|
||
![]() |
|
|
| Sohbetler Hocaefendilerimize ait yazılı ve sesli sohbetleri burada bulacaksınız. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Öğrenci Temsilcisi
![]() ![]() Giriş: Mar 2007
Konum: Yüreğimin Götürdüğü Yerdeyim..
Mesaj: 178
Tecrübe Puanı: 6
Rep Puanı: 434
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Sual: Şimdi bir Müslümanın, Avrupa’ya gidip gayrimüslimlere hizmet etmesi caiz midir? CEVAP Gayrimüslimlerin ülkesine dinimizde dar-ül-harb denir. Dar-ül-harbde kâfire ücret ile hizmet etmek caizdir. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki: Ücret ile kâfirin şarabını taşımak, kilise tamir etmek ve Hıristiyana zünnar gibi küfür alametlerini satmak İmam-ı a’zama göre caizdir. Müslüman müşteriye, Mecusi mesti yapmak veya fasık elbisesi dikmek mekruhtur. Çünkü, Mecusi’ye ve fasıklara benzemeye sebep olmaktır. (Redd-ül-muhtar) Hiçbir dinde, kâfir ülkesinde çalışmak ve kâfire hizmet yasak değil idi. Dinimizde de böyle bir yasak yoktur. Şimdiki Müslümanların Avrupa’ya çalışmaya gitmesi gibi, Mekke Müslümanları da, Habeşistan’a hicret etmişler, orada gayrimüslimlerin işlerinde çalışmışlardı. Hazret-i Yusuf, peygamber olduğu halde, kulların sıkıntıda olduğunu görüp, kâfir reisten vazife istedi. Böylece, insanlara hizmet etti. O halde, kullara hizmet edeceğini bilen ve bunu kendinden başka yapacak kimsenin bulunmadığını gören, bu vazifeye bir zâlimin geçmesini önlemek ve Müslümanlara hizmet etmek için, gayrimüslim olan âmirden bile, vazife istemekte, imamlık, müftülük, vaizlik, öğretmenlik gibi devlet memurluğunu talep etmekte mahzur yoktur. Bir iyilik yapamasa da, hiç olmazsa, Müslümanların zararına çalışmayı önlemek de, ibadet olur. Vazifeden istifa etmek de, bunun için, caiz değildir. (Yusuf aleyhisselamın dininde gayrimüslime hizmet caiz idi, Müslümanlıkta yoktur) demenin hiç ilmi kıymeti yoktur. Gayrimüslime hizmet ederek çalışmak her dinde vardır. Çalışma işi, memur olarak olur, müdür olarak olur. Olur da olur. Yani bir mani yoktur. Müslümanın amiri, emiri kâfir olabilir. Mesela hadis-i şerifte, (Emir sana “Ya Müslümanlığı bırak veya öldürürüm” dese, Müslümanlığı bırakma, boynunu uzat) buyuruldu. (Hakim) [Müslüman olan emir, Müslümanlığı bırak demez.] Kâfirler arasında kalıp, malından, canından korkanın, onlara kalben değil de, dilden sevgi göstermesi caizdir. Peygamberim diyen yalancı Müseyleme, doğru söyleyen bir sahabiyi şehit etmişti. O sahabinin inancını gizlemesi de caiz idi. Nitekim, müşrikler, Hazret-i Ammar’a, babası Hazret-i Yasir ve annesi Sümeyye hatuna işkence edip, "Lat ve Uzza putu, Muhammedin dininden iyi de" derler, demeyince de işkenceyi artırırlardı. Nihayet ana babası işkence ile şehit edildiler. Hazret-i Ammar, kâfirlerin zorlamaları üzerine dediklerini diliyle söyledi. Ammar kâfir oldu dedikleri zaman, Resulullah efendimiz, (Ammar kâfir olmadı, o baştan ayağa iman ile doludur) buyurdu. Demek ki küfür olan bir sözü, böyle durumlarda yalnız dil ile söylemek caizdir. Resulullah efendimiz, Hazret-i Ammar’a (Müşrikler eziyet ederse, yine böyle söyle) buyurdu. (İbni Asakir, İbni Mace) Gayrimüslimlerin galip olduğu yerde, gerçeği söylememek caizdir. Şafii’de, zalim Müslümanlar arasında da, caiz olur. Kıyamete kadar her yerde caizdir. Çünkü, müminin kendinden zararı, mümkün olduğu kadar uzaklaştırması gerekir. İmam Kurtubi hazretleri, (Allahü teâlânın indirdiğiyle hükmetmeyenler kâfirler, zalimler ve fasıklardır) mealindeki âyet-i kerimelerin, ehli kitap olan gayrimüslimler, yani Yahudi ve Hıristiyanlar için olduğunu bildiriyor. Diğer tefsir kitaplarında da böyle bildiriliyor.
__________________
Her şehir bir yâr deildir belki ama;
her yâr binlerce şehir gibidir! ...BeLaLarDayıM... |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|