|
||
![]() |
|
|
| Sohbetler Hocaefendilerimize ait yazılı ve sesli sohbetleri burada bulacaksınız. |
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
bir varmış..bir yokmuş...
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: şimdilik dünya'da...
Mesaj: 1,591
Tecrübe Puanı: 37
Rep Puanı: 3361
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
ÂYET-İ KERİME MEÂLİ Biz peygabere şiir öğretmedik; bu ona yakışmaz da. Ona gönderdiğimiz, bir nasihatten ve ap açık bir Kur'ân'dan başkası değildir. Yâsin Sûresi: 69 HADİS-İ ŞERİF MEÂLİ Mü'min, insanların malları ve canları konusunda kendisinden emin oldukları kimsedir. Muhâcir de hatâ ve günahlardan uzak duran kimsedir. Câmi'ü's-Sağîr, c: 3, 3770 İnsanı en yüksek mevkiye çıkaran şükürdür Evet, rızkın aşka lâyık bir sureti var. O da, şükürle o suret görünür. Yoksa, ehl-i gaflet ve dalâletin rızka aşkları bir hayvanlıktır. Daha buna göre kıyas et ki, ehl-i dalâlet ve gaflet ne derece hasâret ediyorlar. Envâ-ı zîhayat içinde en ziyade rızkın envâına muhtaç, insandır. Cenâb-ı Hak insanı bütün esmâsına câmi bir ayna ve bütün rahmetinin hazinelerinin müddeharâtını tartacak, tanıyacak cihazata mâlik bir mucize-i kudret ve bütün esmâsının cilvelerinin vaziyetlerinin inceliklerini mizana çekecek âletleri hâvi bir hâlife-i arz suretinde hâlk etmiştir. Onun için, hadsiz bir ihtiyaç verip, maddî ve mânevî rızkın hadsiz envâına muhtaç etmiştir. İnsanı, bu câmiiyete göre en âlâ bir mevki olan ahsen-i takvime çıkarmak vasıtası, şükürdür. Şükür olmazsa, esfel-i sâfilîne düşer, bir zulm-ü azîmi irtikâp eder. Elhasıl, en âlâ ve en yüksek tarik olan tarik-i ubudiyet ve mahbubiyetin dört esasından en büyük esası şükürdür ki, o dört esas şöyle tabir edilmiş: Der tarik-i acz-mendî lâzım âmed çâr-çiz: Acz-i mutlak, fakr-ı mutlak, şevk-i mutlak, şükr-ü mutlak, ey aziz. (Ey aziz kardeşim! Allah’a karşı acizlik ve ihtiyacını hissetme esasına dayanan bu yolda şu dört şey lâzımdır: Sonsuz acz, sonsuz fakr, sonsuz şevk, sonsuz şükür.) “Allahım, bizi şükredenlerden eyle—rahmetinle, ey Erhamürrâhimîn.” “Seni her türlü noksandan tenzih ederiz. Senin bize öğrettiğinden başka bilgimiz yoktur. Muhakkak ki Sen, ilmi ve hikmeti herşeyi kuşatan Alîm-i Hakîmsin.” (Bakara Sûresi, 2:32.) “Allahım! Şükredenlerin ve hamd edenlerin efendisi olan Efendimiz Muhammed’e ve bütün Âl ve ashabına salât ve selâm et. Âmin.” “Onların duâları, ‘Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun’ sözleriyle sona erer.” (Yûnus Sûresi, 10:10.) Mektûbât, s. 351 Lügatçe: envâ-ı zîhayat: Hayat sahibi çeşitleri. müddeharât: Biriktirilmiş şeyler, depolananlar. hâvi: İçine alan. hâlk: Yaratma. ahsen-i takvim: En güzel şekil, biçim. esfel-i sâfilîn: Aşağıların aşağısı. irtikâp: Kötü bir iş yapma. tarik-i ubudiyet ve mahbubiyet: Allah’ın sevgisini kazanma ve kulluk yolu. |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|