Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Duygu Seli » Okur Köşesi » Sezaİ KarakoÇ'un Şİİrlerİnde GÜl

Okur Köşesi Okuduğunuz kitapları burada özetleyebilir, tavsiyelerde bulunabilirsiniz.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-08-2006, 22:12   #1 (permalink)
anubis
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Sezaİ KarakoÇ'un Şİİrlerİnde GÜl


SEZAİ KARAKOÇ'UN ŞİİRLERİNDE GÜL

"Gelin gülle başlayalım atalara uyarak
Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine"


GÜL'E DAİR

Gül; güzelliği, çekiciliği ve kokusuyla, fiziki yapısının çağrıştırdığı nesnelerle,hatta bazen garipsenecek yaklaşımlarla, milletlerin sosyal yaşantısında,kültürlerinde ve gönüllerinde yer etmiş efsanevi bir çiçektir. Dünya milletlerini doğu ve batı diye iki gruba ayırırsak görürüz ki hem doğu hem de batı milletlerinin edebiyatlarında gülün tartışılmaz bir ayrıcalığı vardır.Hele hele doğu(Arap, Fars, Hint, Türk) edebiyatlarında.
Türk edebiyatına Fars şiirinden girmiştir gül ve oldukça rağbet görmüş,her defasında başka bir duyarlılıkla tekrar tekrar işlenmiştir.
'Gül ü bülbül' mazmunu divan şiirinin en önemli mazmunudur dersek yanılmış olmayız herhalde.

Klasik şiirimizde lale,nergis,sümbül,karanfil...vb. daha başka çiçeklerden de bahsedilir.Ancak 'sevgili' tipinin hemen bütün vasıflarını taşıması ve metafizik yorumları bakımından gülün yeri başkadır ve en çok gülün adı anılır.Bazen sevgilinin yüzü bazen yanağı bazen de kulağı olur.Ya gül sevgiliye benziyordur ya sevgili güle.

Divan edebiyatıyla beraber, Türk Halk ve Tekke edebiyatlarında da oldukça işlenen gül;Tanzimat döneminden günümüze dek gelen batılılaşma süreci şiirinde de önemli bir motif olarak karşımıza çıkar.Ancak edebiyatın hemen her temasında olduğu gibi gül imajı da yer yer gelenekten uzaklaşıp öncekilerden farklı ,alegorik ve sembolik değerler kazandırılarak kullanılmıştır.Yahya Kemal'in "Hafız'ın kabri olan bahçede yeniden,her gün kanayan rengiyle açıp ağlayan gül"üyle ,Ahmet Haşim'in "Kamıştan daha nalan sonsuz iri güller"i başka başka güllerdir.Necip Fazıl'ın "Gül yetiştirenlere mahsus heves"i ,Behçet Necatigil'de "solgun bir gül oluyor dokununca".Tanpınar'ın gülü "karanlıklarda" ve "siyah açarken" ,Sezai Karakoç'ta baharın "diriliş"in muştusudur gül.


SEZAİ KARAKOÇ'UN ŞİİRLERİNDE GÜL

Sezai Karakoç'u Türk düşünce ve sanat dünyasında verdiği eserlerle ,milletinin değerleriyle ters düşmemekten öte ,onları sahiplenen ,aydın ve şair kimliğiyle tanıyoruz.'Sezai Karakoç'un şiiri' denince akla gelenek gelir. İslam kültüründen ve uygarlığından gelen birçok kavram O'nun şiirlerinde sadece motif olarak değil, yaşayan ya da yaşatılmak istenen bir değer olarak vardır.O, Tanzimattan sonra yolundan sapmış bunun içinde önemli ölçüde yabancılaşmış Türk şiirini aslına rücu' ettirmek için gayret etmiş ve kısmen de olsa bunda başarılı olmuştur.Diriliş düşüncesinden aldığı ilhamla ,bazılarının artık 'işe yaramaz','eskimiş' gözüyle baktığı ne varsa hepsini diriltmiş ve çağın dejenere ruhlarına sunmuştur.
...
Dikenler gülü mü reddediyor.
...
(Alınyazısı Saati,12. Bölüm)

İşte gül Türk aydınının 'eskiye ait' diye, eski medeniyetin içinden bir unsur diye ihmal ettiği, yok saymaya çalıştığı ,hatta korktuğu bu değerlerden biridir.

"Eskilerin gülan dedikleri (yani güller ,gülün açıldığı ay anlamında) Mayıs'ın halk diline yeni yeni girdiği 1933 yılının baharında"(1)dünyaya gelen ve çocukluk yıllarından beri geleneğin kurumaya yüz tutmuş çeşmelerinden su içen Karakoç ,daha gençlik yıllarında yazdığı ilk şiirlerle bu değerleri "gün yüzüne" çıkarma amacına yönelmiştir.Bu amaçla yola çıkan Karakoç sonraki dönemlerde de yazdığı şiirlerle geleneğin 'gül' akan çeşmelerinden en azından bir kaçını önyargısız damaklara sunabilmiştir.Üstelik akan güller çağın gereksinimlerini karşılayacak bir üslupla yepyeni kaplar içinde sunulmuştur.
1950 sonrası "şairaneliğin hor görüldüğü ,bütün değerlerin yere serildiği" bir ortamda şiir yazmaya başlayan Karakoç bir şeyler yapmak gerektiğine inanır ve şöyle bir çare bulur bu salgın hastalığa.Karakoç'u dinliyoruz:Gül kavramını yeniden diriltmenin gereğini düşünüyordum hep."Monna Rosa" (mona roza) böyle doğdu.Modern bir Leyla ile Mecnun denemesiydi bu.Bir gencin dilinden anlatılış şeklinde başladı şiir.'Rosa' bilindiği gibi 'gül' demekti. Böylece aşağılanan 'gül' kavramını yeniden gündeme getirmek istedim.Aslında modern anlamda Leyla ile Mecnun hikayesi şiirimize tekrar bu şiirle girdi denilebilir.(2)

Monna Rosa siyah güller ak güller
Gülce'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Monna Rosa siyah güller, ak güller

(Monna Rosa, Aşk ve Çileler)


Evet gülle başlamıştır şiire Karakoç ,daha ilk şiirlerinde "atalara uyarak" girmiştir kelimeler ülkesine.Monna Rosa ile başlayan gül yağmuru, diğer şiirlerinde de devam etmiş, "Zamana Adanmış Sözler'de ,hele hele Gül Muştusu'nda bir sele dönmüştür adeta.Karakoç'un doğduğu ve çocukluk yıllarını yaşadığı "Dicle'yle Fırat arasında/İpekten sedirlerinde Kur'an okunan /Açık pencerelerinden gül dolan" kasabadan (Ergani) motifler ve anılarla yüklü olan bu şiirde "gülün kültürümüzdeki yerinden yola çıkılarak yaratılan atmosfer",kendi inanç ve değerlerinin ışığında dirilişin sırrını anlatmaktadır bizlere.

Gül Sezai Karakoç'un şiirlerinde mazideki o ihtişamlı devrini ihya edecek kadar yeni yepyeni bir surette görünerek sahip olduğu yepyeni ifadelerinde canlılığıyla çarpar insanı.

Ne kadar inkar edilmeye çalışılsa da tarihe damgasını vurmuş bir uygarlığın dirilişinin sembolüdür gül Karakoç'un şiirlerinde.Baharın aydınlık günlerin muştucusudur.

...
Ölen döner ve çağırır
Gülün açışı gibi
Bahar söylenmeğe başlar
Derken kır otun diliyle
Fısıldar bir dirilişi

...

(Gül Muştusu, 2.Bölüm)
Annedir, babadır, çocuktur, "sevgili"dir, "en sevgili"dir gül Karakoç'un şiirlerinde.

...
Ve gençlik yıllarında son ışıklar perisi
Gibi gelen sevgili gül ve aynaydı sana

...

(Zamana Adanmış Sözler,Esir Kent'ten Özülke'ye)

"Doğunun açılan alın yazısı/ Yırtılan kalbim(iz)in çile çiçeğidir", gül
Diyarbekir'in, Malatya'nın, Erzurum'un, İstanbul'un, Bağdat'ın, Şam'ın,
Mekke'nin, Medine'nin kokusudur.


...
Açar bir gün elbet yeniden gönlümüzün çiçekleri
Görülmemiş fizik ötesine ait çiçekler
Mesnevi'nin, Manevi'nin
İhya'nın Mektubat'ın
İstanbul'un, Bursa'nın
Diyarbekir'in, Konya'nın
Erzurum'un, Bağdat'ın,Şam'ın
Kahire'nin ve bütün Afrika'nın
Mekke'nin, Medine'nin gülleri

(Alınyazısı Saati,11. Bölüm)

İbnü'l Arabi'nin Füsus'u, Mevlana'nın Mesnevi'si, Hallac'ın çağrısı, Nesimi'nin derisi,Hızır'ın yemesi Taha'nın yeniden dirilişidir gül.

...
Ben Hızır'ı gördüm kardeşim
...
Genellikle dağ havasını taşıyan biri
Yemesi bir gülün dirilişi
...

(Hızır'la Kırk Saat,7.Saat)

"Bülbülün ölümsüz aşkı",menekşenin yoldaşı,ay'ın yüzü,saba rüzgarının ürpertisi,'samanyolu'nun yerdeki görüntüsüdür gül.

...
Güldür çiğ gibi yağan samanyollarından
Uyanır uyanmaz güneşe saldıran doğu çocuklarına
...
(Taha'nın Kitabı,1.Bölüm)

İbrahim'in Nemrut'a vurduğu tokat,Şibli'nin Mansur'a attığı bir taştır gül.

...
Hallac-ı Mansur'un
Kur'an okuyan yüreğinden
Bir ışık kapabilir miyiz.
...
Bir taş atarak
Bir gül alabilir miyiz.
Elinde biten.
...

(Hızırla Kırk Saat,26.Saat)

"Aşk uğruna yaralanmış bir Karacadağ'lının kucağımıza yıkılışı","Her çocukta /Vakti gelince açan" bir 'çıban'dır gül.

...
Anlat anlat bu göz yaşlarını anlat
Bir gül gibi açan
Her çocukta
Vakti gelince
Doğu çıbanlarını
...
(Hızırla Kırk Saat,30.Saat)

Bazen peygamberin bazen annenin teri.Cebrail'in sınırı geçince yanan kanadı,İsrafil'in dirilten nefesidir gül.

...
Ey gök yolcusu
Yolculuğunda meleğin kanadı
Mevsimi geçmiş bir gül yaprağı gibi yanan
...

(Gül Muştusu,14.Bölüm)



"Şeyh Galip işi bir şafakta /Van Goghsu bir kırmızılık" ,Yedinci Oğul'u ölümsüzleştiren direniş aşkıdır gül.
...
Şu şapkayı çıkarıp atıyorum ırmağa
Her şeyim sizin olsun,hep sizin kesik başlar
Rüyasında örümcek başlasa ağlamağa
İçine gül koyduğum tüfek ölmeye başlar
...
(Monna Rosa,Ve Monna Rosa)

Aslını yitirmiş, kültürel değerlerinden kopmuş,başka kavimlerin maskarası olmuş,varlığından habersiz bir milletin,yeniden uyanışının,dirilişinin sembolüdür.Dirilişin sembolüdür gül.

Yaşayan hayattır
Ölmeyen insan
Gül.
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 21:24.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382