Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kişisel Gelişim » NLP (Neuro-linguistic programming) » Meslek Örgütleri Hesap Sormazsa Kamu Vicdanı Sızlar

NLP (Neuro-linguistic programming) NLP nedir? NLP ile nasıl başarılı olunur?

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-16-2006, 12:47   #1 (permalink)
yine yalnız
 
Giriş: Nov 2006
Mesaj: 9,274
Tecrübe Puanı: 29
Rep Puanı: 1733
Rep Derecesi: USER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant futureUSER has a brilliant future
USER is offline  
Varsayılan Meslek Örgütleri Hesap Sormazsa Kamu Vicdanı Sızlar


Meslek Örgütleri Hesap Sormazsa Kamu Vicdanı Sızlar

Bir zamanlar Prizma´cılar vardı. Bunlar kapalı ve esrarengiz bir grup olarak yurtdışından gelen ve ismi çook gizli hocalarıyla lüks otellerde buluşurlar, ne yaptıklarını herkesten saklayarak pek çok sosyetik ve ünlü insanın da katılımıyla bir araya gelirler ve haklarında çıkan onca laf, dedikodu ve habere rağmen içeride ne yaptıkları hakkında ser verip sır vermezlerdi. Arada bir bunlara katılan medyatik isimlerden bahsedilir, onlar da Prizma sayesinde hayatlarının kurtulduğunu ima eden demeçler verir ve yine pek bir ifşaat yapmadan konuyu kapatırlardı.

Aktüel´de çalıştığım yıllarda rahmetli Ercan Arıklı bir gün bunların içine bir muhabir sızdırmaya karar verdi. Yüksek katılım bedelleri ödendi, acar muhabir toplantılara katıldı, hepimiz heyecanla Prizma olayının köküne kibrit suyu sıkıp gizliliğini bozacağız diye avuçlarımızı kaşıdık ama o da ne? Bizim muhabir Prizma´cı kesildi. "Yok yemin ettim, söz verdim... Ölürüm de söyleyemem, hem size ne" nakaratlarına girişip hepimizi şoke etti. Merakımız da elimizde patladığından bu kez ben dahil birkaç kişi daha "biz sızalım, biz yapalım" diye heveslendiysek de Ercan Bey "ben birkaç gazeteci daha kurban edemem bu işlere, yok artık izin vermiyorum" dedi kestirip attı.

Aradan yıllar geçti, Prizma haberleri gündemden düştü ama bu toplantılar yüzünden psikolojisi bozulan insanların yaşadığı travmaların hikayeleri, bunlar yüzünden ağır bunalımlar geçirenlerin başından geçenler sık sık kulağıma çalınır oldu. Hatta birkaç ay önce bu vakalardan on küsur tanesini tedavi etmek ve yaşadıkları travmayla başa çıkmalarını sağlamak üzere aylarca uğraş veren çok ünlü ve önemli bir psikolog o dönemde şahit olduklarını anlatınca resmen şaşkınlıktan küçük dilimi yutacak gibi oldum.

Kendisinden izin almadığım için adını açıklamadığım ünlü psikolog, bu toplantılarda insanların başa çıkamadıkları için bilinç altına ittikleri travmaların birkaç saatlik toplantılarda kaşıya kaşıya ortaya çıkarıldığını, sonra da nasıl bu durumla yapayalnız bırakılarak ağır psikolojik sorunlar yaşadıklarını anlattığında hayretler içinde dinledim. Hatta şehir dışında yapılan bir hafta sonu eğitiminde benzer bir travmaya maruz kalarak tüm şirketin önünde katatoniye girdiği için kasılıp kalan bir yöneticiyi, eğitmen korkup kayıplara karışırken nasıl ambulansla Balıklı Rum Hastanesi´ne bizzat kaldırdığının hikayesi, tüylerimi diken diken etmeye yetti.

Prizma´nın balonu patladı belki ama yarattığı boşluk hızla dolmaya ve kendisine NLP uzmanı, yaşam koçu gibi sıfatlar iliştiren bazı insanların akıllara zarar uygulamalarının hikayeleri havada uçuşmaya başladı. Kendisini birkaç hafta yurtdışına atan, iki rekat uyduruk eğitim seanslarına kapağı atıp kifayetsiz sertifikalar edinen (ki bunlar photoshop programlarında da ziyadesiyle üreyebiliyor) birtakım insanlar türedi.

İşin acı tarafı, etik ve düzgün çalışan pek çok psikolog ve psikiyatrist bu insanların ´bozduğunu´ tamir etmek için uzun süreli terapiler yapmak zorunda kalıyor. Ama bu insanlar daha kendi yaşamlarına koçluk yapacak yetiye sahip değilken ortaya çıkınca ne yapacakları konusunda hiçbir fikirleri olmayan travmaları kaşımak ve bunlar hakkında ahkam kesmek konusunda oldukça ısrarlılar.

Örneğin dün gece psikolog bir arkadaşım şirketi tarafından bir ´yaşamkoçu´na gönderilen 20´li yaşlardaki bir kızın ağlama krizlerine son verebilmek için sabah 03.00´e kadar seans yapmak zorunda kaldı. ´Bayan Çokbilir Yaşam Koçu´muz bir oda iş arkadaşı karşısında babasının hastalığı, ardından da ölümünün de etkisiyle üniversiteyi yarıda bırakan genç kıza "bak baban da ölmüş nasılsa, hemen istifa et git eğitimini tamamla" diye ısrarla yaptığı baskı sonucu kızcağız tüm eski acıları pörtlediği için ve Koç´un bu ısrarcı müdahalesine duyduğu öfkeyle saatler boyu ağlamış.

Bunun gibi, hatta çok daha vahim en az 10 hikaye duydum şimdiye kadar. Bunların hepsinde ortak nokta, bilinçsiz iş yapan ya da etik kurallara uymadığı için İngilizce´de "malpractice, yani görevi kötüye kullanma" boyutunda hatalı çalışanların verdiği zararın pek de bir cezası olmadığı. Çünkü zaten hassas konular yüzünden bu noktaya gelen kurbanlar ya utançtan ya da bu durumla başa çıkacak güçleri zaten olmadığından seslerini yükseltemiyor. Ama ´kol kırılıp yen içinde kaldığı için´ bunları yok sayamayız. Konuya hakim olmadan, ne yaptığını bilmeden, ortaya çıkacak travmayla nasıl başa çıkacağı konusunda hiçbir fikri olmadan iş yaptığını iddia eden, eğitim veren, yaşam koçluğu yapan ´zır cahil´ kesime dur demek gerekiyor.

Ancak bunlardan çok daha tehlikeli olan bir grup var ki onlara ne demeli bilmiyorum bile. Bunlar duvarlarında koca koca diplomalar asılı, havalı ofisleri, sağlam şöhretleri ve önlerinde saygıyla önlerini ilikleyen hayranları olan psikologlar, psikiatristler, eğitimciler... Bunların bir kısmı hakkında duyduklarım insanın adalet duygusunu zedeler nitelikte. Hastalarıyla ilişkiye giren terapistler mi dersiniz, onları ofislerinden kovanlar mı ararsınız, terapi sırasında kendisine anlatılan en mahrem bilgileri (ki bunlar meslek yeminleri ve kanunla bile korunurken) hastalarının aleyhine hiç tereddüt etmeden kullananlar mı istersiniz.

Psikologlar Derneği, Tabipler Odası, PERYÖN gibi sivil toplum kuruluşlarının etik komiteleri, Koçluk ve Yönderlik Derneği gibi kuruluşlara sesleniyorum. Bir araya gelip ortak zemin oluşturmalı ve bir çuval incirin içindeki çürükleri ayıklamalı ve kurbanlara başvuracak sağlam ve yaptırım gücü olan bir merci yaratmalısınız. Bu hem mesleki hem de insani görevinizdir.

Bu arada ben bu hikayelerden o kadar çok duydum ki artık bu konuda kitap yazmaya karar verdim. Lütfen siz de başınızdan geçen, maruz kaldığınız ya da bildiğiniz olayları paylaşın ki Türkiye´nin ilk "psikolojik tecavüz vakaları" kitabını, etik davranmayan terapistlerin öykülerini, ne yaptığını bilmeyen yaşam koçlarının, NLP´cilerin marifetleri ortaya çıksın. Belki böylece hiç olmazsa kamu vicdanı bir nebze rahatlar...

Burçak Gven K. / Sabah Gazetesi / İşte İnsan
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 11-29-2006, 12:39   #2 (permalink)
Asistan
 
yolcu kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Mesaj: 390
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 333
Rep Derecesi: yolcu is a jewel in the roughyolcu is a jewel in the roughyolcu is a jewel in the roughyolcu is a jewel in the rough
yolcu is offline  
Varsayılan


acayip bir yazi...
emegine saglik
__________________

Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur..
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 23:09.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382