|
||
![]() |
|
|
| Kur'an İklimi Kur'an-ı Kerim'den ayetler ve mealleri. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Doktor
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Jan 2008
Mesaj: 845
Tecrübe Puanı: 290
Rep Puanı: 28984
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Her şey güzeldir. Evet, her şey güzeldir. Bu güzellik ya bizatihi (olduğu gibi) ya hakikaten ya da neticesi itibariyledir. Biz neticesi itibariyle olan güzellikleri göremediğimiz için telafisi mümkün olmayan hatalara düşebiliyoruz. Hâlbuki neticesi güzel olan bir şeyin bütünü de güzeldir. Bu itibarla baktığımızda her şey güzel ise bize kalan bu güzelliğe sadece bakmak değil onu görmektir. Bakın neticesi itibarıyla olan güzellik o kadar mühimdir ki insanlar bunu görmeyebiliyorlar ve bundan dolayı çok tuhaf ve mantıksız hükümler çıkarabiliyorlar. Mesela bu güzelliği anlayamayan David Hume bakın nasıl bir değerlendirme yapıyor: Eğer tanrı varsa dünyada kötülük, çirkinlik olmamalıydı. Hâlbuki savaşlar, depremler oluyor. Gördüğümüz çirkinlikler var. Eğer bunlar varsa tanrı yoktur. David Hume böyle diyor. Hâlbuki yaratıcının inkâr edildiği yerde, bilakis yaratıcının varlığını ispat eden ve gayet mantıklı bir değerlendirmeyi yapan ve bizden biri olan Said Nursi kâinata bakın nasıl bakıyor: Her şeyde hatta en çirkin görünen şeylerde de hakiki bir güzellik yönü vardır. Kâinattaki her şey ve her hadise ya bizzat güzeldir veya neticesi itibarıyla güzeldir. Bir kısım olayların görünüşü çirkindir. Fakat o görünüşün altında gayet parlak güzellikler bulunur. Mesela bahar mevsiminde fırtınalı yağmur ve çamurlu toprak altında nihayetsiz güzel çiçeklerin tebessümleri saklanmaktadır. Keza otlardaki ve ağaçlardaki dikenler bize çok çirkin gözükebilir -gülün dikeni gibi- hâlbuki o dikenler, otların ve ağaçların kahraman savunma silahlarıdır ve onları korumaktadır. Yine, atmacanın serçe kuşuna musallat olması merhametsizlik olarak görülebilir. Ama bu musallat serçe için faydalıdır ve serçenin uçma yeteneğini geliştirmektedir. Hatta tohumlar gibi açmamış birçok insan yeteneği görünüşte çirkin görünen olaylar - bu savaş, deprem, veba, hastalık olabilir - sayesinde sünbüllenir ve güzelleşir. Güya bütün inkılâplar ve külli (tüm) tahavvüller (değişimler) ve çirkinlikler birer manevi yağmurdur ve insanda bulunan yetenek tohumlarının açmasına vesile olur. Lakin insan hem zahirperest (görünüşe göre hüküm veren) hem hodkâmdır (bencil). Xahire (görünüşe) bakıp çirkinlikle hükmeder.’’ Evet, görmenin ve bakmanın ne kadar önemli olduğunu ve işin renginin nasıl değiştirdiğini sanırım fark ettiniz. Bir yanda kainattaki çirkinlikleri bakıp ’ı inkara yeltenen David Hume, diğer yanda ise çirkinlikleri içindeki ’ın güzelliklerini görebilen Bediüzzaman. Hem birinci yaklaşım ile ikinci yaklaşımın hayatı ne kadar değiştirdiğini görebiliyor musunuz? Birinci yaklaşım ile hayatın kendisi çirkinleşiyor ve tatsızlaşıyor. Ama ikinci yaklaşım ile bakıldığında hayat hem güzelleşiyor. Hem de tatlılaşıyor. Bu durumda bize ikinci yaklaşımı benimsemek ve hayatın tadını çıkartmak kalıyor. Zaten Peygamber Efendimiz bize bunu tavsiye etmiyor mu? Bir köpek leşi gördüklerinde arkadaşları tiksinirken “Bakın ne güzel dişleri var” diyen o değil mi? Evet, insan hasbelkader hoşuna gitmeyen şeylerle karşılaşabiliyor. Hatta insanın bu dünyada hoşuna gitmeyen şeyler daha çoktur diyebiliriz. Böyle bir durumda bunlara takılıp kalmak yerine içimizi ferahlatacak moralimizi düzeltecek güzeliğin kendisini -bir arkadaşla sohbet etmek, ailemizi telefonla aramak, güzel bir müzik dinlemek, kitap okumak gibi- oluşturabilir ya da bakış açımızı güzele yönlendirebiliriz. Kötü bir manzarayla karşılaştığımızda etrafımızdaki tabiata yönelebiliriz. Bu bir çiçek olur, bir gün batımı olur veya insana huzur verecek herhangi bir şey olabilir. Böylece ruhumuzdaki kasvetli havayı dağıtıp, güzelliğin keyfini çıkarabiliriz. Kısacası önemli olan burada çirkine takılıp kalmak yerine var olan güzelliği görmek ve ona odaklanmaktır. Ta ki bu güzellik ruhumuza ve hayatımıza yansısın ve hayatımızı güzelleştirsin. Güzelliği görmek ve ona odaklanmak için 40 gün boyunca güzelliğe şartlanıp her şeyde var olan güzelliği görmeyi deneyebiliriz. Evet, bunu 40 gün boyunca sürdürmeyi başarabilir ve başımıza gelen çirkin gibi görünen olaylardaki güzellikleri keşfedebilirsek, hayatımızın ne kadar değiştiğini ve güzelleştiğini hem biz fark ederiz hem de başkaları fark eder. Zaten yaşadığımız hayatın güzel ve mutlu olmasını istemiyor muyuz? İşte size güzeli görme huyunun kazanılması ile hayatı güzelleştirme egzersizi. Ve işte size ömür boyu rehber edineceğiniz altın bir söz: Güzel gören, güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır. Mehmet Sait Ay
__________________
Sustum!Nice oldu bilemem susalı.Hatırladığım epeydir gönül evimde asayişin berkemal olmadığı... |
|
|
|
#3 (permalink) | |
|
Doktor
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Jan 2008
Mesaj: 845
Tecrübe Puanı: 290
Rep Puanı: 28984
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Alıntı:
güzel görüp,güzel düşünme şuuruna erişme dileğiyle... okuyan gözlerine sağlık... ![]()
__________________
Sustum!Nice oldu bilemem susalı.Hatırladığım epeydir gönül evimde asayişin berkemal olmadığı... |
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|