Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Kitapsever Bölüm » Aynalar Koridorunda Aşk / Mustafa Ulusoy

Kitapsever Bölüm Yeni çıkan kitaplar hakkında buradan bilgi sahibi olacaksınız.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 07-28-2007, 13:21   #1 (permalink)
anubis
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Aynalar Koridorunda Aşk / Mustafa Ulusoy





Aynalar Koridorunda Aşk


Binlerce aşk romanı yazılmış, ama aşkın romanı yazılmamıştı. Psikiyatrist doktor Mustafa Ulusoy, aşkın romanını yazdı: Aynalar Koridorunda Aşk...

Bu kitapta aşk adına bugüne dek yazılanların bir benzerini değil, aşka dair bugüne kadar yazılmayanları bulacaksınız...




Bir arkadaşımın tavsiyesiyle okumaya başladığım bir kitap. İnsanların beklentilerini, sevilme duygusunu, beğenilme isteği ve daha birçok aşkla bağlantılı duyguların analizini yapmaya çalışmış. Daha yeni başladım ama kendisini okutturan br kitap.

Garip



Bir yazı:


DIŞARISI ÇOK soğuktu. Üşüyordum. Üstümde yırtık bir palto vardı. Palto bedenimi tamamen sarmıyor, yırtık kısımlardan giren rüzgâr vücuduma işliyordu. Bedenim tir tir titriyor, dişlerim birbirine vuruyordu. Bir yere sığınmam gerektiğini biliyordum. Ama çevremde sığınacak bir yer yoktu. Herhangi bir yön tutturmuş, gidiyordum. Gittiğim yön kuzey mi, güney mi, batı mı, doğu mu, belli değildi. Sadece gidiyordum.

Kendimi, bedenimi, hislerimi, düşüncelerimi unutmuştum. Ne hale geldiğimi tahmin bile edemiyordum. Varlığımı hissedemiyordum. Yıllarca sanki bu yürüyüşü yapıyordum. Ve yıllarca yüzümü hiç görmemiştim. Yüzümün ne hale geldiğini merak ediyordum. Ben kimdim? Nasıl bir varlıktım? Orada ne işim var, niye yürüyüp duruyorum, bilmiyordum. Yürüyüşümün bir anlamı, nedeni olmalıydı. Ama bu soruların cevabını bulamıyordum. İçimde kendime bakmak için büyük bir istek vardı. Bir yandan da, bundan korkuyordum. Nasıl birini görecektim? Gördüğüm, benim yüzüm mü olacaktı? Hiç görmeden varlığını hissettiğim yüzüm benim yüzüm müydü peki?

Ayakkabılarımın altı delinmiş, soğuktan buz kesmişti. Soğuk hava ayakkabının deliğinden içeri girip cildimi bir bıçak gibi lime lime doğruyordu. Sıcak bir yere gitmek istiyordum. Yağmurun, karın, rüzgârın işlemeyeceği bir yer arıyordum. Karşıma bir kulübe çıktı. İçeri girdim. Kimse yoktu. İçerisi dışarıya göre biraz daha sıcaktı. Pencereler yarı yarıya açıktı. Salonun dört duvarında çok büyük aynalar asılıydı. Odanın ortasına geldim. Aynalar yerinden düştü düşecek bir çiviye tutturulmuştu. Dışarıda rüzgârın uğultuları geliyor, aynalar açık pencerelerden gelen rüzgârla yere ha düştü ha düşecek gibi duruyordu. Aynaların duvarda çivilere asıldığı ipin bazı yerleri iyice incelmişti.

Kulübeden içeri girip aynalı salona vardığımda, bir yandan çok sevinçli, bir yandan da çok gergindim. Kendimi görebilme imkânına kavuşmam beni çok sevindirmişti. Nihayet kendimle buluşacaktım. Öte yandan, karşılaşacağım kendimin nasıl olacağının tedirginliği vardı.

Aynalara bakmak ürkütücü geliyordu. Yüzümü aynaya çevirmeden önce gözümü sımsıkı kapadım. Sonra korka korka ve yavaş yavaş açtım. Tam karşımdaki aynada kendimi görmüştüm. İşte oradaydım. Uzun bir aradan sonra kendimle ilk karşılaşmamdı bu. Ben oydum. İçimi tuhaf bir duygu kaplamıştı. Kendimi bulmanın duygusu tüm benliğimi sarıp sarmalıyordu. Tüm üşümem gitmişti. Vücudumu tatlı bir sıcaklık kapladı. Sonra şiddetli bir rüzgâr esti. Karşımdaki aynanın ipi koptu ve ayna yere düştü. Ayna paramparça olmuştu. Ayna kırılınca ben de yok olmuştum. Kendimi kaybetmenin acısı tekrar içime çökmüştü. Olduğum yere çivilenmiş, şaşkın halde dururken, diğer aynalar aklıma gelmişti.

Başımı çevirip sol tarafımdaki aynaya bakmaya karar verdiğim an, yine şiddetli esen bir rüzgâr onu da aşağı indirmişti. İyice heyecanlanmaya, paniklemeye başlamıştım. Kendimi, buldum dediğim yerde kaybediyordum. Elimde iki fırsat daha vardı. Sağımda duran aynaya yavaşça döndüğümü hatırlıyorum. Bir an aynada kendimle karşı karşıya kalmıştım. Muhteşem bir duyguydu bu. İnsanın en değerli varlığı kendisiydi ve ben onu nihayet bulmuştum. Daha isteyebileceğim birşey kalmamıştı dünyada. Artık ayakkabılarımın altındaki deliğin, paltomun yırtık olmasının bir önemi yoktu. Soğuk beni etkilemiyordu.

Tam o an pencere menteşeleri gıcırdadı, kapılar çarptı, bir uğultu koptu, şiddetli yeni bir rüzgâr dalgası odayı doldurdu, aynayı ve beni aşağı indirdi, aynayla birlikte ben de paramparça oldum. Neden kendimi bulamıyordum? Neden aynalar parçalanıyordu? Aynalar parçalanınca ben neden yok oluyordum?

Artık yalnızca arkamdaki duvarda asılı olan ayna vardı. Çok korkuyordum. Onun da yere düşmesini, parçalanmasını istemiyordum. Varlığımı arıyordum. Bulduğum dediğim an neden kaybediyordum? Ya arkamdaki ayna da kırılırsa diye dehşet içindeydim. Aklıma pencereler gelmişti. Hızla pencereleri kapatmaya koşmuştum. Ama pencereler kapanmıyordu. Bir santim bile kımıldatamamıştım. Sanki taştan, sabit penceler halini almışlardı. Kan ter içinde kalmıştım. Kendimi hiçbir yerde göremeyecektim. Kendimi hissedemiyordum artık. Kalbim sıkışıyordu. Nefes alışlarım zorlaşmıştı. Sanki bir el beni boğuyor, varlığımın soluğunu kesiyordu. Yine şansımı denemek istiyordum. Bu kez hızla geri dönecek, atak davranacak ve aynada kendimi görecektim. Ama ayna beni istemiyordu sanki. Beni göstermek istemiyordu. Sanki bilerek rüzgârı yanına çağırmıştı. Bir saniye kadar, aynada kendimi görebildim. Şiddetli bir rüzgâr önce aynayı sağa sola sallamaya başladı. Aynadaki ben de, aynayla birlikte, bir sağa bir sola, sarkaç gibi sallanıyordum.

Sonra olan oldu. Son ayna da yere düştü. Kendimi paramparça hissediyordum. Bir hiçtim. Yoktum.


Kırmızı rüyasını yazmayı bitirdikten sonra defterini kapattı ve yeniden yatağına uzandı. Bir saat önceki rüyasının hâlâ etkisindeydi. Tüm bedeni kan ter içinde kalmıştı. Zor nefes alıyor, sanki nefesi yetmiyor, odada hiç hava kalmamış gibi hissediyordu. Yataktan kalktı. Pencereyi açtı. Derin derin nefes aldı. Evrendeki tüm havayı içine almak istiyordu. Ama hava akciğerlerine gitmiyordu. Göğsünün üstünde tonlarca yük vardı. Kalbinin yerinden çıkacak gibi attığını farkedince, kalp krizi mi geçiriyorum diye korktu. Rüya gördüğünü hatırlayınca biraz rahatladı. Annesini uyandırıp uyandırmama konusunda karar veremedi. Tuvalete gitti. Gürültüsüne uyanan kedisi uyuduğu yerden doğruldu, esnedi, tüylerini yaladı, sonra başını ön ayaklarının üzerine koyarak tekrar uykuya daldı. Kırmızı odasına geri döndü. Pencereden dışarı bir kez daha baktı. Etrafın sessizliği onu korkuttu. Her tarafı karanlık bir örtü kaplamıştı. Gökte ay vardı, insanların yüreğinde ise acı... Kırmızı, kaç insanın daha şu an kendisi gibi acı çektiğini, korkulu bir rüyayla gece uykusundan uyandığını düşündü. Yeryüzünün kısmetine düşen, ay değil, acıydı. Ay tepsi gibi yuvarlaktı. Birkaç yıldız, diğerlerine göre daha parlaktı.
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-28-2007, 21:27   #2 (permalink)
Edeb_ya_hu
 
Ramine kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: SevdaLısı oLduğum Şehirde....
Mesaj: 2,456
Tecrübe Puanı: 78
Rep Puanı: 7311
Rep Derecesi: Ramine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond reputeRamine has a reputation beyond repute
Ramine is offline  
Varsayılan


Herkesin okumasını tavsiye edebileceğim kadar güzel bir kitap...eyvallah gökhan : )
__________________
Aşktır ki, gerisi vesairedir...
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 04:43.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382