|
||
![]() |
|
|
| Okur Köşesi Okuduğunuz kitapları burada özetleyebilir, tavsiyelerde bulunabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Mesaj: n/a
|
Kahraman Tazeoğlu'nu dinleyenler vardır(radyo7), şiirleri ve yazıları ile yeni nesil bir şair diyebilirim Son kitabı SUSACAK VAR çıktı.Kendisiyle tanışma fırsatı da buldum. Kitabını okudum ve bazı yerleri sizlerle paylaşmak istedim. Kitabı okumanız daha iyi olacaktır.Şiir tadında yazılar bulacaksınız ![]() ....................... Zaman çok geçince ve geçmişin ömürdeki yeri artınca "kabul alanları" genişliyor. Yoklara var konuşuyor dil, gidilmezlerden gelmez oluyor ayak ve teslim oluyor insan. Sanaydı tanımlamam. İlk anın kahramanlığını giyiniyor aklım. Ellerine ve gözlerine sözüm yoktu. Başım üstünde bir çift gözdüler ve gözlerimden korunurlardı en çok. Sarılır kalırdım! Konuştun mu, hatırladın mı, anlamadın mı içime asardım isyan bayrağımı.Susar kalırdım! Herşeyi yarıda kesecek kadar kanaatsiz olurdu öfken. Kursağım tamamına doymamış heveslerle doluyken yıktıklarının harabeliği avuçlarıma yerleşirdi. Görmezdin. Bağırırdın, dilinde sanatkâr sitemler. Dinlerdim. Sana hayran, sana kızgın..Öylece kalırdım! Bakışlarında harp çılgınlığı, yönü kendine de çarpan seferler düzenlerdin. Kaybederdin. Kazanırdın. Sevinçsizliğin aynı kalırdı. Daha çoktu, daha başkaydı istediğin. Bulamamak için aranırdın, kaybetmek için sahip çıkardın, başarısızlık için zafer marşları ezberlerdin. Oysa bilirdim, az'a yetinmekti tek bilemediğin. Yaşadıkların kadar da, yaşatırdın! Gider kalırdım! Kendine acımazdın ama bir yanın acınma duygusu çekerdi. Acınırsan canımca, birşeyin kalmayacaktı. Benim acıyan yanıma tatsız, renksiz, tuzlu gözyaşları sürerdin. Azalmazdı, azardı. Ağlardın. İçine çektiğin pişmanlıklar çıkarırdın. Sözler verirdin, tutacağına dair bin yeminle. Benimse, şiirsizlikti merhemim; o da, gelmezdi elimden. Yazar kalırdım! Beni bile değiştirirken zaman; sen dokundurmazdın değişmezliğine. Korurdun, adının aslını. Sevaptın, şefaattin, iyiliktin ama banaydı anlamının her tezadı. Öyle sandığımı sandım başta. Seviyordun beni. Sonra anladım ki, sanmak azdı ve ne gelirse başa, başı sevgindi! Sever kalırdım! Faraza bu aşkta, değişmediğinle kaldın. Ben değişmezliğinle çözülüp değiştirmedim kendimi. Sabrım vardı da tükendi değil. Sabırsızdım. Sadece "kabul ettim" bana sunduğun seni. Olduğun gibi, olamadığın gibi! Olur dedim, kaldım! A.P Küçük Kız Uyanma küçük kız! Uyanma ve görme kahramanın olamayışımı! Ağlamaklı bir uykunun koynundasın. Düşten düşe düşerken nöbetleşe bir çığlık gibi irkiliyor bedenin. Bedenin titredikçe adım duyuluyor dudaklarının arasından. Sızılanır gibi, yankılanır gibi... Adım gibi eminim ki, düşlerinde bile kalabalıkların içinde kaybolmuş ruhunu bulamayan iz bilmez bir kahramanı oynuyorum. Adım gibi eminim ki, düşlerinde bile seni korkularından koruyamayacak kadar korkak bir kahramanı oynuyorum. Adım gibi eminim ki, düşlerinde bile kahramanın olmayı beceremiyorum. Uyanma küçük kız uyanma ve görme! Pişman değilim ama keşke soran gözlerine konuşmak yerine "susacak var" diye bakabilseydim. "Susacak var" diyebilseydim. Geç bir itiraf her şey. Geç gelen gerçek incitti içini. İçin için ağlamalara ittim seni. Kendi ellerimle, kendi sesimle... Yersiz susuşlarımdı seni itaatsiz konuşmalara boğan. Zamansız sessizliğimdi seni haykırışlara şahlandıran. Şimdi uyanma küçük kız! Uyanma ve görme çaresiz kahramanlığımı! Adım düşmüyor dudaklarından. Adım dökülüyor yalvaran sesinle kulaklarıma. Oysa isyandasın. Bir uyansan, meydan okuyacaksın varlığıma. Gözyaşların süzülüyor saçlarına doğru. Her bir damla dağlıyor beni. Bin parçaya ayrılmış bedenimin tek bir parçası bile dokunamıyor sana. Öyle uzağındayım ki... Ama biliyorum; beni büyütüyorsun düşlerinde. Uyanma küçük kız! Uyanma ve daha da büyüt çocukluğunu unutmuş ruhumu. Yazmıştım ya "yaşadığını kanıtladığın için teşekkür ederim" diye, hiçbir şeyle ödenmez bir varoluştu gülüşün. Kaç teşekkür az gelir bilsen ya da kaç bakış. Ölmüş bir kalemi dirilttiğini bilmedin ve görmedin hiç. Gereksiz bir suskunlukla gizledim bendeki senin gerçeğini. Kahramanın değildim, kahramanımdın benim. Bilemedik rollerimizi. Belki de bu yüzden hep şaşırdık repliklerimizi. Hep dil sürçmelerinde kaybettik aslımızı. Uyanma küçük kız! Uyanma ve görme yok oluşumu. Beni eski bir yarayla aldattığın gün anladım aslında seni ne kadar da çok sevdiğimi. "Sevmeseydim gitmezdim" dediğimde ne çok istedim seni sevmemeyi ve yanında daha çok kalmayı. Kahramanına yenilen bir yazardım ve gitmeseydim hiç yazamazdım. Ve gitmeseydim hiç yazamazdın! Uyanma küçük kız! Uyanma ve dinlensin kahramanımın küçük ve yorgun bedeni. Seni öyle seviyorum ki... A.P İçimizin Şiiri Hiçbir uyku tutmuyor gecemi... Gündüzün tamaında ise esrik bir uyuşukluk... Beni güneş tutuyor, yıldızda kervan kırıcılığı Neye aldanmayacağımı şaşırdım Ömür bu kadar uzun mu? Elden düştükçe, gözde değersiz, Yarına sahip çıktıkça, şimdide kayıtsız... İçtikçe yeminleri, sıfatımda yalancılık... Ne zaman haykırsam, hep suskun! Ne zaman sussam, geciken bir sevdalı... Var gitme benden, Bir şiir daha yazalım yaraya. Şairi zedelese de dizeler, Kabuk olur acının üstüne. Geçmese bile "denedik" deriz ve şiirimiz olur içimizde! Belki de yön değiştirir yığınlarca umudun bir tanesi. Bana kanar, beni kanayan yanlarının düşkünezen kelimeleri... Yüksek bir ihtimalin tavan arası olamazlığındayım. Çok sözlü monologlarımın sana soyunamayan kalkışındayım. Sana ölümsüzleşmenin noktadan sınıra, en tazesindeyim... Kullanılmamış bir terin içindeki tuzunda, ağzında gevelenen gerçeğin uyduruk talanındayım. Benden sonraya bırakılacak her iyinin karşısında, her kötünün kötüğündeyim. Sen gidersin, senden önceki hayat ölür; senden sonraki hayatta ölümcül hatırlanma... Sen kalırsın, kaldığınla kalamadan... Önce "sanmalar" yanılgılar arasındaki yerini aldı. Yargılar, önyargılardan temyiz edildi. Suçlar da, suçlular kadar aklandı. Şimdi'ye taşınan; zahmeti külfetli, külfeti bedelsiz biz "zaman"dı. Nelerden arta kalan, nelerin ardına kalan, nelere dayanıp da neler de yitirilen zaman. Tebessüm kadar içli, bakış kadar sarsıcı, söz kadar manzum... Olan biten, bir zamandı. Tasvirlerle izahı, tek susuşla yetersiz! Oysa zamanın öncesi, nice zamanları yağmaladı! Sığ idi; boğulmaya yetti. Derindi; bulunmayana yitti...Zamandı Var gitme. Öfkenin doruğunda bir yalnızlık demleriz. Sonra, şiir kazırız içimizden kalabalıklara... Biz izimizi şiirle sürdük, mesaflerimiz kentlerceyken. İznimiz de şiirden çıkar. Ya kalırsın, yatağında su tutar bedenimi, Ya da gidersin, adın bir kez daha kahraman olur. Senin kadar ben de kaldım sevgili. A.P |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|