|
||
![]() |
|
|
| Kur'an İklimi Kur'an-ı Kerim'den ayetler ve mealleri. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Stajyer Moderatör
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: May 2008
Konum: kalpler sevgiyle yaşamalı
Mesaj: 6,382
Tecrübe Puanı: 1224
Rep Puanı: 121741
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sıla-i rahmin ve komşu hakkının ve yolda kalmışların hakkı nedir? Ölçüsü nedir? Cevabımız Değerli Kardeşimiz; SILA-İ RAHİM: Akraba ve yakınları ziyaret etme, hallerini ve hatırlarını sorma, gönüllerini alma anlamında bir İslam ahlâkı terimi. İslam'da insanlar arası ilişkilere önem verildiği gibi özellikle yakınlardan başlayarak anne ve babanın ve sırayla diğer akrabaların ziyaret edilip gözetilmesi prensibi son derece önemlidir. Halit b. Zeyd (Ebu Eyyüb el-Ensarî) hazretlerinden rivayet edildiğine göre bir adâm Hz. Peygamber'e gelerek: "-Yâ Rasûlallah; beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz?" dedi... Rasûlüllah şu cevabı verdi: "Allah'a ibadet eder ve O'na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekât verir ve sıla-i rahm edersin" (Buharî, Zekât, 1) Peygamber Efendimizin bu kadar önemle üzerinde durduğu ve yapıldığı zaman müslümanların Cennete girmelerine sebep olacağını haber verdiği sıla-i rahim; her türlü hayır işlerinde akraba ve yakınların görülüp gözetilmesidir. Gerek âyetlerde, gerek hadislerde, bunun, namaz, zekât gibi farz ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi, İslâmdaki önemini göstermektedir. Alimler sıla-i rahimde bulunmanın vacib olduğu görüşündedirler. Bunun, terkedilmesi, yani akraba ve yakınlarla olan ilgisinin kesilmesi, büyük günâh sayılmıştır. Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor: "Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının" (en-Nisâ, 4/I) "Onlar ki Allah'ın gözetilmesini emrettiği hakları gözetirler (akrabalık bağlarını devam ettirirler ve iyilikte bulunurlar); Rablerine saygı beslerler ve kötü hesaptan korkarlar..."; Fakat Allah'ın tevhit akidesini kabullendikten sonra onu bozanlar ve Allah'ın bağlanmasını emrettiği bağları koparanlar (akrabalık bağlarını kesenler) ve yeryüzünü fesada verenler var ya; işte bunlar, lânet onlara ve yurdun kötüsü Cehennem de onlara" (Er-Ra'd, 13/21, 25) Ayet ve hadislerde geçen "rahim" (akraba) sözünün hangi derecede akrabaları içine aldığı hususunda farklı görüşler vardır. Bazılarına göre kendileriyle evlenilmesi haram olanlar; bazılarına göre vârisler akraba sayılır. Bazı âlimler de, mahrem olsun olmasın, kişinin bütün yakınları akraba (rahim) dir demişlerdir. Bu son görüş, toplumsal yardımlaşma bakımından daha kapsamlıdır. Allah (c.c) ve Peygamberi (s.a.s), akrabanın görülüp gözetilmesini emrettiklerine göre, bunun nâsıl yapılacağını iyi bilmek gerekir. Sıla-i rahmin birkaç derecesi vardır. En aşağı derecesi akrabalarımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak; karşılaştığımızda selâmlaşmayı, hal hâtır sormayı ihmâl etmemek; dâima kendileri hakkında iyi şeyler düşünmek ve hayır dilemektir. İkinci derece de ziyâretlerine gitmek ve çeşitli konularda yardımlarına koşmaktır. Bunlar daha çok bedenî hizmetlerdir. Özellikle yaşlıları zaman zaman yoklayarak, yapılacak işleri varsa onları takib etmek kendilerini sevindirecektir. Sıla-i rahmin üçüncü ve en önemli derecesi akrabalara malî yardım ve destek sağlamaktır. Bu yardımlar herkesten beklenemez. Hasta ve yatalak bir kişiden akrabasını ziyâret etmesini istemek anlamsızdır. Fakir birisinden de başkalarına mâlî yardımda bulunmasını beklemek de yanlıştır. Yalnız zengin, hali vakti yerinde bir müslümanın, sadece ziyâret ve hal, hatır sormakla bu görevi yerine getirebileceği de söylenemez. Böyle zengin birisi için sıla-i rahim, yoksul akrabalarına elinden geldiğince malî destekte bulunmaktır. Bu destek ödünç para vermekle olabileceği gibi; karşılıksız mâlî yardımlar şeklinde de olabilir. Şu halde, yakınları görüp gözetmek deyince, yukarıda belirtilen üç derecedeki yardımdan hangisine güç yetiniyorsa, onun yapılması anlaşılmalıdır. Yapabileceği görevi yapmamak müslümanı bu konuda sorumlu kılar. Yukarıdaki âyet-i kerimede, Allah Teâlâ'nın bu görevi yerine getirmeyenlere yönelttiği lânet unutulmamalıdır. Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: Her Cuma gecesi insanoğlunun amelleri Allah'a arz olunur: Yalnız sıla-i rahimde bulunmayanların amelleri kabul olunmaz" (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 484) Yine Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: " Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasını görüp gözetsin" (Buharî, İlim, 37; Müslim, İmam, 74-77) "Akrabalık, Arş'ta asılıdır. Der ki: "-Beni gözeteni Allah gözetsin; beni terk edeni Allah terk etsin" (Müslim, Birr ve Sıla, 17) "Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse Cennete giremez" (Buhari, Edeb, 11) "Her kim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini istiyorsa akrabasını görüp gözetsin" (Buhari, Edeb, 12) "Ey insanlar, birbirinize selâm verin, akrabanızı gözetin, yemeği yedirin! Geceleyin insanlar uyurken namaz kılın ki selâmetle Cennete giresiniz" a "Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır" (Tirmizi, Zekât, 26) Akrabalarımız, özellikle hala, teyze, amca, dayı, gibi yakınlarımız aileden sayılır. Onları kendi yakınlarımız bilerek davranışlarımızı ayarlamakta büyük faydalar vardır. Rasûlüllah (s.a.s): "Teyze, anne yerindedir" (Tirmizi, Birr, 5) buyuruyor. Amca da baba yerindedir. Bu kadar yakın olan kişilere karşı yerine getirilmesi gereken bazı ahlâkî görevlerin bulunması tabiidir. Bu görevler arasında olan ziyaretlere özel bir yer ayrılmalıdır. Aşağıda anlatılacak genel ziyaret kurallarına uyarak yakınları, başta bayramlar olmak üzere, zaman zaman ziyâret etmek, mümkünse hediyeler götürmek güzel bir davranıştır. Yapılan ziyareti iâde etmek de gerekir. Müslümanı ziyarete gelene gitmemek aradaki bağların daha çabuk kopmasına sebep olmaktır. Ziyaretler akrabalar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir. Dargınlıkları sona erdirir. Sevinç ve üzüntülerin karşılıklı paylaşılmasına, sıkıntılara birlikte çareler aranmasına vesîle olur. Özellikle yaşlılar toplumda yalnız kalmadıkları, çevrelerinde kendilerini seven, arayıp soran insanların bulunduğu inancı ile son yıllarını huzur ve mutluluk içinde geçirirler. Sıla-i rahim konusunda dikkat edilecek hususlârdan biri de şudur: İyilik, karşılık bekleyerek yapılmamalı, sadece görüp gözeten yakınlara karşı sıla-i rahimde bulunulmamalı; aksine, unutan, akrabalık bağlarını koparanlara karşı da bu görev yerine getirilmelidir. Hz. Peygamber şöyle buyuruyor: "İyiliğe benzeri ile karşılık veren kişi, tam anlamıyla akrabasını görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri görüp gözetmesidir" (Buharî, Edeb, 15) İyilik her durumda düşünülmeli ve yapılmalıdır. Yoksul ve güçsüz iken iyilik ve yardımdan söz edip, zengin ve güçlü duruma yükselince başka türlü davranmak, fesâd ve ahlâksızlıktan başka bir şey değildir. Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor: Demek idâreyi ve hâkimiyeti ele alırsanız hemen yer yüzünde fesad çıkaracak, akrabalık bağlarını bile parçalayıp keseceksiniz öyle mi? Onlar öyle kimselerdir ki Allah kendilerini rahmetinden kovmuş da duygularını almış ve gözlerini kör eylemiştir. (Muhammed, 47/22-23) Şâmil A, Komşuluk Hakkı: Yüce dinimiz İslamiyet'e göre komşunun komşu üzerinde hakları vardır. Buna komşuluk hakkı diyoruz. Dinimiz komşuluk hakkı üzerinde çok durmuştur. Hz. Aişe R. Anha'dan rivayet edilen hadis-i şerifte Rasülullah (S.A.V.) "Cibril bana komşu hakkını o kadar çok tavsiye etti ki, neredeyse komşuyu komşuya vâris kılacak zannettim." Demek ki, komşu hakkı o kadar büyük ki, Cebrâil (a.s.) defalarca Peygamber Efendimiz'e gelip komşu hakkının öneminden bahsetmiştir. Hadisteki, "Komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim" ifadesi komşunun komşusu üzerindeki hakkını açıklamak için getirilmiştir. Çünkü İslam'ın ilk yıllarında kardeşlik ahdi de mirasçı olmayı gerektiriyordu. Sonraları bu kaldırılarak mirasın sebepleri olarak, soy yakınlığı, nikâhtan dolayı yakınlık ve velâ akdi yürürlükte bırakılmıştır. Hadis, komşu hakkının yüceliğine, onunla yardımlaşma ve güzelce ikramda bulunmanın gerekliliğine, komşuya zarar vermemeye, hastalanınca ziyaret etmeye, sevinçli ve kederli günlerinde yanlarında bulunmaya işaret etmektedir. "Komşunun komşularıyla geçiminin edep ve erkânı kırktır" demişlerdir. 1. Kişinin kendi evine bitişik olanlarla, karşısında bulunup da kapıları görünenlerden kırk eve kadar oturanlar, -zımmî (hıristiyan vatandaş) da olsalar- komşularıdır. Bunlara, iyilik etmek ve gerçekten akrabalarmış gibi güzel davranmaktır. 2. Komşunun ev halkına, kötülük etmeyip, onların namusunu korumaktır. 3. Komşuya gelip gidene uzun uzun bakıp, rahatsız etmemektir. 4. Komşusu açken, kendi tok yatmamaktır. 5. Komşuyu el veya diliyle incitmekten sakınmaktır. 6. Komşunun evine, penceresinden, duvarından izinsiz bakmamaktır. 7. Komşularına azdan çoktan -zımmî de olsa- hediye vermekti... 8. "Komşu çanağı" göndermektir. Yani kokusu duyulacak bir yemek pişirildiğinde, bitişik komşuya hediye etmektir. 9. Satın aldığı meyveden, rastladığı komşusuna hediye etmektir. 10. Komşuları borç isterse, vermektir. 11. Komşuları muhtaç kaldıysa, ihtiyaçlarını gidermektir. 12. Komşusunu bayramlarda ziyaret etmektir. 13. Komşunun hayvanlarına taş atmamaktır. 14. Komşunun çocuklarını, kendininkilere dövdürüp sövdürmemektir. 15. Komşuların izni olmadan, kendi binasını, onlarınkinden yüksek ve önlerini kapayacak şekilde yaptırmamaktır. 16. Komşularını, kendi taraflarından, duvara ağaç kakmaktan menetmektir. 17. Komşularına, kendi oluklarının akıntısıyla veya yolunun toprak kazıntısı ve kar kürün tüsüyle rahatsız vermemektir. 18. Komşuların sırlarını ve ayıplarını soruşturmamaktır. 19. Komşuların hallerini ve işlerini başkalarına söylemektir. 20. Komşularına yolda rastladıkça ilk önce selâm vermektir. 21. Komşularla konuşurken lâfı uzatmayıp, lüzumu kadar konuşmaktır. 22. Komşularından su, tuz ve ateş gibi zarurî maddeleri esirgemeyip vermektir. 23. Komşuların hediyesini, az da olsa kabul edip, çok bilmektir. 24. Komşuların ayıplarını örtmektir. 25. Komşularına dert ortağı olmaktır. 26. Komşularından izin almadan evini yabancıya satmamaktır. 27. Komşusu bir yerden dönünce ziyaret etmektir. 28. Komşularını kederli günlerinde teselli etmektir. 29. Komşuları tarafından davet olununca, kabul edip gitmektir. 30. Komşuları tarafından davet olununca, kabul edip gitmektir. 31. Komşusu bir şey isteyince memnuniyetle vermektir. 32. Komşusu bir kusur işleyince, af ederek, sevgi uyandırmaktır. 33. Komşuları hasta olunca ziyaret etmektir. 34. Komşulardan biri vefat edince, cenazesinde hazır bulunmaktır. 35. Komşuların yetimlerini himâye etmektir. 36. Komşularıyla buluşunca, güleç yüzlü olup, tatlı söz söylemektir. 37. Komşuların kendisine nasıl davranmasını istiyorsa, onlara öyle muamele etmektir. 38. Başkalarından gelse tahammül edemeyeceği eziyete, komşusundan gelince tahammül etmektir. 39. Komşulardan kabalık edenlere aldırmamaktır. 40. Komşulardan sert söyleyenlere, mülâyim davranmaktır. Yolda kalmışların hakı ise, onların muhtaç olduğu kadar, yardımcı olmaya çalışmaktır Yüce dinimiz İslamiyet'e göre komşunun komşu üzerinde hakları vardır. Buna komşuluk hakkı diyoruz. Dinimiz komşuluk hakkı üzerinde çok durmuştur. Hz. Aişe R. Anha'dan rivayet edilen hadis-i şerifte Rasülullah (S.A.V.): "Cibril bana komşu hakkını o kadar çok tavsiye etti ki, neredeyse komşuyu komşuya vâris kılacak zannettim." Demek ki, komşu hakkı o kadar büyük ki, Cebrâil (a.s.) defalarca Peygamber Efendimiz'e gelip komşu hakkının öneminden bahsetmiştir. Hadisteki, "Komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim" ifadesi komşunun komşusu üzerindeki hakkını açıklamak için getirilmiştir. Çünkü İslam'ın ilk yıllarında kardeşlik ahdi de mirasçı olmayı gerektiriyordu. Sonraları bu kaldırılarak mirasın sebepleri olarak, soy yakınlığı, nikâhtan dolayı yakınlık ve velâ akdi yürürlükte bırakılmıştır. Hadis, komşu hakkının yüceliğine, onunla yardımlaşma ve güzelce ikramda bulunmanın gerekliliğine, komşuya zarar vermemeye, hastalanınca ziyaret etmeye, sevinçli ve kederli günlerinde yanlarında bulunmaya işaret etmektedir. "Komşunun komşularıyla geçiminin edep ve erkânı kırktır" demişlerdir. 1. Kişinin kendi evine bitişik olanlarla, karşısında bulunup da kapıları görünenlerden kırk eve kadar oturanlar, -zımmî (hıristiyan vatandaş) da olsalar- komşularıdır. Bunlara, iyilik etmek ve gerçekten akrabalarmış gibi güzel davranmaktır. 2. Komşunun ev halkına, kötülük etmeyip, onların namusunu korumaktır. 3. Komşuya gelip gidene uzun uzun bakıp, rahatsız etmemektir. 4. Komşusu açken, kendi tok yatmamaktır. 5. Komşuyu el veya diliyle incitmekten sakınmaktır. 6. Komşunun evine, penceresinden, duvarından izinsiz bakmamaktır. 7. Komşularına azdan çoktan -zımmî de olsa- hediye vermekti... 8. "Komşu çanağı" göndermektir. Yani kokusu duyulacak bir yemek pişirildiğinde, bitişik komşuya hediye etmektir. 9. Satın aldığı meyveden, rastladığı komşusuna hediye etmektir. 10. Komşuları borç isterse, vermektir. 11. Komşuları muhtaç kaldıysa, ihtiyaçlarını gidermektir. 12. Komşusunu bayramlarda ziyaret etmektir. 13. Komşunun hayvanlarına taş atmamaktır. 14. Komşunun çocuklarını, kendininkilere dövdürüp sövdürmemektir. 15. Komşuların izni olmadan, kendi binasını, onlarınkinden yüksek ve önlerini kapayacak şekilde yaptırmamaktır. 16. Komşularını, kendi taraflarından, duvara ağaç kakmaktan menetmektir. 17. Komşularına, kendi oluklarının akıntısıyla veya yolunun toprak kazıntısı ve kar kürün tüsüyle rahatsız vermemektir. 18. Komşuların sırlarını ve ayıplarını soruşturmamaktır. 19. Komşuların hallerini ve işlerini başkalarına söylemektir. 20. Komşularına yolda rastladıkça ilk önce selâm vermektir. 21. Komşularla konuşurken lâfı uzatmayıp, lüzumu kadar konuşmaktır. 22. Komşularından su, tuz ve ateş gibi zarurî maddeleri esirgemeyip vermektir. 23. Komşuların hediyesini, az da olsa kabul edip, çok bilmektir. 24. Komşuların ayıplarını örtmektir. 25. Komşularına dert ortağı olmaktır. 26. Komşularından izin almadan evini yabancıya satmamaktır. 27. Komşusu bir yerden dönünce ziyaret etmektir. 28. Komşularını kederli günlerinde teselli etmektir. 29. Komşuları tarafından davet olununca, kabul edip gitmektir. 30. Komşuları tarafından davet olununca, kabul edip gitmektir. 31. Komşusu bir şey isteyince memnuniyetle vermektir. 32. Komşusu bir kusur işleyince, af ederek, sevgi uyandırmaktır. 33. Komşuları hasta olunca ziyaret etmektir. 34. Komşulardan biri vefat edince, cenazesinde hazır bulunmaktır. 35. Komşuların yetimlerini himâye etmektir. 36. Komşularıyla buluşunca, güleç yüzlü olup, tatlı söz söylemektir. 37. Komşuların kendisine nasıl davranmasını istiyorsa, onlara öyle muamele etmektir. 38. Başkalarından gelse tahammül edemeyeceği eziyete, komşusundan gelince tahammül etmektir. 39. Komşulardan kabalık edenlere aldırmamaktır. 40. Komşulardan sert söyleyenlere, mülâyim davranmaktır. Yolda kalmışların hakı ise, onların muhtaç olduğu kadar, yardımcı olmaya çalışmaktır.
__________________
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Profesör
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Jan 2008
Konum: .. Cam Kenarı ..
Mesaj: 4,194
Tecrübe Puanı: 908
Rep Puanı: 90307
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
çok güzel paylaşımdı ablam ya hayran bıraktın yazına, kendine bıraktığın gibi ![]() teşekkürler
__________________
Sadece Seиiи adıиıи нaяfLeri SüSLü ßeиde , GeяiSi ßiLdiğimiz aLfabe..! |
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Stajyer Moderatör
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: May 2008
Konum: kalpler sevgiyle yaşamalı
Mesaj: 6,382
Tecrübe Puanı: 1224
Rep Puanı: 121741
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
canım rabbim razı olsun sabırla okuduğun için biraz uzun oldu fakat bana göre önemli konuydu şimdiden herkes sabrından dolayı hakkınızı helal edin arkadaşlar ![]()
__________________
|
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|