|
||
![]() |
|
|
| Kitapsever Bölüm Yeni çıkan kitaplar hakkında buradan bilgi sahibi olacaksınız. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Doktor
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Oct 2007
Konum: Fanide misafir,ebediyyet yolcusu.Ank.
Mesaj: 687
Tecrübe Puanı: 111
Rep Puanı: 10983
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Ziya Şakir'in "Sultan Abdulhamid'in Son Günleri" isimli kitabında Abdulhamid'in hal' edilmesinden sonra Selanik'e gönderilmesi ve oradan tekrar İstanbul Beylerbeyi sarayına getirilmesi ve vefat etmesine kadar geçen günleri, bendeganında bulunan önemli kişilerin tuttuğu günlüklerle anlatılmaktadır. Abdulhamid'in günlerini nasıl geçirdiği, giyim kuşam konusunda ki acaip hassaiyeti, titizliği, sağlığına düşkünlüğü, bazı hastalıklar konusundaki tedavi yöntemleri, kendince tıbbi bilgileri ve çok korktuğu verem hastalığına yakalanarak brikaç kez "hacemat" yapıldıkdan sonra teslimi ruh etmesi gibi bilgiler yer almaktadır. Şişli Etfal Hastanesi’nin açılması ile ilgili Abdulhamid’in kendi ağzından (kitapta geçen kısım); -"Efendilik zamanında idi.Bir gün Çengelköyüne giderek biraderim Selim Efendi'nin deniz hamamında yıkanıyordum. Adamlarımdan biri geldi. Küçük kızımın biraz hastalandığından bahsederek acele saraya avdet etmemi söyledi. Derhal denizden çıktım. Acele giyindim. Kayıkçılara sıkı kürek çektirerek Dolmabahçe sarayına geldim.Beni uzaktan görünce saray halkından birçokları rıhtıma toplandı. Bu hali görünce benim merakım büsbütün arttı.Kendimi rıhtıma attım. Saraya girmek için davrandım. Fakat oradakiler önüme geçerek mani oldular. Mani olanları, ite kaka saraya girerken doktor (Makro Paşa) önüme çıktı.Beni zaptetmek isteyenlere; (bırakın doğrusunu söyleyeyim…) diye çıkıştı.Ve sonra bana dönerek;(Efendim;kızınız bir kazaya uğradı, vücudunun bazı yerleri tehlikeli surette yandı. Doktorlukça lazım gelenleri yaptık. Şifa ALLAH’ın inayetine kalmıştır) dedi.Ben bunu işitir işitmez sanki o koca saray başıma yıkıldı. Düşmüş bayılmışım. Neden sonra kendime gelmişim. Hemen kızımın odasına koştum . Zavallı yavrumu yatağa yatırmışlar, her tarafını pamukla sarmışlardı. Yüzünün bir kısmı açıktı. Yatağının yanına oturdum. Açık kalan yüzünden, gözünden öptüm. Sanki zavallı yavrum ölmek için beni bekliyormuş.Gözlerini açtı, beni gördü,bir kere gülümsedi. Sonra…o anda teslimi ruh etti. Bu hali görür görmez ben derhal oraya yıkılmış kalmışım. Gözlerimi açtığım vakit kendimi başka bir dairede buldum. Meğer amcam Aziz, Valide sultanı göndermiş o da beni oraya kaldırmış. Tekrar derin derin içini çektikten sonra anlattı; -Validesi bir şeyle meşgulmüş, çocuğun yanında da kimse yokmuş. Nasılsa eline kibrit kutusu geçmiş. O zamanki kibritler şimdiki gibi emniyetli değildi.Ufak bir tazyik veyahut elbiseye temasla derhal alevlenirdi. Kim bilir çocuk ne yaptı ki kutu birdenbire ateş almış, arkasında ipekli tülden elbise varmış; ateş hemen elbiseye sirayet ederek yavrucak bir anda ateşler içinde kalmış. Feryadına en evvel Validesi koşmuş.Söndüreceğim diye uğraşmış. Fakat eleri yanmış. Başkaları gelip de alevi söndürünceye kadar iş işten geçmiş. Çocuğun vücudu kavrulmuş mısır koçanına dönmüş. ….Şişli Etfal hastanesini, bu yavrumla difteriden vefat eden diğer küçük kızımın ruhları şad olsun diye yaptırdım..."
__________________
Kuvvete dayanmayan adalet aciz, adalete dayanmayan kuvvet zalimdir. (Blaise Pascal) |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|