Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Kitapsever Bölüm » Yol Mülahazaları / M.Fethullah Gülen

Kitapsever Bölüm Yeni çıkan kitaplar hakkında buradan bilgi sahibi olacaksınız.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-10-2007, 18:58   #1 (permalink)
anubis
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Yol Mülahazaları / M.Fethullah Gülen






Arka Kapaktan

Derinleşmiş bir ruhun gönül yamaçlarına akseden en canlı ışıklar, daha çok yol mülâhazası ve murakabe anında kendilerini hissettirirler. Bu dünyanın şartlarına göre yaratılan insanoğlunun, dönüp kendini Var Edene yönelmesi, mesafelere takılmadan sürekli O'na doğru ilerleyebilmesi oldukça dikkat, temkin, titizlik ve kararlılık isteyen bir konudur. Hemen herkesin, böyle önemli bir mevzuda, iptidaî ve basit bir fikri bulunsa da, yine de böyle birinin, insanlık kafilesinin rehberliğini derpiş etmiş kimselerin yol belirleyiciliğine itimat ederek, her zaman onların arkasında yol alması, onların merkezî hareketlerinin insiyaklarına kendini salarak sürekli hedef arkasında koşması icap eder ki, hedefe ulaşanlar için çok avantajlı, dökülüp yollarda kalanlar için de helâket sayılan böyle hayatî bir seyahati arızasız gerçekleştirebilsin.

Şayet bu rehberler, o sahanın tecrübeli, bilgili, marifet eksenli ve vicdan ufuklu üstatları iseler, tereddüt etmeden onların rotasına girilmeli ve hep onların yörüngelerinde hareket edilmelidir; edilmelidir, zira onlar, her zaman Hakk'a ulaştıran en kestirme yollarda yürür., geçit veren veya vermeyen zirveleri çok iyi bilir., halvete erebilecekleri ufukları kollar., vuslat koyları etrafında dolaşır durur., sürekli hedeften aks-i sadâlar alır., bu sesleri kırmadan, çarpıtmadan arkalarındakilere intikal ettirir, ve bu uzun seyahatte kendi üzerlerine ve takipçilerin başlarına kabarıp boşatabilecek dalgalara karşı da âdeta birer dalgakıran gibi her şeyi göğüslerler.
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-10-2007, 19:00   #2 (permalink)
anubis
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan


Yol Mülahazaları Kitabı Üzerine


Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi'ye ait Prizma Serisi'nin altıncı kitabı, "Yol Mülahazaları" adıyla piyasaya çıktı. İhtiva ettiği konulara geçmeden evvel, öncelikle kitabın isminde yer alan "mülahaza" kelimesi üzerinde bir nebze durmak istiyorum.

Aslı Arapça olan ve "bir şeyi gözleme, dikkatle bakma, üzerinde iyice düşünme" gibi ilk manalarıyla tanıyacağımız "mülahaza" kelimesinin hem Arapça, hem de Türkçe'de daha geniş bir kullanım sahasına sahip olduğunu görmekteyiz. Yerine göre, "düşünce, kanaat, gözlem, yorum, açıklama vb." kelimelerin karşılığı olarak kullanılabildiği gibi "dikkatleri çekme, hesaba katma, göz önünde bulundurma, ihtimal olarak değerlendirme, gözden geçirme" gibi manaları ifade sadedinde de kullanıldığını müşahede etmekteyiz.

Kelimeyi, Hocaefendi'nin konuşma ve yazı dilinde takip ettiğimizde ise, değişik terkip ve izafetlerle de kullanılması neticesinde onun daha bir çeşitlilik, esneklik ve zenginlik içerisinde karşımıza çıktığını görmekteyiz. Mesela "mülahazaya alma, mülahazaya kapılma, mülahazalarla dolma, mülahazaya dalma, mülahazalara açık durma, mülahazasına kapı açma.." gibi yardımcı fiillerle kullanımı söz konusu olduğu gibi, "çıkar mülahazası, kendini ifade etme mülahazası, metafizik mülahaza, mülahaza dairesi, fantastik mülahaza, ırkî mülahaza, şahsî mülahaza, sahabî mülahazası, esbaba riayet mülahazası, ebediyet mülahazası, natüralist mülahaza, ubudiyet mülahazaları, teveccühlerine mazhar olma mülahazası" gibi çok değişik tamlama ve terkipler halinde de kullanıldığı görülmektedir.

İşte Hocaefendi'nin elimize ulaşan bu son kitabını, kitabın isminde geçen mülahaza kelimesinin çağrışımlarla dolu o esnek, kuşatıcı, geniş ve renkli muhtevasıyla okunması gerektiğini düşünüyorum. Eğer bu başarılabilirse zannediyorum zengin bir "yol literatürü”yle bize sunulan ışıktan bir rehbere, bir el kitabına kavuşmuş olacağız.

İsterseniz şimdi bu perspektif doğrultusunda kitap üzerinde mini bir seyahat gerçekleştirelim.

Yoldaki Handikaplar

Yüce bir mefkureyi, ulvi bir düşünceyi gönül burçlarında bir bayrak halinde dalgalandırmak; 'inşa, imar ve ıslah'ı gaye edinen bir yol içinde bulunmak elbetteki kolay bir iş değildir. Kolay ne kelime, menzili çok, geçidi yok, derin suları bulunan uzun, zorlu ve çetin bir yoldur. Bu yolda nefsin, heva u hevesin, insi ve cinni şeytanların bir sürü tuzak, komplo, entrika ve oyunları vardır.. bu yolda başları döndüren, bakışları bulandıran can alıcı handikaplar, derin girdaplar vardır.

İşte Hocaefendi, kitabın ilk bölümünün ilk sorusunda, yol boyunca karşılaşılabilecek makam, mansıp, şöhret vb. tehlike ve handikapları kalbinin ta derinliklerinden kopup gelen muzdarip bir ses ve eda ile dile getirirken, konuyu tarihten misallerle şu şekilde izah etmektedir:

"Sosyoloji ilminin kurallarına göre, menfaat, makam-mansıp hissi insanları birbirine düşüren marazlardır. İslam ümmeti arasında tâbiîn dönemine girilirken işte böyle bir fasıl yaşanmıştır. Hatta sahabenin çile çekmemiş olanları da bu kabîl hadiselere belli ölçüde katılmışlardır."

Bu noktada Hocaefendi sahabe hakkında muhtemel yanlış anlamaların önüne geçmek için şu önemli uyarıda bulunmaktadır: "Onlar, Allah'ın özel teveccühüne mazhar olduklarından, doğrunun peşindedirler ve içtihatlarına göre davranmışlardır. İçtihat hatasında sevap da olduğundan onlar aynı zamanda sevap işlemiş sayılırlar. (…) Ancak şöyle düşünmek mahzursuz olsa gerek: Onların bu davranışları kendilerine göre ve kendilerince değildi. Çünkü onlar mukarrebîndi. Sahabenin kendine göre hatası vardı, ama bu hatalar bizim sevaplarımız türündendi."

Şimdi bu kayıtları göz önünde bulundurarak Hocaefendi'nin bam teline dokunan şu tesbitine kulak verelim: Eğer Allah Rasulü'nün (sas) terbiye ettiği cemaat içinde dahi, dünya kendilerine güldüğünde, makam ve mansıptan ötürü birbirine düşenler olmuşsa, şöhret duygusu, içtihat mülahazası ve "Ben daha iyi idare ederim" düşüncesi, onların bazılarının gönlünde de yer bulmuşsa –ki bütün bu sayılar elbetteki bizim günahlarımız gibi değildir- öyle olmayan ve hiçbir zaman öyle olacak insanın bulunmayacağı dönemlerde evleviyetle o türlü hususların yaşanacağına her zaman ihtimal verilebilir.

İşte böyle bir ihtimalle günümüze bakınca Hocaefendi'nin iki büklüm halde endişelerini şu şekilde dile getirdiğini görmekteyiz:

"Bir gün gelecek biz de "Hey gidi günler!" diyeceğiz. Ne günlerdi o dupduru günler! Kimsede şöhret hissi, makam arzusu yoktu.. câh sevdası akla gelmez.. menfaat ve çıkar mülahazası da asla düşünülmezdi. Evet, biz de bir gün bunları düşünerek ellerimizi dizlerimize vuracak ve "Hey gidi günler" diyeceğiz. Ben şimdilerde bir yandan , "Allah o günleri bana göstermesin" diyor, diğer yandan da Allah Rasulü (sas) gibi tenbihte bulunuyor ve "Aman hazırlıklı olun, dünyaya meyl u muhabbette bulunmayın" deyip inliyorum."

Peki bu handikapları aşmanın yolu nedir? Hocaefendi aynı makalenin sonunda bunun ölçülerini de şöyle sıralıyor:

"Bence insanlar, demokrasilerden öte demokrat davranarak gelecekte mukadder bir kısım gaileleri aşabilirler. Herkesi kabul ederek, her kabiliyet ve istidada saygılı olarak, her hizmeti alkışlayarak, faydalı herkese destek vererek, bu ülke ve bu millet yararına olduktan sonra, herkesle iyi geçinmeye kararlı olarak, herkese sinesini açarak bu işten yararlanabilir ve kavgaya giden yolları kapayıp huzura giden yolları açabilirler."

Esasında bu makalecikten maksadım kitabın muhtevası hakkında kısa bir ufuk turu yapmaktı. Ancak zannediyorum üslup bilmemenin bir sonucu olarak tek bir başlıkla yazının istiab haddini doldurmuş olduk. Şimdi müsaadenizle bir sonraki yazıda "yol cilveleri, yol âdâb ve erkânı, yol düsturları, yol azığı" gibi konuları ele almayı düşündüğümüzü belirterek burada yazıyı noktalamak istiyorum.

Hamdi İşcan
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 23:19.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382