Home Rules Contact
Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz

Haftanın Hadisi:
Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.
Tirmizî, İlm, 14.
Kayıt Mail Üye Listesi Ajanda Konuları Okundu İşaretle

Dini ilimler, Eğitim ve Kişisel gelişim siteniz » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji, Hayata Dair » Kültür, Sanat, Biyografi, Bilim & Teknoloji » Tarihimizden Kesitler » Menderes’ten darbecilere ‘işbirliği’ teklifi

Tarihimizden Kesitler Genel Tarihimize mal olmuş kişiler ve olaylar...

 



Yeni Konu Gönder Yanıtla
 
LinkBack Konu Araçları Görünüm Modları
Eski 05-21-2007, 09:22   #1 (permalink)
Turkuaz
 
Mesaj: n/a
 
Varsayılan Menderes’ten darbecilere ‘işbirliği’ teklifi


Alıntı:
MUSTAFA ARMAĞAN yazısıdır...
Sonradan cumhurbaşkanı olarak silahların gölgesinde Çankaya’ya tırmanacak olan Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Cemal Gürsel, 2 Mayıs 1960 günü Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes’le yaptığı görüşmede bir konuda mutabakata varmıştı.
Kendisi emekliye ayrılacaktı, Bakan’ın da gidici olduğu söyleniyordu. Ancak her ikisinin de Celal Bayar’la arası iyi değildi. Öyleyse hâlâ halk tarafından sevilen Adnan Menderes Köşk’e çıkmalı ve işleri düzeltmeli, kırgınlıkları gidermeliydi.

Başvekil’e bir mektup yazılmalı ve uyarılmalıydı. Ancak Yassıada duruşmalarında Mahkeme Başkanı Salim Başol’un Adnan Menderes’e yönelttiği ikazda dediği gibi değildi işin aslı. “Cemal Gürsel size gereken uyarıyı bir mektupla yapmış. Niçin gereğini yerine getirmediniz?” demişti Başol ve mektubu okutmuştu. Ethem ve Adnan Beyler mektubun bir maddesinin değiştirildiğini fark ettiler ama itiraz etmediler. Aslı böyle değildi, demediler. Hatta Adnan Bey, avukatı Burhan Apaydın’ın mektubun aslının okunması talebini dahi reddetti. Okutmadı.

Neden peki?

Doğru ya da yanlış, merhum Adnan Menderes, kendisine göre bir savunma stratejisi belirlemişti. Bu stratejide askere ve darbecilerin kurduğu Milli Birlik Komitesi’ne en ufak bir sataşmada bulunmayacak, onlara daima güven verecekti. Hele o mektubu yazan ve kendisini cumhurbaşkanlığı makamına layık gören Cemal Gürsel yok mu, onunla iyi geçinecek, üzerine toz kondurmayacaktı. Umudu, bu stratejiyle muhtemel bir affa layık olabilmekti.

Oysa sabık Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu gibi darbecilere direnen Demokrat Partililer yok değildi. Hatta Bayar’ın asker Köşk’ü bastığında darbecilere silah çektiğini ve son çare olarak intihar etmek üzere silahı kafasına dayadığını, ancak bunda başarılı olamadığını biliyoruz. Kendisini Çankaya Köşkü’nün merdivenlerinden sürükleyerek çıkaran subaylara, “Ben halkın oyuyla geldim, beni buradan çıkartamazsınız” diye bağırıyordu 77 yaşındaki kurt İttihatçı.

Ne yazık ki, Adnan Menderes onun kadar güçlü ve olayların sacında pişmiş bir iç dünyaya sahip değildi. İlk darbeyi yediği “bebek” davasından sonra tek bir kurtuluş yolu olduğunu görmüştü: İyi geçinmek ve hatadan dönülmesini beklemek. Denilebilir ki, Menderes, idam kararına kadar idam edileceğine inanmadı. Çünkü bir hata işlediğine inanmıyor ve bu hatadan dönüleceği, affa uğrayacağı ve yıldızının tekrar parlayacağı ana kavuşacağı umuduyla yaşıyordu. Bu yüzden idam kararı yüzlerine okunduğu zaman Bayar kulaklığını yere fırlatıp sert adımlarla dışarıya çıkmış, Menderes ise kelimenin tam anlamıyla olduğu yerde çökmüştü.

Ne diyorduk? Evet, Menderes tek çıkış yolu olduğunu görmüştü. Değil mi ki kendisini cumhurbaşkanlığına layık görenler yapmıştı darbeyi, kendisini kayıracaklar, en azından affedeceklerdi. Zaten aynı duygularla hareket etmişti 27 Mayıs sabahından itibaren. Son ana kadar askerlerin kendisini darbecilere karşı korumak üzere alıkoymaya geldiklerini düşünmüştü.

Ne masumiyet yarabbi! Yoksa ne gaflet mi demeliydim?

Bakan arkadaşlarından Mükerrem Sarol’a bakılırsa, Menderes’in “Orduya inancı kutsal bir tutku gibiydi.” Hatta yakalandıktan sonra getirildiği Harbiye’de darbenin kudretli albayı Alparslan Türkeş’e söylediği şu sözlerin sürpriz olmadığını bilmek lazım: “Size yardımcı olmak isterim. Arzu ederseniz, kendi sesimden teybe beyanat vereyim. Arzu ederseniz, kendi el yazımla bir bildiri yazıp size vereyim...”

Ne demek şimdi bu? Birtakım subaylar darbe yapıp hükümeti devirmişler, Atatürk’ün 1924 Anayasası’nı ihlali bırakın, düpedüz ilga etmişler, parlamentoyu feshetmişler, süngü zoruyla yönetime el koymuşlar ve siz, milyonların ümidi olan bir başbakan olarak darbecilere işbirliği yapmayı veya yardımcı olmayı teklif ediyorsunuz. Olacak şey mi?

Ama olur... Adnan Menderes, baştan beri askerin yanlış yapmayacağına inandırmıştı kendisini. İhtilal olacağına dair ihbarlar geldiğinde tepkisi daima sert olmuştu: “Ben Türk ordusuna hakaret ettirmem” diyordu da başka bir şey demiyordu. Darbeyi Türk ordusuna hakaret sayıyor, ihbarı getirenleri (mesela Samet Kuşçu’yu) cezalandırıyor, sürgüne göndertiyordu.

İşte Menderes, aynı mantıktan hareket ederek mahkemede o mektubun okunmasına karşı çıkmıştı. Mektup okunsa darbecilerin devlet başkanı yaptıkları Gürsel ağır bir yara alacaktı belki; ama muhtemelen Menderes’in önü iyice tıkanacaktı. Çünkü aynı zamanda darbeciler de darbe yiyecekti. Öyle ya, devlet başkanları, darbeden 24 gün önce şimdi idamla yargıladıkları Başbakan’ı övgüye boğuyor ve bir karşı darbeyle onu cumhurbaşkanlığına getirmeyi teklif ediyordu.

Menderes açısından mesele şöyle görünüyordu: Mektup okunsa cunta belki daha da hırçınlaşacak, bir kurtulma ümidi varsa o ümidi de söndürmek üzere harekete geçecekti. Bunun için yerinden fırlayıp avukatının şaşkın bakışları arasında, “Devlet Başkanı’nın mektubunun burada okunmasını istemiyorum” diyecek, böylece mahkemede eline geçen en büyük kozu kullanmayacaktı.

Hani muhteşem Cevdet Paşa’mız, Sultan Abdülaziz için, “Darbeciler kendisini almaya geldiklerinde direnseydi kazanırdı” der ya, 1876’dan 1960’a, oradan bugüne kadar uzanan 131 yıllık darbeler tarihimizin bam teline basar bence. Nitekim 27 Mayıs darbesinde İstanbul 3. Zırhlı Tugay komutanı olan Orhan Erkanlı’nın hatıralarında dediği gibi, “Yassıada mahkûmları ağız birliği ederek ‘Biz milletin seçilmiş temsilcileriyiz, sizi tanımıyoruz, hiçbir sorunuza da cevap vermeyeceğiz, elinizden geleni ardınıza koymayın’ diye gürleselerdi yapacak hiçbir şeyimiz yoktu.” Gerçekten de ne yapabilirlerdi böyle bir durumda?
Alıntı Yaparak Cevapla
Yanıtla



Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Görünüm Modları

Gönderme Kuralları
Yeni konular açabilirsiniz --> izin yok
Yanıtlar gönderebilirsiniz --> izin yok
Eklentiler gönderebilirsiniz --> izin yok
Mesajlarınızı düzenleyebilirsiniz --> izin yok

vB koduAçık
SimgelerAçık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Saat 14:22.

Design byVBMode
Powered by vBulletin Version 3.6.0
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.1.0
TR Çeviri : Tunaltay






HAYATIN RENGİ


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382