|
||
![]() |
|
|
| Siyer-i Nebi (Peygamber Efendimiz'in Hayatı) Peygamber Efendimiz (sav) in hayatı ve diğer Peygamberler ile ilgili bilgileri buradan temin edebiliriz |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Mesaj: n/a
|
![]() GüL Kasidesi Yılda bir kere menâr-ı şahdan didâr gül Gösterür nite ki nur-ı Ahmed-i Muhtâr gül Oldı mânend-i Medine hoş münevver gülistan Devha-i güldür menâre pertev-i envâr gül Cem’ idüp evrâk-ı âl üstine itmiş zer-fişân Yazmış ol mecmuaya vasf-ı ruhun ey yâr gül Dâimâ mecmuası düşmez elinden ruz ü şeb Benzer ider ruhlarun vasfını istihzâr gül Umaram senden vefâ ey serv-i bostân-ı cemâl Gerçi gülzâr-ı cihanda virdüği yok bâr gül Var iken yüzün güle meyl eylemez dil bülbül Ârife bir gül yeter lazım değil tekrar gül Bâğa gel kim eyledi peyda Yed-i Beyzâ semen Gözün aç kim gösterür ahdar şecerde nar gül El salar etrafa durmış sebze sahnında çınar Gel ki işret nimetini eyledi isâr gül Bâde-i hamra ile çeng ü neye virdi amel Tevbe vü zühd-ü- salahı eyledi bi-kâr gül Başdan ayağa zer ü yâkut ile piruzeden Donanur diler kim ola şahid-i bâzâr gül Cam-ı nevruzi içüp mestane yüzbin naz ile Şah-ı şuhun salınur boynına şahid-var gül Goncda gibi gam dikenlerinde bülbül kan yudar Karşısunda bad-ı subh ile güler oynar gül Sağlu sollu hardan hançer takınmış guyiya Zahid-i yâbis dimağ ile ider peykar gül Ah-ı aşıkdur senin hüsnünden agah eyleyen Na’ra-i bülbülden olur her seher bidar gül Eyle redd ağyarı kim dillerde makbul olasın Başlar üzere yiri vardur itse terki har gül Bunca naz u bunca şiveyle bir aylık ömri var Kendüyi zinet iderse tan mı şehri-var gül Şah-ı adil devridür var guşmal it ey saba Bülbüle cevr eylemekden itsün istiğfar gül Padişah-ı dadger derya-dil ü vâlâ-güher Kim nem-i hulkından eyler sebzeler izhar gül Âsuman-ı saltanat Han Bayezid ol kim anun Kadri bağında niçe horşid gibi var gü Ab-ı lütfı irmese ser-sebz olmaya çınar Bad-ı hulkı esmese bitürmeye gülzar gül Nevbahar-ı lutfı bezl itse kerem ni’metlerin Sath-ı sebze sahn-ı çini ola hansalar gül Ab-ı cud irse sehab-ı himmetinden sebzeye Bi-tekellüf serv yemiş vire isfidar gül Atı na’linden cihan mihrab gibi secdegâh İti izinden olupdur yer yüzi hemvar gül Şemse-i şems-i zıya-efruz-ı alem Husreva Safha-i tiğ-i cihangiründe bir zerkâr gül Meclisünde bağ bir mahbub hidmetgardur Çeşm nergis kad sanevber hat çemen ruhsar gül Pâyuna isar içün ey serv-i bağ-ı saltanat Eylemiş lâ’lin tabaklar içre zer ihzar gül Goncalar arz itmeyince tapuna hemyan-ı zer Nasb olunmadı çemen iklimine serdar gül Tac-ı yakuti geyer piruzeden bağlar kemer Gülistan-ı bezmüne olalı hidmetgar gül Tuti-yi gülzar-ı bezmün olmağ içün eyledi Harı nahun bergi şehper goncayı minkâr gül Ab-ı adlünden humarını ider ıslah mül Buy-ı hulkundan sudaına kılur timar gül Mevkiinde itdüğünçün lutf-ı mahz olur gazab Nitekim fasl-ı zemistanda görünür nar gül Ağ destarı rida-yı sebzi varken yakdılar Ahd-i adlünde meğer kim bağlandı zünnar gül Bad-ı hulkun itmeyince ta’n ile bağrını kan Virmedi gülşende buy-i nafe-i tatar gül Nimeti hulkun kohusında ire diyu nasib Damenin açup gedalar gibi durur zar gül Bad-ı subh ol denlü hulkun tibini pür itdi kim Çâk çâk olmuş görür damanını her bar gül Şehriyara himmetün mahbub-i has u amdur Hiç meclis var mıdur k’anda ola ağyar gül Padişaha bir şikâyet var kulundan tapuna Kim bu ma’niden idüptür didesin hunbar gül Serv urur göğsine kef-dest-i tehi âşık-misâl Goncanun zer kisesin açmakla kocar har gü Yakdı zillet narına ben haki tab’-ı abdar Nitekim her dem gülab içün yanar naçar gül Can ile meddahunam dil-teng koma beni kim Andelibinden cihanda olmdı bizar gül Gülşen-i vasfunda her beyti Necati çakerün Benzer ol mevzun nihale kim ucında var gül Zineti eyyamıdur hatt ile şi’rün şöyle kim Reng ü buy ile olur arayiş-i gülzar gül Benzüme bir nahl-i rengin bağladı kim yaraşur Andan itse lutf yollarını istifsar gül Tac-verler üzre şaha şehriyar ol şehriyar Nice kim her nevbahar olur şeh-i ezhar gül Günümüz Türkçesiyle Gül dalın minaresinden yılda bir kere, Hz. Muhammed’in nuru gibi yüz gösterir. Gül bahçesi Medine ne hoş aydınlık oldu. Minare gül ağacıdır, gül de nur parıltısı. Gül al yaprak üstüne altın saçıp zerefşan kâğıdı yapmış, Sonra da o mecmuaya yanağının vasfını yazmış, ey sevgili! Gece gündüz mecmuası elinden düşmez, Gül herhalde senin yanaklarının vasfını hatırlıyor olmalı. Ey güzellik bahçesinin servisi ben yine senden vefa görmek sitiyorum, Her ne kadar bu cihan bahçesinde gülün meyve verdiği görülmemişse de. Senin yüzün varken gönül bülbülü güle bakmaz, Arif olana bir gül yeter, başka gül lazım değildir. Bağa gel ki beyaz gül Yed-i Beyza peyda etti. Gözünü aç, bak, gül yeşil ağaçta ateş gösteriyor. Çınar çimenlikte durmuş etrafta el sallayıp davet ediyor. Gel ki gül yeyip içme için gerekli olan şeyleri ortaya döktü. Gül kırmızı şaraba, çeng ve neye verdi kendini, Tövbeyi, sofuluğu, her türlü ibadeti bir yana bıraktı. Gül baştan ayağa altın, yakut ve firuze donanır. Çarşıda pazarda ünlü bir güzel olmak diler. Gül nevruz şarabını içip kendinden geçerek, Güzeller gibi kıvrak dalın boynuna sarılır. Bülbül gonca gibi gam dikenlerinde kan yutar, Gül ise onun karşısına geçip sabah yeli ile gülüp oynaşır. Gül sağına soluna dikenlerden hançerler takınmış, Sanki kuru beyinli sofu ile savaş ediyor. Yabancıları kov ki gönüller seni kabul etsin. Gül dikenleri bırakırsa başlar üzerinde yeri vardır. Sana güzel olduğunu fark ettiren güzellerin ahıdır. Gül her seher bülbül sesinden uyanır. Bunca nazı bunca işvesi olduğu halde bir aylık ömrü var. Gül kendini şehirliler gibi süsleyip bezerse şaşılmamalıdır. Ey bahar yeli, adaletli padişahın devridir, var gülüp kulağını büküp ihtar et de Bülbülü incitmekten vazgeçip tövbe etsin. Derya gönüllü yüksek yaradılışlı ve adaletli padişah ki Onun yaradılışının nemiyle yeşillikler gül bitirir. O saltanat göğü olan Bayezid Han ki, Onun ululuğunun bağında güneş gibi nice gül vardır. Lütfunun ilkbaharı cömertlik nimetlerini saçsa, Yeşillik çini bir avlu olur, gül de sofra donatan. Cömertlik yeli onun manevi teveccühüyle çimenliğe erişse, Hemen servi yemiş verir, akkavak da çiçek. Atının nalından dünyanın her tarafı mihrab gibi secde yeridir, İtinin izinden yeryüzü gül gibi olmaktadır. Aleme ışık saçan güneşin şemsesi, Senin dünyayı fetheden kılıcının üzerinde altınla işlenmiş bir güldür. Senin meclisinde bağ bir güzel hizmetkârdır. Göz nergis, boy ardıç ağacı, yanaktaki tüyler çimen, yanak da güldür. Ey saltanat bağının servisi, gül senin ayağına saçmak için, Lâlden tabaklar içinde altın hazırlamıştır. Goncalar senin huzuruna altın kesesi sunmayınca, Gül çimen ülkesine başkumandan tayin olunmadı. Senin çiçek bahçesi gibi olan meclisine hizmetkâr olalı beri, Gül, yakuttan taç giyip firuzeden kemer bağlar. Senin meclisinin çiçek bahçesine papağan olmak için, Gül, dikeni tırnak, yaprağı kanat, goncayı gaga yaptı. Senin adaletinin suyu ile şarap sarhoşunu ayıltır. Yaratılışının kokusu ile gül baş ağrısı verdiğinin ağrısını tedavi eder. Tıpkı kış mevsiminde ateşin gül olarak görünmesi gibi, Gazap bile yerinde ettiğin için lütfun ta kendisi olur Ak sarığı, yeşil cübbesi olduğu halde yaktılar. Her halde senin adaletli zamanında gül papaz kuşağı bağladı. Yaradılışının yeli azarlayarak bağrına kan oturtmadıkça, Bahçede gül tatar nafesi gibi kokmadı. Senin yaradılışının nimetinin kokusundan bir nasip erişir diye, Gül eteğini açıp dilenciler gibi mahcub ve zavallı durur. Sabah yeli yaradılışının kokusunu o kadar artırdı ki, Gül her an eteğini parça parça olmuş görür. Ey hükümdar, cömertliğin ve iyiliğin her sınıftan insanın sevgilisidir. Hiç meclis var mıdır ki, gül orada yabancı telakki edilsin. Ey padişah, kulundan huzuruna bir şikâyet var, Bundan dolayı gülün gözleri kan saçmaktadır. Servi eli boş, istediğine ermemiş fakir âşık gibi göğsünü döğer de, Diken altın kesesine bezmeyen goncayı açarak (yani para dökerek) , gülü kucaklar. Gül suyu elde etmek için zavallı gülün yakıldığı gibi, Parlak yaradılışım yüzünden horlanma ve sefalet ateşine yakıldım. Seni candan övenim ben, gönlümü darda koma, Gül hiçbir zaman bülbülünden bıkmadı. Senin vasıfların bir çiçek bahçesidir ki, orada Necati kulunun, Her beyti ucunda gül bulunan düzgün fidana benzer. Güzel yazı ile şiiri süslemenin zamanıdır, Çünkü gül koku ve renk ile çiçek bahçesinin süsü olur. Necati senin meclisine öyle bir güzel ve süslü nahil bağladı ki, Gül ondan incelik ve hoşluk yolunu sorsa yeridir. Ey padişah, sen de taç sahiplerinin üstüne sultan ol, Nasıl ki her bahar gül, çiçeklerin şahı olur.. |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|