|
||
![]() |
|
|
| Siyer-i Nebi (Peygamber Efendimiz'in Hayatı) Peygamber Efendimiz (sav) in hayatı ve diğer Peygamberler ile ilgili bilgileri buradan temin edebiliriz |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Öğrenci Temsilcisi
![]() ![]() Giriş: Sep 2008
Konum: Gül bahcasinden:)
Mesaj: 219
Tecrübe Puanı: 115
Rep Puanı: 11451
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İncitmemek, İncinmemek Peygamber Efendimiz'in müezzinlerinden Abdullah bin Ümm-i Mektûm -radıyallâhü anh- zaman zaman Rasûlullâh Efendimiz'in yanına gelir: "-Yâ Rasûlallâh! Allâh'ın sana öğrettiklerinden bana da öğret!" diye yalvarırdı. Peygamber Efendimiz de; o temiz yürekli sahâbîsini kırmaz, tatlılıkla bütün sorularına cevaplar verirdi. Birgün Kureyş'in ileri gelenlerinden birkaç kişi Peygamberimiz'in yanında bulunuyorlardı. Hazret-i Peygamber de: "Belki bu Kureyş'in ileri gelenleri imana gelirler de mâhiyetindekiler de hidâyet bulurlar." ümidi içindeydi. Bu sırada doğuştan âmâ olan müezzin Abdullah ibn-i Ümm-i Mektûm yine geldi. Âmâ olduğu için Rasûlullâh'ın yanında kimlerin bulunduğunu bilmiyordu. Bundan dolayı her vakitki ricasını tekrarladı. Misafirler yanında bu yersiz suâlden Hazret-i Peygamber üzüldü ve sıkıldı. Başını öte tarafa çevirdi. Alâka göstermedi. Bu durumdan Abdullah ibn-i Ümm-i Mektûm'un gönlü hafifçe incindi. Bunun üzerine Abese Sûresi'nin başında bulunan iki ayet nazil oldu: "Rasûlullâh, âmâ geldi diye yüzünü buruşturdu ve başını çevirdi." Bu hadiseden sonra Rasûlullah Efendimiz Abdullah ibn-i Ümm-i Mektûm'u ne zaman görse: "-Ey kendisi için Rabbimin bana sitem ettiği zat, merhaba!" diye buyururlardı. Hiç şüphesiz bu hâdise, ümmeti irşâd için Hazret-i Peygamber -sallâllâhü aleyhi ve sellem'in şahsında sergilenmiş bir ilâhî örnektir. Bununla, bütün ehl-i îmâna böyle mevzûlarda takip etmesi gereken istikamet gösterilmiştir. Dolayısıyla Hak dostları, bu mesele üzerinde, yâni incitmeme hususunda titizlikle durmuşlar ve gönülleri birer nazargâh-ı ilâhî, yâni bir bakıma mânevî kâbetullâh olarak addetmişlerdir. Zîrâ kim gönül kâbesine zarar verirse, hakîkatte onun sahibini incitmiş olur. Bu itibarla denir ki: "Allâh, gönlü kırıklarla beraberdir." Hadîs-i şerîfte buyurulur: "Mûsâ -aleyhisselâm- Cenâb-ı Hakk'a bir ilticâsında: "- Yâ Rab! Seni nerede arayayım?" dedi. Allâh Teâlâ buyurdu ki: "- Beni, kalbi kırıkların yanında ara."
__________________
AsLıNDa SoYLeDiKLeRiMDeN CoK SaKLaDıKLaRıMDa GiZLiYiM SiZ En iYiSi BeNi AnLaMaK iCiN KoNuSTuKLaRıMDaN CoK SuSDuKLaRıMı DiNLEYiN…! |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|