|
||
![]() |
|
|
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Profesör
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Apr 2008
Konum: ...ANKARA...
Mesaj: 3,428
Tecrübe Puanı: 773
Rep Puanı: 76989
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Gece bütün karanlığı ile bastırmış, şehirler yer yer aydınlık... Lambalar, ah bu lambalar, yolsuz insanlara yol gösteren lambalar. "Zulmetle ayrılık bestesi yazan'lara ışık tutan lambalar... Ölülerin ışığa değil, nura ihtiyaçları var. Bu sebeple mezarlıklar karanlık mı karanlık. Karanlığın yorganını başıma çektim, ölüyle sırdaş oldum. - Selamün aleyküm ya ehl-i kubur. - Aleykümselam ya ehl-i dünya! - Bizde "dinle alâkası olmayanlar"a ehl-i dünya denir, biz ise ehl-i diyanetiz. - Yani dünyadasınız... - Orası öyle, âhiretten bakınca dünyayı nasıl görüyorsunuz? Ölü, burada biraz dalgın dalgın düşündü, parmağıyla çenesini hafifçe kaşıdı: - Dünya bir okulmuş, orada tahsil yapmalıymışız, Allah'ı sıfatlarıyla öğrenmeliymişiz... Allah'ın hakimiyetim anlamalıymışız, Cennet'e lâyık bir hal almalıymışız... - Bunu yapanlar da var, yapmayanlar da... Elini salladı: - Yapmayanları bir yana bırak. Yapanlar da, ya anlar, ya anlamaz... - Anlamadım. - Okula yeni giden bile elektrikten haberdardır, fakat elektriği anlamış mıdır? Bunu anlamaya lise bile yetmez, fakülte gereklidir. - Yani sizce iman etmek, Müslüman olmak yetmez mi? - İman etmek, ağaçların çiçek açmasına benzer. Akasyalar, hatmiler, zakkum da çiçek açar amma meyve vermez. Meyve vermeyen ağaçları odun diye yakarlar, kereste diye kullanırlar Müslüman'ın meyvesi ibadetleridir, ibadet etmeyen müslüman meyve vermeyen meyve ağacına benzer. Onu da ya kereste gibi keser biçerler, veya odun gibi yakarlar. Müslümanlarin başına gelen felaketlerin sebebi budur. Meyve verenler de iki ye ayrılır, kimisi ahlat gibi olup, yenmez, kimisi armut gibidir, yenir. Yenen armut, bitki makamından insan makamına ulaşır. İnsan tekamül etmek için dünyaya gönderilmiştir, bu da İslâmiyet'i yaşamakla olur. - Sizce dünya nedir? - İnsan uzun bir yolculuğa çıkmış bir yaratık. Yolunun bir yerinde mola veriyor, işte burası dünyadır. - Peki, siz Ölümü bizzat yaşadınız, nedir bu ölüm? Güldü: - Mola yerinden kalkıp, yola devam etmek... - Ölü bir insan yola nasıl devam eder? Yüzüme manâlı manâlı-baktı, acı acı güldü: - Dedim ya: Biz uzun bir yolculuğa çıkmışız. Yüzlerce sene evvel bir başka alemdeymişiz, orada ölüp, annemizin vücudunda dirilmişiz... Bakınız: Başka alemlerde insanız, annemizin vücudunda yine insanız; amma bambaşka... Dünya da daha başka. Demek ölmek, yok olmak değil, şekil, yer değiştirmek, hayatın, bir şeklinden diğerine geçmektir. - Amma mezar... Bana acır gibi baktı: - Fizikte okudunuz; madde, enerjinin pekiştirilmiş (yoğunlaşmış) şeklidir. Enerji ise Allah'ın hayat sıfatının bir nevi tecellisi.... Mezarın maddesine- bakma, ondaki enerjiyi, yani sizin tabirinizle atomları, elektronları gör, o kapıdan gir ve hayat sıfatının çeşitli tecellileri üzerinde dolaş! - Peki, öldün ne oldu?' - Bir anlık bir karanlık, sonra kapılar açıldı, bir bambaşka aleme çıktım. Bir baktım yanımdaki dövünüyor: "Neden inanmadım?" diye. Meğer bu adam ahirete inanmazmış, görünce pişmanlığın bini bir para... Beni de büyük bir pişmanlık bastı, çünkü ahirette herşey çok açık görülüyor. Dünyada imanın esasları ne kadar nazari ise burada o kadar açık, o kadar tatbiki... - Kabir azabı, Cehennem falan? - O pişmanlık ateşi hepsini bastırıyor. Allah'ın ihsan ettiği nimetler, insanların nankörlüğü... Bu mahcubiyet, en büyük ateş. - Bana ve okuyucularıma bir tavsiyen var mı? Yüzüme ters ters baktı, azarlarcasma: - Böyle bir soruyu sorduğun İçin tevbe istiğfar et. Allah'ın Kur'an'da anlatikklari, Peygamber'irı sünnetleri size yetmiyormu ki, bir de bizden tavsiye veya öğüt istiyorsunuz? O zaman anladım ki gaflet yorganı karanlıktan daha kalinmış, ölüden izin isteyerek, mezarların diriliğinden şehirlerin ölülüğüne geçtim ve kimsesiz sokaklarda yürüyordum... Hekimoglu Ismail
__________________
![]() Gidiyorum gündüz gece........ |
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Stajyer Moderatör
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: May 2008
Konum: kalpler sevgiyle yaşamalı
Mesaj: 6,297
Tecrübe Puanı: 1202
Rep Puanı: 119559
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
müslüman meyve vermeyen meyve ağacına benzer. Onu da ya kereste gibi keser biçerler, veya odun gibi yakarlar. Müslümanlarin başına gelen felaketlerin sebebi budur. Meyve verenler de iki ye ayrılır, kimisi ahlat gibi olup, yenmez, kimisi armut gibidir, yenir. Yenen armut, bitki makamından insan makamına ulaşır. İnsan tekamül etmek için dünyaya gönderilmiştir, bu da İslâmiyet'i yaşamakla olur. - Sizce dünya nedir? - İnsan uzun bir yolculuğa çıkmış bir yaratık. Yolunun bir yerinde mola veriyor, işte burası dünyadır vuslat rabbim razı olsun gerçekten okurken tüylerim diken diken oldu tabiki allah'ın sıfatlarını ve peygamber efendimizin sünnetlerin yerine getirmeliyiz kur'anı kerimi çok okuyup anlamak anladığımızlada amel etmeliyiz rabbim razı olsun inşallah ![]()
__________________
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|