Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Dinimizi Öğrenelim » Siyer-i Nebi (Peygamber Efendimiz'in Hayatı) » Peygamber Efendimizin (s.a.v) Tevazuu

Siyer-i Nebi (Peygamber Efendimiz'in Hayatı) Peygamber Efendimiz (sav) in hayatı ve diğer Peygamberler ile ilgili bilgileri buradan temin edebiliriz

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 02-03-2007, 10:32   #1 (permalink)
anubis
 
Mesaj: n/a
 
Post Peygamber Efendimizin (s.a.v) Tevazuu


Tevazuu

Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri tevâzuundan dolayı her sınıf inşânla görüşür, dertlerini dinler, da'vetlerine icabet ederdi. Fukara ve kölelerle yemek yer, kendi işlerini kendi görür, en fakir ve pejmürde insanlar arasında otururdu.
Bir gün huzurunda bir bedevînin titremeğe başladığını gören Allah'ın elçisi:
- Arkadaş titreme! Ben bir melik değilim. Kureyş'ten kuru ekmek yiyen bir kadının oğluyum." buyurmuştu.
Abdullah b. Evfâ -radıyallahu anh-, "Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-, dullarla, biçârelerle birlikte yürümekten ve onların işlerini görmekten çekinmezdi." demiştir. (Ebû Dâvud)
Bir gün adamın biri kendilerine:
- Efendimiz! En hayırlımız! En hayırlımızın oğlu!" diye hitâb edecek olmuş, O da:
- Ey insanlar! Allah'tan korkunuz, şeytâna uymayınız. Ben yalnız Abdullah'ın oğlu Muhammed'im, Allah'ın kuluyum. Bir de Cenâb-ı Hakk beni elçilikle şereflendirdi. Bana bundan fazlasıyla ta'zîm göstermenizi istemem." buyurmuşlardı.
Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in tevazu' ve alçak gönüllülüklerini, meşhur Hatem-i Tâi'nin oğlu Âdiy -radıyallahu anh- 'den dinleyelim:
Âdiy Medine'de muhteşem bir melikle karşılaşacağını zannediyordu. Diyor ki:
"Medîne Mescidinde Hz. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- 'in yanına geldiğimde selâm verdim.
- "Bu zat kimdir?" diye sordu. Ben:
- Hatem olu Âdiy dedim.
Ayağa kalkıp beni evine götürdü. Vallahi bunu doğrudan doğruya ve şuurlu olarak bana yapıyordu. Yolda yaşlı ve zayıf bir kadın O'nu karşıladı ve durdurdu. Sözü bitinceye kadar kadını dinledik. Ben kendi kendime vallahi bu melik değil, dedim. Sonra beni evine getirdi. İçi lif dolu deriden bir yastık alarak bana uzattı ve:
- Buyur buna otur dedi.
Ben:
- Hayır siz oturun dedim. O
- Hayır siz! diye tekrar etti, oturdum.
Kendisi de kuru yere oturdu. Ben yine kendi kendime vallahi bu bir melikin yapacağı iş değil, dedim. Sonra söze başladı ve şöyle konuştuk:
- Eee... Hatem oğlu Adiy! Sen Rekûsîsin değil mi? dedi.
- Evet dedim.
- Sen kavminden ganimetin dörtte birini alıyor muydun? buyurdu.
- Evet alıyordum!" dedim.
- İşte, bu senin dinine göre sana haramdı." buyurdu.
Evet hakikaten öyleydi. Bu sözünden anladım ki O vazife ile gönderilmiş hak Peygamberdi. Herkesin meçhulü olanı biliyordu.
Sonra Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle devam etti:
- Ey Adiy! Belki seni bu dîne girmekten alıkoyan sebeb, sâliklerini ihtiyâç içinde görmendir. Vallahi onların serveti yakında öyle artacak ki, alan bulunmıyacak! Belki de onların düşmanlarının çokluğunu görmen sana engel oluyor. Vallahi çok geçmeden bir kadının tâ Kadisiye'den deve üzerinde, korkmadan şu beyti (Kâbeyi) ziyaret için yola çıktığını duyacaksın! Belki de saltanatı ve memleketler idaresini başkalarında görmen seni men ediyor; Allah'a yemîn olsun, yakında Bâbil'in beyaz köşklerinin müslümanlar tarafından fethedildiğini işiteceksin. buyurdu.
- Bunları duyunca müslüman oldum.
Adiy, Kadisiyye, ve Bâbil saraylarının, arablar tarafından fethedildiğini görecek kadar yaşamış ve bunları görmüştür.
Binlerce fedakâr ve itaatkâr arkadaşı ile muzaffer bir ordunun başındaki bir fâtihin gurur duymaması mümkün mü? Fakat Hz. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-, bilhassa böyle zamanlarda en yüksek tevazu' gösterir ve huzûr-ı Bârî'de başını eğerdi. Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- , muzaffer ordusunun başında Hayber'e girerken yuları ipten bir merkebin üzerinde bulunuyorlardı.
O, melik peygamber, ya da kul peygamber olmak hususunda muhayyer bırakılmış, o tevazuundan dolayı kul peygamber olmayı tercih etti. Bu yüzden devlet reisi ve fatih sıfatıyla Mekke'ye girerken devenin üstünde bulunuyordu ve tevazuundan başını devenin boynuna doğru eğmişti de sakalı neredeyse devenin semerine değecekti.


Sonsuz Nur kitabından.


Tevazuuna örnek Bir Hadis :

Yusuf güzeldi, ben ise şirinim.
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:02.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382