|
||
![]() |
|
|
| Fikri Mülahazalar Din, toplum ve kültürümüz ve önemli kişiliklere ait mülahazaları buradan takip edeceğiz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Çalışkan Öğrenci
![]() Giriş: Feb 2008
Konum: bir avuç toprakta
Mesaj: 71
Tecrübe Puanı: 14
Rep Puanı: 1308
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Kibriya yani üstünlük, yalnız Cenab-ı Hakka mahsustur. Sonradan yaratılan, dünyaya gelmesi ve ölmesi kendi elinde olmayan bir insana, kibirlenmek mi yakışır yoksa tevazu göstermek mi? Müslüman, kibirli olmaz, olamaz. Bir kimse kibirliyse, onun Müslümanlığında ve aklında noksanlık vardır. Zira Ahmed bin Hanbel hazretleri; "Kibir taşıyan kafada, akıla rastlayamazsınız" buyurmaktadır. Kibirli kimse, saadet kapısından içeri giremez. Kendini beğenen, kendini üstün gören, kendini kabiliyetli gören, kendini iyi gören bir kimse, saadet kapısının dışında dolaşır, kapıdan içeri giremez. Kibirli kimse, kibrini kırarsa, kibrini yıkarsa o zaman saadet kapısından içeri girer. Kızmak, sinirlenmek kibirdendir. Aceleci, sabırsız olmak, şeytandandır. Her iki hâl de, insanı felakete sürükler. İnsan aceleci, sabırsız da olsa, iş olacağına varacaktır. Bâyezid-i Bistâmi hazretleri bir gün yolda giderken yanından geçen bir köpeği görür ve köpeğe değip necâset bulaşmasın diye elbisesini toplar. O anda köpek, Allahü teâlânın kudreti ile dile gelip; "Benden sana bulaşacak kir, üç defa yıkamakla temiz olur. Ama senin nefsindeki kibir kiri, yedi deryâda yıkansa temiz olmaz" der.
__________________
Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış; Marifet bu, gerisi yalnız çelik çomakmış... |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|