Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Dinimizi Öğrenelim » Fikri Mülahazalar » Şu dağlar olmasaydı

Fikri Mülahazalar Din, toplum ve kültürümüz ve önemli kişiliklere ait mülahazaları buradan takip edeceğiz.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 09-13-2008, 02:09   #1 (permalink)
Doktor
 
Giriş: Apr 2008
Mesaj: 733
Tecrübe Puanı: 272
Rep Puanı: 27196
Rep Derecesi: elif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond reputeelif şeyma has a reputation beyond repute
elif şeyma is offline  
Varsayılan Şu dağlar olmasaydı




KUR’ÂN’IN sıklıkla ibret nazarlarımıza sunduğu kâinat âyetlerinden biri de dağlardır. Yüce Kitabımızın düzinelerce âyetinde dağlara birer tevhid delili olarak gönderme yapılır. On iki âyet, dağların “sağlam” yapısına dikkat çeker. (1) Bu âyetlerin üçünde, yeryüzünün bizi sarsmaması için dağların dikildiği belirtilir.(2) Başka bir âyet de, yine bu anlama uygun şekilde, dağları birer “kazık” olarak niteler. (3)

Yirmi üç sene boyunca, çeşitli zamanlarda, farklı yerlerde, farklı şartlar altında inen Kur’ân âyetleri, bu konuda da tam bir bütünlük teşkil edecek şekilde, sanki bir defada inmişçesine aynı vurguyu yapıyor, aynı anlamı destekliyor, aynı dersi veriyor.

İş bu kadarla da bitmiyor. Kur’ân, bu dersleri verirken getirdiği tanımlarla, indiği zamanı aşıyor, asırları atlıyor ve insanlığın ancak on dokuzuncu yüzyılda yakalamaya başladığı bir anlayışa uygun resimler çiziyor.

Şöyle de söyleyebiliriz:

Kur’ân’ın indiği dönemde insanlığın kâinat anlayışı bugünkünden çok farklı olduğu gibi, dağlar konusundaki bilgi ve inanışları da farklı idi. O dönemde beşer eliyle yazılan bir kitabın beş on yerinde dağlardan söz edilecek olsaydı, bugün bizim yadırgayacağımız pek çok şey öyle bir kitapta karşımıza çıkardı. Oysa Kur’ân’ın dağlardan söz edişi, sanki bugün inmiş âyetlerin ifadesiymiş gibi bize âşinâ geliyor. Bu konuda henüz öğrendiğimiz bilgiler ışığında âyetlere kulak verdiğimizde, Kur’ân’ın bize hitap ettiğini ve bizim dilimizle konuştuğunu görüyoruz.

Zamanımızda jeoloji kitapları da dağların köklerinden söz etmektedir. Çünkü yerkabuğunun kesitleri, dağların bulunduğu bölgelerde, toprağa kök salmış bir ağacı hatıra getirecek biçimdedir. Normal olarak karalarda 30 km civarında kalınlığa sahip bulunan yerkabuğu, dağların altında, daha azalmış bir yoğunlukla, derinlere inecek şekilde düşey olarak genişlemekte ve altındaki manto tabakasına bir ağaç kökü, yahut bir çadır kazığı gibi saplanmaktadır. Öyle ki, bir dağın yahut dağ silsilesinin yeraltındaki kısmı, bir buzdağını andırır şekilde, görünen kısmının on veya on beş mislini bulabilmektedir: 9 km’ye yakın yüksekliğine karşılık yerin 125 km derinine kök salmış Everest örneğinde olduğu gibi.

Dağların bu yapısı ile yeryüzünün bizi sarsmaması arasındaki ilişki, bugün bizim de rahatlıkla görebildiğimiz bir gerçektir. Artık çok iyi biliyoruz ki, yeryüzünün kıt’aları, birbirine komşu levhalar halinde, kızgın kayalardan oluşan bir zemin üzerinde yüzmektedir. Diğer etkenlerden başka, Dünyanın kendi ekseni ve Güneş etrafındaki hareketleri de bu levhaları, altlarındaki kızgın ve yumuşak zemin üzerinde sürekli olarak harekete sevk etmektedir. İşte burada dağların sağlam bir şekilde yere tespit edilmiş ve manto tabakası üzerine birer kazık gibi çakılmış olması imdada yetişiyor. Eğer dağların bu işlevi olmasaydı, 7 veya 8 kuvvetindeki depremler, yerkabuğunun günlük olağan hareketleri arasında sözü bile edilemeyecek bir beşik sallamasına dönüşür, daha doğrusu, yeryüzünde böyle hareketleri ölçebilecek kimse olmazdı!

Günlük hayatımızın sakin bir şekilde sürüp gitmesi, bizi “ülfet” adı verilen bir alışkanlık içine atıyor ve her taraftan bizi kuşatan İlâhî lütufları fark etmemize engel oluyor. Oysa biz kızgın kayalar üzerine serilmiş incecik bir kabuk üzerinde yaşıyoruz. Ve bizi bu incecik kabuk üzerinde sırtına alan gezegen, baş döndürücü hızlarla uzayda uçup gidiyor. Uzayın her tarafından da üzerimize taşlar ve öldürücü ışınlar yağıyor. Böyle bir dünyada, bu incecik kabuk üzerinde, biz gönlümüzce geziyor, yiyip içiyor, nefes alıp veriyor, mışıl mışıl uyuyoruz. Bazan da küçük, çok küçük bir sarsıntı bizi uykumuzdan uyandırmaya ve kimin lütuflarıyla bu gezegen üzerinde ağırlanmakta olduğumuzu hatırlatmaya yetiyor. Bunu hatırladığımız zaman ise, bu dünya üzerinde yaşamanın pek de o kadar keyifli birşey olmadığını düşünmeye başlıyoruz.

Oysa Kur’ân’ın âyetleri, kâinatın âyetlerini, böyle haşin uyarılara gerek bırakmadan, üstelik tefekkür ve şükür lezzetleri içinde okutuyor:

İbretle bakacak gözü olanlara.

------------------
(1) 13:3; 15:19; 16:15; 21:31; 27:61; 31:10; 41:10; 50:7; 77:27; 78:7; 79:32; 88:19.
(2) 16:15; 21:31; 31:10.
(3) 78:7.


Ümit Şimşek
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 09:40.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382