemi koşulları öyle gerektirdiği için dolaşıma sokulan bir söyleyiştir. Bugün artık bu meselelere çok daha soğukkanlı bakabilecek ve şefkatle yaklaşabilecek durumdayız" derken, Prof. Mim Kemal Öke'ye göre Vahdettin ne haindir ne de Milli Mücadele'yi başlatan gizli kahramandır. Vahdettin'in Saray'a yakın bazı çevrelerin baskı ve telkiniyle Atatürk'ü Anadolu'ya gönderdiğini belirten Öke, "Vahdettin Atatürk'ün ne yapacağını da biliyordu, buna rağmen bu projeye onay ve maddi destek verdi. Atatürk'ün idam fermanını onaylaması ise tamamen İngiliz baskısının bir sonucudur" diyordu. ----------------------------------------- smanlı Araştırmaları Vakfı Başkanı tarihçi Prof. Ahmet Akgündüz de "Vahdettin hain miydi? tartışmalarına Zaman gazetesine verdiği bir görüşle katıldı. Akgündüz, 1922'den sonra Vahdettin hakkında söylenen hiçbir ithamı tarihsel kaynak olarak kabul etmediğini belirterek, "Siyasi demeçler belge olmaz. Vahdettin çok iyi yetişmiş bir diplomattır. Vatanı için hayatını, sülalesini feda etmiştir" diyordu. Akgündüz, Vehbi Vakkasoğlu'nun da "Son Bozgun" adlı kitabında yer verdiği Fevzi Çakmak kaynaklı bir iddiaya atıfta bulunarak, "Anadolu'da kurtuluş hareketi başlatmak için Osmanlı Genelkurmayı Erenköy'de günler süren toplantı yapıyor. 'Kimi bu işle görevlendirelim' tartışması yapılıyor. Burada çıkan isimlerden biri Mustafa Kemal. Neticede karar Mustafa Kemal lehine veriliyor. Bunu 19 Mayıs'tan 3 ay önce söylüyorlar. Heyet Vahdettin'e giderek kararı iletiyor. Mustafa Kemal'in cumhuriyetçi olduğunu, saltanatı yıkıp kendisini devirebileceğini de söylüyorlar. Vahdettin ise 'Vatan ve millet tehlikede. Vatanım kurtulsun da kim neyi kurarsa kursun. Getirin Mustafa Kemal'i görüşmek istiyorum' karşılığını verir" diyordu. ------------------------------------------------------------ Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. İlber Ortaylı da Vahdettin'in hain olarak nitelendirilmesinin yanlış olacağını belirtiyor. Ortaylı, "Son padişah İstanbul'a dahi hükmedemez ve Osmanlı mülkünün yediği darbede de kimse onun fikrini sormamıştır. Anadolu savaşının önderlerinin idam fetvasına göz yummak dışında da önemli bir hatası olduğunu söyleyemiyoruz. Gene Kuva-yı Milliye'ye karşı örgütlenen birlikler ondan çok Damat Ferit hükümetinin İngilizlerle işbirliğinin eseridir. Hanedan damadı olan bu ahmak politikacıya kısa sürelerle de olsa görev vermek, padişahın diğer önemli hatasıdır" diyor. Ortaylı o dönemde pekçok insanın Kuva-yı Milliye'ye İttihatçı girişimi olarak baktıklarını da ifade ederek, "Herkes Anadolu harekâtını İttihatçı biliyordu. Bir kavmin siyasi trajedisi bu kadar kolay bir şekilde çözümlenemez. Padişah artık mukadder yıkımı kabul etmiş ve bir iç savaştan kaçınmak için Türkiye'yi terketmiştir. Zaferi k utlamadığı görülüyor. Aksine bir gözlem ortaya çıkmadıkça, bu da bir hatadır" diyordu. Vahdettin ve Atatürk'ün karşı karşıya geldiklerini ifade eden Ortaylı sözlerini şöyle noktalıyor: "Ama dost oldukları zaman da vardır. Kim ne derse desin son padişah hazineyi soyup gitmedi. Gittiği yerlerde de Türkiye devleti aleyhinde faaliyette bulunmadı, söz söylemedi. Bu sürgündeki hanedanın bir ananesi ve takdire değer tavrıdır. Bunları da bilmek gerekir." -------------------------------------------------- Prof. Reşat Kaynar "Vahdettin'in doğrudan doğruya memlekete zarar vermek için yaptığı bir hareket yok. Dolayısıyla, elimizde Vahdettin'in ihanetini gösterecek bir belge de yok. Ama hadiseleri Atatürk'ün Nutuk'ta anlattığı gibi gözden geçirirsek, Vahdettin'in en büyük kusurunun Sevr'in imzalanması sırasında ortaya çıktığını görürüz. Sevr, devletin ve milletin ortadan kalkması demektir. Atatürk, Sevr konusunda doğrudan Vahdettin'i suçluyor. Dolayısıyla, asıl tartışılması gereken Vahdettin'in Sevr konusunda aldığı tutum olmalıdır" diyordu. Vahdettin hakkında yazılmış çok önemli belgesel bir biyografi olan "Şahbaba" kitabının yazarı Murat Bardakçı ise Vahdettin'in, Bebek ile Aksaray arasındaki bölgeye sıkışmış bir padişahın çaresizliği içinde olduğunu kaydediyor,' iki tarafı birden idare edip zaman kazanma' çabasının ihanet olarak yorumlandığını belirtiyor. Bardakçı, Vahdettin'in hatıralarında, 'Facialara ve olaylara kalkan olamadım ise de, paratoner vazifesi gördüm. Musibetleri üzerime çektim, kendimi feda ederek vatanı kurtarmaya çalıştım' dediğini zikrederek, "Osmanlı tarihinin en şanssız hükümdarıdır, her insan gibi o da bazı hatalar yapmıştır ama memleketini seven bir kişidir ve ihanetle hiçbir alakası yoktur" diyordu. ---------------------- 1.Şahbaba Osmanoğulları'nın Son Hükümdarı 6. Mehmed Vahideddin'in Hayatı, Hatıraları ve Özel Mektupları Murat Bardakçı Pan Yayıncılık / Gri Yayın Dizisi 2.Son Padişah Vahdettin Yılmaz Çetiner Milliyet Yayınları / Tarih Dizisi 3.Yıldız'dan Sanremo'ya Vahdettin'in Dördüncü Kadınefendisi Nevzat Vahdettin'in Hatıraları ve 150'liklerin Gurbet Maceraları Nevzat Vahdettin Arma Yayınları / Tarih-Anı Dizisi Alıntı:
__________________
"Minik Japon Balığı'm"
Eğer bir gün dünya seni sıkarsa, Rabbine dönüp “benim büyük bir sıkıntım var” deme. Sıkıntına dönüp “benim ne büyük bir Rabbim var” de! Bu mesaj en son " 12-14-2007 " tarihinde saat 16:56 itibariyle TIRSAK KEDİ tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
#8 (permalink) | |
|
yine yalnız
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Mesaj: 9,274
Tecrübe Puanı: 29
Rep Puanı: 1733
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
muharrem sadece bir kitaptan okuyarakta olmuyor o işler murat bardakçı nın yakın zaman önce yaptığı araştırma aslında vahdettının atatürkü samsuna gitme konusunda teşvik ettiğidir Alıntı:
vahdettın yıldız sarayında ikamet ederken ingiliz donanmasının topları boğazda tam yıldız sarayına doğru demir atmıştır bilmediğin içinde eklıyım o kararda mustafa kemal ve arkadaşlarının asılması emride vardı ama nasıl bir akıllı hareketki vadettin altına şerh koymş yakalandıkları zaman tekrardan yargılanmaları hususunda atatürkün daha sonradan gunlukleri meydana çıktı o günkü şartlarda nutukta başka gunlukte başka şeyler yazmak zorunda kalmıştı yeni bir devlet kurulmuştu ümmetçi halifeci anlayıştan uzaklaşmak için halkın osmanlıya yakınlık duymaması gerekiyordu onun içindir ki vahdettin ve osmanlı son dönem kişileri hakkında iyi bir etki bırakmanın yeni cumhuriyet için akıllı bir fikir olmadığı savunuluyordu nitekim yapıldı da tarih teki kişiler hakkında yorum yaparken şimdiki talk show programları gibi davranmasak daha mantıklı olur boğazda ingiliz gemileri beklerken vahdettin eline tüfeği alıp saraydan çıkamazdı çünkü en ufak yanlış hareketinin istanbulda yaşayn onca kişinin hayatına malolacağını biliyordu yani şimdiki gibi işkembei kübradan siyaset politika yapmıyordu |
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|