Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Günün Ayeti:
Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını bulup düzeltin ve Allah'tan korkup sakının. Umulurki esirgenirsiniz.
Hucurat Suresi, 10
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Duygu Seli » Okur Köşesi » İstanbul’un Fatih’i sözün de padişahıydı

Okur Köşesi Okuduğunuz kitapları burada özetleyebilir, tavsiyelerde bulunabilirsiniz.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 11-25-2006, 18:58   #1 (permalink)
anubis
 
Mesaj: n/a
 
Post İstanbul’un Fatih’i sözün de padişahıydı


İstanbul’un Fatih’i sözün de padişahıydı



Her kitabın, hayata bir müdahale olduğu tezi, inkâr edilmez bir gerçek olarak önümüzde duruyor. Buradaki ‘müdahale’ sözcüğünün, dilimizdeki yaygın anlamıyla kullanılmadığını söylemeye gerek var mı? Birçok kitabın hayatı zenginleştirmek, güzelleştirmek, anlamlı kılmak, bereketlendirmek suretiyle ona bir nevi müdahale ettiğini söylemek niyetindeyim.
Herhangi bir şekilde kişioğlunun hayatına katılmayan, karışmayan yani ona müdahil olmayan bir kitap tasavvur etmek güç. Çünkü bir kitap, en azından onu yazan kimsenin yaşantısında, şöyle ya da böyle, bir anlam halkası olmaktadır.

Geçtiğimiz aylarda yeniden yayınlanan ve üzerinde hak ettiğince durulmadığını düşündüğüm Fatih Divanı ve Şerhi (Hazırlayan: Prof. Dr. Muhammed Nur Doğan, İstanbul, Yelkenli Yay., 260 s.+ divanın tıpkı basımı), salt şairinin hayatında değil, asırlar sonra bugün kitaptaki şiirlerle göz göze gelen okuyucunun da duyuş ve düşünüşünde yeni bir ufuk olmaktadır.

‘Fatih Divanı’ adıyla yayımlanmış olmakla beraber, kitaptaki şiirler, bilinen anlamıyla mürettep bir divan oluşturacak sayıda ve evsafta değil. Kitapta hepi topu 83 parça şiir bulunmaktadır. Bunların 71 tanesi gazel formundadır ve çoğu beş beyitten oluşmuştur. Kalanı ise kıtalar ve müfredler. Bunca az söylemenin/yazmanın iki sebebi olabilir: Ya kitabı hazırlayan Prof. Dr. M. Nur Doğan’ın belirttiği gibi, Fatih’in bütün şiirleri bulunmuş/ortaya çıkmış değil ya da büyük padişah devlet umurundan ancak fırsat bulup bu kadarcık şiir söyleyebilmiştir. Bunun ardından, Prof. Dr. Doğan’ın şu görüşünü tümüyle paylaştığımızı hatırlatalım: “Hacim olarak ancak bir divançe oluşturan bu şiirler, duygu ve düşünce bakımından oldukça gelişmiş bir sanatkâr şahsiyetin renkli, samimi ve orijinal akislerini taşımaktadır.” (s. 10) Fatih’in şiirlerinde, yaşadığı çağın hâkim şiir anlayışının ve zevkinin tüm özelliklerini, hünerlerini, sanatlarını, mazmunlarını görmek mümkündür. Bunu şunun için söylüyorum; Fatih, döneminin üst seviyedeki şiir beğenisini ve estetiğini yakinen bilmektedir. Bununla birlikte, o zamana kadar oluşan Türkçe şiir külliyatından bihakkın haberdardır. Bugün bize kadar ulaşan şiirleri, bunları düşündürüyor.

Büyük atamız Fatih’in, milletinin edebiyat diline son derece vâkıf, onun inceliklerinden haberdar; kullandığı kelimelerin anlam ayrımlarına âşina, o zamanın şiirinde muteber olan söz ve mana sanatlarının cümlesine hâkim bir söz sultanı olduğu anlaşılmaktadır. Söz gelimi, cinas sanatını başarıyla yansıtan şu beyit: “Bizümle saltanat lâfın idermiş ol Karamanî / Huda fursat virürse ger kara yire karam anı” (s. 250)

Öte yandan Fatih, söylediği gazellerin edebî kıymetinin farkındadır. Bir beytinde şöyle der:

Bu kelâm ile Nizâmî işidürse sözüni

İlteler sana hased Sa’di vü Selman bu gece



Şairin iması şu: “Öyle güzel söylüyorsun ki Fatih, sözün öyle etkileyici ki, İran şiirinin üç büyük üstadı, böyle belîğ sözler söylediğini yani kelâmın da padişahı olduğunu duysalar, sana hased ederler, kıskançlıklarını hemen bu gece düş arasında bile iletirler sana.”

Fatih’in şiirlerini okurken, İstanbul’u fetheden o büyük, mehâbetli hükümdar imajı, yerini âşık, hüznengiz, melâli anlamış ve anlatabilen nezaketli, zarif bir şair hayaline bırakıyor. “Gâh gözü al kan, gâh hâli perişan” hüznâver bir şair. Kendisi de, bu hâletin yansıması olan görüntüyü hissediyor ki şöyle söylemektedir: Âşnâlar gözlerüm yaşın görüben havf ider.

Divanı baskıya hazırlayan yani şiirleri günümüz Türkçesine aktararak ve beyitlerin çoğunu şerh ederek anlaşılmasına, anlam katmanlarının ortaya çıkmasına katkıda bulunan, okura yol gösteren Prof. Dr. Muhammed Nur Doğan’ın işini bihakkın yaptığını da söylemeden geçmek olmaz. Genişçe birikimi ve sahanın bilgilerinden haberli oluşu; şiirleri günümüz Türkçesiyle söyleyişinden, açıklamalarından, beyitlerin okunuşundaki hassasiyetinden ve metni tamirinden anlaşılmaktadır.

Kitabın hazırlanışındaki genel titizliğe ve uzmanlığa uymayan bir noktayı da belirtmek gerekir. 51 numaralı gazelin günümüz Türkçesine aktarılışında ve şerhinde bir karışıklık olmuş. Şöyle ki, gazelin 3. beyti, 4. beyit olarak çevrilip şerh edilmiş. Üçüncü beyit yerine ise asıl metinde olmayan bir beytin çevirisi ve izahı yapılmış. Haliyle 4. beyit atlanmıştır. Bu, bir sonraki baskıda düzeltilmesi gereken mühim bir karışıklık. Kitabın baskısıyla, biçimsel özellikleriyle ilgili olarak küçük bir hatırlatma: Kitabın sonuna konan açıklama notları, bir punto büyütülüp sayfa altlarına konulabilseydi istifadesi daha kolay olurdu.

Son söz şu, cihan devletinin padişahı da olsa bir kişi aşkın aleviyle ve sözün büyüsüyle yeni bir kişilik olarak karşımıza çıkabiliyor. “Bir şâha kul oldum ki cihân ana gedâdur/ Bir mâha dutuldum ki yüzü şems-i duhadur” diyerek büyük ve asıl sevgiliden şiirin ateşîn diliyle haber veren Fatih’in bu fazlaca bilinmeyen portresini, küçük divanındaki gönül okşayan gazellerinde görebiliriz.

Şu birkaç mısra bile ulu sultanın şairlik yolunda da nice mertebeler katettiğini göstermiyor mu?


Pes nedür dünyâ içün bu kuru gavgâdan murâd



Hor bakma dil-i virânuma ışka nazar it



Bu melâhat bu letâfet kim nigârâ sende var

Her niçe âkil varursa kûyuna şeydâ gelür




Avnîyâ gerçi ölüm dünyede müşkil işdür

Gamze-i dilber ile biz anı âsân iderüz




Halk-ı âlem hilâli gözedür illâ ben

Kaşların seyr iderem özge temâşâ olmış



TURAN KARATAŞ
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 22:46.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382