|
||
![]() |
|
|
| Şiir Sizleri duygu seline salacak şiirleri sunuyoruz... |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Acemi Öğrenci
Giriş: Oct 2007
Mesaj: 4
Tecrübe Puanı: 0
Rep Puanı: 39
Rep Derecesi:
![]() |
GECE VE GÜL Sıyrılıp deruni yatağından ruhlar teni bırakıpta düşlere değidiği an, Kafurun kokan sessizlikten, damarları zorlayan esişi ile kapladığında arzı gece. Kimsenin anlamadığı görmediği an, karanlık dudaklarını bir gül tomurcuğuna değdirdiğinde, Kimsenin bilmediği, görmediği bir aşkı yaşadılar. Gece ve Gül tomurcuğu. Soğuk kalbi esti yeryüzünde, örttü tüm gerçekleri bir bir Ne ay ışığı ne yıldızlar gördü, ne gece saf saf inen melekler. Ne yedi kandiili süreyyadan bi haber. Ürktü tomucuk tenine değen karanlık buselerden Titredi, gecenin görünmeyen şevkatinin bin yıllık taassubundan Uyurken zaman, canlar tenin titrek varlığından sıyrıldığında, Bir ben gördüm, bir ben duydum gül tomurcuğunun üşüyen sevdasını. Salladı saltanatının güçlü kudretini, hasat kokan yeryüzünde gece. Bu ne Aşktı Rabbim salınan efkarlı kırmızısında mağrur gül tomurcuğuna. Yapraklarında kan rengi ışıldadı mehtapta, içinde anlaşılmaz sızılar koptu. Bir oyana, bir bu yana salladı gece. İlahi zevkinde aşkın, mest eden raksında bir benzeri olmayan kokular saldı gül. Gece efkarından uğultular yaydı kimsenin duymadığı, Yapraklarında yankılandı gülün sitemkar ağladı melekler. Kimse bilmezdi gecenin Gül tomurcuğuna aşkını. O vakit ben gördüm tatlı yaramaz imrenilesi sevişmelerini. Zifiri kara gözlerini kaldırdı gece. Yapraklarında titreyen gülün koynundan çıkarken, Kafurun sarısı tan vaktine dönmüştü zaman. Uğuldayan aşk nağmeleri hicranı çaldı. Vuslat bir kış ayazı gibi esti yapraklarında gülün, Gecenin rengi soldu. Önce çimenler baş kaldırdı ardından ezanlar okundu. Güvercinler kubbede ibadet etti Allahuekber’den sonra. Yaprakları doyumsuz güzelliklere açılmıştı tomurcuğun, O vakit anladı aşktı tomurcuğu gül yapan. Vakar haliyle salındı kan rengi şöhretinden, Gece hüznün koynuna girmeden uzandı titreyerek gülün ilahi yaprağına, Son buseyi kondurdu, çekildi damarları buz kesti zaman Sanki arzı yırtı bir ağıt, sessizce gecenin kalbine doldu. Ne Leyla’dan Mecnun’a akan aşk, ne Aslı’dan Kerem’e böyle masum değildi. Bir cennet şarkısı gibi saf ve temiz mırıldandı gece. Döndü bin yıllık yalnızlığına ağlayarak kimse görmeden. Işıdı gök yüzü, Güneş güldü dünyaya Toprak uyandı, safran rengi düşlerinden. Gül hüzünlü bir geceden üzerinde iki damla yaşla kaldı. Herkes Çiğ taneleri sandı onu, Oysa gecenin iki damla gözyaşıydı onlar. Aktı yaprağından gülün kalbine değdi, Kanayan kalbinin rengi yansıdı yorgun gözlerime Ne biri gördü, ne biri anladı. Bir ben vardım orada, birde yüzyıllık yalnızlığım. Ahmet Emre UĞUZ 18/05/2207 |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|