|
||
![]() |
|
|
| NLP (Neuro-linguistic programming) NLP nedir? NLP ile nasıl başarılı olunur? |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
yine yalnız
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Mesaj: 9,274
Tecrübe Puanı: 29
Rep Puanı: 1733
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Meslek Örgütleri Hesap Sormazsa Kamu Vicdanı Sızlar Bir zamanlar Prizma´cılar vardı. Bunlar kapalı ve esrarengiz bir grup olarak yurtdışından gelen ve ismi çook gizli hocalarıyla lüks otellerde buluşurlar, ne yaptıklarını herkesten saklayarak pek çok sosyetik ve ünlü insanın da katılımıyla bir araya gelirler ve haklarında çıkan onca laf, dedikodu ve habere rağmen içeride ne yaptıkları hakkında ser verip sır vermezlerdi. Arada bir bunlara katılan medyatik isimlerden bahsedilir, onlar da Prizma sayesinde hayatlarının kurtulduğunu ima eden demeçler verir ve yine pek bir ifşaat yapmadan konuyu kapatırlardı. Aktüel´de çalıştığım yıllarda rahmetli Ercan Arıklı bir gün bunların içine bir muhabir sızdırmaya karar verdi. Yüksek katılım bedelleri ödendi, acar muhabir toplantılara katıldı, hepimiz heyecanla Prizma olayının köküne kibrit suyu sıkıp gizliliğini bozacağız diye avuçlarımızı kaşıdık ama o da ne? Bizim muhabir Prizma´cı kesildi. "Yok yemin ettim, söz verdim... Ölürüm de söyleyemem, hem size ne" nakaratlarına girişip hepimizi şoke etti. Merakımız da elimizde patladığından bu kez ben dahil birkaç kişi daha "biz sızalım, biz yapalım" diye heveslendiysek de Ercan Bey "ben birkaç gazeteci daha kurban edemem bu işlere, yok artık izin vermiyorum" dedi kestirip attı. Aradan yıllar geçti, Prizma haberleri gündemden düştü ama bu toplantılar yüzünden psikolojisi bozulan insanların yaşadığı travmaların hikayeleri, bunlar yüzünden ağır bunalımlar geçirenlerin başından geçenler sık sık kulağıma çalınır oldu. Hatta birkaç ay önce bu vakalardan on küsur tanesini tedavi etmek ve yaşadıkları travmayla başa çıkmalarını sağlamak üzere aylarca uğraş veren çok ünlü ve önemli bir psikolog o dönemde şahit olduklarını anlatınca resmen şaşkınlıktan küçük dilimi yutacak gibi oldum. Kendisinden izin almadığım için adını açıklamadığım ünlü psikolog, bu toplantılarda insanların başa çıkamadıkları için bilinç altına ittikleri travmaların birkaç saatlik toplantılarda kaşıya kaşıya ortaya çıkarıldığını, sonra da nasıl bu durumla yapayalnız bırakılarak ağır psikolojik sorunlar yaşadıklarını anlattığında hayretler içinde dinledim. Hatta şehir dışında yapılan bir hafta sonu eğitiminde benzer bir travmaya maruz kalarak tüm şirketin önünde katatoniye girdiği için kasılıp kalan bir yöneticiyi, eğitmen korkup kayıplara karışırken nasıl ambulansla Balıklı Rum Hastanesi´ne bizzat kaldırdığının hikayesi, tüylerimi diken diken etmeye yetti. Prizma´nın balonu patladı belki ama yarattığı boşluk hızla dolmaya ve kendisine NLP uzmanı, yaşam koçu gibi sıfatlar iliştiren bazı insanların akıllara zarar uygulamalarının hikayeleri havada uçuşmaya başladı. Kendisini birkaç hafta yurtdışına atan, iki rekat uyduruk eğitim seanslarına kapağı atıp kifayetsiz sertifikalar edinen (ki bunlar photoshop programlarında da ziyadesiyle üreyebiliyor) birtakım insanlar türedi. İşin acı tarafı, etik ve düzgün çalışan pek çok psikolog ve psikiyatrist bu insanların ´bozduğunu´ tamir etmek için uzun süreli terapiler yapmak zorunda kalıyor. Ama bu insanlar daha kendi yaşamlarına koçluk yapacak yetiye sahip değilken ortaya çıkınca ne yapacakları konusunda hiçbir fikirleri olmayan travmaları kaşımak ve bunlar hakkında ahkam kesmek konusunda oldukça ısrarlılar. Örneğin dün gece psikolog bir arkadaşım şirketi tarafından bir ´yaşamkoçu´na gönderilen 20´li yaşlardaki bir kızın ağlama krizlerine son verebilmek için sabah 03.00´e kadar seans yapmak zorunda kaldı. ´Bayan Çokbilir Yaşam Koçu´muz bir oda iş arkadaşı karşısında babasının hastalığı, ardından da ölümünün de etkisiyle üniversiteyi yarıda bırakan genç kıza "bak baban da ölmüş nasılsa, hemen istifa et git eğitimini tamamla" diye ısrarla yaptığı baskı sonucu kızcağız tüm eski acıları pörtlediği için ve Koç´un bu ısrarcı müdahalesine duyduğu öfkeyle saatler boyu ağlamış. Bunun gibi, hatta çok daha vahim en az 10 hikaye duydum şimdiye kadar. Bunların hepsinde ortak nokta, bilinçsiz iş yapan ya da etik kurallara uymadığı için İngilizce´de "malpractice, yani görevi kötüye kullanma" boyutunda hatalı çalışanların verdiği zararın pek de bir cezası olmadığı. Çünkü zaten hassas konular yüzünden bu noktaya gelen kurbanlar ya utançtan ya da bu durumla başa çıkacak güçleri zaten olmadığından seslerini yükseltemiyor. Ama ´kol kırılıp yen içinde kaldığı için´ bunları yok sayamayız. Konuya hakim olmadan, ne yaptığını bilmeden, ortaya çıkacak travmayla nasıl başa çıkacağı konusunda hiçbir fikri olmadan iş yaptığını iddia eden, eğitim veren, yaşam koçluğu yapan ´zır cahil´ kesime dur demek gerekiyor. Ancak bunlardan çok daha tehlikeli olan bir grup var ki onlara ne demeli bilmiyorum bile. Bunlar duvarlarında koca koca diplomalar asılı, havalı ofisleri, sağlam şöhretleri ve önlerinde saygıyla önlerini ilikleyen hayranları olan psikologlar, psikiatristler, eğitimciler... Bunların bir kısmı hakkında duyduklarım insanın adalet duygusunu zedeler nitelikte. Hastalarıyla ilişkiye giren terapistler mi dersiniz, onları ofislerinden kovanlar mı ararsınız, terapi sırasında kendisine anlatılan en mahrem bilgileri (ki bunlar meslek yeminleri ve kanunla bile korunurken) hastalarının aleyhine hiç tereddüt etmeden kullananlar mı istersiniz. Psikologlar Derneği, Tabipler Odası, PERYÖN gibi sivil toplum kuruluşlarının etik komiteleri, Koçluk ve Yönderlik Derneği gibi kuruluşlara sesleniyorum. Bir araya gelip ortak zemin oluşturmalı ve bir çuval incirin içindeki çürükleri ayıklamalı ve kurbanlara başvuracak sağlam ve yaptırım gücü olan bir merci yaratmalısınız. Bu hem mesleki hem de insani görevinizdir. Bu arada ben bu hikayelerden o kadar çok duydum ki artık bu konuda kitap yazmaya karar verdim. Lütfen siz de başınızdan geçen, maruz kaldığınız ya da bildiğiniz olayları paylaşın ki Türkiye´nin ilk "psikolojik tecavüz vakaları" kitabını, etik davranmayan terapistlerin öykülerini, ne yaptığını bilmeyen yaşam koçlarının, NLP´cilerin marifetleri ortaya çıksın. Belki böylece hiç olmazsa kamu vicdanı bir nebze rahatlar... Burçak Gven K. / Sabah Gazetesi / İşte İnsan |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|