|
||
![]() |
|
|
| Öğretmenlere Özel Öğretmenler için hazırlanmış bir bölümdür...Yıllık ve Günlük Planlar, Kaynaklar, dökümanlar yer alacaktır. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
dalgalandım da duruldum
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Mesaj: 3,938
Tecrübe Puanı: 52
Rep Puanı: 4653
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İlkokul öğretmenimiz, anne ve babamızdan sonra ilk ciddi eğitim aldığımız, hatta kimi davranışlarını örnek aldığımız kişidir. Bir sevgi ve duygu çağlayanı olan çocukluğumuzun o saf, berrak ve samimi dünyasına hitap eden öğretmenimiz, çocuğumuzun dünyasında çok önemli bir yer tutar. Çocuğa göre dünyanın en bilgili, en başarılı insanı odur. Gerçekten böyle olsa bile yaşayışı, kültürü, aile durumu, ekonomik seviyesi farklı olan öğrencilerin oluşturduğu bir sınıfta ahengi sağlamak, sağlıklı bir eğitim vermek hiç de o kadar kolay değil. Bunu başarmak hiç şüphesiz, ciddi bir şevk, gayret ve sabır ister. Özellikle mesleğe yeni başlayan öğretmenler, öğrendiklerini uygulama sürecinde, birtakım sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Mutlaka sayısız tecrübenin ürünü olan kurallar çok önemlidir. İşte karşımızda bu kuralları geliştiren ve geliştirdiği bu kurallara “Hiç kızmayan öğretmen kuralları” ismini veren bir eğitimci duruyor. Aynı isimde bir internet sitesi ile bir kitabı da bulunan eğitimci Nedim Taktak, öğretmenliği boyunca çok farklı okullarda, farklı yaşayış biçimlerine sahip öğrencilerle muhatap olmuş. Öğretmenliği zevkli ve neşeli olduğu kadar zor ve zahmetli bir meslek olarak gören Nedim Taktak, kızmanın insanın doğasında olduğunu, dolayısıyla kızarken bile bunu hissettirmemenin önemine vurgu yaparak, “Öğretmen böyle davranıp, kızma duygularına fren koyunca, kızma olgusunu hissettirmeden geleceğe hazırladığı öğrencileri de bu duygularını frenliyor.” diyor. Kızıp sinirlenince, milyarlarca sinir hücremizin öldüğünü; sınıftaki başarının ardındaki sırrın empati olduğunu açıklayan Taktak, azarlama dili yerine empatiyi kullanmayı tavsiye ederek ayrıca sınıfta alınan kararların uygulanabilmesi için toplantı yaparak bu kararların çocuklar tarafından alınmasını sağladıklarını dile getiriyor. Başarının öğretmen, veli ve öğrenci birlikteliğinden kaynaklandığına dikkat çeken Taktak, bu konuda bazen aksamaların olduğu ve bu aksamaların bazen öğretmen, bazen öğrenci, bazen de veli merkezli olduğu üzerinde duruyor. Öğretmen kaynaklı sorunları genellikle “Sınıf öğretmeni branşında olmayan bazı öğretmenler çocuk ve velileri tanıyamıyor ya da geç tanıyorlar. Çocukların davranışlarından kaynaklanan iletişim mesajını alamıyorlar. Zor şartlarda çalışan arkadaşlarımızda agresiflik oluyor. Dolayısıyla çocuklarımızla ortak dili bulamıyoruz.” şeklinde tespitlerle dile getiriyor. Eğitimde gönüllülerin olması gerektiğine dikkat çeken Taktak, gönüllü velilerin olmadığı bir eğitim sisteminin bir yanının hep noksan kalacağına vurgu yapıyor. Öğrencilerin başarısızlıklarının öğretmen, veli ve öğrenci kaynakla gibi birçok nedene bağlı olabileceğine dikkat çeken Taktak, “Öğrenci, bazı nedenlerden dolayı herhangi bir derse karşı küsebilir, böyle bir durumda mutlaka aile desteğine ihtiyaç var.” şeklinde konuşuyor. Çocuklara ‘bey, hanımefendi’ şeklinde seslendiğinizde çocukların tavırlarında otomatik bir değişim oluyor ve çocuk sizden gelen mesajı daha bir dikkatli uyguluyor. Sınıfın bir de internet sitesi var. Site, ismini de kitaptan almış. ‘Hickizmayanogretmen.com’ sitesi velilerin katkısıyla kurulan bir site. Bu alanda kurulan ilk sınıf sitesi olması açısından önemli. Veliler site sayesinde öğrencilerinin notlarını, okula devam gibi konularda okul durumlarını anında öğrenebiliyor. Sorunları halletmek için aile tanınmalı Çocukların sorunlarının çözülmesi için ailenin tanınması gerekiyor. Bunun için aile anketleri yapılmalı. Ev reisleri ile iletişim kurularak çocukların başarıları için çözüm yolları aranmalı. Velilerle yakınlaşma için onların özel günlerine katılmalı. Çocuk ve aile arasında iletişimin daha güçlü olması için alternatif “sürpriz anneler günü” gibi aktivitelerle aile ve çocukların, duygusal iletişimlerine katkı sağlanmalı. Yakın hedeflerle çocukların iyi alışkanlıklar kazanmalarına yardımcı olunmalı. İki gün boyunca yazılarını güzel yazıp, çevreyi temiz tutan ve anne-babalarını üzmeyen çocuklar ödüllendirilmeli. Kitap okuyup raporlarını getirenlere hediyeler verilmeli. Sınıf kumbarası’ uygulaması çocuklara çok cazip gelebilir. Kumbara sisteminde zorunluluk olmamalı. Ama olumlu pekiştireçlerle çocukların ceplerindeki bozuk paraları bu kumbarada değerlendirmelerine imkan verilmeli. Çocuklar, bu güzel tavırlarının; sonra bir kitap, kalem ya da sınıfa bir şey alınarak geri döndüğünü görünce mutlu oluyor, yardımseverlik duyguları gelişiyor.
__________________
Yaşamak,gecenin tüm karanlığına rağmen, buğulu bir cama güneşin resmini çizebilmektir |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|