|
||
![]() |
|
|
| İslam Türk Kültürü Bu bölümde Türk kültürünün tarihi, bugün geldiği nokta ve değişim evreleri hakkında bilgiler bulabileceksiniz... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Sahip :p
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 11,026
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 17499
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
AFGANİSTAN'DA TÜRK HALKLARI Afganistan'da Türk dilini konuşanlar genel nüfusun % 10 nu kapsarlar. Burada üçüncü sıra dil grubudur. Afganistanda sağlıklı bir nüfus sayımı yapılamadığı için verilen rakamlar tahminidir. Buradaki Türkler ise: a. Özbekler: b. Türkmenler: c. Kırgızlar: d. Kazaklar'dır. Özbekler: Afganistanda, Fariab, Balkh, Samamgan ve Kunduz'da yaşamaktadırlar. Sayıları 1 ile 1.5 milyonu bulduğu sanılmaktadır. Çiftçilikle ve hayvancılıkla uğraşırlar. Türkmenler: Ülkenin Kuzeybatısında yaşarlar. Tahmini sayıları 200.00 civarındadır. Tekke, Şalar, Sarık, Çekra, Mavn, Tank aşiretleridir. Genellikle göçer yaşamaktadırlar. Kırgızlar: Afganistan'ın kuzeybatısında Tahkar ve Budaksan bölgelerinde yerleşmişlerdir, sayıları 90.000 civarındadır. Büyük çoğunluğu göçebe olarak yaşamlarını sürdürürler. Kazaklar:Sayılan azdır. Hepsi göçebe olarak yaşarlar. Çin bölgesinden göçebe olarak geldikleri sanılmaktadır. Dil, Eğitim Din ve Kültür Afganistan'da Türk dilleri konuşanların okuma, yazmaları bulunmamaktadır. Dinleri Hanefi mezhebindendir. Ekonomileri pamuk ve şekerpancarına bağlı, hayvancılıktır. Karakul koyunu ve el dokuması halı işleri ile uğraşmaktadırlar. Altay Ülkesi Sibirya'nın Altay-Sayan dağları bölgesinde Ob , Abakan-Yenisey civarında Altay Türkleri'nin yaşadığı Altay ülkesi (Altayskiy kray) bulunur. Güney-güneybatıda Kazakistan, kuzeyde KrasnoyarskÜlkesi ,güneydoğuda Tuva Cumhuriyeti ,çin ve Moğolistan yer alır. Altay ülkesinin merkezi Barnaul'dur. Altay ülkesi doğrudan Moskovaya bağlıdır. İdari bakımdan 8'i şehir, 10'u kasaba olmak üzere toplam 75 bölgedir. Altaylarda ateş kanlı börüler At üstünde doğup ölen çeriler Bri bilseniz deli gönül ne diler. Dilaver Cebeci BARNAUL Altay ülkesinin başkenti Barnaul , 650.000 nüfuslu bir şehir. Deniz seviyesinden 3000 metre yükseklikte ziraat bölgesi . Yakutistan ve Sibiryayı besleyen bölge, yılda beş milyon ton buğday, bir milyon ton şeker pancarı ,ayçiçeği ,keten üretiyor. Bunların yanında hayvancılık ,avcılık ,dericilik ve besin sanayii gelişmiş durumda. Ayrıca Omsk'a giden demir yolunun hat başı Barnaul'da .Şehir ; sineması ,üniverstesi ,çeşitli endüstrileri ve üç büyük kilisesiyle bölgenin en büyük yerleşimi. SANAYİ Barnaul çevresinde kimya , tekstil , lastik , traktör ,dizel motor ,otomobil ve uçak fabirkaları yanında dört tane de şeker fabrikası var. Ayrıca bakır ,molibden ve aleminyum endüstrisi gelişmiş. zengin kömür yataklarıda mevcut. 150 YILLIK MÜZE ve KOÇ BAŞI 1823 yılında kurulmuş Bernaul müzesindeyiz. 17 yılı geçmiş olan müze ,ağaçtan yapılmış tek katlı ev iken 1844-1848 tarihlerinde restore edilerek bugünkü durumuna getirilmiş. Müze cade kenarında . Girişte sol tarafta koçbaşı heykelin boyu 133 cm ,boyun çevresi 55 cm , baş çevresi ise 71 cm. Ertan Çiçekle beraber fotografını çekiyoruz. Kahramanların mezarlarının başına konan bu koçbaşı heykellere Anadolu'nun çeşitli yerleride rastlanmaktadır. Özellikle Tuncelide bol miktarda bulunmaktadır. *1* Bizim Yemekler Gibi Bizimle asgari 1000 yıldan beri teması olmayan altay ülkesnin merkezi Barnaulda ilk defa verilen yemekleri ,ince dilimler halinde kızartılmış patatesleri ve haşlama köfteyi Ankara'da , Konya'da , Kırıkkale'de , Kayseri'de ,Yozgat'ta imişçesine kalp huzuru ile yiyorum. Yemekten aonra Bernaul'u gezeceğiz. *2* BATI TRAKYA TÜRKLERİ Türkler, Yunanistan'a Gazi Evrenos'un önderliginde 1370'lerde girmisler ve ilk olarak Vardar vadisi ile Yenitsa'ya yerlesmisler ve diger bölgelere buradan geçmislerdir. Yunanistan, bagimsizligini ilan ettigi 1828 yilina kadar 460 yil boyunca Türk hakimiyetinde kalmistir. Yunanistan'daki Türkler'in nüfus yogunlugunu teskil ettigi Bati Trakya; Meriç Nehri, Karasu, Rodop Daglari ve Ege Denizi arasinda yer almaktadir. Yüzölçümü 15.000 km² olan Bati Trakya'nin 1910'daki nüfus dagilimi söyledir: 325.000 Türk, 56.000 Bulgar, 30.000 Yunan, 11.000 Müslüman Gagavuz Türkü, 3.500 Yahudi, 1.600'ü Müslüman olan 4.000 Çingene, 850 Ermeni olmak üzere toplam 430.350 kisi. Bu nüfus yogunlugu sebebiyle Bati Trakya Türkleri, ilk olarak 1878'de Çirmen Kasabasi'nda "Rodop Türkleri" hükümetini kurmuslardir. Bu hükümet L886'ya kadar sekiz yil yasamistir. Ikinci olarak 31 Agustos 1913'te bagimsiz "Bati Trakya" hükümeti kurulmus; ancak bu sefer 52 gün yasayabilmistir. 15 Ekim 1919'da Fransiz himayesinde kurulan "Bati Trakya" hükümeti ise 23 Mayis 1920'de yikilmistir. 1922 yilinda Yunanistan'la Türkiye arasinda yapilan mübadele anlasmasiyla 1.200.000 Türk, Yunanistan'dan Türkiye'ye, 1.300.000 Hiristiyan da Türkiye'den Yunanistan'a göç ettirilmistir. Bugün Yunanistan'da Hiristiyan oldugu için Türkiye'den gönderilen, fakat Yunanca'yi sonradan ögrenen ve evinde Türkçe konusan, Türk müzigi dinleyen çok sayida insan vardir. Türk heyetinin Lozan'da sundugu rakamlara göre 1923'te Bati Trakya'da toplam nüfus 191.699'dur. Bunun 129.120'si Türk (%67), 33.910'u Yunan (%18), geri kalani ise Ermeni, Bulgar ve Yahudi'dir. Türkler, Yunanistan'da 4,5 asir süren bir hakimiyetten sonra, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Anlasmasi'nin 38.-45. maddeleriyle hukuku belirlenen bir azinlik durumuna düsmüslerdir. Lozan'da imzalanan anlasmada 38. madde medeni, siyasi haklari ve ana dilini kullanma hakkini; 40. madde yasalar önünde esitligi; 41. madde Türk ilk okullarinda Türkçe'nin kullanilma serbestligini ve egitimde Yunanca'nin zorunlulugunu; 43. madde din ve inançla ilgili uygulamalardaki hürriyeti; 44. madde bu hükümlerin Uluslararasi Adalet Divani'nin teminati altinda oldugunu; 45. madde Türkiye'nin gayri Müslim halka verdigi haklari Yunanistan'in da kendi topraklarinda yasayan azinliklara verecegi konusundaki teminati düzenlemektedir. 1922'deki nüfus degisiminden ve Lozan Anlasmasi'ndan sonra Bati Trakya'daki Türkler'in sayisi geçmise göre azalmis olmasina ragmen, II. Dünya Savasi'ndan sonra Yunanistan'da baslayan iç savaslar esnasinda 1 Ocak 1947 yilinda Bati Trakya'da dördüncü Türk devleti kurulmus, iki buçuk sene yasadiktan sonra 25 Agustos 1949'da yikilmistir. Atatürk 1936'da Yunan Basbakani Metaksas ile konusurken Bati Trakya Türkleri'nin Lozanla Yunan Devleti'ne emanet edildigini, onlarin rahat ve huzurunun garantisinin Istanbul'daki Rumlar oldugunu söylemistir. Ancak Yunanistan'dan ilticalar araliksiz sürmüs, 1960 yilina kadar 197.700 Türk Türkiye'ye göçmüs; 5.500 kisi ise sinirdan geçerken öldürülmüstür. Yunanistan'daki baskiya dayanamayarak basta Türkiye olmak üzere Almanya, Avusturya, Avustralya ve Amerika Birlesik Devletleri'ne göç edenlerle birlikte Bati Trakya kökenli Türkler 1.000.000'u bulmaktadir. Bugün Yunanistan'da 150.000 kadar Türk'ün yasadigi ve genel nüfusun %1.5'unu teskil ettikleri tahmin edilmektedir. Türkler'in yasadigi bölgeler, Gümülcine, Iskeçe ve Dedeagaç'tir. Ayrica Dimetoka ve Sofu'da da çok sayida Türk yasamaktadir. Bati Trakya'nin toplam nüfusu 360.000, bu bölgedeki Türk nüfusu ise 120.000-130.000 arasidir (%33-%36). Bati Trakya'nin disinda Rodos ve 12 Adalar'da yasayan belli bir Türk nüfusu bulunmaktadir. Ayrica Istanbul ve Anadolu'dan göçen 70.000 civarinda Rum halen Atina'nin Nea Smirni bölgesinde yasamakta ve Türkçe'yi ikinci dil olarak kullanmaktadir. Bunlardan baska Rodoplar'in Bati Trakya kisminda 40.000 civarinda Pomak Türkü yasamaktadir. Pomaklar, Bulgaristan'da oldugu gibi, Yunanistan'da inkar edilmeye çalisilmaktadir. Yunanlilar da Bulgarlar gibi Pomaklar'i kendi yanlarina çekmek için çaba sarf etmektedirler. Bu çabalarin bir parçasi olarak Pomaklar'in Makedonyali Iskender'in torunlari olduklari ve Pomak adinin "savas disi kalmis" anlamina gelen Apomahos veya "çok içki içen" anlamina gelen Poma sözünden geldigi yolunda iddialar öne sürmektedirler. Günümüz Yunancasi'nda Türk sözü, Türk yurttasini, Türkçe konusan ve Islam dininden olan birini anlatmak için kullanilir. Bugün Bati Trakya'da 300 kadar cami açiktir. Türkçe egitim veren çok sayida ilkokul, 2 ortaokul ve 2 dini okul vardir. Yüksek ögretim ise tamamen Yunanca'dir. Yunanistan'da egitim veren ilkokullarin ders kitaplari 1938'e kadar Türkiye'den gitmistir. 1954'te bu uygulama yeniden baslamis ve bir müddet daha devam etmistir. Bütün anlasma hükümlerine ragmen Yunanistan Türkleri'nin milli haklari büyük ölçüde kisitlanmis, dini haklarindan bazilari serbest birakilmistir. Fakat son zamanlarda dini haklar da tehdit altina sokulmustur. Lozan hükümlerine göre Türkler'e ait olan müftü seçme hakki bile gasp edilmistir. Yunanistan'da Türkler'e uygulanan baskilarin çigirtkanligini hep Yunan basini üstlenmis ve estirilen terör havasiyla Türkler'e ait basin organlari yildirilmaya ve susturulmaya çalismistir. Yunanistan'da yasayan Türkler Lozan Anlasmasi'ndan beri her zaman birkaç yayin organina sahip olmuslardir. Eski ve yeni harflerle altmistan fazla gazete ve dergi yayinlanmistir. Bunlardan bazilari "Azinlik Partisi", "Bati Trakya", "Alis", "Birlik", "Ögretmen", "Yeni Ziya", "Trakya" ve "Ülkü" 'dür. Bu gün ise Bati Trakya'da Türkler, "Akin", "Gerçek", "Ileri", "Yanki" "Trakya'nin Sesi" gazeteleri; "Yuvamiz", "Safak", "Hakka Davet", "Arkadas" adli çocuk dergileri yayinlanmaktadir. Ayrica göçmen olarak Bati Trakya'nin disinda hayatini sürdüren Bati Trakya Türkleri, Türkiye'de "Bati Trakya'nin Sesi", "Bati Trakya", "Yeni Bati Trakya", Almanya'da "Yeni Adim" adli yayin organlarini çikarmaktadirlar. Bu faal basin hayatinin yaninda, onunla birlikte yürüyen bir Türk Edebiyati'na da sahip olan Yunanistan Türkleri'nin yazar ve sairleri, azinlik olarak yasamanin acilarini, milli kimliklerini korumanin mücadelesini, Türklük ve Bati Trakyalilik duygularini islemislerdir Yunanistan Türkleri arasinda edebiyatla milli fikirler ve milli varlik mücadelesi bütünlesmistir. Siyasi ve sosyal alanlarda 1995 yilinda sehit edilen Sadik Ahmet'in açtigi bayrak dalgalandirilmaktadir. Bati Trakya Türkleri, Türkiye Türklügü'nden koparilmadan önce pek çok fikir ve devlet adami, yazar ve sair yetistirmis ve sahip oldugu müsterek sözlü edebiyat zenginligini günümüze kadar devam ettirmistir. Bugünkü Bati Trakya Türk Edebiyati siir, hikaye, roman, tiyatro ve tercüme alanlarinda devam etmektedir. 20'ye yakin sürekli siir yazan, 30 civarinda da diger edebi türlerle birlikte veya ara sira siire de yer veren sairler bulunmaktadir. 1970'li yillardan sonra yogunlasan göç sebebi ile Türkiye, Almanya ve Avustralya'ya yerlesmis olan pek çok Bati Trakyali sair bu ülkelerde eser vermeye devam etmektedir. Lozan Anlasmasi'ndan sonraki 70 yillik süre içinde siirleri ve yazilari ile Türkiye'de taninan Ali Riza Saraçoglu, Hüseyin Mazlum ve Hüseyin Alibabaoglu siirlerini kitaplastirmislardir. Bu üç saire ait 11 kitap bulunmaktadir. Bunlardan 9'u Gümülcine'de ikisi de Istanbul'da basilmistir. Türkiye'de Türk Dili ve Edebiyati ögrenimi gördükten sonra bazi özel okullarda ögretmenlik yapan ve Bati Trakya Türk kültürü ve edebiyati ile ilgili çalismalari bulunan Resit Salim'in siirleri "Safak" ve "Ileri" gibi yayin organlarinda yayinlanmis, Türkiye'de "Güneysu" dergisinin 1991'de düzenledigi bir yarismada jüri özel ödülü almis ve Kültür Bakanligi'nin yayinladigi "Yunus Emre'ye Siirler" adli antolojiye alinmistir. Salim, siirlerinde Rumelilik, Bati Trakyalilik, Türk Tarihi, Osmanli dönemi ve Türk Dünyasi gibi konulari islemektedir. BAŞKIRGİSTAN ÖZERK CUMHURİYETİ Rusya Federasyonu'na bağlı Özerk Cumhuriyettir. 11 Ekim 1991 tarihinde özerkliğine kavuşmuştur. Yüzölçümü :143.600km2 Nüfusu : 3.944.000 Başkenti : Ufa Başkır Özerk Cumhuriyeti Güney Urallardan batıya doğru Belaya ve Kama nehirlerine kadar uzanır. 1552'de Kazan Hanlığının yıkılmasından sonra her iki Türk boyu (Tatar-Başkır) Ruslara karşı birlikte ayaklanmış ancak, XVIII yy'ın sonlarında Rus egemenliğine girmek zorunda kalmışlardır. Başkırlar her zaman Tatarlarla iç içe yaşamışlardır. Başkırtça daha çok konuşma dilinde kullanılmıştır. 1926'da ise ilk Başkırtça kitap yayınlanmıştır. Etnik yapı olarak Tatarlara yakındıriar. îlk kez 1919'da S.S.C.B. içihde Başkırt SSC kurulmuştur. Tarihi kaynaklara göre Tatar-Başkır ilişkileri tahmini bin yıl önceden başlamıştır. Başkırların dili Tatarcaya yakın olup Türk dilinin Kıpçak Bulgar alt grubunu oluşturur. Başkırların % 68'i Özerk Başkırdistan'da yaşamakta olup, geriye kalan % 32 si Ural bölgesindedir. Başkırlar daha çok kentsel yörelerde değil kırsal bölgelerde yerleşiktirler. Başkır halkının yaşamında Mitolojinin ve destanların ayrı bir yeri bulunmakladır. Ural Batır destanı bunların en önemlileridir. Başkırdistanın dışında, Başkırlar, Kazakistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Kırgızistan, Ukrayna ve Rusya Federasyonu'nun diğer bölgelerinde yaşamaktadırlar. Ülke Asya ile Avrupa'nın birleştiği bölgedir. Ekonomik Durum Baçkırdistan'ın ekonomik yapısı tarıma, hayvancılığa vç sanayi'ye dayalıdır. Ülkede 647 kolhoz ve 95 sovhoz bulunmaktadır. Başlıca tarım ürünleri, çavdar, yulaf, darı, keten, şeker pancarı, patates, ayçiçeğidir. Başkırdistan, petrol, doğalgaz ve boru hatlarına sahiptir. Rafinerler ve petrokimya fabrikaları ana ekonomiyi saglur. Ayına, köıııür, bakır, boksit, altın, manganez krom vardır. Yılda 40 milyon ton petrol, 3.5 dm3 doğal gaz üretilmektedir. îmalat sanayi'yi gelişmiş olup, petrol, doğalgaz, demirçelik, kömür, elektrik, çimento, şeker, kereste, pamuklu ve yünlü dokuma ekonomi de önemli yer tutmaktadır. Uçak imalatı, gübre, deri, tütün, gemi inşa, demir ve karayolu taşıtları yapılmaktadır. Enerji Ufa, Sterlitamak, îsinbay, Kumertau, Karmavoua'da büyük enerji santralleri bulunmaktadır. Ulaştırma Demiryolu, denizyolu, karayolu, hava yolu ile ve boru hatlanyla sağlanmaktadır. Eğitim Başkırdistan'da, diğer Türk Cuınhuriyetleride olduğu gibi eğitim gelişmiştir. Eğitim Rus ve Başkır dillerinde yapılmaktadır. Ana okullan ve 10 yıllık orta okulları bulunmaktadır. Anaokul :71adet, 65.000 öğrenci Ortaokul :3175 adet, 563.00 öğrenci Üniversite : 9 adet, 54.000 öğrenci okumaktadır. BULGARİSTAN'DA TÜRK HALKLARI Günney Rusya bozkırlarından 7. yüzyılın başlarından çeşitli nedenlerle göç eden ve Balkan Yarımadasına gelen Bulgarlar, Türk halklarındandır. Ancak yeni geldikleri bu bölgede slav halkları tarafından asimile edilmişler, kiiltürel kimlik bakımından büyük çoğunluğu slavlaşmışdır. XV yüzyıldan sonra Osmanlı împaratorluğu Anadoludan Türk nüfusu getirerek bölgeye yerleştirmiştir. Ne var ki bütün bunlara karşın genel nüfus içinde Türkler hep azınlıkta kalmışlardır. Balkanlarda ve Bulgaristanda Osmanlı egemenliği beş yüzyıl sürmüş olmasına karşın 1878 Osmanlı Rus Savaşından sonra imzalanan Ayastefanos ve Berlin anlaşmalarıyla Bulgarlara kısmi bağımsızlık verilmiştir. Bulgarlar 1908'de ikinci Meşrutiyet'le birlikte resmi ve kesin bağımsızlıklarını elde etmişlerdir. Bulgaristan 1940'ta Tıirk nüfusun yoğun olduğu Dobruca'yı yeniden elde etmiş ve o günden sonra da sınırlarında değişiklik olmamıştır. Dobruca bölgesindeki Türkler'den başlıca Türk dili konuşan iki Türk azınlık daha bulunmaktadır. Sayılan 7.000 kadar olan Tatar ve Gagvuzlardır. Bulgarlar ülkedeki azınlıklan sürekli asimile etmeye çalışmış 1984-1985 yıllarında ise Türkçe isimleri yasaklayarak göçe zorlamıştır. Ancak Türkler bu olguya tepki göstermiş 1989 yılında 160.000 Türk Türkiye'ye göç etmişlerdir. En son 300.000 Türk Türkiye'ye zorla göç vermiştir. 1985 ten sonrada Bulgaristanda kalan Türkler bazı alanlarda Bulgar yurttaşların hak ve özgürlüklerine sahip olmuşlardır. Nüfus 1965 nüfus sayım verilerine göre Türkler 850.000'e yakın olarak nüfusun % 10'unu oluştururlar. 1985 sayımında ise Türk nüfus 1.600 .000 civarında olup nüfusun yüzde onbeşi kadar olduğudur. Bu nüfus yoğunluklarıyla Bulgaristan'da Türkler en kalabalık durumundadırlar. Ve sürekli Türkiye'ye göç vermişlerdir 1944'e kadar 140.000 kişi, 1950-1951'de 155.000 kişi, l978 yılı ise 130.000 kişi Türkiye'ye gelmiştir. 1989 yılında en son kişi Türkiye'ye göçe zorlanmıştır. Bütün bu göçlerden sonra Bulgaristan Türkleri kırsal alanlarda kalmışlardır. 1993'den sonra Bulgaristan'da Türklerin "Haklar ve Özgürlükler" Partisi Bulgar Parlamentosu'nda yerini almıştır ve üçüncü siyasi güç olarak 15 milletvekili çıkarmıştır. Nüfusun büyük çoğunluğu çiftçilik ve hayvancılıkla geçimini sağlamaktadır. Türk azınlığın asimile edilmesine görünürde son verilmiştir. Türklerin çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır Dil ve Eğitim Bulgaristan'da eğitim devlet denetiminde'dir. Ancak Bulgaristan'da konuşulan Türkçe, Türkiye Türkçesine oldukça yakındır Bulgar Kiril alfabesiyle yazılır. Türkçe ilk yıllarda azınlık okullarında öğretim dili olarak Türkçe okutulurken daha sonra (1960) kkaldırılmıştır. 1939 da okumak durumunda olan Türklerin yüzde 15'i okula giderken 1957 de bu oranın yüzde 97'ye çıktığı yazılmaktadır. 1993'ten sonra yeniden Türkçe eğitim başlamıştır. Bulgar Ulusal Radyosu'ndaa Türkçe yayınlar baslamış, "Filiz Gazetesi" yayına sokulmuş, 27 Belediye başkanı, 653 köy muhtarı, idari işlerde görev almıştır. DİN Devlet dini kıırumları denetim altında tutmakta ve dini çalışmaları yönlendirmektedir. 1949 yılında ise Müslümanların dini kuruluş ve vakıflarını Bulgar hükümeti millileştirmiştir. Din adamları birer, devlet memurudur. Ve Sofya'da onları temsilen bir müftü görevlidir. IRAK TÜRKMENLERİ Irak osmanlı idaresindeyken üç vilayetten oluşmaktaydı. Basra ve Bağdat vilayetlerinin yanısıra günümüze kadar sorunlarla dolu olan ve bugün Kuzey ırak olarak bilinen Musul vilayetinden meydana gelmekte idi. Başta petrol olmak üzere bir sürü zenginliklere ve çok önemli bir jeostratejik konuma sahip olan Musul vilayeti , merkezi Musul olmak olmak üzere Kerkük ve Süleymaniye sancaklarından oluşmakta idi. Lozan andlaşması'nda Musul vileyetinin Irak ve Türkiye içinde kalması meselesi çözüme bağlanmadığı için Cemiyeti Akavam yoluyla halledilmesine gidilmiş ve Musul vilayetinin tamamı Irak'a bağlanmıştır. Türkiye hükümeti bu olayı , 5 Haziran 1926 tarihinde Irak hükümeti ile yapmış olduğu Ankara anlaşmasıyla kabul etmiştir. Ülkede Türkmen varlığını yoketmek için uygulanan yoğun Araplaştırma politikaları son zamanlarda etnik temizlik boyutuna varmıştır. Kerkükten uzaklaştırılan Türkmenlerin sayısı son bir yılda 1000 aileyi aşmıştır. Bunların yerine Arap aileler yarleştirilmektedir. Türkmenleri göç ettirmek ve yerlerine Arapları yerleştirme politikası çok eski bir politikadır ve Irak yönetimi tarafından yaklaşık 20 yıldır yürütülmektedir. Ancak geçen yıldan buyana bu uygulama iktidardaki Baas partisi tarafından etnik temizlik boyutuna ulaştırılmıştır. Türkmen Siyasi Hareketi 1970'ler büyük gelişme gösterdi . Bilinçlenme süreci bu dönemde hız kazandı . Türkiye'ye tahsil için gelen öğrenci saıyısında dikkat çekici bir gelişme Bunda elbetteki refah seviyesnin yükselmesinin büyük payı vardır.19700'lerin başında türkiye'ye tahsil için gelen Türkmen öğrenxi sayısı 10-15 iken bu sayı 1975'te 80'in üzerine çıkmıştır. 1976 ve 1977 yıllarında ise sayı katlanarak yükselmiştir.1978 yılında Irak yönetimi Türkiyede öğrencilerin tahsil yapmalarını ani bir kararla yuasakladı. türkmen öğrenciler eski sosyalist ülkelere tahsil için gitmeye teşvik edildi. 1960 yılında kurulan Türkmen Kardeşlik Ocağı bir klüp hüvviyetinde faliyer göstermekle birlikte Türkmen toplumunun kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının yanı sıra milli ihtiyaçlarınıda karşıladı. 1977'de başlayan Baas saldırganlığından nasibini alan yöneticileri, önce görevden uzaklaştırıldı. 1979 yılında tutuklandılar 1980'de idam edildirler.İdamlar devam etti. İdamlara tepki olarak 1980'de Navzang bölgesine askeri karargah kurdu. Örgüt Irak Türklerinin deklare edilmiş ilk siyasi organizasyonu özelliğini taşımaktadır. 1983'te bir araya gelen Irak'ın tüm siyasi kuruluşları örgütün ısrarlı tutumu karşısında ilk defa Türkmen haklarını kabul ederek sonuç bildrisine yazmışlardır. Siyasi konjüktürün değişmesi nedeniyle 1985 tarihinde örgüt faaliyetlerini dondurdu. 1988 yılında Irak Milli Türkmen Partisi kuruldu. Parti Bağdat rejiminin baskıcı, acımasız politiklarını dikkate alarak kendini Irak'ın Kuveyti işkal etmesinden sonra 1991 de deklere etti. Irak Milli Türkmen Partisi'nin deneyimli ve idealist yöneticilerini çabaları neticesinde dünya Türkmen varlığından haberdar oldu. IMPT yöneticileri Riyad,Beyrut ,Londra ve ABDD'de yapılan toplantılara iştirak ettiler. ABD , İngiltere gibi Irak sorunu ile yakından alakalı devletlerin başkentlerini ziyaret ederek görüşmelerde bulundular.Avrupa Parlementosu gibi önemli mahfillerde kürtlerle eşit temsil edilmeyi başardılar. Lozan Andlaşması ve Ankara Andlaşması Türkmenlerle ilgili herhangi bir hüküm içermemektedir. Bu nedenle Türkmenler sıradan bir Irak vatandaşı muamelesi görmektedirler. Müzakereler sırasında Türkmenlerin statüleri ve haklarıyla ilgili Türk tarafının görüş ve önerileride olmamıştır. Irak bie mozaikler ülkesidir her topluluğun alt kimliklerinin olduğu bir gerçektir. Bu yüzden çözüm bütünlük arzetmektedir. Tercihen bir peket şeklinde olmalıdır. Iraklı yöneticiler bu gerçeği hiçbir zaman göz önünde bulundurmadılar. Toplulukları eritme ve asimile etme yolunu seçtiler. Tarihin en korkunç jenosit ve diskiriminasyon suçlarını Irak yönetimleri işlemişlerdir. İngilizler Irak'ı ikal ettiklerinde en büyük tepkiyi türkmenler ve şiilerden gördüler. Necef ve Kerbela da şii ulema ,gidenin müslüman gelenin ise gayri müslüm olduğu , İngilizler ile işbirliği yapmanın haram olduğu yönünde fetvalar yayınladılar. Fetvalar kısa sürede etkinlğini göstererek Haziran 1920'de Irak'ta büyük bir isyan patlak verdi. İsyan genellikle şii ve Türkmen bölgesinde odaklaştı ve bu iki kesim açıkça Osmanlı ve Türk taraftarı olduklarını belli ettiler. İsyanın öenmli merkezlerinden talefer , Türk sınırlarına yakın olmasından dolayı Ankara hükümeti ile isyancılat teması sağlıyordu. Bu durum İngilizleri elbetteki rahatsız ediyordu. Irak'ı yönetemeyeceklerini anlayan İngiliz Iraklılardan oluşan bir hükümet kurma yoluna gittiler: 11 Ekim 1920'de ilk Irak hükümeti kuruldu ve alelacele Mekke Şerifi Hüseyin'in oğlu Faysal Irak'a getirildi. 23 Ağustos 1921 de taç giydirilerek Irak kıralı ilan edildi. Yeni hükümet İngilizlerle Irak alehinde çok agğır şartlar içeren yirmi yıl süreli bir anlaşma imazaladı. Yeni Irak devletinin temel politikası. 1920'de isyanın iki ana unsuru olan şiileri ve Türkmenleri sistemin tamamen dışına itmak olmuştur. Bunda elbetteki Kerkük Musul ihtilafınında payı vardır. Bu politika günümüze kadar devam etmiştir. Irak'ta ilk kurucu meclis 27 Mart 1924'te ilk toplantısını yapmıştır. Kurucu meclisi iki görev beklemekteydi. İlki Irak-İngiliz anlaşmasını onaylamak., ülkenin ana yasasını ve tabiiki seçim yasasını hazırlamaktı. Kurucu meclis hazırlanan anayasayı 10 Temmuz 19924'te kabul etti. Anayasa 21 Mart 1925'te Kral tarafından tastik edilerek yürürlüğe girdi. 1925 Anayasası Irak'in ilk anayasasıdır. Krallık döneminin kabul edilen yada tadil edilen anayasalarında , Türkmenler veya diğer etnik gruplar veya milliyetler hakkında hiçbir hükme rastlanmamaktadır. 1958 ihtilalinden sonra kabul edilen geçici anayasanın üçüncü maddesi kürt varlığını kabul ederken gene Türkmenlerden bahsetmemektedir. İsim verilmeden azınlıkların haklarının güvence altında olduğu yazılmaktadır. Irakta Türkmenlerin varlığını kabul eden ve Türkmenlere birtakım haklar tanıyan iki önemli belge bulunmaktadır. Birincisi çok önemli oldğu için detaylı anlatacağız. İkincisi ise 24 Ocak 1970 tarihli Devrim Komite Konseyi kararıdır. Türkmen vatandaşların Kültürel Hakaları adı altındaki yedi maddeden oluşmaktadır. İlk üç madde Türkmence eğitim ile ilgilidir. İlkokullarda Türkmence eğitim öngörmektedir. Geri kalan dört madde ise kültürel haklarla ilgilidir. Türkmen şair ve debiyatçılar birliği'nin kurulması , Kültür Bakanlığı'nda Türkmen Kültür Müdürlüğü kurulması , Türkmence haftalık bir gazete ve aylık bir derginin çıkarılmas öngörülmektedir. Türkmence eğitim ile ilgili maddeler iki sene kısmen uygulandıktan sonra askıya alındı. Diğer dört madde ise kısmende olsa günümüze kadar uygulanmaktadır. Irak Krallığının deklarasyonu Irak'ta manda rejiminin sona ermesi münasebeti ile ilgili kanun İki önemli belgeden ikincisini kısaca anlattıktan sonra birinci önemli belgeden bahsetmek istiyoruz. Belge; Irak Devleti'nin 19932 yılında Başbakan Nuri Said'in imzası ile ayayınlanan bir deklarasyondur. Deklarasyonun başlığı ise: Bu belge Irak Devleti'nin resmi kuruluş bidirgesidir. Irak Milletler Cemiyetine üyelik müracatında bu belgeyi eklemiştir. İçerdiği hükümlere sadık kalacağını taaahüt etmiştir. Bu belgede Türkmenler'in varlığı ilkdefa ve resmen kabul edilmektedir ve geniş haklar tanınmaktadır. Ne yazıkki Türkmenler ve Türk Dışişleri Bakanlığı son zamanlara kadar bu önemli belgenin varlığından dahi haberdar olmamışlardır. Deklarasyon iki bölümden ibarettir. Birinci bölüm 10 maddeden oluşmaktadır. Bu bölüm azınlıkların hakları ve temel insan hak ve özgürlükleri ile ilgili taaahütleri içermektedir. İkinci bölüm ise uluslararası anlaşmalar , devletler arası ilişkiler, Irak'ın birinci bölümde en önemli husus birinci maddedir. Madde şöyledir : Bu bölümde ifade edilen taahütler Irak'ın temel kanınları olarak kabul edilmiştir ve hiçbir kanun tüzük ve resmi hareket bu maddelerle çelişemez ve bunlara karşı olamaz. Hiçbirz kanun, tüzük ve resmi hareket şimdi yada ileride bunların üstüne geçemez. Diğer maddelere nazaran bu madde çok önemlidir. Deklarsyon din, vicdan ve ibadet özgürlüğünü güvence altına almakta ,vatandaşlar arasında din , dil ve ırak ayrımı yapmamayı taahüt etmektedir. Herkeze kendi dilinde eğitim öğretim hakkı tanınmaktadır. Irak vatandaşlarına diledikleri dilde özel görüşmeler, dini ve her türlü basın yayın hakkı verilmiş bulunmaktadır. Ayrıca azınlıklara vakıf ,dernek ve araştırma enstitüleri kurma hakkı verilmektedir. Deklerasyon Türk dilini resmi dil olrak kabul etmektedir. Mahkemeler dahil ,Türkmenlerin yaşadıkları merkezlerde , devlet dairelerinde Arapça'nın yanında Türkçe'nin kullanılmasına müsade edilmektedir. Üçüncü maddenin beşinci fıkrası ie aynen şöyledir: Arapça'nın Irak hükümetinin resmi dili olması Ve Urak hükümetinin yaptığı özel düzenlemelere aykırı olmamak sureti ile , bu deklarasyonun 9. maddesinde ifade edilen kürtçe ve Türkçe'nin kullanımı ile ilgili olarak anadilin resmi dilin dışında olam butun ırak vatandaşlarına mahkemelerde kendi dillerini yazılı ve sözlü olarak kullanabilmelerine gerekli imkanı sağlar. 8. Maddenin birinci fıkrası ise şöyledir: 1- Ana dili resmi lisan olmayan Irak vatandaşı insanların belli nispette olduğu şehir ve ilçelerde eğitim düzeni içerisinde Irak hükümeti , bu toplulukların çocuklarına ilkokullarda kendi dillerinde eğitim görebilmelerine olanak sağlar. Bu olanak sağlama Irak Hükümetinin mezkür okullarda Arapçayı mecburi dil tutmasına engel teşkil etmez. Yine sekizinci maddenin ikinci fıkrası ,azınlıların bütçe ve fonlardan yararlanmalarını öngörmektedir. 9. Maddenin 1. ve 2. fıkrası ise: Birinci fıkranın ikinci bölümü: Bununla birlikte nüfusun çoğuluğunun Türkmen ırkından olduğu Kerkük livasına bağlı kifri ve Kerkük kazalarında ,resmi dil Arapça ile kürtçe ve Türkçe olacaktır. 2- Irak mezkur kazalarda makul bir miktar istisnalar hariç olmak üzere devlet memurlarını her ihtimale karşılık yeterince kürtçe ve Türkçe bileceklerini garanti eder. 10. madede sie deklerasoyonda yer alan maddelerin Milletler Cemiyetinin garantisi altında olduğunu vurgulamaktadır. Cemiyet konseyinin çoğunluğunun muvakavatı olmadan hiçbir maddenin değiştirileöeyeceğini Irak yönetimi taahüt etmektedir.Böylece resmi ve çok önemli bir belgede Türkmenler'in varlığı ve temel hakları kabul edilmiştir. Bugünkü Irak yönetimi Türkmenlerii asimile etmek ve bölgeyi Araplaştırmak için 1980'den sonra çeşitli vesilerelre başvurmuştur. Açık yerlerde Türkçe konuşmayı yasaklamakla kalmamış ,telefonla kendi ailesiyle dahi konuşanları cezalandırma yoluna gitmiştir. Yüzlerce Türkmen köy ve kasabası çeşitli bahanelelerle yıkılmış, Türkmen halkı başka yere göçe zorlanmış,Irak güneyinde yüz binlerce Arap vatandaşının Türkmen köylerine yerşleşmeleri için kendilerine karşılıksız teşvik pirimleri verilmiş ve arazi dağıtılmıştır. 1-Birçok yerleşim yerinin türkçe olan adları Arapça ile değiştirilmiştir. 2-Devrim Komuta Konseyi'nin 29 Ocak 19976 tarihli ve 41 nolu kararı ile Kerkük ilinin adı Al-Tamim olarak değiştirilmiş ve en büyük ilçesi olan Tuzhurmatu Saddam'ın doğum yeri olan Tikrit'e bağlanmıştır. 3- Yine aynı konseyin 11 Eylül 1989 tarihli ve 41 nolu kararı 8 Nisan 1984 tarihinde 418 nolu karar ile Kerkük'te Türkmenleri'in gayrı menkul satın almaları yasaklanmıştır. 4-27.09.1984 tarihinde 1081 nolu kararı ile türkmenler'in arazileri istimlak edilerek güneyden getirilen Araplara dağıtılması sağlanmıştır. 5- 2 Ekim 1981'de 1391 nolu karar ile Türkmenlerin güney illerine techir edilmeleri kararlaştırılmış , bu karar son aylarda Kerkekü'te tekarar uygulanmaktadır. Türkmenler milli kimliklerinin yok edilmesi ve ülkedeki varlıklarına son verilmesi amacı ile Irak yönetimi tarafından çeşitli baskı ve asimilasyonlara mazruz kalmaktadırlar. Binlerce Türkmen bu yönetimlerin insanlık dışı uygulamalarının kurbanı olmuştur. Bir okadarıda kayıp olup , "irade dışı kayıplar " listesinde yerlerini almışlardır. Irak halkının genel ve Türkmenlerinde özel olarak nasiplerini aldıkları baskılara , ki bunların başında ifade özgürlüğünün olmaması , sozgusuz ve yargısız infazların yaygın olarak uygulanması, işkence ve idamlara ilaveten Türkmen azınlığa muhasıran birtakım baskılar uygulanmaktadır. Bunlar başta İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi olmak üzere bütün uluslararası belge ve anlaşmalara aykırı olarak uygulanmaktadır. Türkmenlerle ilgili kararlar bizzat ülkenin en yüksek yürütme ve yasama organı olan Devrim Konuta Konseyi tarafından alınmaktadır. Ülkede Türkmen varlığını yoketmek için uygulanan yoğun Araplaştırma politikaları son zamanlarda etnik temizlik boyutuna varmıştır. Kerkükten uzaklaştırılan Türkmenlerin sayısı son bir yılda 1000 aileyi aşmıştır. Bunların yerine Arap aileler yarleştirilmektedir. Türkmenleri göç ettirmek ve yerlerine Arapları yerleştirme politikası çok eski bir politikadır ve Irak yönetimi tarafından yaklaşık 20 yıldır yürütülmektedir. Ancak geçen yıldan buyana bu uygulama iktidardaki Baas partisi tarafından etnik temizlik boyutuna ulaştırılmıştır. Türkmen Siyasi Hareketi 1970'ler büyük gelişme gösterdi . Bilinçlenme süreci bu dönemde hız kazandı . Türkiye'ye tahsil için gelen öğrenci saıyısında dikkat çekici bir gelişme Bunda elbetteki refah seviyesnin yükselmesinin büyük payı vardır.19700'lerin başında türkiye'ye tahsil için gelen Türkmen öğrenxi sayısı 10-15 iken bu sayı 1975'te 80'in üzerine çıkmıştır. 1976 ve 1977 yıllarında ise sayı katlanarak yükselmiştir.1978 yılında Irak yönetimi Türkiyede öğrencilerin tahsil yapmalarını ani bir kararla yuasakladı. türkmen öğrenciler eski sosyalist ülkelere tahsil için gitmeye teşvik edildi. 1960 yılında kurulan Türkmen Kardeşlik Ocağı bir klüp hüvviyetinde faliyer göstermekle birlikte Türkmen toplumunun kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının yanı sıra milli ihtiyaçlarınıda karşıladı. 1977'de başlayan Baas saldırganlığından nasibini alan yöneticileri, önce görevden uzaklaştırıldı. 1979 yılında tutuklandılar 1980'de idam edildirler.İdamlar devam etti. İdamlara tepki olarak 1980'de Navzang bölgesine askeri karargah kurdu. Örgüt Irak Türklerinin deklare edilmiş ilk siyasi organizasyonu özelliğini taşımaktadır. 1983'te bir araya gelen Irak'ın tüm siyasi kuruluşları örgütün ısrarlı tutumu karşısında ilk defa Türkmen haklarını kabul ederek sonuç bildrisine yazmışlardır. Siyasi konjüktürün değişmesi nedeniyle 1985 tarihinde örgüt faaliyetlerini dondurdu. 1988 yılında Irak Milli Türkmen Partisi kuruldu. Parti Bağdat rejiminin baskıcı, acımasız politiklarını dikkate alarak kendini Irak'ın Kuveyti işkal etmesinden sonra 1991 de deklere etti. Irak Milli Türkmen Partisi'nin deneyimli ve idealist yöneticilerini çabaları neticesinde dünya Türkmen varlığından haberdar oldu. IMPT yöneticileri Riyad,Beyrut ,Londra ve ABDD'de yapılan toplantılara iştirak ettiler. ABD , İngiltere gibi Irak sorunu ile yakından alakalı devletlerin başkentlerini ziyaret ederek görüşmelerde bulundular.Avrupa Parlementosu gibi önemli mahfillerde kürtlerle eşit temsil edilmeyi başardılar. Türkmen Siyasi Hareketi 1970'ler büyük gelişme gösterdi . Bilinçlenme süreci bu dönemde hız kazandı . Türkiye'ye tahsil için gelen öğrenci saıyısında dikkat çekici bir gelişme Bunda elbetteki refah seviyesnin yükselmesinin büyük payı vardır.19700'lerin başında türkiye'ye tahsil için gelen Türkmen öğrenxi sayısı 10-15 iken bu sayı 1975'te 80'in üzerine çıkmıştır. 1976 ve 1977 yıllarında ise sayı katlanarak yükselmiştir.1978 yılında Irak yönetimi Türkiyede öğrencilerin tahsil yapmalarını ani bir kararla yuasakladı. türkmen öğrenciler eski sosyalist ülkelere tahsil için gitmeye teşvik edildi. 1960 yılında kurulan Türkmen Kardeşlik Ocağı bir klüp hüvviyetinde faliyer göstermekle birlikte Türkmen toplumunun kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının yanı sıra milli ihtiyaçlarınıda karşıladı. 1977'de başlayan Baas saldırganlığından nasibini alan yöneticileri, önce görevden uzaklaştırıldı. 1979 yılında tutuklandılar 1980'de idam edildirler.İdamlar devam etti. İdamlara tepki olarak 1980'de Navzang bölgesine askeri karargah kurdu. Örgüt Irak Türklerinin deklare edilmiş ilk siyasi organizasyonu özelliğini taşımaktadır. 1983'te bir araya gelen Irak'ın tüm siyasi kuruluşları örgütün ısrarlı tutumu karşısında ilk defa Türkmen haklarını kabul ederek sonuç bildrisine yazmışlardır. Siyasi konjüktürün değişmesi nedeniyle 1985 tarihinde örgüt faaliyetlerini dondurdu. 1988 yılında Irak Milli Türkmen Partisi kuruldu. Parti Bağdat rejiminin baskıcı, acımasız politiklarını dikkate alarak kendini Irak'ın Kuveyti işkal etmesinden sonra 1991 de deklere etti. Irak Milli Türkmen Partisi'nin deneyimli ve idealist yöneticilerini çabaları neticesinde dünya Türkmen varlığından haberdar oldu. IMPT yöneticileri Riyad,Beyrut ,Londra ve ABDD'de yapılan toplantılara iştirak ettiler. ABD , İngiltere gibi Irak sorunu ile yakından alakalı devletlerin başkentlerini ziyaret ederek görüşmelerde bulundular.Avrupa Parlementosu gibi önemli mahfillerde kürtlerle eşit temsil edilmeyi başardılar. Irak Milli Türkmen Partisi Kuzey Irak'ta Radyo-TV, Matbaa, Basın Yayın Kuruluşu ve en önemlisi Türkçe eğitim veren okullar açtı. bunun yasısıra silahlı kuvvet çekirdeği olacak 350 kişililik bir koruma birliği oluşturdu. Tüm bunlar çok kısıtlı bütçe ile gerçekleştirildi. Ancak bunun çok daha büyük bütçelelerle gerçekleştirildiği sanılıyordu veya o şekilde lanse edilmeye çalışıldı. Yukarıda zikredilen faaliyerler neticesinde ,Türkmenler açısından bölgenin stabil olması ,Türkmen faliyetlerinin yapılabileceği otamın oluşması ve bunun pek çok kimseyi cesaretlendirmesi siyasi arenada IMTP'nin tek kuruluş olarak kalmaması gibi nedenlerle yeni parti ve kuruluşlar kuruldu. Türkmen parti ve kuruluşlarını tek çatı altında toplamak amacı ile Ekim 1994'te Türkmen Cephesi kuruluş çalışmaları başlatıldı. 23 Nisan 1995'te Irak Türkmen Cephesinin kurulduğu resmen ilan edildi. 4-7 Ekim 1997'de Erbil 1. Türkmen kurultayı toplanmıştır. Kurultaya Avrupa , ABD ,Avusturalya'da bulunan Türkmen derneklerinin temsilcileride katılmıştır. Kurultay, isimleri aşağıda yazılı Türkmenlerin ana kuruluşları tarafından tertip edilmiştir. 1-Irak Milli Türkmen Partisi 2-Türrkmeneli Partisi 3-Türkmen Bağımsızlar Hareketi 4-Türkmen Kardeşlik Ocağı 5-Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı 6-Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği. Kurultay Türkmen Kurultayyı'nın ve Türkmen Cephesi'nin ana tüzüğünde kabuk edildi.30 kişilik Türkmen Şuurasu seçildi. Türkmen Şuurası ,Türkmen Cephesi başkanı ve yürütme kurulu üyelerini seçti. Kurultay, türkmen toplumunun siyasi otoritesinin seçilme kurallarınıda belirlemiş oldu. Halen türkmen Cephesi'nin başkanı ve yürütme kurulunun üyeleri dört Türkmen kuruluşunun temsilcilerinden oluşmaktadır. 1-Irak Milli türkmen Partisi 2-Türkmeneli Partisi 3-Türkmen Bağımsızlar Hareketi 4-Türkmen Kardeşlik Ocağı. Türkmeneli İşbirliği ve Kültür Vakfı ulusal ve uluslararası alanda bir NGO olarak faliyetlerini yürütmektedir. Kürt yönetimi altında yaşayan türkmenler bugünkü koşullarda kabul edilmesi imkansız baskılara maruz kalmaktadırlar. 199991 yılı öncesinde Erbil'de çoğu devlet dairesinde türkmenler yönetici durumundaydı. Yönetici durumundaki türkmenleri bu görevlerden aldılar. KDP Türkmenleri kürtleştirmek ve Türkmen toplumunun siyasi hareketini pasifize etmek için eski kömünist ülkelerde kömünist partilerin metodlarını uygulamaktadır. Halen resmi görevde olan Türkmenler KDP saflarına katılmaya zorlanmaktadırlar. Türkmen partilerine üye ,sempatizan hatta Türkmen olduğunu belli edenler çeşitli baskılara maruz kalmaktadırlar. İşlerinde yasa ,yönetmelik ve teamüllere aykırı bir şekilde son verilmektedir. Türkmen işadamlarının ticaret yapmaları engellenemektedir. Baskıların en şiddetlisi eğitim alanında görülmektedir. 1992 yılında bölgede Arapça eğitim veren okulların tamamı kğrtçeye dönüştürüldü. Türkmen aileler o tarihe kadar çocuklarının ,ülkenin resmi dili olan Arapçayı okumalarını tercih ediyorlardı. Türkmen velilerin talebi üzerine Irak Milli türkmen Partisi'nin yaptığı girişimler Celal Talabani liderliğindeki KYB'nin aktif desteği ile olumlu sonuçlar verdi. Türkçe eğitim veren Erbil'de iki , Kifri'de bir okul açıldı. Bu okullara rağbet hergün biraz daha artmıştır. Halen bölgede Türkçe eğitim veren 17 okul vardır. KDP bu yıl okullarda Türkçe eğitimi yasakladı ve öğretmenleri kürtçe öğretmeye zorlamaya başladı. Bu amaçla okulları sıkı kontrol altında tutarak denetlemektedir. Kürtler bu aşamada bağımsız devlet kurmayı düşünmemektedirler. Bunun gerçekçi olmayacağı idraki içerisindedirler. Bölge ülkeleride bugünkü koşullarda bçyle bir emrivakiye izin vermezler. Ayrıca altyapısıda hazır değildir. Kürt liderleri bunun bilincindedir. İlk etapta hedeflenen , üç bölgeli federal bir devlettir. Altyapı ekisklikler ve devlet yönetimi deneyimi tamamlandıktan sonra bağımsızlık ilan edilecektir. Devlet ; kurum ve kuruluşlardır. Yasama , yürütme, yargı, kolluk kuvetleri gibi kurum ve kuruluşlar açısından bölge yönetimine baktığımızda resmen olmasada fiilen bir devlet kurulmuştur. 5 Mayıs 1991'de bölgede seçim yapıldı. Irak Milli Türkmen Partisi bu seçimler neticseinde bölgenin merkezi yönetiminden kopacağı endişesiyle seçimleri boykot etti. Seçimlerin açıklanan nedeni idari boşluğu doldurmak ve vatandaşların gereksinimleri olan hizmetleri yerine getirmek olmuştu. Ancak seçim sornasında kürdistan parlementosu kuruldu. Parlemeto hükümeti kurdu ve sırasiyle mahkemeler ,temyiz mahkemeleri ve diğer kurumlar kuruldu. Bugün ise vergi toplanmaktadır. Polis ,iç güvenlik teşkilatı, istihbarat teşkiları ve en önemlisi 100.000 kişinin üzerindeki kürdistan ordusu kurulmuştur. Bu kuvvetler farklı üniformalar giymektedirler. KDP 1995'ten beri gümrük vergilerini tek başına toplamaktadır. Resmi olmayan ve tahminlere dayanan rakamlar 50 milyon dolar civarılarında olduğu ifade edilmektedir. BMGK 986 karaı ile petrol satışlarından elde edilen gelirin &15'i bölge için tahsis edilmiştir. Bu gelirin bir kısma altyapı için harcanmaktadır. Bölgenin bugüne kadar çözülmeyen altyapı sorunlar çözülmektedir. Bu yugulam bölge yönetimi için önemli rahatlama sağlamıştır. Toplanan vergiler ve Habur gümrüğünden elde edilen gelirler hükümet giderleri için harcanmaktadır. Sözde kürt federe devletinin altyapısı hazırlanmaktadır. Sıkıntı yönetimin dağlık bölgede sıkışık kalması ,ihtiyaç duyduğu düzlük verimli tarım arazilerini ve tabi petrolun Türkmenlerin çoğunlukta oldğu Kerkük-Tuzhurmatu bölgesinde olmasıdır. İlk fırsatta bölgeyi ele geçirmek için harekete geçeceklerdir. Bölgede kürtlerin bu amaçlarını gerçekleştirmelerini engelleyecek hakiki bir güç bulunamamaktadır. TATARISTAN ÖZERK CUMHURIYETİ Rusya Federasyonu'na bağlı Özerk Cumhuriyettir. 30 Ağustos 1991 tarihinde Özerkliğine kavuşmuştur. Yüzölçümü :68.000km2 Nüfusu : 3.642.000 Başkenti : Kazan TATARLAR KIRIM - KAZAN ve İDÎL TATARLARI İdil-Kama bulgarları ile 13. yy. da Orta Asya'dan bu bölgeye gelen Kıpçak Kuman Türklerinin torunlan olarak verilmektedirler. Tatar adı kaynaklarda iki Türk boyu için kullanılmaktadır. Bunlar Kazanlılar ve Kırımlılardır. Tatarlar bugün Rusya Federasyonunda, Ukrayna'da ve Kafkaslarda, yedi milyonun üzerinde yaşamaktadırlar. Tatarların tarihinde ilk olarak on beşinci y.y. dan sonra Kırım ve Kazan Tatar Hanlıkları kurulmuştur. KIRIM TATARLARI Karadeniz'in kuzeyindeki yarımadadan adını alan bu Türk boyu, Orta Asya'dan 1500 yıl önce Kırım'a göç eden Hun, Kıpçak, Peçenek, Hazar ve Oğuz boylarından oluşmaktadır. Güçlü, şanlı ve büyük bir devlet olarak Kırım Yarımadası'na ve Karadeniz'in kuzeyindeki Kıpçak topraklarına egemen olan Kırım Türkleri - Tatarları, Moskova'ya da girerek Moskova prensliğinivergiye bağlamışlardır. Kırım, karadan Kırım Hanı 1. Mengeli Geray, denizden de Gedik Ahmet Paşa tarafından kuşatılarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. 18. yy. kadar Kırım Hanlığı adı altında egemenliklerini sürdürmüşlerse de 18. y.y da Çarlık Rusyası'nın egemenliği altına girmişler, bu arada da Osmanlı împaratorluğu'na büyük göçler etmişlerdir. îkinci Dünya Savaşı öncesi ise Kırım SSCB Özerk bölgesi olarak isimlendirilmiş ancak, îkinci Dünya Savaşında Alman ordularıyla işbirliği yaptıklan gerekçesiyle Stalin tarafından Orta Asya'ya ve Sibirya'ya sürülmüşlerdir. Bu Sürgün yaşamları SSCB'nin 1991'de çökmesine kadar devamı etmiştir. Bu tarihten sonra ise Anayurtları olan Kırım'a-Bahçesaray'a dönmek için büyiik girişim ve çaba göstermişler, yer yer de yurtlarına dönmüşlerdir. Hemen şunu belirtelim ki Rusya'da yaşayan Türklerin içinde Azerbaycan'ın yanında ulusçuluk duygulannın geliştiği halk Tatarlardır. îsmail Gaspıral'ı 1883 te Bahçesaray'da çıkarmaya başladığı "Tercüman" gazetesi ile Türklük bilincini yaymış "dilde, fıkirde, iş de" birlik idealini savunmuştur. Yusuf Akçura, Gazi Giray bu düşüncelerin yanında yer almışlardır. Halen Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Parlamentosunda, Kırım Tatarlarından seçilmiş 14 milletvekili vardır. 1991'den sonra Kırım Hükümetinden bir başkan yardımcılığı, 2 bakanlık almıştır. Kırım'ın tarihi, coğrafi, sosyal ve siyasal önemi büyüktür. Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti her bakımdan Kırım'a yardım elini uzatmakta ve Türkiye'nin kuzey komşusu Ukrayna ve Rusya Federasyonuyla ilişkilerinde Kınm Tatar-Türklerinin köprü görevini görebileceği inancını taşımaktadır. İDİL-VOLGA TATARLARI (KAZAN) Bugünkü Kazan Tatarları İdil-Kama Bulgarları ile 13. yy da Orta Asya'dan Kazan bölgesine gelen Kıpçak Kuman Türkleridir. 1920 de Kazan bölgesinde Tatar Özerk SSCB kurmuşlardır. Tatarların bir bölümü bugün Özerk Başkır Rusya Federasyonun'da yaşamakta olup bunları Rusya'nın Güney steplerinden gelen göçebe Türkler oluşturmuştur. Ayrıca Tatarların % 20 si Orta Asya'da, Özbekistan'da, Kazakistan'da olup 500 bin Tatar da Sibirya da yerleşmiştir. Aynca, Türkiye'ye de Tatar göçü olmuştur. Tatarlarda kentleşme oranı yüksek ve uygar (medeni) bir yapıları vardır. Kazan da bir Devlet Üniversitesi bulunmakta olup eski ve edebi dile, tarihsel geleneğe, güçlü bir burjuvaziye ve çok sayıda aydına sahiptirler. Kiiltür dili olarak Kazan Tatarcasını kullanırlar. Kazan Tatarları üstün bir konukseverliğe sahiptirler. Bütün evrensel ve iyi değerleri taşımaktadırlar. Uygarlık ölçüleri yüksektir. Cana ve insana yakındırlar. Sıcak yaradılışlı olup güven vericidirler. Tarihten gelen Tatar Halkının ve Hanlarının onur duygularını taşımaktadırlar. Bugün Rusya Federasyonunu içinde Özerk Tataristan Cumhuriyeti kurulmuştur. Başkenti Kazan'dır. Tataristaıı'ın nüfusu 3.640.000 dır. Yüzölçümü ise 68.000 km2 dir. Kazan, görkemli yapılarıyla, geniş caddeleriyle, kültür ve sanat yapıtlarıyla (doğal güzellikleriyle), müzeleriyle, yeşil alanlarıyla önemlidir. Ekonomik Durum Tatar ekonomisi tarım ve hayvancılığa bağlı olmakla birlikte, deri, kumaş, metal işleme ve petrol üretimi, doğal gaz, uçak fabrikası, bilgisayar ve optik aletler fabrikaları bulunmaktadır. Endüstri de gelişmiştir. Ortalama yılda 100 milyon ton petrol üretmektedir. Gıda, içki, tütün, dokuma, orman ürünleri, kağıt, lastik, plastik, sanayii, kimya, gübre, cam, elektrik, gemi inşaat, demirçelik, çimento, elektronik, uçak, imalat, sanayii kollarıda gelişmiştir. Ulaştırma Demiryolıı, denizyolu. havayolu, karayolıı ve boru hatlanyla ulaştırma yapılmaktadır. Eğitim Eğitim Rusça ve Tatarca yapılmaktadır. Okur yazar oranı % 100 dür. 1925-26 yılından sonra latin harflerine geçmişlerdir. Tataristanda eğitimin milli yönü ağır basmaktadır. Ülkede 13 üniversitede, 70.000 öğrenci bulunmaktadır. Kazan Üniversitesi, Avrupa'nın üçüncü en eski üniversitesidir. Ana okulu 63 olup 58.000 öğrenci okumakta, 2320 orta okulda ise (10 yıllık) 505.000 öğrenci bulunmaktadır. Ayrıca ülkede 1800 kiitüphane vardır ve 135 gazete çıkarılmaktadır. 14. yy da müslümanlığı kabul eden Tatarlar, Türkistan'ın islamlaşmasında önemli yer tutmuşlardır. Rusya Federasyonu'nun en zengin ve en gelişmiş Özerk Cumhuriyetidir. TUVA ÖZERK CUMHURIYETİ Tarihi Gelişim Çin sülalesinin kayıtlarına göre Tuva'lar Kırgızlar'ın doğusunda, "Kiiçük Deniz"in (Muhtemelen Baykal Gölü) güneyinde ve Uygurlar'ın kuzeyinde bulunmaktadır. Bugün de Tuvalar buralarda oturmaktadırlar ve buraya da Tannu-Tuva denilmektedir. Tıva Cumhuriyeti, 1914'te Ruslar tarafmdan işgal olunmuş ve yeniden 1921'de Cumhuriyet olarak bağımsızlığını tekrar almıştır. Tannu Tuva adlı Halk Cumhuriyeti yaratılmıştır. 1926'da adı Tuva Halk Cumhuriyeti'ne dönüşınüştür. Ülke 17 Ağustos 1944'te yeniden Ruslar tarafından işgal olunmuştur. önceleri Muhtar bölge ola-rak, 1965'ten itibarende muhtar cumhuriyet olarak yerini almıştır. Halen Rusya'nın oluşumunda muhtar cumhuriyet olarak yer almaktadır. Başkenti Kızıl'dır. Ülkenin alanı 170.000 km2'dir. Nüfusu 308.557'dir. 13 küçük bölgeye (rayon) sahiptir. Ülke, Sibirya'nın güneydoğusundadır. Gü-neyinde ve güneybatıda Moğolistan Halk Cumhuriyeti bulunmaktadır. Nüfusunun % 64.3 Tıva'lardan, % 32'si Ruıslar'dan, % 3.7'si diğer milletlerden oluşmuştur. Coğrafi Konumu Tıva Yukarı Yenisey Irmağı havzasında yer alır. Moğolistan'a komşu olan cumhuriyetin yüzölçümü 170.500 km2dir. Bölgenin başlıca yüzey şekilleri olan geniş Tıva ve Todja havzalarının sutarını Yenisey Irmağının iki ana kolu toplar. Aralarında kuzeybatıdaki Batı (Zapadni) Sayanlar'la kuzeydoğudaki Doğu Tıva dağ sıraları bu iki havzayı kuşatır. Tıva Özerk Cumhuriyeti'nde başta başkent "Kızıl" olmak üzere bcş kent ve üç kentsel yerleşme vardır. Yönetim Biçimi Tıvalar, Soyotlar ya da Uryanhaylar olarak da bilinir, büyük bölümü SSCB'deki Tıva ÖSSC'de. küçük bir bölümü ise Moğolistan Halk Cumhuriyetinde yaşayan ve Moğolcadan etkilenmiş bir Tıirk dili konuşan halktır. Yenisey Irmağınııı kaynak sularının arasında, hem Sibirya taygasının, hem de Orta Asya bozkırlarının özelliklerini taşıyan bir bölgede yaşarlar. Geleneksel uğraşları avcılık ve çobanlıktır; kollektif tarım 1950'lerin başından bu yana önem kazanmıştır. Darı üretimi ve balıkçılık öteden beri önemini korumaktadır. Geleneksel Tıva barınakları step bölgelerine özgü yurt adı verilen keçe çadırlarla, ağaç kabuğundan yapılma, Sibirya'ya özgü huni biçiminde çadırlardan oluşur. 17. yüzyıldan sonra giderek Rus kültürünün etkisinde kalan Tıvalann geleneksel toplumsal örgütlenmeleri klan sistemine dayanır geleneksel dinleri ise şamanizmle, Tibet Budacılığının bazı özelliklerinin karışmasından oluşmuştur. Günümüzde Rusya Fedarasyonu'nda yaklaşık 180 bin, Moğolistan Halk Cumhuriyetinde ise 24 bin kadar Tıva yaşamaktadır. Eğitim ve Kültür Tıva'da 157 ortaokulda (6.600 öğrencisi), 6 teknik okulda (4.000 öğrenci), 1 üniversitede (2900 öğrencisi) bulunmaktadır. Yılda,Tıva dilinde çok sayıda kitap, 2 dergi, 5 gazete yayınlanır. Her 10 bin kişiye 36 doktor düşmektedir. Sağlık hizmetleri devletin tekelindedir. Dil Tıva yazı dili Latin harfleri esasına göre düzenlenmiştir, fakat 1941'de diğer Türk şivelerinde olduğu gibi Tıva'ca için de Kiril harfleri kullanılmıştır. Tıva halkının en önemli destanı olan "Keser" 1963 yılında yayınlanmıştır. Din Tıvalılar eski Türkler gibi Şamanist iken sonraları Moğolistan'm tesiri ile Lamaizm dinine de ilgi duymuşlardır. Ekonomik Yapısı Tıva'nın önemli ekonomik zenginlikleri ender bulunan madenleri, kömür, demir, civa, altın'dır. Tıva'nın ekonomisinde tarım sektörü ağırlıklıdır. Burada 115.000 ton hububat elde edilir. 27.000 lon pataıes üretilir. Hayvancılık da önemli yer tutar. Tıva'da 1.229.000 küçükbaş hayvan, 201.000 büyükbaş hayvan yetiştirilmektedir. Sanayide önemli yeri hammadde çıkarılması faaliyetleri almaktadır. Bununla beraber kereste imalatı, gıda maddeleri üretimi, hafif sanayinin bazı kollan gelişmiştir.
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|