|
||
![]() |
|
|
| Okur Köşesi Okuduğunuz kitapları burada özetleyebilir, tavsiyelerde bulunabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Banlı Züpper Moderatör :)
![]() ![]() ![]() Giriş: May 2007
Konum: C:/Program Files/WINDOWS/system32
Mesaj: 421
Tecrübe Puanı: 5
Rep Puanı: 350
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() |
Benim okuduğum 60 sayfalık bir kitaptı. Boş zamanımda okuyup bitireyim diyerek okumuştum. 60 sayfa biraz az ama elime böyle geçti ben de okuyayıym dedim. Bilmem daha ayrıntılısı var mıdır... Çok etkiledi kitap doğrusu beni. Aklımda kalanını buraya yazdım. Biraz daha uzundu ancak bu kadarını yeterli gördüm asıl konu burada. Okuyun sizi de etkileyecektir.Yazarın adını hatırlamıyorum. Kusuruma bakmazsınız artık : ) İnsan Neyle Yaşar? 1800’lü yıllarda İngiltere’de yaşayan bir adam varmış.Adamın adı Simon’mış.Adam ve karısı çok iyi insanlarmış ve kimseye zararları dokunmadan kendi hallerinde yaşarlarmış.Ancak maddi durumları oldukça kötüymüş.Öyle ki bir kış boyunca karısı ve Simon tek bir koyun derisi manto ile gezmişlerdir.Bunların kendi hallerinde bir de evi vardır.Simon’ın mesleği ayakkabıcılıktır. Simon bir gün koyun derisi almaya gider.Ancak az bir miktar parayı içkiye harcar.Ayrıca Simon’a borcu olan adam da borcunu ödememiştir, deriyi alamaz.Sonra evine gitmek için kilisenin arasından dönerken kilisenin arkasına geçmiş, duvara yaslanmış masumca ona bakan çıplak bir adam görmüş.Simon en başta adam gibi adam olsa çıplak olmazdı diye aklından geçirerek ona yardım etmez.Sonra tam orayı dönecekken “Simon sen ne yapıyorsun! Bu soğukta yaşanacak hava mı” diye aklından geçirir ve adamın yanına gider.Üzerinde olan ceketi ona verir.Çünkü içki kendisini ısıtmıştır, hiç üşümüyordur.Adamcağızı eve götürür.Karısı en başta Simon’a kızar, bilip bilmediğin adamı niye alıyorsun eve! Çabuk at onu dışarı! Gibi sözlerde bulunur.Ancak Simon atmaz.Bize yemek getir der.Yemeği getirdiğinde yabancı adam ona öyle bir gülümser ki kadının içi ferahlar. Sonra Simon bu yabancıyla tanışır.Simon: -Yabancı adın nedir? -Michael -Neden taş gibi oturuyorsun? Hiç gülmüyorsun ağlamıyorsun? -Tanrı beni cezalandırdı. -Neden? -Söyleyemem. -Pekâlâ senin fikrin, sen bilirsin. Simon adama ayakkabıcılığı öğretir.Adam işi çok iyi kavramıştır ve 1 haftada adam işinde ustalara bile fark atmıştır.Michael sayesinde kısa sürede Simon’ın işleri yerine gelmiştir. Bir gün zengin bir adam gelir ve Simon’ın hiç görmediği kadar kaliteli bir deri getirir.Sonra bundan bir bot yapılmasını istediğini söyler Michael işi kabul eder.Adam çıkarken arkasına dönüp bakar ve: -Eğer işinizi yapamazsanız hepinizi astırtırım! Michael deriyi alır ve bot yerine bir terlik diker.Sonra bir görevli gelir ve adamın botunu almak istediğini söyler.Michael annesi onun öldüğünü cenaze için terlik gerektiğini söyledi.Buyur terlikler der adama ve adam terlikleri alır gider. Bir gün müşteri olarak yanında 3 kız, biri topal bir bayan gelir.Sonra onlara güzel botlar dikmesini söyler.Sonra Michael kızları çok tatlı bulur.Kızlar ikizdir.Bayana Michael şöyle bir soru sorar: -Nasıl böyle oldu? Çok tatlı kızlar... Neden biri topal? -Annesi ölünce annesinin cesedi onun bacağına düştü…Ondan dolayı der ve acı içinde içini çeker… -Siz onun annesi değil misiniz? -Hayır ben onları evlatlık edindim ama çok seviyorum..Onlara bir şey olsa ben de ölürüm. Kadın gittiğinde Michael’ bir anda bir nur olur.Ev çok parlaktır.Sonra Simon: -Ne oluyor Michael? Neye dönüştün sen? -Size anlatmadığım hikâyemi anlatacağım: Ben aslında bir melektim.Cennette yaşıyordum.Bir gün Tanrı beni bir annenin canını almam için görevlendirdi.Ben gittim.Anne beni görünce çok korktu bana yalvardı.Ben de canını almadım.Tanrı’ya açıkladım.Ve Tanrı bana ceza verdi.Canını al o annenin, sonra da İnsan neyle yaşar? Bunu öğren dedi ve ben her gülümseyişimde bunları öğrendim.Anladım ki insan sevgiyle yaşıyor.Cezam kalktı!Ve bir anda yükselerek uçar gider. |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|