|
||
![]() |
|
|
| Okur Köşesi Okuduğunuz kitapları burada özetleyebilir, tavsiyelerde bulunabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
***MASAL***
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Akvaryum
Mesaj: 4,144
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 16393
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() MUSTAFA AYDOĞAN Lale Bahtiyar (1939), Amerika'lı bir anne ve İran'lı bir babanın kızı. İran'da doğmuş ama Amerika'da büyümüş. Asıl mekanı, Los Angeles ve Washington olmuş. Doğumundan kısa bir süre sonra anne ve babası boşanınca kendisi annesi ile birlikte kalmış ve bir Katolik olarak yetişmiş. 1964 yılında İran'a dönüşü, hayatında yeni bir dönem başlatmış. Hakkında hiçbir şey bilmediği İslam'ı ve babasının dili olan Farsça'yı öğrenmeye ve anlamaya başlamış. İran'da Seyyid Hüseyin Nasr ile karşılaşması ona yeni bir hayat vermiş ve bir idrak kapısı açmış: 'S. H. Nasr hocam oldu ve beni sufi İslam'la tanıştırdı. 1964'de tamamen değiştim." Gerek İran'da kaldığı sürede gerekse tekrar Amerika'ya döndükten sonra, Nasr'ın öğrencisi olmaya devam etmiş. Otuz yıldan fazla bir süre onun tedrisatında bulunmuş. Bahtiyar, Gelenekçi ekolün önemli isimlerinden biri. Halen Amerika'da yaşıyor. Bahtiyar, İslam dünyasında fazla tanınmamasına rağmen, otuzdan fazla esere imza atmış, sayısız konferanslar vermiş ve Amerika'da Müslüman genç kızların yetişmesine önemli katkılarda bulunmuş bir aydın, bir sufi kadın. Geçen aylarda yayınlanan İngilizce Kuran meali onu birdenbire gündeme oturttu ve tartışmaların odağına yerleştirdi. Bu meal, bir kadın tarafından İngilizce yayınlanmış ilk meal olma özelliği taşıyor. Ancak, bazı temel Kur'anî kavramları İngilizce'ye çevirirken dönüştürmelere tabi tutması İslam dünyasında tepkilere neden oldu ve geniş bir tartışma başlattı. Bahtiyar, "Müslüman", "Kafir", "İslam" ve "Din" gibi temel İslamî kavramları bir kavram olarak değil anlam olarak çevirmiş İngilizce'ye. Örneğin, 'Din' (religion) kavramını 'way of life' (yaşam biçimi) şekline dönüştürmüş. Çeviride böyle bir yöntem uygulamış olmasını ise şöyle izah ediyor: 'Batılı okurun Kur'anı anlaması için onun anlayacağı bir dille çevirmek gerekir. Böyle bir çevirinin ne anlama geldiğini psikoloji ilmine sahip olanlar iyi bilir. Ben de bir psikoloğum.' Tabii, eleştirilere temel teşkil eden husus sadece bu kadarla kalmıyor. Üç yıllık bir Arapça (Kur'an Arapçası) öğreniminden sonra meal çevirisi yapmış olması da ciddi bir şekilde eleştiriliyor. Ayrıca feminist bir bakış açısına sahip olmakla da suçlanıyor. Ama bu suçlamayı kabul etmiyor. Kendisini feminist olarak görmüyor ve eleştiri konusunda acele davranıldığını düşünüyor. Bu çevirinin Türkiye'den de eleştiri aldığını belirtelim. Lale Bahtiyar, Türkiye'de yeni yeni tanınan bir isim. İslam ve tasavvuf hakkında çok sayıda kitap yazmış olmasına rağmen Türkçe'ye bunlardan henüz (takip edebildiğim kadarıyla) üç tanesi çevrilebilmiş durumda: Bir Melek Olmak: Amerikalı Sufi Kadınlar, Hz. Muhammed'in Ashabı ve son olarak da Sufi-Tasavvufi Arayışın Dışavurumu. Bahsettiğimiz son kitap, Sufi-Tasavvufi Arayışın Dışavurumu, geçtiğimiz aylarda İz Yayıncılık tarafından yayınlandı. Aslına uygun bir baskıyla okura sunulan kitap Lale Bahtiyar'ın en önemli kitaplarından biri. Bu arada şu hususu belirtmeliyim ki İz Yayıncılık, özellikle son yıllarda, hem baskı hem de içerik açısından okura doygunluk veren kitaplar yayınlıyor. Bir kitabın, göze hitap eden, estetik duyarlığı tetikleyen boyutu, bence, içeriğin bir devamı, bir açılımı, bir tefsiri gibidir. En azından, yayınevine olan güvenimi artırıyor. Estetik çerçevesi dikkate alınmamış bir bilgi toplamı, haksızca azaltılmış, el çabukluğuna kurban edilmişçesine garipleşiyor, daralıyor sanki. Düşüncem o ki bilgi, mütemmim cüzleri ile anlam bütünlüğüne kavuşan bir şeydir. İz Yayıncılık, bunu başarıyor. Bahtiyar'ın Sufi kitabı, bu başarıya önemli bir referans teşkil ediyor. Kitap, üç bölümden oluşuyor: Mistik Dışavurumun 'Niçin'i, Mistik Dışavurumun 'Ne'si ve Mistik Dışavurumun 'Nasıl'ı. Mütercimin de belirttiği üzere kitap, Batılı okuyucuya, onun dünyasına ait kavramlarla tasavvufu anlatmak için yazılmış. Bir takım tanımlamaların (Mesela mihrabın, 'namazda imamın durduğu ve sureleri okuduğu yerdir' şeklinde tanımlanması gibi) Müslüman bir okur için fazladan sayılabilecek nitelikte olması, kitabın Batılı okuru hedef aldığının açık bir göstergesidir. Ne var ki bu durumu, kitabın kolaylığına ya da basitliğine bir gönderme şeklinde yorumlamamak gerekiyor. Aksine, ciddi birikime sahip olmayan bir Batılının kitabı anlayabilmesi hiç kolay görünmüyor. Konuların anlatımı bir takım çizim, resim ve figürlerle desteklenmiş. Bu da kitabı hem rahat bir okunurluğa kavuşturmuş hem de bir takım manaların anlaşılmasına görsel destek sağlanmış. Kitap, biraz da Batılı okur için hazırlanmış olması nedeniyle tasavvuf konusuna yeni bir yorum getirmekten çok, farklı bir çalışma olması yönüyle dikkat çekiyor. Lale Bahtiyar, tasavvufa karşı derin ilgisi ve Gelenekselci ekolle kurduğu gönül ve zihin bağı dolayısıyla temel kaynaklara gidiyor ve bu kaynakları derin bir kavrayışla yorumluyor ve açıklıyor. İlk bölümde; Vahdet-i Vücud, İnsan-ı Kamil, Yaratılış, Tefekkür ve Külli ve Cüzi Semboller gibi konular işlenmiş. İkinci Bölümde; Cem:Kuşlar Simurg, Zikir, Tehlikeler, Psikolojik Semboller gibi konular açıklanmış. Üçüncü bölümde ise; Manevi Yolculuğun Safhaları, Manevi Haller ve Makamlar, Sayılar ve Geometri, Mistik Şiir ve Harfler Bilimi gibi tasavvuf ilminin aşkın konularına yer verilmiş. "Fars minyatürlerinde gölgenin bulunmayışı, bunların, ışığı Allah'tan yansıtan Arketipler aleminden çıktığını ortaya koyar. Bu alemin altında gölgeler alemi vardır. Minyatürün ayrıca perspektifi hesaba katmayışı bu sebeptendir, çünkü perspektif Arketipler aleminden uzak, hissedilir bir fenomendir. Minyatürler, bir üçüncü boyutu da açık bir şekilde tasvir ederek sunî bir muhayyile yaratır ve kişisel keşif duygusu silinir." Sufi - Tasavvufi Arayışın Dışavurumu, Türk okurunun kütüphanesini zenginleştirecek, ona tasavvuf dünyasının genel ama esaslı bir çerçevesini verecek ve arayışlarında ışık olabilecek yorum ve sembollerle dolu. Üstadı F. Schuon gibi, Lale Bahtiyar da, Allah'a yolculukta en önemli hususun manevi bir üstada tabi olmak olduğunu ileri sürüyor. Ki bu hakikat, tasavvufun başat disiplinidir: "Kişinin sadece kendi dışındaki bir varlık vasıtasıyla faaliyete geçirilebilmesi gibi, Allah'a yolculukta, bir rehber olarak, yaşayan manevi bir üstadın aranması zorunludur." Sufi-Tasavvufi Arayışın Dışavurumu Lale Bahtiyar İz Yayıncılık, 132 sayfa Yenişafak
__________________
"Minik Japon Balığı'm"
Eğer bir gün dünya seni sıkarsa, Rabbine dönüp “benim büyük bir sıkıntım var” deme. Sıkıntına dönüp “benim ne büyük bir Rabbim var” de! Bu mesaj en son " 08-02-2007 " tarihinde saat 14:54 itibariyle TIRSAK KEDİ tarafından düzenlenmiştir.... |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|