Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Duygu Seli » Okur Köşesi » Oğlum ateist öldü, daha önce neredeydiniz?'

Okur Köşesi Okuduğunuz kitapları burada özetleyebilir, tavsiyelerde bulunabilirsiniz.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 03-11-2008, 17:58   #1 (permalink)
Rektör
 
Giriş: Mar 2007
Konum: İki Kelime arasında.
Mesaj: 7,303
Tecrübe Puanı: 156
Rep Puanı: 14725
Rep Derecesi: AnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond reputeAnubiS has a reputation beyond repute
AnubiS is offline  
Wink Oğlum ateist öldü, daha önce neredeydiniz?'


'Oğlum ateist öldü, daha önce neredeydiniz?'

Sızıntı 30 yaşında... Zaman zaman burukluklar yaşansa da kâinat kitabını ‘esma’ nazarıyla okutma hedefinden hiç geri kalmadı. Hepsinden önemlisi; milyonların ona verdiği emek asla unutulmadı, unutulmamalı da!..


‘Sizlere ne kadar dua etsem azdır; sayenizde ailemle kulluğun zirvelerini bulduk. Ancak aynı ölçüde kızıyorum. Niye, büyük oğlum ateist ölmeden önce bize ulaşmadınız?...’ Şubat 1979’da yayın hayatına merhaba diyen Sızıntı’ya gelen okur mektuplarından biri böyle sesleniyordu. Asker emeklisi babanın feryadını okuyan Fethullah Gülen Hocaefendi hıçkırıklara boğuluyor. O hâliyle arkadaşlarına dönüp “İmanın hangi kalbe, ne zaman gireceği belli değil.” diyebiliyor sadece…

Eylül rüzgârlarına, Şubat soğuklarına aldırmadan hakikat seyrine devam ediyor, Sızıntı. Mütevazı ruhların gayretiyle Meksika’dan Endonezya’ya kadar dünyanın dört bir yanına ulaştı. Başarıyla çok takdir kazandı; ama erişmesi gereken o kadar çok mekan ve gönül var ki… Şimdilerde ‘bizim de kendimiz olduğumuz günler’in arayışıyla yenilenen ülkülerle yoluna devam ediyor.

İNANMANIN GERİCİLİK SAYILDIĞI SENELER

70’lerin Türkiye’si… Üniversiteler, liseler hatta ortaokullarda bile siyasî çatışmalar sahneleniyor. Pozitivist, Marksist fikirler ve Darwin Teorisi dokunulmaz kutsallar. “Madem her şeyi Allah yarattı, O’nu kim yarattı? Allah’ı niye göremiyoruz? Azrail bir anda o kadar insanın canını nasıl alıyor?” tarzı sorularla genç dimağlar zehirlendikçe zehirleniyor.

Fen derslerine giren çok sayıda öğretmen, kâinattaki mükemmel işleyişi hep “tabiat ana”ya bağlıyor. “İyi de bunlara ‘ol’ diyen bir Allah var!” diyenler gericilikle suçlanıyor. Tahripkâr düşüncelere sınırlı bilgisiyle direnmeye çalışanlar çoğu zaman mağlup… Bir büyük insanın dediği gibi; küfür artık bilimle yol alıyor, neşriyatla yayılıyor. Bunlara karşı zaman zaman iman davasını savunan gazeteler ve dergiler yayımlansa da istenilen etkinliğe bir türlü ulaşamamış. Diğerlerinden üslubuyla, mizanpajıyla, yazılarıyla farklı yeni bir derginin yayımlanmasıysa elzem. Ama kim ve nasıl yola çıkacak?

ZUHUR’DAN SIZINTI’YA

Türkiye Öğretmenler Vakfı (TÖV) çatısı altında toplanan bir avuç insan da aynı sıkıntıdan muzdarip. Önlerinde Fethullah Gülen Hocaefendi, bir an önce harekete geçmenin telaşını yaşıyor. Evvela ‘Zuhur’ isimli bülten doğuyor. Ancak 5 sayı yayımlanıyor; çünkü istenilen etki sağlanamıyor. Hocaefendi daha ötesini, hatta 60’larda Kemal Ural’ın yayımladığı, Risale-i Nur’dan bölümlerle süslü ve beğeniyle takip ettiği ‘Şule’ dergisinin de daha ilerisini arzuluyor.

Neticede Hocaefendi’yle birlikte Abdullah Aymaz, Şerafettin Kocaman, Dr. Kudret Ünal ve Mehmet Atalay amatör ruhla yola çıkıyor. Kısa sürede derginin muhtevası belirleniyor: Başyazı, hayatın inceliklerini sergileyen ilmî makaleler, sonraları ‘Ölçü veya Yoldaki Işıklar’ ismiyle kitaplaşacak özlü sözler; edebî ve tarihî yazılar, zihin bulandıran pozitivist sorulara verilen ruhları rahatlatıcı ilmî cevaplar…

Yazısını ilk getiren ve arkadaşlarının önüne bırakıp tevazuyla “Bakın, işinize yararsa kullanırsınız.” diyen kişi, Hocaefendi. Şerafettin Kocaman’a göre o hareket Sızıntı’da yazmanın ana çizgisini ortaya koyan ilk mesajdı: Kimsenin yazısı kutsal metin değildir. Tüm eserler ekiptekilerin tenkidine açıktır. Arif Sarsılmaz’a göre bu davranış, muhtemel yazarlık enaniyetlerine daha ilk anda set çeker.

İddiasız, mütevazı bir isim de bulunur dergiye: Sızıntı. Ressam Tamer Bey logo için alternatifler hazırlar ve Hocaefendi’nin beğenisine sunar. Zamanla evlerin, kahvelerin ve araçların duvarlarını, camlarını süsleyecek ‘boynu bükük, gözü yaşlı çocuk’ resmi de, Mehmet Akif’in “Merhametin yok diyelim nefsine/ Merhamet etmez misin evlâdına?” mısraları eşliğinde kapağa yerleştirilir. Yazılar hazırlanırken bırakın kelimeyi, harf hatasına dahi düşmemek için azamî dikkatle çalışılır. Çünkü, eldeki teknik imkânlar iptidaîdir ve tek bir harf hatası için en az yarım gün uğraşmak gerekmektedir.

NİHAYET DERGİ BASILIYOR

Matbaa işleriyle Şerafettin Kocaman ilgilenir. Öğleden önce okulda öğrencileriyle, sonrasında dergi için basımevlerinde koşturmaktadır. Kendi tabiriyle amatörlük her hâllerine yansımıştır: “Karınca Matbaası vardı, İzmir’in en gözde basımeviydi. Kaç defa kapısını aşındırdım hatırlamıyorum.”

Yazı heyetinin maddî beklentisi yoktur; ama teknik işler masraflıdır. En büyük problemlerden kâğıt sıkıntısı, Naci Şençekiçer’in yardımıyla birkaç sayı için aşılır. Sonrasında çalışanların himmetine başvurulur. Biraz para birikince devreye Hacı Kemal Erimez girer ve Ankara’ya kadar gidip bir matbaa makinesi satın alır. 12’nci sayıdan itibaren Sızıntı kendi imkânlarıyla çıkar.

48 sayfalık ilk sayı 6.000 basılır. Kısa sürede olumlu sinyaller alınır. Tabir yerindeyse dergiye herkes sahip çıkar. Her satırın altı çizilir. Okuyucu mektuplarının sayısı sürekli artar. Merak o raddeye varır ki gelecek sayıların muhtevaları ısrarla sorulur.

Ancak birkaç sayı sonra heyettekiler yazma konusunda tıkanma hisseder. Hocafendi’nin ‘okumazsanız yazamazsınız’ teşhisi uyarınca edebî eserlerin listesi çıkartılır ve toplu programlar düzenlenir. Haftalık toplantılar da yazı ve okuma üslubuna katkı sağlar.

DARBE DÖNEMİNDE YAYININI SÜRDÜRDÜ

Dergi 1,5 yaşındayken 12 Eylül askerî darbesi gelir. Toplumu derinden vuran süreç Sızıntı’yı sekteye uğratmaz. Çünkü siyasete bulaşmama çizgisi hep korunmuştur. Maksat sadece Allah’ı anlatmaktır. Hatta bu uğurda tepkileri önlemek için O’nun ismi dahi kullanılmamıştır. Bu yaklaşımın bir semeresi de, derginin Millî Eğitim Bakanlığı tavsiyeli yayımlar arasına alınmasıdır.

Turgut Özal döneminde fikir ve inançlar üzerindeki baskı yumuşayınca Sızıntı’nın erişim alanı daha da genişler. Kütüphanelere, hapishanelere dağıtılan derginin ‘anlatma’ çabası kısa zamanda makes bulur. Devrin en gözde iletişim kanalı TRT’ye reklâm dahi verilir. ‘Sevgi ve hoşgörünün dergisi’ sloganı ilk kez bu reklâmlarda kullanılır. Ancak çoğu kimsenin evinde televizyon bulunmadığından, reklamı görmek için kahvehanelerde saatlerce beklenir.

29’UNCU YILI GERİDE BIRAKIRKEN...

Siyasete girmese de siyasi hareketlilikten etkilenir Sızıntı. Özellikle 28 Şubat sürecinde MEB’in tavsiye kararını kaldırması bunlardan biridir. Ama Hocaefendi bunu çok dert etmez. Asıl problem, yıllar geçtikçe dergiye gösterilen ilgisizliktir. Başyazı ve Kalbin Zümrüt Tepeleri bölümleri hariç diğer kısımlara gerekli ehemmiyet verilmemektedir. Oysa Sızıntı, geldiği noktada sayısız insanın alın teri ve duasıyla yoğrulmuş bir maziye sahiptir. Neticede en sıkı dönemlerde dahi yazı heyetlerini aksatmayan ızdırap insanı, başyazılarına ara verir. Israrlı davetler ve tazelenen ivmeyle başyazılarına tekrar kavuşur Sızıntı.

Hasrete son veren Şubat sayısındaki başyazıda dergiye nasıl baktığını ve bakılması gerektiğini de ortaya koyuyordu Fethullah Gülen Hocaefendi: “Ben onun hâlâ ruhunu yitirmediğine inanıyor, daha uzun süre sesimize soluğumuza tercüman olabileceği düşüncesiyle oturup kalkıyorum. Zaman her şeyi soldurup tesirsiz hâle getirdiği gibi bir gün onun da böyle bir hükm-ü kazaya maruz kalacağı izahtan vârestedir; ama ben ona hissiyatımıza tercüman olması istikametinde ve Hakk’a bakan, Hakk’ı gösteren hizmetlerinde uzun ömürler dilemeyi bir vefa borcu biliyorum.”



SIZINTI’NIN VAZİFESİ ASLA BİTMEZ

Sızıntı Dergisi İmtiyaz Sahibi Şerafettin Kocaman:
HOCAEFENDİ YAZI HEYETLERİNİ ASLA TERK ETMEDİ

Hocaefendi arandığı dönemlerde dahi yazı heyetlerini aksatmadı. Bu bize güç verdi. Çünkü Ona göre Allah’ı anlatmada Sızıntı büyük görev ortaya koyuyordu. Toplumda herkese ulaşabiliyor, her yere girebiliyordu. Özellikle başyazılar ve orta sayfalar daha ilk günlerden dikkat çekti. Her seferinde başyazıyı kim yazıyor sorularına muhatap oluyorduk.


Kaynak Yayın Grubu Genel Yayın Yönetmeni Reşit Haylamaz:
KAİNATI DEĞİŞEN BİLİMSEL GELİŞMELERLE TEKRAR TEKRAR OKUMAK LAZIM

Bir yerde her şeyi gerçekleştirdik derseniz, orada işin miadı dolmuş demektir. Bu sebeple Sızıntı’nın daha yapacak çok işi var. Kâinat kitabını okuma yöntemiyle hareket eden Sızıntı’nın görevi asla bitmez. Tabii, bilim ve teknolojideki gelişmelere ayak uydurmak lazım. Kimilerine göre artık böcekten, kuştan ve bitkiden verilen misallerle Allah’ı anlatmak sıradan gelebilir; ama ‘Esma’nın yansımalarında her zaman keşfedilecek yenilikler vardır. Bunları da Sızıntı’ya tekrar tekrar yansıtmak gerekir.

Aksiyon
__________________
“Bâki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş...”
Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-11-2008, 21:09   #2 (permalink)
Sahip :p
 
Tunaltay kullanıcısının avatarı
 
Giriş: Nov 2006
Konum: Fildişi Kule/Onuncu Köy
Mesaj: 10,987
Tecrübe Puanı: 100
Rep Puanı: 13548
Rep Derecesi: Tunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond reputeTunaltay has a reputation beyond repute
Tunaltay is offline  
Varsayılan


Sızıntı harika bir dergi. Okumak lazım.
__________________
Herşeyi bilirim mi diyor gençlik? Herşeyi yaparım mı diyor ihtiyarlık?





Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 00:04.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382