Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Dinimizi Öğrenelim » Sohbetler » Cahiliye Dönemi Sadaka ve İyilikleri

Sohbetler Hocaefendilerimize ait yazılı ve sesli sohbetleri burada bulacaksınız.

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 03-31-2007, 23:20   #1 (permalink)
anubis
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Cahiliye Dönemi Sadaka ve İyilikleri


Cahiliye Dönemi Sadaka ve İyilikleri

Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), cahiliyede verilen sadakaların, yapılan iyiliklerin sevabının olup olmadığını soran bir sahabiye, "Sen ne ile Müslüman olduğunu zannediyorsun?" buyururlar. Buna göre, bugüne kadar yaptığımız maddî-mânevî ibadetler, ileride düşebileceğimiz muhtemel tehlikeler adına birer recâ kaynağı olabilir mi?

Cahiliye döneminde zekât, sadaka kavramı var mıydı bilmiyorum, fakat cahiliye şiirlerinde işlenen iki önemli temadan biri cömertlik, diğeri de cesaretti. Bunlardan ilki, cömert davranma, gerektiğinde malını sarf etme; ikincisi de kahramanlıkta bulunma, yerinde hayatını dahi istihkar etme mânâlarına gelir. Bu iki önemli dinamik, daha sonra Müslümanlık tarafından da kullanılmış; bunlardan biri, münfikîn (infak edenler) –ki, Kur'ân-ı Kerim daha ikinci surede, "Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden infak ederler."[1] buyurur– cemaatinin oluşmasına; diğeri de mücahidîn (dinin i'lâsı için canını ortaya koyanlar) sınıfının meydana gelmesine dönüşmüştür.

Eğer o insanlar, yaptıkları bu şeyleri hayır istikametinde, yani Allah için yapmışlarsa, bunlar birer recâ kaynağı olabilir; zira iyilik her zaman iyiliktir. Meselâ Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), Ficar harplerine –ki bu harpler haram aylarının hürmetini çiğneyip Mekke'ye baskın yapanlara karşı Mekkeliler tarafından yapılan müdafaa harbi idi– fiilen iştirak etmiyordu ama Kâbe'nin korunması ve kendi yakınlarına yardımcı olmak için onlara ok taşıyor, mızraklarını hazırlayıp veriyordu. Aradan yıllar geçtikten sonra, peygamberlik döneminde buyurdular ki: "Öyle bir şey olsa ben yine iştirak ederim." Demek o bir değer ifade ediyordu.

Yine aynı dönemde, bir başka sebepten Kâbe'nin hürmeti rencide edilince, "Hılfu'l-Fudûl" diye bir anlaşma yapılıyor ve bu anlaşmaya Efendimiz de hayır adına taraf oluyordu. Aynı şekilde kendisine peygamberlik verildikten sonra içinde bulunduğu o işi takdirle, "Öyle bir şey olsa, ben yine imza atar, onların içinde bulunurum." buyurmuşlardı. Ve Kâbe tamir edilirken yine sevap mülâhazasıyla taş taşıyor, onlara yardım ediyordu ki, bunu da diğerleri gibi daha sonraları hayırla yâd edecekti...

Bu açıdan ister cahiliye döneminde olsun, ister Müslümanlık döneminde olsun, -evvel ve âhir- insanlığa râci her hayır, hayırdır. Hayrın hayır olması münasebetiyle de, insanın yaptığı her hayır, bir yandan onu yeni hayırlara, güzelliklere sevk ederken, diğer yandan da fena şeylerden alıkor. Tıpkı Efendimiz'in bir hadis-i şeriflerinde anlattığı; mağaraya kapanmış üç kişinin yaptıkları hâlisâne iyiliklerini saymak suretiyle, Allah'tan mağaranın ağzını kapatan taşın kendilerine bir kurtuluş yolu vermesini istemeleri ve bu iyilikleriyle o musibetten kurtulmaları gibi. Haddizatında orada sayılan fedakârlıklar, insanın nefsi adına çok zor şeylerdir ama bir gün gelmiş, onlar, mağaranın ağzındaki taşın yuvarlanıp gitmesine vesile olmuşlardır. Dünya hayatı adına o koskocaman taşın yuvarlanmasına vesile olan bu hayırlar, Cennetle insanların yürüdükleri yolların üstüne düşmüş mâsiyet kayalarını da bertaraf edebilirler. Yine onlar, yerinde Cehennem üzerinde bir köprü, yerinde insanı Cennet'e uçuran bir peyk, yerinde de bir füze hâline gelebilirler.

Tabiî, yapılan bu hayırlar sadece mü'minlere değil, başkalarına yönelik de olabilir. Belki zekât bir vazife olması açısından başkalarına verilmeyebilir ama sadakanın verilmesinde, fakirlerin yedirilip içirilmesinde herhangi bir mahzur yoktur. Bunun ötesinde hayvanlara, ağaçlara bakma bile sevap sayılmıştır. Hatta bir kısım hadislerden hareketle denebilir ki, insanın ekolojik dengeyi koruması, onu gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarması onun üzerine bir haktır.

İşte bütün bunlar, icra edildikleri dönem itibarıyla birer hayırdırlar ve insanın hasenat defterine yazılırlar. Daha sonraki dönem itibarıyla da, bu hayırlar, insanı bir kısım kaymalardan alıkor, şerlerin kökünü keser, hayrı nemalandırır, geliştirir ve onların ifasını kolaylaştıran birer vesile hâline gelebilirler.

İşte bu çerçeve içinde, eğer cahiliye döneminde her şeyi kurutan Allah bilmezlik düşüncesi içinde icra edilen hayırlar bile bu kadar velûd ve Efendimiz'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ifadesiyle kişinin İslâm'a girmesine vesile oluyorsa, bunu bir mü'min yaptığı zaman birler binlere, binler de milyonlara bâdi olabilir ve onu ileriye matuf bir kısım fenalıklardan koruyabilir. Korumuyor, bazen sürçüp düşüyoruz denecek olursa; nasıl ki Ramazan-ı şerifte merede-i şeyâtîn zincire vurulmasıyla alâkalı sahih hadislerin olmasına rağmen, Ramazan'da dünya kadar mefsedete şahit oluyoruz. Yine Kâbe'yi tavaf etme gibi çok kudsî bir ibadetin yapıldığı, âdeta orada matmah-ı nazarın insan olduğu ve onun etrafında dönüldüğü bir yerde, Allah (celle celâluhu), eziyet etmeyin dediği hâlde, insanlara tekme atılıyor, binlercesi ayaklar altında çiğneniyor.. demek o, tek düze yürüyen insanlarla pek meşgul olmuyor.. camiye giden, şartların olabildiğine zorlaştığı zamanlarda bile dine, imana hizmet eden insanlarla uğraşıyor. Bu açıdan denebilir ki eğer onlar Ramazan-ı şerifte zincire vurulmasa, insanlar şerlerden hiç kurtulmaz. Aynen öyle de, eğer insanlar, Cennet yolunda giderken o kadar handikaplara girmeden selâmetle yürüyebiliyorlarsa, demek yaptıkları hayır ve iyilikler buna vesile oluyor, o hasımlar karşısında çok da şirretliğe girmiyorlar.

Demek bu kadar ağır şartlar altında din-i mübin-i İslâm'a hizmet etmeye kilitlenmiş bu insanları Cenâb-ı Hak koruyor ve onların hasenatı, belâlardan kurtulmaları adına birer paratoner oluyor.

[1] Bakara sûresi, 2/3

Prizma / M.Fethullah Gülen
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:09.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382