Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Eğitim Bölümü » Dersler, Ödevler & Tezler » Hukuk Bilgi Bankası » Hukukun Dallari

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Bu Konuda Ara Görünüm Modları
Eski 11-26-2006, 14:06   #1 (permalink)
yine yalnız
 
Giriş: Nov 2006
Mesaj: 9,274
Tecrübe Puanı: 29
Rep Puanı: 1733
Rep Derecesi: USER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant future
USER is offline  
Varsayılan Hukukun Dallari


HUKUKUN DALLARI

Toplum hayatında hukukun önemli bir yeri vardır. Çünkü hukuk kuralları gerek kişiler arası ilişkileri, gerek kişilerle devlet arasındaki ilişkileri gerekse devletlerarası ilişkileri düzenler. Bu ilişkiler nitelikleri itibariy*le birbirinden ayrılırlar. Dolayısıyla, değişik özellikler taşıyan ilişkilere uygulanacak hükümler arasında mahiyet farkının bulunması son derece doğaldır.

Hukuk kurallarının bu şekilde farklılaşması, artık klasikleşmiş olan kamu hukuku - özel hukuk ayırımını beraberinde getirmiştir. Roma huku*kundan beri yapılagelen kamu hukuku - özel hukuk ayırımı hem hukuk öğretimi hem uygulama açısından önem taşımaktadır. Özellikle Kara Avrupası hukuk sisteminde bu ayırım önemli bir fonksiyona sahiptir. Nite*kim Avrupa ülkelerinde ve Türkiye'de, hukukla uğraşan bilim adamları halen kamu veya özel hukuk alanlarından birinde uzmanlaşmaktadır.

Ancak, hukukî ilişkilerin ve buna bağlı olarak hukuk kurallarının karmaşık bir hal alması ile birlikte bu ikili ayırım yetersiz kalmıştır. Çünkü, toplumlar geliştikçe ihtiyaçları da değişmiş ve yeni hukukî kurumlar ortaya çıkmıştır. Bu kurumların bir kısım ihtiyaçlarını salt kamu veya özel hukuk kuralları karşılayamamıştır. Bunun üzerine her iki tür hukuk kuralının özelliklerini taşıyan ve karma hukuk olarak adlandırılan yeni hukuk dalları ortaya çıkmıştır.

A.KAMU HUKUKU

Kesin bir ölçü olmamakla birlikte, kamu hukuku kavram ile ve ona bağlı diğer kamu kurumlarının kuruluşlarını, örgütlenmelini., kamu hizmeti gördükleri sırada işleyişlerini ve bu sıfatla diğer kişiler olan ilişkilerini düzenleyen bölüm anlatılmak istenir. Tartışmalar bir yana bırakılacak olursa, kamu hukuku kuralları devletin devlet gücünü kullan*dığı hukukî ilişkilerde uygulanır. Oysa devletin özel hukuk ilişkileri de bulunmaktadır. Örneğin bir binanın devlet tarafından kiralanması veya satın alınması gibi ilişkilerde kamu hukuku kuralları u ilişkilerde işlemin kimlerle yapıldığı değil, ne gibi özellikler taşıdığı önemlidir.

Kamu hukukunun farklı alanları düzenleyen ve inceleyen çeşitli dalları bulunmaktadır. Bunların başlıcaları anayasa hukuku, genel kamu hukuku , idare hukuku, ceza hukuku , devletler genel hukuku, vergi hukuku, mali hukuk, sosyal güvenlik hukuku, uzay hukuku, maden hukuku, çevre hukuku ve yargılama hukukudur.

1. Anayasa Hukuku

Anayasa hukuku devletin niteliğini, yapısını , temel organların kuruluşunu ve bunlar arasındaki ilişkileri kişilerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen ve inceleyen hukuk dalıdır.

Anayasa hukuku kamu hukukunun bir disiplini olarak yalnızca siyasi iktidarın hukuki biçimi ve kullanılmasına ilişkin kuralların incelemekle yetinmeyip aynı zamanda siyasi kurumları ve siyasi olayları da incelemeyi amaçlar. Bu çerçevede örneğin, siyasi partiler, siyasi rejimler, baskı grupları gibi hususlarda anayasa hukukunun konuları arasında yer alır.

2. Genel Kamu Hukuku

Genel kamu hukuku kamu hukukunun bir dalı olarak devlet olgusunu , devlet otoritesinin kaynaklarını, devletin unsurlarını ve devlet karşısında kişilerin hak ve hürriyetlerini inceler. Genel kamu hukuku daha çok teorik bir inceleme disiplini niteliği taşımaktadır. Bu disiplinin devlet hukuku olarak adlandırıldığı da görülmektedir.

Devletin ikisi maddi, ikisi de siyasi olarak üzere dört unsuru bulunmaktadır. Maddi unsurlar insan topluluğu ve ülke, siyasi unsurlar ise hakimiyet ve şahsiyettir.

Devletin hukuki kişiliğe sahip olmasının iki önemli sonucu vardır. Birinci olarak devlet belli bir dönemde yaşayan insan topluluğundan ibaret olmayıp devamlıdır. İkinci olarak devlet hukuki kişiliğe sahip olmakla hak ve ödevleri de dahil olmaktadır.

3. İdare Hukuku

İdare hukuku devlet idaresinin teşkilat ve işleyişine ilişkin prensip ve esasları kişilerin idareyle olan ilişki ve uyuşmazlıklarını ve kamu hizmetlerinin görülmesinin düzenleyen ve inceleyen hukuk dalıdır. İdare hukukunun başlıca konuları; idari teşkilat, idari personel, idari işlemler ve idarenin denetimidir.

Merkezî idare, devlet idaresi demektir ki kendi içinde başkent teşkilâtı ve taşra teşkilâtı olmak üzere ikiye ayrılır. Yerinden yönetim kuruluşları ise yer yönünden yerinden yönetim kuruluşları ve hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları olmak üzere ikiye ayrılır. Yer yönünden yerinden yönetim kuruluşlarına “yerel yönetimler (mahallî idareler) de denir. Bunlar il özel idaresi, belediyeler ve köylerdir. *Hizmet yönünden yerinden yönetim kuruluşları ise üniversiteler, TRT, TÜBİTAK, KİT’ler, SSK, BAĞ-KUR gibi kuruluşlardır. İşte idare hukuku bunların kuruluşunu ve işleyişini düzenler. Keza idare hukukunun başlıca inceleme konuları arasında idarî işlemler, idarî sözleşmeler, kamu hizmeti, kolluk, kamu görevlileri, kamu malları ve idarenin sorumluluğu gibi konular da bulunur.

4. Ceza Hukuku

Ceza hukuku suç oluşturan fiil ve davranışların neler olduğunu bu fiilleri işleyenlere ne gibi cezalar uygulanacağını gösteren hukuk kurallarını inceleyen kamu hukuku dalıdır. 4 bölümden oluşmaktadır.

Genel ceza hukuku: Genel ceza hukuku bir hukuk düzeninde kural olarak bütün kişileri ilgilendiren suç ve cezaları düzenleyen kurallardan oluşur.

Özel ceza hukuku: Özel ceza hukuku genel ceza hukuku niteliğindeki Türk Ceza Kanunu’nun dışında çeşitli suçları düzenleyen özel kanunlardır.
Milletlerarası ceza hukuku: Bu kavramın kapsamına iki ayrı husus girmektedir. Birinci anlamıyla milletlerarası ceza hukuku çeşitli devletlere ait ceza kanunlarının yer bakımından ortaya çıkan sorunlarla ilgilenir.

Milletlerarası ceza hukuku ikinci olarakta tecavüz savaşı yapmak, barış düzenini bozmak gibi devletler hukuku kurallarına aykırı birtakım davranışlarına cezalandırmak amacıyla antlaşmalarla belirlenen hukuk kurallarını ifade eder.

Disiplin cezası hukuku: disiplin cezası belirli bir statüde bulunan kişileri görevleri dolayısıyla veya görevin ifa edildiği yerdeki kusurları sebebiyle verilen cezaları ifade eder.

5. Devletler Genel Hukuku

Devletler genel hukuku hakimiyete sahip bağımsız bir devletin diğer devletler ve milletlerarası kuruluşlarla bu kuruluşların birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen kamu hukuku dalıdır.

6. Vergi Hukuku

Vergi kamu giderlerini karşılamak amacıyla devletin tek taraflı olarak ve egemenliğinin bir uzantısı olan vergilendirme yetkisine dayanarak kişilerin gelir-gider ve malları üzerinden aldığı ekonomik değerlerdir. Vergi hukuku ise vergi ödevinin mahiyeti, vergi borcunun doğması ve ortadan kalkmasına ilişkin maddi ve şekli kuralları konu alan ve inceleyen hukuk dalıdır.

7. Mali Hukuk

Kamusal gelir elde etme ve bunları harcama işlerini düzenleyen hukuk kurallarının bütününe mali hukuk denir. Mali hukuk kamu gelirleri, kamu giderleri, bütçe ve kamu borçları bölümlerinden oluşur.

8. Sosyal Güvenlik Hukuku

Sosyal güvenlik gelirleri ne olursa olsun kişilere belirli sosyal riskler karşısında ekonomik güvence sağlama görevine sahip kurum ve kurumlar topluluğudur. Sosyal güvenlik hizmetlerinin yerine getirilmesinde başvurulan iki temel araç vardır. Bunlar; sosyal sigortalar ile Sosyal yardım ve hizmetlerdir.


9. Uzay Hukuku

Uzay hukuku hava katmanının üstünde bulunan uzaydaki trafiği ve kullanımı düzenleyen hukuk dalıdır.



10. Maden Hukuku

Maden hukuku madenlerin ve taş ocaklarının zilyetliğini mülkiyetine bunların bulunma ve açılmalarıyla işletilmelerine ilişkin kanun ve diğer mevzuat hükümlerinin ve bunların dayandığı esasları düzenleyen ve inceleyen hukuk dalıdır.

Maden hukukunun en önemli kaynağı 4.6.1985 ve 3213 sayılı maden hukukudur.

11. Çevre Hukuku

Çevre hukuku doğal çevrenin korunması ile ilgili hukuki tedbirlerin alınması ve uygulanması amacıyla yapılan düzenlemelerden oluşan bir hukuk dalıdır. Çevre hukukunun anayasal temeli 1982 anayasasının 65. maddesidir.

12. Yargılama Hukuku

Yargılama hukuku anayasa yargısı, idari yargı-vergi yargısı ve ceza yargısı olmak üzere üç bölümden oluşur.

Anayasa yargısı geniş anlamda anayasaya uygunluğu sağlamak amacına yönelik her türlü yargı işlemini veya anayasal sorunların yargısal usullerle çözümlenmesi sürecini ifade eder.

İdari yargı ve vergi yargısı idare mahkemeleri, vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay olmak üzere dört organdan oluşur.
Ceza yargılaması hukukunun başlıca kaynağı ceza mahkemeleri usulü kanunudur.

B. ÖZEL HUKUK

Özel hukuk kamu hukukunun tersine eşit statüde yer alan kililer arasındaki hukuki ilişkileri düzenler. Yani devletin devlet gücünden kaynaklanan bir üstünlüğü bulunmadığı ilişkilerde özel hukuk kuralları uygulanacaktır. Bu özelliğiyle özel kişiler arasında ve özle kişilerin devletle eşit şartlarda giriştiği işlemlerde özel hukuk kuralları geçerli olacaktır. Tıpkı kamu hukukunda olduğu gibi hukuki ilişkilerde tarafların özel veya kamu tüzel kişisi olması önemli değildir.

Özel hukuk genellikle kabul edildiği üzere kendi içinde dört alt dala ayrılmaktadır. Bunlar:

1. Medeni Hukuk:

Medeni hukuk özel hukukun en geniş ve önemli dalıdır. Medeni hukukun kapsamı oldukça geniş olup, kişilerin şahsi durumlarını, aile ilişkilerini, mallar üzerindeki yetkilerini, diğer kişilerle olan borç ilişkilerini ve ölümlerinden sonra kalacak mallarının akibetini düzenler.

Medeni hukuk kendi içinde çeşitli dallara ayrılır. Bunlar ; kişiler hukuku, aile hukuku, miras hukuku , eşya hukuku ve borçlar hukukudur.

2. Ticaret Hukuku:

Ticaret hukuku, ticari karakter taşıyan hertürlü olaya uygulanan bir hukuk dalı ve ticari nitelikli hükümlerin bir araya gelmesiyle oluşan bir kurallar topluluğudur.

Ticaret hukuku kendi içinde çeşitli dallara ayrılır. Bunlar; ticari işletme hukuku, şirketler hukuku, kıymetli evraklar hukuku, deniz ticareti hukuku ve özel sigorta hukukudur.

3. Devletler Özel Hukuku:

Devletler özel hukuku yabancı unsurlu ilişki ve uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak kuralları kapsayan hukuk dalıdır. Vatandaşlık hukuku, yabancılar hukuku ve kanunlar ihtilafı hukuku olmak üzere 3 alt dala ayrılır.

4. Fikri Mülkiyet Hukuku:

Fikri mülkiyet hukuku, kişilerin kendi fikirlerinin ürünü olan şeyler üzerindeki haklarını düzenleyen hukuk dalıdır.

C. KARMA NİTELİKLİ HUKUK

Sözünü ettiğimiz zorluklar sebebi ile klasik nitelik taşıyan kamu hukuku, özel hukuk ayrımı, yetersiz kalmış, hatta bazı hukukçular tarafından tamamen reddedilmiştir. Oysa bu ayrımı tamamen reddetmek yerine muhafaza etmek ve hukukun her iki bölümünden özellikler taşıyan karma nitelikli dallarının da varlığını benimsemek uygun olur. Karma nitelikli hukuk kendi içinde dallara ayrılmaktadır.

1. Medeni Yargılama

Medeni yargılama hukuku, hukuk mahkemelerinin özel hukuk alanındaki bütün yargısal faaliyetlerini inceler. Bir başka deyişle özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkları inceleyen bir hukuk dalıdır.

2. İcra ve İflas Hukuku

Cebri icra hukuku, adı da verilen icra ve iflas hukuku borçların devlet kuvveti yardımı ile zorla yerine getirilmesini sağlayan bir hukuk dalıdır. İcra ve iflas hukuku kendi içinde 32 ana dala ayrılır.

a) İcra Hukuk: İcra hukuku 3 bölümden oluşmaktadır. Bunlar, ilamsız icra, ilamlı icra ve rehnin paraya çevrilmesi takip yollarıdır.

b) İflas Hukuku: İflas hukukunda 3 çeşit iflas yolu kabul edilmiştir. Bunlar genel iflas yolu, kambiyo senetlerine iflas yolu ve doğrudan doğruya iflas yoludur.
c) Konkordato Hukuku: Konkordato dürüst bir borçlunun alacaklılarının yarısı ve alacaklarının 3 te 2’sinin aşan çoğunluğu ile yaptığı ve ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden imtiyazsız alacaklıların borçluya karşı alacaklarının belli yüzdesinde feragat ettikleri ve borçlunun konkordatoda kabul edilen kısmını ödemekle borçlarının tamamından kurtulduğu bir cebri sözleşmedir.

3. İş Hukuku
İş hukuku hizmet sözleşmesine dayanarak bir başkası (işveren) için ve ona bağlı olarak çalışanlar (işçi) ile bunların arasındaki iş ilişkilerini düzenleyen hukuk dalıdır. Bireysel iş hukuk ve toplu iş hukuku olmak üzere 2 bölümden oluşur.

a) Bireysel İş Hukuku: Münferit olarak işçi ile işveren arasındaki iş sözleşmesi ile ortaya çıkan hukuki ilişki bireysel iş hukukun konusunu oluşturur.

b) Toplu İş hukuku: Toplu iş hukukunun konusu toplu iş ilişkileridir.

4. Noterlik Hukuku

Noter tarafından kendisine verilen görevlerin bir kamu hizmeti olarak yerine getirilmesi noterlik müessesesi, bu müesseseyi bütün yönleriyle inceleyen bilim dalı da noterlik hukuku olarak adlandırılır.

5.Hava Hukuku

Hava hukuku, havacılık faaliyetlerinin ortaya çıkardığı ilişkileri düzenlemek üzere özel surette konmuş hukuk kurallarından oluşur. Hava hukukuna temel teşkil eden kaynakların başında 7.12.1944 tarihinde imzalanan Şikago sözleşmeleri gelmektedir.

6. Banka Hukuku

Banka hukuku banka işlemlerini ve bu işlemleri meslek olarak infa eden müesseselerin kuruluşlarına, örgütlerine, işleyişlerine infisah ve tasfiyelerine ilişkin kanuni düzenlemeleri sağlayan kurallarının bütününü inceleyen bir hukuk dalıdır.

7. Sermaye Piyasası Hukuku

Sermaye piyasası hukuku sermaye piyasası araç, kurum ve ortaklarını, aracı kuruluşları ve borsalarını inceleyen kendi özgü denetim kurum ve kuralları bulunan karma niteliğe sahip ve bağımsız bir hukuk dalıdır.

8. Toprak Hukuku

Toprak hukuku tarım topraklarının hukuki durumlarının, dağıtımlarını ve işletilmelerini düzenleyen hukuk dalıdır. Toprak hukukunun belli başlı kaynakları tapu kanunu, sulama alanlarında arazi düzenlemesine dair tarım reformu kanunu ve kadastro kanunudur.

HUKUKUN KAYNAKLARI

Hukuk kurallarının nasıl ve ne suretle meydana geldiklerini, kim tarafından yapıldığını gösteren kaynaklara hukuku doğuran kaynaklara, hukuk kurallarının hangi şekillerde ortaya çıktığını gösteren kaynaklara ise hukukun şekli kaynakları adı verilir. Bir toplumda belli bir hukuk kuralının ortaya çıkmasına yol açan ekonomik, sosyal ve kültürel faktörlere ise hukukun sosyolojik kaynağı denir. Son olarak yürürlükteki kural, karar ve belgelerin bulunduğu resmi Gazete, Düstur, Tutanak Dergisi gibi resmi yayınlarla, metin, belge ve mahkeme kararlarını ihtiva eden dergi, külliyat ve kitap gibi kaynaklarını oluştururlar.

POZİTİF HUKUKUN KAYNAKLARI

Yazılı kaynaklar, Yazılı olmayan kaynaklar ve yardımcı kaynaklar olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır.

A.YAZILI KAYNAKLAR

Pozitif hukukun, yani bir ülkede yürürlükte bulunan ve uygulamakta olan hukuk kurallarının yazılı kaynakları, alanlarına göre ayrı ayrı kodifiye edilmiş olarak birer metin halinde bulunurlar.yürürlükte bulunan hukuk kurallarının bütününü ifade etmek üzere mevzuat yada mevzu hukuk kavramı da kullanılmaktadır.yazılı kaynaklarda anaysa kanunlara göre kanunlar ise tüzük ve yönetmeliklere göre daha soyut hükümler taşır.

Türk Hukukunda başlıca yazılı kaynaklar anayasa, kanunlar, milletler arası antlaşmalar, kanun hükmünde kararnameler, tüzükler ve yönetmeliklerdir.

1.Anayasa

Devletin kuruluşunu, yani niteliğini, yapısını, hükümet şeklini, organlarını ve bu organlar arasındaki ilişkileri ve kişilerin temel hak ve hürriyetlerini düzenleyen kurallar bütününe Anayasa denir. Anayasaya sahip hukuk sisteminde genellikle anayasanın üstünlüğü yani kanunların ve diğer hukuk kurallarının anayasaya aykırı olmayacağı esası belirlenmiştir. Anayasalar yazılı ve geleneksel anayasalar olarak ikiye ayrılırlar. Yazılı anayasalar yetkili organlarca yapılmış ve bir anayasada bulunması gereken kuralları kodifiye edilmiş sistematik maddeler halinde düzenleyen belgelerdir. Geleneksel anayasalar ise kodifiye edilmemiş anayasalardır. Yapılmaları ve değiştirilmelerindeki usul ve şekil kuralları bakımından da anaysalar yumuşak ve sert anayasalar olarak ikiye ayrılır. Yumuşak anayasalar alelade kanunların değiştirilmesi yöntemine göre değiştirilir ve böyle bir anayasanın bulunduğu sistemde adi kanunlar hukuki yönden anayasa ile aynı değerdedir. Buna karşılık sert anayasalar sıradan kanunlardan farklı yöntemler ve nitelikli çoğunluklarla kabul edilir ve değiştirilirler.

2.Kanunlar

Kanun kavramı şekli ve organik anlamlı kanun ve maddi anlamda kanun olmak üzere iki anlamda kullanılır. Şekli anlamda kanun anayasanın öngördüğü yetkili organ tarafından anayasada belirtilen yöntem ve biçimde kabul edilerek yürürlüğe konulan yazılı hukuk kurallarıdır. Maddi anlamda kanun ise geniş ve dar olmak üzere iki açıdan ele alınabilir. Geniş anlamda maddi kanun kaynağı ne olursa olsun bütün hukuk kurallarına denir. Dar anlamda maddi kanun yasama organı tarafından belli usullere uyularak çıkarılan ve yürürlüğe girmesinden itibaren toplum için uyulması zorunlu olan genel, soyut ve sürekli kuralları ihtiva eden bir işlemdir. Anayasaya göre kanun teklif etmeye Bakanlar Kurulu ve TBMM üyeleri yetkilidir. Bakanlar Kurulunun hazırlayarak sunduğu kanun projelerine kanun tasarısı Milletvekillerince yapılan öneriye ise kanun teklifi adı verilir. Kanunlar Başbakanlık tarafından çıkarılan Resmi Gazetede yayınlanır. Kanunların yürürlük tarihi genellikle ilgili kanun metninin sonunda ayrıca belirtilir.

3.Milletler Arası Antlaşmalar

Antlaşma milletler arası hukukun bu alanda yetki verdiği kişiler arasında yapılan ve milletler arası hukuka uygun bir şekilde hak ve yükümlülükler doğurmak daha önce kurulmuş bir hukuk ilişkisini değiştirmek yada ortadan kaldırmak amacına yönelik hukuki işlem olarak tanımlanmaktadır. Milletler arası antlaşmalar genellikle iki taraflı ve çok taraflı olmak üzere ikili bir ayrımla ele alınmaktadır. 1982 anayasasına göre antlaşmalar Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmak suretiyle bağlayıcılık kazanır.

4.Kanun Hükmünde Kararnameler

Kanun hükmünde kararname yasama organının amaç, kapsam, ilke ve süresini belirleyen bir yetki kanunu ile verdiği veya doğrudan doğruya anayasadan aldığı yetkiye dayanarak Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan maddi anlamda kanun gücüne sahip, Meclisin onayı ile şekli ve organik anlamda kanun gücünü kazanacak olan işlemlerdir. Türk hukukunda kanun hükmünde kararnameler 1982 anayasasındaki düzenleme biçimi ile olağan (m.91) ve olağanüstü (m.121, 122) dönemlere özgü olmak üzere iki kategoriye ayrılmaktadır.

5.Tüzükler

Tüzükler kanunların uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere kanunlara aykırı olmamak ve Danıştay’ın incelemesinden geçirilmek şartıyla Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılan düzenleyici işlemlerdir. Tüzükler Cumhurbaşkanınca imzalanır ve Resmi gazetede yayınlanır. Birer idari işlem niteliğinde olan Tüzüklerin hukuka uygunluk denetimi idari yargıya tabi olup ilk derece mahkemesi olarak Danıştay tarafından yerine getirilir.

6.Yönetmelikler

Yönetmelikler başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartı ile çıkardıkları yazılı hukuk kurallarıdır. Bütün yönetmeliklerin yayınlanması zorunlu değildir. Hangi yönetmeliklerin yayınlanacağı kanunla belirtilir. Anayasa kanun ve tüzüklere aykırı yönetmeliklerin yargısal denetimi idari yargı tarafından gerçekleştirilir.

B. YAZILI OLMAYAN KAYNAKLAR

Yazılı kaynakların aksine örf ve adet hukuku belirli bir otoritenin iradesine dayanmaz. Bilakis halkın vicdanında doğar ve yaşar. Örf ve adet hukuku ilkel toplumlarda geniş bir uygulama alanına sahiptir. Örf ve adet hukukun hiç bulunmadığı bir toplum yapısının mevcut olduğu veya olabileceği söylenemez. Örf ve adet hukukun oluşabilmesi için süreklilik (maddi unsur), zorunluluk inancı (manevi unsur) ve devlet desteği (hukuki unsur) unsurlarının bulunması gerekir.

a) Süreklilik: Bir davranış biçiminin örf ve adet hukuku haline gelebilmesi için aranan 1. şart o davranış biçimini aynı olaylar karşısında uzun süredir istikrarlı olarak tekrarlanıyor olması, yani süreklilik arz etmesidir.

b) Zorunluluk İnancı: Sürekli olarak uygulanmanın yanında halk arasında o davranış biçimine uyulmasının zorunlu olduğu yolunda genel bir inanışın meydana gelmesi de gereklidir.

c) Devlet Desteği: sürekli şekilde uygulana gelen ve toplum tarafından da tanınıp müeyyide ile güçlendirilmesi gerekir.

ÖRF VE ADETİN ÇEŞİTLERİ

a)Genel Örf ve Adet-Özel Örf ve Adet

Örf ve adet hem bölgesel anlamda hemde mesleki anlamda genel ve özel örf ve adet olmak üzere 2’ye ayrılabilir. Örf ve adet bölgesel anlamda genel ve özel olmak üzere 2 bölümde ele alınır. Örf ve adetin ülke tamamında benimsenmiş olması halinde genel, ülkenin sadece bir bölümünde benimsenmiş olması halinde ise özel örf ve adetten söz edilir. Örf ve adet mesleki anlamda da genel ve özel olmak üzere 2’ye ayrılır. Örf ve adetin tüm meslek gruplarını kapsayıcı olması halinde genel, belirli meslek grupları ile ilgili olması halinde özel örf ev adet söz konusu olur.

b)Adi Örf ve Adet - Ticari Örf ve Adet

Örf ve adet ticari hayata yahut ticari nitelik taşımayan hayata ilişkin olabilir. Örneğin, fatura ile ilgili örf ve adet ticari, balıkçılık ile ilgili örf ve adet adi niteliktedir.

c)Yardımcı Kaynaklar

Hakim karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır. Hakimin yararlanacağı bu kaynaklar doğrudan kaynak olmayıp hakim bu kaynaklar ile bağlı değildir.

1.Doktrin

Hukuk ile uğraşan bilim adamlarının çeşitli vesilelerle açıklamış oldukları görüşler doktrini oluşturur. Doktrinin kapsamı oldukça geniştir. Bilim adamları görüşlerinin çeşitli ilmi eserler içerisinde açıklarlar. Bu eserler uygulanan sistem ve güdünle amaç bakımından şu şekilde sınıflandırılır.

Şerhler: Şerhler ele alınan konuyu kanundaki madde sırasına göre teker teker ele alıp inceleyen kanun maddelerini cümle cümle ve hatta kelime kelime açıklamaya çalışan eserlerdir.

Sistematik eserler: Sistematik eserler ele alınan konuyu kanundaki madde sırasına göre değil yazarın planladığı bir plan dahilinde bir bütün olarak ele alıp inceleyen eserlerdir.

Monografiler: Monografiler belirli bir konuyu tüm ayrıntıları ile ve derinlemesine inceleyen eserlerdir.

Makaleler: Makaleler ilmi dergiler ile gazetelerde yayınlanan yazılardır.

Eser ve karar tahlilleri: Eser ve karar tahminleri bir eserin veya mahkeme kararın çeşitli özelliklerini belirtmek ve eleştirmek üzere kaleme alınan yazılardır.

Karar Derlemeleri: İçtihat derlemeleri mahkeme kararlarının kolaylıkla bulunup onlardan yararlanılmasını sağlayan eserlerdir.

Bibliyografyalar: Bibliyograflar, kitap ve makalelerin adlarını, yazarlarını, yayınladıkları yer ve yılları ve sayfalarını yahni kitap ve makalelerin kimliğini ortaya koyan eserlerdir.

2. Mahkeme Kararları
Mahkeme kararları mahkemeler tarafından hukukun uygulanması sırasında verilen kararları ve bunlarda yer alan ilkeleri ifade eder. Mahkeme kararları nitelik itibari ile prensip ve olay kararları olmak üzere 2’ye ayrılır.

HAKKIN TÜRLERİ

Hukuk kurallarının düzenlemekte oldukları ilişkiler o kadar çeşitli ve birbirinden o kadar farklıdır ki netice bu kuralların tanıdığı yetkiler yani haklarda mahiyetleri bakımından birbirinden farklı ve çeşitlidir. Bununla beraber haklar türlü kıstaslara göre gruplara ayırmak mümkündür. Hakları doğdukları hukuk kurallarının mahiyetine göre kamu ve hakları ve özel hakları 2 ana gruba ayırırız.

Kamu hakları şahıslar ile devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarından yani kamu hukukundan doğan haklardır. Diğer bir deyişle kamu hakları vatandaşların devlete karşı sahip bulundukları haklardır. Bu haklara örnek olarak seçme ve seçilme hakkı, memur olma hakkı, vatandaşlık hakkı gibi haklar ile hürriyetleri gösterebiliriz.

Özel haklar ise şahıslar ile şahıslar arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuk kurallarından yani özel hukuktan doğan haklardır. Bunları medeni haklar şeklinde isimlendirmek mümkünüdür. Özel ya da medeni haklara örnek olarak mülkiyet hakkını, alacak hakkını, fikri hakları, şahsiyet haklarını gösterebiliriz. Özel haklar, mahiyetlerine, konularına, kullanılmalarına ve nihayet gayelerine göre çeşitli ayrımlar tabii tutulabilirler.

HAKKIN KAZANILMASI VE KAYBEDİLMESİ

1. Hakkın Kazanılması

Hakkın kazanılmasından maksat bir hakkın bir kişiye bağlanması, bir kişinin şahıs varlığı veya mal varlığı çevresine girmesidir. Bu durum genellikle kabul edildiği üzere aslen kazanma, devren kazanma veya tesissen kazanma şeklinde gerçekleşebilir.

a) Aslen Kazanma

Aslen kazanma hakkın önceki hak sahibinin hakkına dayanılmadan doğrudan doğruya kazanılmasıdır. Ha, hukuk düzeninin ön gördüğü bir olayın gerçekleşmesi ile birlikte kendiliğinden kazanılmaktadır. Hakkı kazanan kişi ile önceki hak sahibi arasında halef-selef ilişkisi söz konusu değildir. Mesela ormanda toplanan yabani çiçekler ve mantarlar dağlarda avlanan bir tavşan veya bir keklik, gölde tutulan balıklar üzerinde mülkiyet hakkının kazanılması aslendir.

b) Devren Kazanma

Devren kazanma, hakkın önceki sahibinden ve genellikle onun katkısı ile kazanılmasıdır. Hak bir kişiden başka bir kişiye geçmektedir. Dolayısıyla aslen kazanmadan farklı olarak hak sahipleri arasında halefiysi ilişkisi ortaya çıkar. Yani önceki hak sahibi sonraki hak sahibini salefi sonraki hak sahibinin halefidir.

c) Tesisen Kazanma

Hakkın kazanılmasında üzerinde durulan son bir halde tesisen kazanmadır. Tesisen kazanma hak sahibidir.

2. Hakkın kaybedilmesi

Hakkın kaybedilmesi, hakkın hal sahibinden ayrılması, başka bir ifade ile onun şahsı varlığı veya mal varlığı çevresinden çıkmasıdır. Bu konuda ayrılmanın gerçekleşme tarzına göre mutlak kayıp-nispi kayıp, iradi kayıp, irade dışı kayıp ayrımları yapılabilir.

a)Mutlak Kayıp - Nispi Kayıp

Mutlak kayıp hakkın tümüyle yok olmasını ifade eder. Hak artık hukuk dünyasındaki varlığını yitirmiştir. Mutlak kaybın en güzel örneği hakkın sonsuz kalmasıdır. Nispi kayıp ise hakkın bir kişiden başka bir kişiye geçmesidir. Hak, mutlak kayıptakinden farklı olarak ak sahibinde yaşamaya devam etmektedir.


b) İradi Kayıp – İrade Dışı Kayıp

Hakların kaybı incelenirken göz önünde tutulan ikinci ayrım iradi kayıp-irade dışı kayıp şeklindedir. Hak sahibi hakkını bilerek ve isteyerek sona erdiriyorsa iradi kayıp söz konusudur. Hakkın devren kazanılmasında devredenin durumu böyledir. İrade dışı kayıp ise hakkın istemeden kaybedilmesidir. Hakka konu teşkil eden şeyin hak sahibinin iradesi dışında bir etken mesela bir doğal afet sonucu yok olmasında durum böyledir.

HAKKIN KORUNMASI

Hakların korunmasında temel kural bunların devlet eliyle korunmasıdır. Nitekim bir hakkı ihlale uğrayan veya tehlikeye sokulan ya da kendisinden haksız bir talepte bulunan kimse bu hakkını kanunlarda belirtilen istisnalar dışında devletin mahkemelerinde dava açarak elde eder. Haklar bir talep konusu oluşturduğu ya da dava yoluyla gerçekleştirildiği zaman daha belirgin şekilde ortaya çıkar. Talep, bir kimsenin hakkını elde etmek veya hakkına riayet edilmesini sağlamak amacıyla borçlusuna ya da hakkına saldırıda bulunana özel girişimi ile kullandığı bir yetkidir. Talep, bir özel hukuk kavramı olup bunun kapsamını maddi hukuk kuralları belirler. Dava hakkı kişinin ihlal edilen hakkının korunması devletin mahkemelerine başvurabilme yetkisidir. Dava ise bir başkası tarafından subjektif hakkı ihlal edilen veya tehlikeye sokulan ya da kendisinden haksız bir talepte bulunulan kimsenin mahkemeden hukuki himaye istemesidir. Dava hakkı iddia ve talep yanında savunma hakkını da kapsar. Dava bu yönüyle bir kamu hukuku talebidir. Bu talep devlete karşı yönetilmesi ve devletten hukuki himaye istenmesi sebebi ile maddi hukukun talep kavramından farklıdır. Çünkü davalı maddi hukuka ilişkin talebi ifa edilirse de hukuki himaye talebini ifa edemez.

DAVA TÜRLERİ

Hak sahibinin devletin yargı organlarına başvurarak açacağı davaları mahkemeden istenen hukuki himayeye, dava konusu hakkın niteliğine, dava konusu mala ve talep neticesine göre çeşitlere ayırmak mümkündür. Davalar eda davaları, tespit davaları ev inşai davalar olmak üzere 3’e ayrılır.

a)Eda Davaları

Eda davalarında davacı davalıdan bir şeyin verilmesini, bir işin yapılmasını veya bir işin yapılmamasını talep eder. Eda davasının konusu hem şahsi haklar hem de ayni haklar oluşturabilir.

b)Tespit Davaları

Tespit davaları taraflar arasında bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın mevcut olmadığını mahkemece tespiti amacını güder. Tespit davaları olumlu tespit davaları ve olumsuz tespit davları olmak üzere 2’ye ayrılır.



c) İnşai Davalar

İnşai dava, bir hukuki durumun meydana getirilmesi, değiştirilmesi veya sona erdirilmesi için açılan davadır. Örneğin, evlenmenin feshi, nesebin reddi iflas davası gibi. Kural olarak inşai haklarda hak sahibinin tek taraflı iradesi ile yeni bir hukuki durum yaratılır, değiştirilir veya ortadan kaldırılır.

SAVUNMA İMKANLARI

Bir iddiaya karşı yapılacak savunmaya inkar veya itiraz yahut defi yoluyla olur.

İnkar: Bir iddianın dayandığı olayları kabul etmemektir.

İtiraz: Bir iddianın dayandığı olayları kabul etmek fakat bu olaylardan bir hakkın doğmadığını ileri sürmektir.

Defi: Bir iddianın dayandığı olayları ve bunlardan doğan hakları kabul etmek fakat edimi yerine getirmek zorunda olduğu şeyi yerine getirmekten kaçınmayı haklı gösterecek karşı sebepler ileri sürmektir. Definin bir örneği zaman aşımı (mürüruz zaman) defidir. Buna göre belki bir sürenin geçmesiyle dava hakkı ortadan kalkar.

DAVA ZAMAN AŞIMI

Davanın belli bir süre içinde açılması gerekir. Aksi taktirde kanıtlar kaybolabilir ve dolayısıyla iddianın ispatı zorlaşabilir. Ayrıca üzerinden uzun zaman geçmiş ihtilafları yeniden canlandırmak hukuk politikası açısından doğru değildir. Bk m.125 genel dava zaman aşımı süresi 10 yıl olarak belirlenmiştir. Bu konuda başka suretle hüküm mevcut olmadığı taktirle her dava 10 senelik mururu zamana (zaman aşımına) tabidir. Anlaşılacağı üzere bu genel süreden daha uzun veya daha kısa sürelerde söz konusu olabilir. Örneğin ölüme bağlı tasarrufların iptali davası kötü niyetli ziliyete karşı 20 yıl içinde açılabilir. Örneğin kira alacakları 5 yıllık zaman aşımına tabidir. Haksız fiillerde süre 1 yıldır. Ayrıca özel yasalarda da bazı zaman aşımı süreleri ön görülmüştür. Bu gibi durumlarda özel yasadaki süre öncelikle uygulanacaktır. Örneğin 4491 sayılı kanun ile değişiklik 4389 sayılı bakanlar kurulunu mevzuatı ilişkin hükümler başlığını taşıyan 10. maddesini 4. bedrinde bakanlar nezalindeki her türlü emanet ve alacaklardan en son talep işlev veya muidin herhangi bir şekilde yazılı talimatı tarihinden başlayacak 10. yıl içinde aranmayanlar zaman aşımına tabidir. Zaman aşımına uğrayan mevduat emanet ve alacaklar fono, gelir kaydedilir bununla ilgili esas usuller kurulca belirlenir.
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları Bu Konuda Ara
Bu Konuda Ara:

Gelişmiş Arama
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 20:55.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382