Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Dinimizi Öğrenelim » Genel Dini Konular » Şeytan Cehenneme gideceğini bildiği halde niçin küfürde ısrar ediyor?

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 10-13-2008, 19:32   #1 (permalink)
Stajyer Moderatör
 
menekşe kullanıcısının avatarı
 
Giriş: May 2008
Konum: kalpler sevgiyle yaşamalı
Mesaj: 6,295
Tecrübe Puanı: 1202
Rep Puanı: 119559
Rep Derecesi: menekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond reputemenekşe has a reputation beyond repute
menekşe is online now  
Arrow Şeytan Cehenneme gideceğini bildiği halde niçin küfürde ısrar ediyor?


Şeytan, kelime ma'nası itibariyle, Hakk'ın dergâhından kovulmuş, rahmetten uzaklaştırılmış; elindeki bütün kozları aleyhine çevirmiş, kazanç kuşağında kaybeden demektir. O, bulunduğu bu durum itibariyle hakkı duyup anlayamayacak mesâfelere kayıp gitmiş bir fâsid daire kurbanıdır. Bir hususa dikkatinizi rica edeceğim. Fâsid daire (kısır döngü) sözcüğünü hekimlikteki mânâsından biraz farklı kullanıyorum. Hekimlikte fâsid daire, meselâ; sinir gazı tevlit etti, gaz siniri, sinir gazı, gaz siniri... Fâsid bir halka teşekkül eder ve sürer gider. Şeytan evvelâ gurur ve kibirle vurulmuştur. Meselâ: "Ben ondan daha hayırlıyım" demiş ve ilk şeytânî düşünce, ilk diyalektik olarak fâsid dairenin ilk turunu yapmış, öldürücü girdaba ilk adımını atmış bütün istiğfâr menfezlerini mazeret çamuruyla sıvamış ve "ben ondan daha hayırlıyım"demiştir. Bunda evvela, bir iç beğenme sonra da dışa taşmış bir kibir vardır. Ve bu hareketle fâsid dairenin ilk halkası meydana gelmiş olur.

Şeytan günah işlediği zaman, Hz. Adem de hata etmiş ve o memnu meyveye elini uzatmıştı. Fakat Hz. Adem meseleyi anlayınca, hemen dize gelmiş: "Rabbim nefsimize zulmettik. Eğer mağfiret etmezsen, bütün bütün kaybedenlerden olacağız." (Araf- 23) demiştir. Af araya girince Adem hakkında fâsit daire teşekkül etmemiş ve Adem Nebi kurtulmuştu. Şeytansa, Şeytânî mazeretlerle nefsini müdafaa etti. Hakkında yapılan ikâzât karşısında kusurunu itirafdan kaçındı ve "Ben ondan hayırlıyım" diyerek helak oldu. Daha sonra da insanoğlunun baş düşmanı kesildi. Bakın, nasıl görülüyor. "Senin uluhiyetine yemin ediyorum ki. onların hepsini baştan çıkaracağım" (Sâd-82) Başka bir Ayet-i Kerime'de: "Sağlarından, sollarından, önlerinden, arkalarından geleceğim ve onların çoğunu, şükürsüz bulacaksın. Nep nankör yaşayacaklar. Senin nimetlerini yiyecek, başkalarına kulluk yapacaklar. Ni'metlerin içinde yüzecek seni bilmeyecekler..." (Araf-17) diyor. Kur'ân-ı Kerim daha pek çok yerlerde şeytanın bu mevzuudaki mübarezesini, insan oğluna karşı düşmanlığını ve Rabbine karşı da isyanını anlatır. Şimdi onun bu isyanı, Allah tarafından kovulmayı netice verdi. O, "ben ondan hayırlıyım" deyince, Cenab-ı Hak da ona karşı: "İnin aşağıya hepiniz" hizlanına uğrattı. Bir taraftan kabahatinden büyük mazeretleri, diğer taraftan da yeminli, kasemli insanoğluna düşmanlığı, onu, Rabbin yapıcı, yumuşatıcı, yükseltici Rahmet atmosferinden bütün bütün uzaklaştırdı. Daha sonra tamamen şeytânî mantığa teslim oldu ve "İzzetine and olsun onların hepsini baştan çıkaracağım" diye homurdandı ve yol olarak aldatıcılığı seçti. Aldattıkça uzaklaştı; uzaklaştıkça hıncı arttı; derken fesatla, nankörlükle bütünleşmiş ikinci bir fıtrat kazandı. Her uzaklaştıkça iyice azıtıyor, kovuldukça kinini, nefretini, gayzını, kibrini ve ucbünü ifâde edip duruyordu. Allah'a karşı cedele kalkışıyor, diyalektik yapıyor ve böylece Allah'ın rahmetinden uzaklaşması onu isyana, isyan da uzaklaşmaya sevkediyordu. Ve Şeytan, kendi fâsit dairesinin kurbanı olarak "hatm"e maruz kaldı; yani kalbi mühürlendi. Bunun mânâsı şu demekti; içinde fenâlık düşüncesinden başka bir şey kalmadı ve iyiliğe ait bütün fakülteler, bütün ışık kaynakları da sönüp gitti.

Bunu anlayabilmemiz için bir misâl arzedeyim: İnsan çok mükerrem bir varlıktır; kendisine bahşedilen dinamikleri değerlendirdiği takdirde melekleşebilir. Şimdi, gayet şefkatli, namazında, niyazında, orucunda, haccında, zekâtında ve insanlarla münasebetlerinde fevkalâde mükemmel bir insan düşünün. Ama, bu mükemmel insanın bir yerde ırzına dokunulmuş, namusuyla uğraşılmış, hassasiyeti rencide edilmiş ve bir insan olarak aslâ kâle alınmamış; derken sinir sistemi üzerine kocaman dağlar gibi yükler yüklenmiş hatta bir aralık, öyle bir hale gelmiş ki, adam dayanamamış patlayıvermiş. O esnada onun kafasında artık, ne hilim, ne silim, ne af, ne de müsamaha kalır. Atmosferi bütünüyle kin ve nefret şahaplarıyla dolmuş bu adamı, o anda formüle etseniz cehennemden fışkıran kıvılcımlar gibi sadece kin ve öfke görürsünüz. O dakikada ona nasihat etseniz dahi, hiçbir şey anlatamazsınız...

Herkes kendi şahsi hayatında buna benzer şeyler görmüş ve yaşamıştır. İşte Şeytan, hayatının her saniyesinde, her âşiresinde, her sâlisesinde, böyle kinlerin nefretlerin, gayızların, içinde kol gezip durduğu bir varlıktır. Bütün hayatı boyunca ve yaşadığı sürece kötülükten başka bir şey düşünmemektedir. O kadar gerilim içindedir ki, tabii faideli bir gerilim değil, şeytânî bir gerilim... Bu haliyle o sadece şeytanlık düşünmektedir. İçi tamamen fenalıklarla dolu olduğundan dolayı da hiçbir iyilik düşünmeye fırsat bulamamaktadır. Bu itibarladır ki o, bir yönüyle Allah'ı biliyor gibi olsa da, öfkeli mü'minin Allah'ı bildiği halde öfkelenmesi esnasında hilmi silmi unuttuğu gibi, o da, Allah'ı biliyor olduğu halde, Allah'ı hatırlayamıyor ve imân edemiyor. Çünkü içindeki şeyler buna mânidir. Böyle fâsit dairelerin kurbanı Şeytan gibi aynı şeylere kurban olmuş pek çok insan da vardır. Onlar da böyle fena duygu ve tutkuların kurbanı olmuş ego ve nefis putuna taabbüd etmektedirler. Bu mevzuda, kimsenin te'minat altında olduğu da söylenemez. Hatta bizlerin de mü'minler olarak tek teminatımız Allah'a (C.C) güven ve itimadımızdır. O'na tevekkül ediyor ve O'na dayanıyoruz. Rabbim şeytanî yollarda sülûk etmekden bizi muhafaza buyursun.


Asrın Getirdiği Tereddütler - Fethullah Gülen
__________________
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 09:03.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382