![]() |
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Bu Konuda Ara | Görünüm Modları |
|
|
#1 (permalink) |
|
Doktor
![]() ![]() ![]() ![]() Giriş: Nov 2006
Konum: Afyonkarahisar
Mesaj: 849
Tecrübe Puanı: 23
Rep Puanı: 2190
Rep Derecesi:
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Zararsız tercihleri de sorguluyor musunuz? Müstesna olma hakkı Sürü psikolojisi, birilerinin kırmızı ışıkta geçmeye başladığı anda diğerlerinin de yeşil yandığını sanarak geçmeye başladığı ya da birden fazla kişinin gökyüzüne bakmasıyla diğerlerinin de baktığı durumlarda yapılan esprilere malzeme olacak bir sözcük çifti değil, “rahatsızlık” verecek derecede toplumun bireye uyguladığı bir yaptırımdır. Genel eğilimler insanın nasıl yaşaması gerektiğine dair sanal bir yol çizerler. Her devirde eğilim ve “doğru” tanımının çağın gereksinimlerine göre değişiklik göstermesi “doğru” kavramının ne kadar kararsız bir dengede olduğunun açık bir kanıtıdır. Üstelik toplumlar arasındaki ciddi farklılıklar da “doğru”nun izafi, bireyden bireye, kavimden kavime ve ülkeden ülkeye değişen ucu açık bir kavram olduğuna dair alametlerdir… Psikoloğa ve Psikiyatriste gitmeyi modernizmin öğesi olarak görüp de, zengin insanların “psikoloğuma gittim” ya da “psikiyatrıma gittim” demekten gereksiz ve bir o kadar da saçma bir gurur duyduğu yılları geride bırakarak devlet hastanelerinde bir türlü gelmeyen psikiyatri fiş sıralarının tükenmediği zamana eriştik. Hepimiz için hayırlı olsun (!). İyi ile kötü yine içinde birbirlerini barındırarak yaşamını sürdürürken “Deli” damgasının psikiyatristin odasından geçmediği bilincine ulaşmanın mutluluğuyla beraber şiddetli ekonomik buhranlar, insaniyetin taban yapması, değer yargılarımızın içinin boşaltılmasından kaynaklanan bunalım patlamasının acısını içimizde hissediyoruz. Güçlü bir birey olma bilincinin noksan olduğu toplumlarda psikoloji ve psikiyatri terapi ve tedavilerinin talep görmesi, ortada çözülmesi ve hatta anlaşılması güç bir çok sorunsalın da dans ettiği anlamına gelmektedir. Birey olma bilincinin olmadığı yerde toplumsal uyumsuzluk suç sayılıp kişinin vicdanına emniyetsiz bir yükleme yapar. Toplumun genel eğilimlerinden farklı eğilim ve düşüncelere sahip olanlar evvela toplum tarafından “kaçık” olarak nitelendirilirken kişi de kendisinin “kaçık” olduğunu düşünmeye zorla itelenmiş olur. Elbette, sürekli adam öldürmek isteyen, sapkın cinsel isteklerde bulunan, histerik tepkileriyle çevresini darmaduman eden ve bu yönüyle bir anarşi oluşturan ya da topluma zarar verecek düzeyden toplumdan ayrılan insanların bir sorunu olduğunda mutabık olabiliriz. Yalnız işin temelinde yanlış algılar sonucu vücut bulan gereksiz bir dışlama alışkanlığının da bulunduğu bir gerçek. İnsanlar, kendi doğrularını yaşayarak elde ettikçe toplumun bazı doğrularını reddetme hakkını başka kimseye zarar vermedikçe saklı tutabilir. Örneğin, kesinlikle ve kesinlikle evlenmek istemeyen birisinin “sorunlu” olduğunu düşünmek yanlıştır. Daha zıt bir örnek vermek gerekirse, kendisine zulmeden bir sevgiliden ısrarla kopmak istemeyen ve onu sevmeye devam eden birisi de aynı derecede sorunlu değildir. Küçük ayrıntılara takılan, hiçbir şeyi umursamayan, sürekli sarı giyinen ya da renklerin anlamı olmadığını düşünen insanlar da sorunlu değildir. İstisnai durumlar oluşturmak ve müstesna olmak da birer birey hakkı olup başka kimseyi rahatsız etmedikçe yaşanabilir bir hayatın öğesi olabilir. Bir insan küçük ayrıntılarla uğraşmayı, kendisine zulüm de etse birisini sevmeyi, özetle başkasına ve Dünyaya zarar vermedikçe kendisini mutlu eden ya da rahatlatan tüm icraatlerı kendisine huy, alışkanlık ya da eylem olarak seçebilir. Lakin ve lakin, dedikodu, kınama, patavatsızlık, yaşam çevresinde sık karşılaşılan sorunlar oldukça, bireyin kendisinin sadece tercih ettiği bazı müstesna hallerin kendisinin bir hakkı olduğunu görmesi oldukça zor ve bir o kadar da kendi açısından tahammülsüz bir durumdur. Birbirine saygılı ve iletişimi kuvvetli bir toplum oluşturmak, insanları tercihlerinden dolayı sorgulamayı bırakıp, onlara “bir psikiyatriste gidip bu takıntılardan kurtulmalısın” demeden önce çevresine ve Dünyaya zarar verip vermediğini tartıp, eğer ki vermiyorsa onu bu tercihini sürdürmesi konusunda cesaretlendirip, teşvik eden kişilerin sayısında artış olmasından geçmektedir. Sürü psikolojisinden sıyrılmak düşünmeyi, düşünmek yanlışları görmeyi, yanlışları görmek gelişmeyi ve gelişmekse uygar bir Türkiye’yi beraberinde getirecektir. Düşünen, tartan ve toplumunun her bireyine toplumun saygı gösterdiği bir Türkiye hepimizin geleceğidir. Böylelikle gerek basın-yayın, gerekse güçlü ve kötü niyetli mihraklarca dikte ettirilen tek tip insan modelinin karşısında güçlüce durulabilir.
__________________
Değişmeyen Tek şey değişmezliktir... [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] |
|
![]() |
| Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | Bu Konuda Ara |
| Görünüm Modları | |
|
|