Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Dinimizi Öğrenelim » Kur'an İklimi » En Ulvî Kelâmı Güzel Okumak

Kur'an İklimi Kur'an-ı Kerim'den ayetler ve mealleri.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 10-29-2007, 10:21   #1 (permalink)
Rektör
 
Giriş: Mar 2007
Konum: İki Kelime arasında.
Mesaj: 7,392
Tecrübe Puanı: 225
Rep Puanı: 21696
Rep Derecesi: AnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond repute
AnubiS is offline  
Thumbs up En Ulvî Kelâmı Güzel Okumak


En Ulvî Kelâmı Güzel Okumak

Hayırdır evlâdım, mektebden niçin erken geldin?"

Oğlu, o küçücük yüreğine yerleşmiş bulunan Allâh korkusu neticesinde sonbahar yaprağına dönen bir çehre ile:

"-Ey babacığım! Bugün hocamız bana Kur'ân'dan bir âyet öğretti. Onun mânâsını idrâk edince, korkumdan bu hâle geldim!.." dedi.

Bu sefer babası:

"Evlâdım, o hangi âyet-i kerîmedir?" dedi.

Küçük çocuk okumaya başladı:

"Eğer inkâr ettiğiniz takdîrde, çocukları ak saçlı ihtiyarlara döndürecek günden nasıl korunabileceksiniz?" (el-Müzzemmil, 17)

Daha sonra küçük yavru, bu âyetin dehşet ve heybetinden hasta oldu. Ölüm döşeğine yattı. Çok geçmeden de rûhunu teslîm etti.

Babası Ebû Bekir Verrâk, bu hâdise üzerine çok duygulandı. Öyle ki, sık sık oğlunun kabrine gider ve ağlayarak kendi kendine şöyle derdi:

"-Ey Ebû Bekir! Senin oğlun Kur'ân'dan işittiği bir âyet ile Allâh korkusundan rûhunu teslîm etti. Sen ise, bunca zamandır Kur'ân-ı Kerîm okursun, hâlâ hukûk-i ilâhiyyeden bir çocuk kadar da korkmazsın!.."

İşte Kur'ân, küçücük yürekleri dahi titreten böyle bir esrâr ve hikmetler ummânıdır. Şu âyet-i kerîme, Cenâb-ı Hakk'ın ilminin nâmütenâhîliğini, Kur'ân'ın mânevî hacmının saltanat sonsuzluğunu ve ilâhî azametini ne güzel aksettirir:

"(Ey Rasûlüm!) Şâyet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak (mürekkeb olsa), yine Allâh'ın sözleri (yazmakla) tükenmez! Şüphe yok ki Allâh, mutlak gâlib ve hikmet sâhibidir." (Lokmân, 27)

İnsan da, bu deryâdan kalbinin rûhâniyeti kadar nasîb alır. Lâkin bu da, bir karıncanın deryâdan alacağı miktar kadardır.

Beşer için acziyyet, acziyyet, acziyyet...

Tek çâre, Allâh'ın lutfuna sığınmak!..

Hadîs-i şerîfin sırrı ne müthiştir:

"Kim nefsini tanırsa, (o nisbette) Rabbini tanımış olur."

Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh-:

"Kur'ân-ı Kerîm'in zâhirini bir miktar mürekkeb ile yazmak mümkündür. Sırlarına ise, misilsiz deryâlar, sâhilsiz denizler kifâyet etmez!.." buyurmaktadır.

Dolayısıyla gerçek Kur'ân hâfızı, onun tilâvetiyle mütelezziz olan, ahkâmıyla yaşayan, ahlâkıyla ahlâklanan ve hikmetiyle kâmilleşendir. Toprağa, bu vasıftaki hâfızlar için "Onun cesedini yeme!" emri verilecektir.

Nitekim Allâh dostlarından Mahmûd Sâmî Ramazaoğlu -kuddise sirruh-, Adana'da bu vasıfda vefât etmiş bir hâfızın, otuz yıl sonra yol geçme zarûreti sebebiyle nakil için kabrinin açıldığını, ancak o kimsenin cesedinin hiç bozulmamış olduğunu, üstelik kefeninin bile pırıl pırıl durduğunu bir şâhidi olarak rivâyet etmişlerdir.

Bütün peygamberlerde olduğu gibi vazîfelerinden biri de Allâh'ın kitâbını okumak olan Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, ümmeti için bir bereket olarak:

"Sizin en hayırlınız, Kur'ân'ı öğrenen ve öğreteninizdir."

"Kur'ân'ı okuyup ezberleyenler, ümmetimin en hayırlılarıdır!.." buyurmuşlardır.

Zîrâ Kur'ân, Allâh'ın, beşeriyyete nezdinden gönderdiği en büyük hediyyesi olan ve mahlûk olmayan ulvî bir kelâmdır. Bu husûsta da Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyururlar:

"Kur'ân, Allâh'dan başka her şeyden fazîletlidir. Kur'ân'ın diğer kelâma olan üstünlüğü, azîz ve celîl olan Allâh'ın, yarattıklarına karşı üstünlüğü gibi (mikyâssız, misilsiz, hudûdsuz ve sonsuzdur)." (Tirmizî, Dârimî, Beyhakî)

Ancak ilâhî kelâmı uyanık bir gönülle okumak lâzımdır. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm, kendisini okuyanın kalbine göre açılır. Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyururlar:

"Kur'ân okuyan mü'min, turunç meyvesi gibidir; onun kokusu da hoştur, tadı da. Kur'ân okumayan mü'min hurma gibidir; kokusu yok, fakat tadı hoştur. Kur'ân okuyan münâfık reyhana benzer; kokusu hoş, tadı acıdır. Kur'ân okumayan münâfık, Ebû Cehil karpuzuna benzer. Kokusu olmadığı gibi, tadı da acıdır."

Bir başka hadîs-i şerîfde gâfil bir şekilde Kur'ân okuyanlar için:

"Onlar Kur'ân okurlar, (fakat okudukları) boğazlarından aşağıya geçmez!" buyurulduğu vechile, gaflet içinde okunan Kur'ân-ı Kerîm'den, hiçbir bereket hâsıl olmaz.

Böyle bir kırâat, sâhibini cehennem ateşine sürükler. Kur'ân'ı bu şekilde tilâvette bulunan kimseler için Cenâb-ı Hakk:

"Onlar Kur'ân'ı inceden inceye düşünmüyorlar mı? Yoksa kalblerinde kilitler mi var?" (Muhammed, 24) buyurmaktadır.

Bu îkâzdan derin ve ince düşünüş sâhibi olan engin gönüllü kullar, büyük hisseler alırlar. Düşünmek gerekir ki, Kur'ân-ı Kerîm'den:

"..Rabbimiz bunları boşuna yaratmadın; münezzehsin. Bizleri cehennem ateşinden koru!" (Âl-i İmrân, 191) âyet-i celîlesi nâzil olduğunda, Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-, göklerin yıldızlarını imrendirecek inci tanesi gibi göz yaşları ile sabâha kadar ağlamışlardır.

Bu itibarla mü'minlerin Allâh korkusuyla döktükleri gözyaşları, fânî gecelerin ziyneti, kabir karanlıklarının yıldızları, cennet bahçelerinin şebnemleridir. Nitekim Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem-:

"Yâ Rabbî! Yaşarmayan gözden sana sığınırım!.." buyurmuşlardır.

Bunun içindir ki, Kur'ân'ın ses ve sadâsına gönül vermeyen gâfiller, hayâtın dışını bilir, iç hakîkatlerden ve derûnî âleminden mahrûm kalırlar. Onlar, dünyâ lezzetleri ve şehvetlerinin peşinde koşarlar; lâkin hikmet ve neticelerinden gâfildirler.

Onlar, bu dünyâ sofrasından oburca istifâde ederler. Lâkin sofranın sâhibi olan "Razzâk"ı tanımazlar.

Mezarlara yakınlarını gömerler de, toprağın altındaki mâcerâdan habersizce yaşarlar. Onlar, selvilerin lisânından anlamazlar.

Zelzeleler, fırtınalar ve türlü musîbetlerle tokat yediklerinde ise, "tabîat olayları" yaygarası ile kaçacak delik ararlar.

Ne garîbdir ki, ilâhî mülkde yaşarlar, fakat mülkün sâhibine düşman olurlar.

Böyle kimseler, içlerine katran yağan iki cihân bedbahtlarıdır.

Ancak kalbi, Kur'ân nûru ile dolan mü'minler ise, yüce hakîkatleri tefekkür hâlindedirler. Okudukları ilâhî kelâm, onların gönüllerine hâl lisânı ile:

"-Allâh'ın kulusun; O'nun mülkünde yaşıyorsun! O'nun verdiği rızıklarla rızıklanıyorsun; Kur'ân hikmet ve esrârına dal ve Rabbine kalb-i selîmle yolculuk et!.." telkînindedir.

Kur'ân ile dolanlar, Cenâb-ı Hakk'a kulluk şuûru içinde olurlar. Kendilerine verilen nîmetlere şükrederler ve fânî hayâtlarını ebedî hayâtın sermâyesi yaparlar.

Peygamber ve Kur'ân, Rabbin kullarına ihsân buyurduğu iki nûr kaynağıdır.

Bu itibarla Kur'ân, feyz-i Muhammedî'den bir hisse alanlar için yerin göğün lisânı, rûhlara bereket ve rûhâniyet hazînesidir.

Allâh'ın sıfatlarının bütünüyle tecellî ettiği üç varlık mevcûddur; kâinât, Kur'ân ve insan...

Kâinât, fiilî; Kur'ân ise kelâmî tecellî; insan da zübde (tohum) sûretinde bütün tecellîlerin mecmûasıdır. İnsansız bir dünyâ ne kadar sönük olursa, Kur'ân'sız bir insan da tıpkı öyledir.

Hazret-i Mevlânâ -kuddise sirruh- şöyle buyurur:

"Kur'ân-ı Kerîm, peygamberlerin hâl ve evsâfıdır. Kur'ân-ı Kerîm'i huşû ile okuyup tatbîk edersen, kendini peygamberler ile, velîler ile görüşmüş farzet! Peygamber kıssalarını okudukça ten kafesi, can kuşuna dar gelmeye başlar!"

Yâ Rabbî! Kalblerimizi Kur'ân nûrundan ve "Habîbin"in muhabbetinden ayırma!...


Alıntıdır.
__________________
“Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş...”
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-13-2007, 17:14   #2 (permalink)
Acemi Öğrenci
 
Kadim dost kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2007
Mesaj: 2
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 10
Rep Derecesi: Kadim dost is on a distinguished road
Kadim dost is offline  
Varsayılan


Amİİnnn.....
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 03:15.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382