Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » İslam Türk Kültürü » Anadolu Oyunları

İslam Türk Kültürü Bu bölümde Türk kültürünün tarihi, bugün geldiği nokta ve değişim evreleri hakkında bilgiler bulabileceksiniz...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 04-10-2007, 15:31   #1 (permalink)
Doktor
 
Türk kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Afyonkarahisar
Mesaj: 849
Tecrübe Puanı: 24
Rep Puanı: 2190
Rep Derecesi: Türk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond reputeTürk has a reputation beyond repute
Türk is offline  
Varsayılan Anadolu Oyunları


ANADOLU OYUNLARI
“Çocuklar akşama kadar sokaklarda oynadıktan sonra evlerimize:
-Şu ne?
–Hamam
–Herkes evine tamam!” diyerek dağılır ve giderken de akşam yemeğinden sonra tekrar sokakta buluşmak üzere söz verirdik. Yemek sonrası sokağa erken çıkanlar, çıkmayanların kapısının önünde bağırırdık:
- ……. çıkacaktı,
- Çıkmadı,
-Ekşidi,
-Turşudu,
-Sabahlara kalmadı"
Bu sözleri çocuk dışarı çıkana kadar tekrar ederdik. İçerde arkadaşımız bu sözleri duydukça hop oturur hop kalkardı, babası izin vermezse feryat figan göklere çıkardı. Ya azar işitir sesi kesilirdi ya da babasının biz dışarıdakileri dağıtmasıyla oyun arkadaşı bulmak için başka bir kapıya yönelirdik.



EL EL ÜSTÜNDE

Önce sayışma ile bir ebe seçilir. Ebe yüzüstü yere yatar diğerleri ellerini yumruk yaparak ebenin sırtında üst üste kule gibi koyarlar ve hep bir ağızdan:
“El el üstünde
El kemerin üstünde
Kimin eli en üstte?”
diyerek ebeden hangi oyuncunun elinin en üstte olduğunu tahmin etmesini isterler. Ebe çocuklardan birisinin adını söyler eğer söylediği kişinin eli en üstteyse o diğerinin yerine ebe olur, ve oyun bu şekilde devam eder

ÇELİK ÇOMAK
Daha çok açık alanlarda oynanan bir oyundur. Oyuna bazen büyüklerin de katıldığı olur. Bu oyunda iki ucu yontulmuş kısa bir tahta yani çelik ile 50 – 60 cm uzunluğunda bir sopa yani çomak kullanılır. Oyun oynayacak olanlar iki gruba ayrılırlar. Bir tarafın oyuncusu eksik olursa bir kişi iki kişi yerine oynar ve bu kişiye “Eşi karnında” denir. Her iki taraftan birer kişi seçilir ve bu seçilen kişiler çeliklerini uzağa fırlatırlar. Hangi oyuncu çeliği daha fazla uzağa atabilmişe o taraf oyuna başlar (A takımı diyelim) Oyun başlarken yere küçük bir çukur açılır veya iki taş çeliğin boyu kadar aralıklı olarak yan yana konur. B takımı oyuncuları karşı tarafa geçer. Böylece oyun başlamış olur.
Oyuncu elindeki sopayla çukurun üzerine yerleştirdiği çeliği karşı B taraf oyuncularına doğru hızla atar ve sopayı yere bırakır. Eğer B taraf oyuncuları atılan çeliği havada yakalarsa hem sayı kazanırlar hem de çeliği kaptıran A takımı oyuncusu oyundan çıkmış olur. B takımı çeliği yakalayamadıysa, çeliği düştüğü yerden tekrar yerdeki sopaya doğru atarlar. Sopayı vurabilirlerse karşı A takımının oyuncusu yine oyundan çıkar. Vuramazlarsa A takımı çelikle sopanın arasındaki mesafeye bakarak B takımının bu mesafeyi kendi belirledikleri bir adımda almasını ister. Örneğin “3 adımda al, 5 adımda al” gibi. B takımında adımını büyük atabilen ve kendine güvenen bir oyuncu bulunmazsa, ya da bu adım sayısında çomaktan çeliğe ulaşamazsa A takımı adım sayısı kadar sayı alır. Eğer bu adımda yetişebilirlerse sayıyı B takımı alır. Oyunun başında kararlaştırılan sayıya ilk ulaşan takım oyunu kazanır. Bir sonraki oyuna kazanan taraf başlar. hangi tarafın oyuncularının tamamı ölürse bu defa diğer taraf oyuna başlar. Bir takım kararlaştırılan sayıya hiç puan kaybetmeden ulaşırsa oyundan çıkmış bir arkadaşlarını tekrar oyuna sokarlar.

ARPA ÇARPA
Oyun çıkmaz sokaklar, apartman aralarındaki dar bahçeler gibi sınırlı alanlarda oynamak için birebirdir. Bu oyunu oynayacak çocuklar aralarında bir ebe seçerler veya aralarından en büyüğü ebe olur. Ebe eline bir mendil alarak, herhangi bir hayvanın tarifini yapar;
Kasa kasa var kasa
Ayakları var kasa
Kuyruğu var kasa
Tüyleri var kasa gibi
Hayvanın tarifi yaptıktan sora, elindeki mendili karşısında dizilen oyunculara tek tek vererek tarif ettiği hayvanın ismini sorar, oyunculardan herhangi biri bilirse mendil ona verilir, diğer çocuklar kaçışmaya başlarlar. Mendil elinde olan oyuncu da onları kovalar ve mendille vurmaya çalışır. Vurulan oyundan çıkar. Oyunun ebesi bu ara “buğda buğda” derse elinde mendil olan oyuncu diğer oyuncuları vuramaz. Ancak ebe “Arpa çarpa” dediğinde vurabilir. Bu oyunda ebenin rolü büyüktür. Elinde mendil olan oyuncu diğer oyunculardan birini yakalayıp tam vuracağı sırada ebe ”Buğda buğda” yahut diğer oyuncular elinde mendil olan oyuncuya yaklaştıklarında “arpa çarpa” diyerek oyunu hareketlendirir. Vurulmadan en sona kalan ebe olur.

ÇÖMÇE GELİN
Şanlıurfa’da kurak geçen dönemlerde çocukların yağmur duası gibi oynadıkları bir oyundur Çömçe gelin. Çocuklar ellerine tahtadan çapraz şekilde yapılmış bir oyuncak alırlar ve Çömçe gelin adını verdikleri bu oyuncağı kapı kapı dolaştırırlar. Gittikleri evler çocuklara torbalar içinde bulgur veya ekmek verirken Çömçe gelinin üzerine su döker, bir miktar suyu da şakadan çocukların üzerine döker. Çocuklar bulgurun bir kısmını paylaşıp evlerine götürürken bir kısmını da Balıklıgöl’e götürüp balıklara yem olarak atarlar. Çocuklar ev ev dolaştırdıklarında kapıyı açana şu tekerlemeyi söylerler;
Çömçe gelin nar ister
Allah’tan rahmet ister
Koç koyun kurban ister
Balıklara yem ister
Ver Allah’ım ver
Bu yağmurdan bir sel...

KADI KUS KUS
Beş altı çocuk tarafından dışarıda yumuşak toprak zeminde oynanan bir oyundur. Her bir çocuk oyun alanında kendine bir köşe belirler. Tüm çocukların ellerinde birer sopa bulunur. Ayrıca tek bir küçük sopa da (çelik) vardır. Bir çocuk başka bir çocuğa çeliği atar, o da elindeki sopayla çeliği çeler. Çeliği atan çocuk çeliği almak için koşarken diğer çocuklar onun köşesine çukur kazıp sopalarını dikmeye çalışırlar, bu esnada hep bir ağızdan “kadı kus kus” diye bağırırlar. Çeliği kapan çocuk da arkadaşlarının boş köşelerine çeliği bırakmaya çalışır. Herkes hem sopasını dikip hem de kendi köşesini korumaya çalışırken sopasını dikemeyen ya da köşesine çelik bırakılan çocuk bir sonraki oyunda çeliği atacaktır. Oyun Konya bölgesinde bilinmektedir.

YÜZÜK
Kış geceleri kadınlı erkekli erişkin grupları tarafından oynanan bir oyundur. Oyuna katılanlar iki gruba ayrılırlar, her gruptan bir kişi seçilir. Bir tepsiye iki fincan ters konulup birisinin altına yüzük saklanır. Hangi oyuncu yüzüğün hangi fincanın altında olduğunu bilirse oyuna onun ekibi başlar. Tepsiye birisinin altında yüzük saklanacak biçimde 12 fincan kapatılır. Oyuna başlayan gruptan birisinin önüne tepsi getirilir ve yüzüğü tek defada bulması istenir. Bulamazsa sıra aynı gruptan bir sonraki oyuncuya geçer. Yüzük bulunduğunda tepside kaç fincan varsa o grubun hesabına o kadar puan yazılır. İlk açan kişi yüzüğü bulursa 20 puan alır. Ancak ilk oyuncu bulamaz da ikinci oyuncu bulursa 10 puanı karşı ekip alır. Yani ikinci hamlede yüzüğü bulmamaya gayret etmek gerekir. Önceden belirlenen 200-300 gibi bir puana ilk erişen grup oyunu kazanır. Kaybeden ekip diğer ekibe ziyafet vermek ya da başka bir isteklerini yerine getirmek durumundadır.

KEMİK
Özellikle mehtaplı gecelerde oynana bu oyunda çocuklar iki gruba bölünürler. Gruplardan birisi “ak koç”, diğeri “kara koç” adını alır. Bir merkez belirlenir ve bir taş dikilir. Küçük beyaz bir kemik bulunur. Oyunculardan bir grup bu kemiği bir yere atar, ay ışığında her iki grup da bu kemiği aramaya koyulur. Kemiği önce bulan gruptan , örneğin akkoç grubu bulduysa, “ak koç, kara koça bindiii” diye bağırır. Ak koç grubuna dahil olanlar, kara koç grubundan kimi yakalarlarsa sırtına binerek kendilerini merkez taşa taşıtırlar. Yakalanmadan merkeze kadar koşanlar ise rakiplerini taşımaktan kurtulurlar. Oyun böylece sürüp gider.

KOZA OYUNU

Oyunculardan bir tanesi eline bir taş parçası veya benzeri bir şey saklar. Bu taşı bulan ebelikten kurtulmuş olur. En sonunda taşı bulamayan son oyuncu ebe olur. Bu oyun genişçe bir alanda istenildiği kadar oyuncu ile oynanır.
Adına “Koza” denilen düz, hafif sivri ve normal irilikteki taş iyi bir yere dikilir. Dikilen bu “Koza” dan 5-6 metre uzağa uzun bir çizgi çizilir. Her oyuncu önceden seçmiş olduğu atış taşını 5-6 metre uzaklıktaki bu çizgiye doğru düzgün bir biçimde fırlatır. Çizgiye yakınlık durumuna göre oyuncular başlama sırası alırlar. Ebe olan oyuncu kozanın yanında bekler. Diğer oyuncular sırasıyla bir ayaklarını çizgiye koyarak atış taşlarını kozaya doğru fırlatırlar. Kozayı yıkan oyuncu gidip tekrar taşını alır ve oyuna devam hakkına sahip olur. Yaptığı atışta kozayı vuramayan yani “Fırt eden” oyuncunun atış taşı olduğu yerde kalır. Taşı yerde kalan oyuncu ebeye görünmeden koşup ayağını kendi taşına basabilirse taşını alıp oyuna devam eder. Ayağını taşa basmadan ebe tarafından yakalanan oyuncu ebe olur. Koza yıkıldığı zaman ebe kimseyi kovalayıp yakalayamaz, önce kozayı yerine dikmesi gerekir. O kozayı dikmeyle uğraşırken diğer oyuncular taşlarını almaya çalışırlar. Oyun bu şekilde sürüp gider.

ÇINDIR PIR
Bu oyunda yuvarlak ve normal genişlikteki bir alan seçilir, çocuklar bu alana toplanırlar. İki takıma bölünen çocukların her birisi arşı takımdan yaşı ve boyu kendisine yakın başka bir çocukla eşleşir.Eşleşen iki rakip oyuncu alanın kenarında bir noktada el ele tutuşurlar ve oyun için hazır duruma geldikten ve diğer oyuncular meydanı boşalttıktan sonra oyuncular “çındır pır” derler ve her biri birbirine zıt yönlere doğru koşmaya başlarlar. Oyuna ilk başlanılan noktaya ilk gelen oyuncu çındır pır oyununu kazanarak ekibine bir puan kazandırmış olur. Özellikle tüm sınıfın ya da kalabalık çocuk gruplarının oynayabileceği eğlenceli , çocukların fiziksel özelliklerini geliştiren, takım ruhu yaratan bir oyundur.

AÇIL KİLİDİM AÇIL
Kış geceleri küçük yaştaki çocukların evde oynayabilecekleri bir oyundur. Tüm çocuklar çember oluşturup yere otururlar ve ellerini yumruk yaparak üst üste kule gibi dizerler. Biri işaret parmağı yapmağı ile yumrukların üst tarafına dokunarak “Açıl kilidim açıl” diyerek teker teker elleri açar. En alttaki el açılmayınca açılmadığını görünce, elin sahibine soruları sorar cevapları alır.
Hani bunun kilidi?
Kuyuya düştü.
Kuyu ne oldu?
İnek içti.
İnek ne oldu?
Dağa kaçtı.
Dağ ne oldu?
Yandı bitti kül oldu
Külü nereye savruldu?
Havaya.
Soru-cevap bitince bütün çocuklar iki ellerini, parmakları açık olarak çenelerinin altında sakal gibi tutarak “Vay köse sakalım... Vay köse sakalım” sözlerini tekrarlayarak gülüşürler. Sonra en alta başka çocuk elini koyar, kilidi daha başka bir çocuk açar ve oyun sürüp gider.

ALKAÇ BALKAÇ
Güneydoğu illerimizde açık havada oynanan bir oyundur. İki avucunun arasında ufak bir şeyi gizli tutan ebe, karşısında yan yana yarım daire şeklinde duran çocukların, kapalı ve kendisine doğru uzanmış iki avuçlarının arasında elini gezdirirken “Alkaç balkaç, al da bunu Haleb’e uç” tekerlemesini tekrarlar. Kimse farkına varmadan birinin avucuna bıraktıktan sonra “Al da uç” der ve o çocuk kimseye yakalanmadan daha önce kararlaştırılmış olan on onbeş metre metre ilerideki yere koşar. Eğer yakalanırsa yakalayan çocuk ebe olur. Ebe çocukların her birinin kulağına bir meyve sebze adı fısıldar ve yakalnmadan karşı çizgiye kaçan çocuğa sorar: “Elma mı armut mu, ya da kabak mı nar mı?” Karşıdaki çocuğun seçtiği meyve kimin adıysa o çocuk giderek karşıdaki çocuğu sırtında alıp tekrar oyun yerine getirir.

BALIK BATTI OYUNU
Televizyonun yaygınlaşmasından önce akşam misafirliklerinde kadınlı erkekli gruplar tarafından oynanan bir oyundur. Grup halka olur, bağdaş kurup oturur, herkes ellerini bacaklarının altına sokar. Bir kişi ise halkanın ortasında oturur. Halkada oturanlar ellerindeki kıvrılmış bir mendili birbirlerine ebeye yakalanmadan verirler. Ebe ise mendilin kimde olduğunu anlamaya çalışır. Herkes ebe baktığında sanki mendil kendisindeymiş gibi paniğe kapılmış görünmeye çalışarak ebeyi yanıltır, bu esnada mendil elden ele dolaşır. Arada bir mendille ebeye vurulup tekrar saklanır. Ebe mendili kimin elinde yakalarsa yeni ebe o olur.

DİKİLİ TAŞ OYUNU
Oyuncu grubu ikiye ayrılır, her grupta 4-5 kişi olmalıdır. Her iki grup yüzleri birbirine bakacak biçimde 8-10 metre kadar aralıklı durur. Herkes birer metre aralıklarla önlerine birer sivrice taş ya da sopa dikerler. Daha sonra her grup bir taraftan kendi taşlarını korumaya çalışırken diğer taraftan karşı tarafın taşlarını devirmeye çalışır. Bütün taşları ilk devrilen taraf mağlup olur.

ELİM SENDEÇocuklar bir tekerleme söyleyerek aralarında bir ebe seçtikten sonra ebeden kaçarlar. Ebe ise onlara eli ile dokunmaya çalışır. Ebe kime dokunursa bu defa o çocuk ebe olur.

ABA ALMASI
Onbeş yirmi kişi katılabildiği için daha çok kalabalık gruplarla gidilen pikniklerde oynanan eğlenceli bir oyundur. Grubun yarısı birer ikişer metre ara ile halka olur, diğer yarısı ise bu gruptakilerin sırtına biner. Bir çift ise ebe olur. Sırttakiler başörtüsü ya da mendil gibi bir kumaşı ebe çifte kaptırmadan birbirine atmaya çalışır. Eğer ebe kaparsa ya da mendil yere düşerse bu defa omuzdakiler aşağıya iner, alttakiler omuza alınır.
__________________
Değişmeyen Tek şey değişmezliktir...

Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 00:56.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382