Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Eğitim Bölümü » Öğretmenlere Özel » Çoklu Zeka Kuramının Pedagojik Sorunları

Öğretmenlere Özel Öğretmenler için hazırlanmış bir bölümdür...Yıllık ve Günlük Planlar, Kaynaklar, dökümanlar yer alacaktır.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 12-07-2006, 19:12   #1 (permalink)
dalgalandım da duruldum
 
abis kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Mesaj: 3,938
Tecrübe Puanı: 52
Rep Puanı: 4653
Rep Derecesi: abis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond reputeabis has a reputation beyond repute
abis is offline  
Arrow Çoklu Zeka Kuramının Pedagojik Sorunları


“Çoklu zeka kuramına göre eğitim şöyle olmalıdır” vs. türü büsbütün anlamsız cümlelerle her gün karşılaşmaktayız. Bu türden cümlelerin niçin anlamsız olduğunu ilerleyen kısımlarda genişçe ele alacağız. Bu konudan önce bazı hususlara değinmekte fayda var. Türkiye'de son zamanlarda hususiyle özel okulların reklâm için kullandıkları ve her yönüyle yabancı dil kokan lügatçe hayli gelişti. Genel olarak eğitimin her safhasında ve her çeşidinde, bu lügatçe kendini gittikçe daha fazla hissedilir kılmakta. Çoklu zeka kuramının söz konusu lügatçenin mümtaz örneklerinden biri olduğuna kuşku yok. Yeni müfredat dolayısıyla da bu kuram gündemi hayli işgal etti.

Öyle sanıyorum ki eğitimde çoklu zeka kuramına önemli bir rol biçilmesi, toplumun ekseriyeti nezdinde olumlu karşılanıyor. Dahası, yeni bir şeyleri tanıtma, uygulama, değerlendirme vs. adına yerli akademik pazar şenlenmektedir. Bu şenlikli havadan olsa gerek, izlediğim kadarıyla, -harcıa lem eleştirileri saymazsak- çoklu zeka kuramının eğitimde kullanılması konusunda etraflı bir değerlendirme yazılmadı.

I.Q.'dan Çoklu Zekaya

Bilindiği üzere, çoklu zeka kuramını ortaya atan Howard Gardner'a göre, I.Q. genel zekânın sadece sayısal (matematiksel-mantıksal) ve sözel (dilsel) olanını dikkate almaktadır. Gardner'a göre insan zihni, en az sekiz farklı zekadan müteşekkildir: dilsel, mantıksal-matematiksel, uzamsal, müziksel, bedensel-kinestetik, kişiler-arası (sosyal), içsel (kişinin içine dönük), doğaya-dönük ve var-oluşsal. Okuyucu bu zekaları, farklı yetenekler olarak da düşünebilir. Gardner, hiç beklemediği halde, kuramının eğitimciler tarafından alınması ve bir anda popüler olup uygulamaya konulması karşısında şaşkınlığını gizlememiştir. Öte yandan, eğitimcilerin hızlı bir şekilde kuramı uygulamaya koyması birçok yanlış anlamayı beraberinde getirmiştir. Bu yanlışlar öyle bir dereceye gelmiştir ki Gardner, kendi kuramı etrafında oluşturulan “mit”leri tek tek sıralayıp bertaraf etmek zorunluluğunu hissetmiştir (1995). Bir fikir vermesi için, Gardner'ın düzeltme gereği duyduğu hususlardan bir tanesini ele alalım. Gardner'a göre, bir zeka, bir öğrenme tarzı veya bilişsel bir tarz demek değildir; tarz kavramı ferdin herhangi bir şeye yaklaşımına ilişkindir, oysa bir zeka belli bir konuya dönük kapasite veya yeteneğe ilişkindir. Gardner, zeka ile öğrenme tarzı arasındaki ilişki hakkında hiçbir iddialı kuramsal laf etmez ve bu konunun deneysel çalışmalara bırakılması gerektiğini mütevazı bir şekilde söyler.

Çoklu zeka kuramına göre eğitim verdiğini iddia eden okullardaki bir sürü saçma sapan uygulama ile kuram arasında ciddi bir alaka söz konusu değildir. Bu hususta Gardner'ın verdiği örnekler hayli ibretliktir. Kimi okullarda çoklu zeka kuramı adına çocukların rasgele kollarını oynatmaları tavsiye edilmektedir; Gardner'a göre, böyle abes davranışların ne beyne ne de bedene faydası vardır. Başka okullarda matematik öğretilirken müzik çalmaktadır; Gardner için, eğer matematiğe yoğunlaşma söz konusu değilse, müzik sebebiyle gelen ses ile musluğun akmasından veya keserle çivi çakılmasından gelen ses arasında fark yoktur. Gardner'ın dikkat çektiği gibi, kuram adına yapılan çarpıtmalar o dereceye varmıştır ki, kişiler-arası (sosyal) zeka, okullarda küme çalışması veya toplu çalışma için, içsel zeka ise özgüven programları için adeta bir ruhsat olarak kullanılmıştır.

Gardner bizim için önem arz eden bir izlenimini gizlemez: Çoklu zeka yaklaşımını savunanların çoğu Gardner'ın yazdıklarını muhtemelen hiç okumamıştır. Gardner kendi kuramının okullarda uygulanması konusunda memnuniyetini gizlemiyor fakat söz konusu pedagojik yaklaşımların isabetli olup olmadığı konusunda -haklı olarak- gayet temkinli davranıyor. Dahası, Gardner'ın tespitine göre, Amerika'da çoklu zekaya göre eğitim verdiğini iddia eden okullardaki uygulamaların akıbeti meçhuldür. Yani, çoğu okul, sırf modaya uymak adına çoklu zeka uygulamalarıyla birkaç yıl oyalanmış ve daha sonra başka uygulamalara geçmişlerdir; dolayısıyla, onca gürültüye rağmen, çoklu zeka uygulamalarının ciddi anlamda olumlu bir dönüşüm gerçekleştirdiğini söylemek mümkün değildir.

Şimdi yazının başında sorduğumuz soruya geri dönebiliriz. Soru tam olarak şudur: Çoklu zeka kuramı eğitimde ne yapmamız gerektiği hususunda neden hiçbir şey söyleyemez? Birçok eğitimci çoklu zeka kuramına dayanan tek bir eğitimsel yaklaşım olduğunu sanmışlardır; Gardner'ın da açıkça kabul ettiği gibi, bu tamamen yanlıştır. Bilim felsefesi terimleriyle söyleyecek olursak, çoklu zeka kuramı —tıpkı diğer betimleyici eğitim psikolojisi kuramları gibi— hiçbir şekilde kural-koyucu (prescriptive) değildir. Yani, kuramın kendisi bize eğitimde ne yapmamız gerektiği hakkında hiçbir şey söylemez (Gardner 1995 ve 1998). Örneğin, kuram, öğrencilerin zayıf yönlerini güçlendirmenin gerekip gerekmediği hakkında bize hiçbir şey söylemez. Kuramı kural-koyucu bir yaklaşım şeklinde yanlış anlama, çoklu zekanın eğitimde kullanılmasını savunan metinlerin çoğunda karşımıza çıkar. Bu yanlış anlamanın devamı olarak, çoklu zeka kuramına göre öğrencilerin belirlenmesi ve ona göre ders verilmesi gerektiği savunulmuştur. Oysa Gardner'a göre, öğrencileri zekalarına göre sınıflandırmanın bir anlamı yoktur; öyle bir uygulama, öğrencileri fişlemenin yeni bir biçimi olmaktan öte bir şey değildir!

Çoklu Zeka Yaklaşımının Sorunları

Buraya kadar Gardner'ın kendini nasıl konumlandırdığını ele aldık. Çoklu zeka kuramıyla ilgili sorunlar, kuramın yanlış anlaşılması ile sınırlı değildir; bizatihi kuramın kendisinde ve de pedagojik uygulamalarında sorunlar vardır. Klein (1997) çoklu zekanın kavramsal olarak hayli zayıf olduğunu savunarak, çoklu zekanın, I.Q. ile ilgili zaten çok sayıda olan problem sayısını “sekiz katına” çıkarmaktan öte bir işe yaramadığını söylüyor. Klein'a göre, Gardner'ın zeka tanımları totolojiktir; örneğin, bedensel-kinestetik zekanın tanımı dansın tanımıyla nerdeyse aynıdır, dolayısıyla elimizde şu vardır: Michael Jackson iyi bir dansçıdır çünkü o iyi bir dansçıdır! Bu türden bir totoloji, kuramı zorunlu olarak doğru kılıyor fakat aynı zamanda onu bayağılaştırmış oluyor. Klein'a göre, çoklu zeka ile ilgili problem temelde I.Q. ile ilgili problemle aynıdır. Gardner her ne kadar kalıtım ile çevrenin etkileşimini kabul etse de, o da beynimizi ve yeteneklerimizi nispeten değişmez/statik olarak kurgular; beynimiz belli şekillerde çalışır, doğuştan bazı şeylerde yeteneğimiz çok daha iyidir, vs.

Klein'ın dikkat çektiği gibi, Husserl'in maksatlılık/amaçlılık üzerine söyledikleri Gardner'ın zekaların birbirinden bağımsız olduğu şeklindeki yaklaşımına gölge düşürür niteliktedir. Şöyle ki, Husserl'e göre zihinsel eylemlerimiz her zaman bir şey hakkındadır, yani bilinç daima bir şeylerin bilincidir. Bilincin iki kutbu vardır: bilme edimleri (noesis) ile bilinen nesne (noema). Çoklu zeka kuramında sorun şudur: Bilme edimlerinin çoğu matematiksel-mantıksaldır oysa bilinen nesneler farklı farklı olabilir (örneğin, uzamsal, bedensel-kinestetik, doğal veya müziksel). Gardner zekaların birbirinden bağımsız olduğunu iddia ettiği zaman, çoğu insan eylemini açıklamak nerdeyse imkansız hale gelmektedir; öte yandan, Gardner görüşünü zayıflatıp, bu zekaların bağımsız olmadığını söylerse, bu sefer de onların her birine zeka demek imkansızlaşmaktadır. Her iki durumda da Gardner'ın kuramı yetersizdir. Bununla birlikte, Klein'a göre, “bir çocuk bir zekanın karşılık geldiği alan itibariyle zayıfsa, öteki türden bir zeka yardımıyla zayıf olduğu alanı öğrenebilir” şekildeki yaygın görüş, aslında, çoklu zeka kuramıyla uyumlu değildir. Çünkü söz konusu görüşe göre, aynı konu farklı yollarla öğretilebilir; oysa çoklu zeka kuramına göre her bir zeka farklı bir alanda işlemekte ve özel bir konuya karşılık gelmektedir, yani bir zekaya karşılık gelen alandaki bir bilginin farklı bir zekaya karşılık gelen bir alanda karşılanması zordur.



Gardner, kendi kuramına nispetle yapılan çoğu pedagojik uygulamayı onaylamamıştır. Öte yandan, Gardner'ın kendisinin önerdiği pedagojik yaklaşımların (örneğin, birçok tarzla birlikte eğitim yapılması, eğitimin bireysel olması gerektiği vs.) çoklu zeka kuramıyla ilişkisi sorunludur. Çoklu zeka kuramının eğitimde kullanılmasını savunanlar, bu nüansların nerdeyse hiçbirine dikkat etmiyor görünmektedir. Bu dikkatsizlik devam ederse, bir asır boyunca I.Q. miti adına yapılan hatalar şimdi çoklu zeka kuramı adına tekrarlanacaktır ki şimdiden tekrarlanmaya başladığı da söylenebilir. Zira çoklu zekanın popüler olmasının bir nedeni herhalde “fişlemenin” doğurduğu kolaylıktır. Yeterince çalışmadığı ve emek vermediği için matematiği öğrenemeyen öğrenci, “benim zaten matematik zekam iyi değil, benim içsel zekam güçlü” dedirtilerek kendisini kandırması sağlanmış oluyor. Çoklu zeka kuramı ve onun eğitimdeki karşılığı sayılan bireyselleştirilmiş eğitim konusunu ele almaya devam edeceğim.



Kaynakça

Gardner, H. (1995). Reflections on multiple intelligences: Myths and messages. Phi Delta Kappan, 77 (3), 200-209.

Gardner, H. (1998). A reply to Perry D Klein's “Multiplying the problems of intelligence by eight”. Canadian Journal of Education, v. 23 (1), 96-102.

Klein, P. (1997). Multiplying the problems of intelligence by eight: a critique of Gardner's theory. Canadian Journal of Education, v. 22 (4), 377-394.
__________________
Yaşamak,gecenin tüm karanlığına rağmen, buğulu bir cama güneşin resmini çizebilmektir
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 00:21.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382