|
||
![]() |
|
|
| Okur Köşesi Okuduğunuz kitapları burada özetleyebilir, tavsiyelerde bulunabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
***MASAL***
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Akvaryum
Mesaj: 4,186
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 17013
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() DEMOkrasi EMETİ SARUHAN Hemen hemen her on yılda bir müdahaleye uğrayan demokrasimize son müdahale Genelkurmay'ın internet sitesinde yayınlanan bir bildiri ile oldu. Benzerlerinden yayın şekli ile ayrılan ve bu nedenle e-muhtıra olarak isimlendirilen bu bildirinin ardından, her müdahaleden sonra olduğu gibi, demokrasimiz tartışılmaya başladı. Biz de çok partili siyasi yaşama geçmemizden bu yana belli bir zemine oturtmaya çabaladığımız demokrasimizi ve bu sancılı süreci anlatan kitapları araştırdık. Yazar ve akademisyenlerimize demokratikleşme sürecimizin yeterince kitaplaşıp kitaplaşmadığını ve bu konudaki favori kitaplarını sorduk. Prof. Zafer Üskül, demokratikleşme sürecimizin bir türlü sona eremediğini söylerken, bu konuda çalışmaların olduğunu ancak daha fazla olması konusunda temennide bulunduğunu anlattı. Prof. Nurşen Mazıcı ise kesintiye uğrayan bir şeyi süreç olarak adlandıramayacağımızı ifade ederek, demokratikleşme değil modernleşme sürecinden bahsetmemiz gerektiğini belirtti. Kitap tercihleri de Türkiye'nin modernleşme sürecini anlatan kitaplardan yana oldu. Doç. Serap Yazıcı, ülkemizde demokratikleşme sürecinin tamamlanmadığını fakat bunun nedeninin literatür değil uygulama eksikliği olduğunu söyledi. Gazeteci Yazar Dr. Ali Bayramoğlu ise demokratikleşme süreci ile ilgili ciddi çalışmaların eksikliğinin hissedildiğini anlattı ancak "Türkiye'de ne doğru ki, bu doğru olsun" diyerek bu durumun şaşırtıcı olmadığının da altını çizdi. PROF. DR. NURŞEN MAZICI Demokratikleşme değil çağdaşlaşma süreci Dünyada demokratikleşme süreci çok partili yaşama geçişle oluşan sürece deniyor. Bizde ise bazı bilim adamlarına göre (Örn.T.Z.Tunaya) 1908 II.Meşrutiyet ile başlar bu dönem, çünkü radikal sağdan radikal sola değin hem çok sayıda parti kurulmuş, hem de basında sansürün kaldırılmasıyla birlikte aynı geniş yelpazede çok sayıda gazete ve dergi yayınlanmaya başlamıştır. Ancak İttihat ve Terakki Partisi'nin iktidara geçmesiyle birlikte, istibdat dönemi denen II.Abdulhamit dönemini aratmayacak denli bir baskı ortamı oluşmuştur. 2.Çok partili yaşama 1924'te Terakkiperver Fırka'yla geçilmişse de, demokratikleşme sağlanamadığından 1925'te Takrir-i Sükün Kanunu ile bu dönem de sona ermiştir. 1930 Serbest Fırka ile demokratikleşme süreci tekrar denense de 100 gün sonra bu partinin kendini feshetmesiyle benzeri süreç yine duracaktır. 1946'ya gelince: Dört yıllık süre içinde bakıldığında gerçekten DP, CHP'den daha demokratik yasalar çıkarmış ve gerçekten demokrasiye geçildiği sanılmış ama ekonomi politikasındaki başarısızlıklar sonucu popülizme kayınca, hükümeti eleştiren gazeteler kapatılmış, gazeteciler tutuklanmış ve muhalefet partisi Tahkikat Komisyonu kanalıyla zapt-ı rapt altına alınmaya çalışılmıştır. Sonunda da bildiğiniz gibi Cumhuriyet tarihimizde darbe geleneği başlatan 27 Mayıs gerçekleşmiştir. Bu müdahale 1971, 1980'de demokratikleşmeyi hepten ortadan kaldıran bir tekrar biçimini alacaktır. Bu yüzden ülkemizde demokratikleşme için "süreç" sözcüğü kullanılamaz. Çünkü süreç belirli bir uzunluktaki zaman dilimini anlattığından ve bir kurumsallaşmayı gerektirdiğinden, bizim demokratikleşmemiz için bu kavram kullanılamaz. Yani bizdeki kurumsallaşma, ne otoriter bir rejim ( yani askeri rejimler) ne de demokratik bir rejim ( yani siyasi partilerin seçimle gelip seçimle gitmesi) yönündedir. Bu iki rejim arasındaki gel-gitler , siyasal kurumsallaşmayı oluşturur bizim ülkemizde. Baskısı tükenmiş olan Türkiye'de Askeri Darbeler ve Sivil Rejime Etkileri adlı yayınlanmış doktora tezimde bu saptamaları yapmıştım. Bu yüzden Türkçe yayınlanmış kaynaklar daha çok süreklilik gösteren çağdaşlama süreci üzerinedir. Örneğin S. Shaw'ın Osmanlı Tarihi ve Modern Türkiye, Niyazi Berkes'in Türkiye'de Çağdaşlaşma, Levent Köker'in Moderleşme, Demokrasi ve Kemalizm adlı yapıtları bu konuda iyi örneklerdir. Demokratikleşme sürecine ilişkin birkaç İngilizce makele de var ama, Türkiye'nin siyasal dinamiklerini iyi analiz etmedikleri için bunlarda kurulan argümanları pek tutarlı ve anlamlı bulduğumu söyleyemem. Bu yüzden de bu makalelerin yazarlarının adlarını da yazmak istemiyorum. "Neden demokratikleşme süreci oluşmuyor " sorusunu sorarsanız, "bunun yanıtı kitap ekinin tüm sayfalarını içerecek denli uzundur" derim. DOÇ. DR. SERAP YAZICI Literatür var ama uygulama eksik Demokratikleşme kavramı, bir ülkedeki demokratik olmayan rejimin herhangi bir nedenle sona ermesini takiben, temel ve siyasal hakların alanının genişletilmesini, bunların anayasal güvencelerinin güçlendirilmesini, demokratik temsili engelleyen faktörlerin ortadan kaldırılmasını ve temsil mekanizmalarının etkin hale getirilmesini ifade etmektedir. Türkiye'de 1982 Anayasasının kabulünden ve 1983'te sivil yönetime geçişten sonra, pek çok anayasa değişikliği yapıldığı halde, demokratikleşme sürecinin tamamlandığını ve pekişmiş bir demokrasinin yaratıldığını iddiaya olanak yoktur. Şüphesiz bunun nedeni, Türkiye'nin demokratikleşmesine yönelik literatürün yeterli olmaması değil, mevcut literatürde öne sürülen iddiaların anayasal ve yasal reformlara tamamen yansıtılmamış olmasıdır. Türkiye'nin demokratikleşme sürecindeki sorunları ele alan aşağıdaki çalışmalar ilgililere yol gösterici olabilir. Ergun Özbudun'un "Çağdaş Türk Politikası Demokratik Pekişmenin Önündeki Engeller" kitabı, Türk siyasetinin temel meselelerini teorik ve karşılaştırmalı bir perspektifle incelemekte ve Türkiye'de pekişmiş bir demokrasi yaratılmasını engelleyen faktörleri konu almaktadır. Eserin özellikle odaklandığı konular, demokrasinin askeri müdahalelerle çöküntüye uğramasına yol açan faktörlerle bu müdahalelerin siyasal sonuçları, demokrasinin yeniden inşasında ortaya çıkan güçlükler, askerin siyaset sürecindeki rolü, parti sisteminin yapısı ve bu sistemin parçalanmışlığından kaynaklanan sorunlar, şeklinde özetlenebilir. Fazıl Sağlam'ın "Siyasi Partiler Hukukunun Güncel Sorunları", Türkiye'de siyasi parti hürriyetinin sorunlarını, bu hürriyetin geniş güvencelerle donatıldığı Avrupa demokrasileriyle karşılaştırmalı olarak incelemekte ve Siyasi Partiler Kanununda ne tür reformlar yapılması gerektiğine ışık tutmaktadır. Zafer Üskül'ün hazırladığı "Türk Demokrasisi'nde 130 Yıl (1876-2006): Prof. Dr. Bülent Tanör'ün Anısına 'Türkiye'de Demokratikleşme Perspektifleri' 10. Yıl Güncellemesi". Prof. Bülent Tanör'ün 1997 ve 1999'da TÜSİAD için hazırladığı demokratikleşme perspektifi raporlarını esas alan bu çalışma, geçen 10 yılda Türkiye'nin demokratikleşme yolunda yapabildikleri ve yapamadıklarına ışık tutmaktadır. Nilüfer Göle'nin, Türk demokrasisinin temel meselelerinden biri olan, demokratik kültürün oluşumuna değerli bir katkı sağlayan "Modern Mahrem, Medeniyet ve Örtünme" çalışması, özellikle din hürriyetinden kaynaklanan başörtüsü meselesinin laik bir düzeni yıkmayı, şeriata geçmeyi hedeflemediğini ortaya koymakta, böylece bu meselenin çözümüne liberal bir bakış açısıyla katkı sağlamaktadır. Türkiye'nin anayasal meselelerini analitik bir perspektifle değerlendiren "Anayasal Özgürlük" Mustafa Erdoğan'ın kitabı. Bu çalışma, temel hak ve hürriyetlerin alanının genişlemesi, bunların anayasal güvencelerinin güçlendirilmesi, böylece gerçek bir hukuk devletinin yaratılması konusunda neler yapılması gerektiğini incelemektedir. Ece Göztepe'nin, "Anayasa Şikayeti" çalışması, hukuk devletinin temel güvencelerinden olan, anayasaya uygunluk denetiminin etkin hale getirilmesini sağlayan, Almanya, İspanya ve Avusturya gibi ülkelerdeki anayasa şikayetinin, bu ülkelerdeki uygulanma biçimini konu almaktadır. Böylece, bireylerin anayasa yargısına müracaatını sağlayan anayasa şikayeti mekanizmasının, Türk hukuk sistemine kazandırılması konusunda ihtiyaç duyulacak verileri okura sunmaktadır. ALİ BAYRAMOĞLU: Demokrasi üzerine çalışma olmaması şaşırtıcı değil Türkiye'nin hem içinde yaşadığı demokratikleşme sürecini hem de Avrupa Birliği ile yaşadığı süreci ele alan çalışmalar çok kısıtlı. Üniversitelerde yapılan araştırmalar bu temaya çok uzak. Buna karşılık daha çok kamuoyu araştırmaları şeklinde halk tepkisini ölçen ve halk tepkisinden hareketle demokratikleşmeyi yorumlayan çalışmalar yapıldı ki bunlar kalıcı olmayan çalışmalar. Bunlar dışında bir iki çalışma var. Biri Tesev'in demokratikleşme ile ilgili çalışmaları. Ferhat Kentel'in milliyetçilikle ilgili bir çalışması çok yeni bitti. Uzun süren bir saha çalışmasıydı. Suvai Aydın'ın demokratikleşme süreci ve devlet algısıyla ilgili, demokratikleşme sürecinde insanların devleti nasıl algıladıkları, bu algılamanın demokrasi sürecine nasıl yansıdığıyla ilgili "Amacımız Devletin Bekası: Demokratikleşme Sürecinde Devlet ve Yurttaşlar" çalışması var. Bu tür toplumun içindeki dalgaları ve eğilimleri demokratikleşme karşısında gösteren çalışmalar çok sınırlı. Kopenhag kriterleri ve bunların hukuki ve siyasi sisteme etkileri üzerine yapılmış bir kitap çalışması hiç yok. Ama mesela ordu üzerine bir dizi kitap çıkmış. Ya da aşırı siyasi pozisyon kitapları var. Ancak bu durum çok şaşırtıcı değil. Türkiye'de ne doğru ki bu olsun. ZAFER ÜSKÜL: Kaynaklara ulaşmak sorun Türkiye'de demokratikleşme süreci, adı üstünde süreç, sürüyor zaten, hiçbir zaman tamamlanmıyor. Demokrasi sorunu Türkiye'de tartışılıyor. Belki daha çok üzerinde durulması lazım. Bana göre Türkiye'de aslında sosyolojik araştırmaları daha çok yapmak gerekiyor. Özellikle alan araştırmalarını. Fakat bu konuda da hiç yayın yok diyemeyiz. Demokrasi konusunda çalışmalar var ama belki bunlara ulaşma konusunda sıkıntılar olabilir. Çünkü çok sayıda kitap yayınlanıyor, insanların yeteri kadar haberi olamayabiliyor bu kitaplardan. Bunlar içinde demokrasi ile ilgili olanları var. Demokrasi süreci hakkında Bülent Tanör'ün önemli çalışmaları oldu. Tevfik Çavdar'ın "Türkiye'nin Demokrasi Tarihi" adlı iki ciltlik bir çalışması var. Tüsiad'ın raporları var. Bunlar arasında benim hazırladığım "Türk Demokrasisi'nin 130 yılı" adlı bir kitabım var. Daha fazla olmasını temenni ederiz elbette. Yenişafak
__________________
"Minik Japon Balığı'm"
Eğer bir gün dünya seni sıkarsa, Rabbine dönüp “benim büyük bir sıkıntım var” deme. Sıkıntına dönüp “benim ne büyük bir Rabbim var” de! |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|